16 yaşında Eyüp Sultan Camiinde pazar günleri DOSTLARIMIZLA sabah namazından sonra yaptığımız sohbet dersleri sırasında hazırlayıp halka dağıtımını gerçekleştidiğim, aradan geçen birkaç yıl sonra yazımı 3 YIL SÜREN “NASİHATÜN NECAT- KURTULUŞ NASİHATLERİ” isimli kitabımın içinde okuyucularıma sunduğum UYARI MEKTUBU başlıklı makalemi belki sizlerde başkalarına ulaştırmak istersiniz ümidiyle arz ediyorum .

2000-2001 Yılında Eyüp, Fatih, Avcılar ve birçok yerde dağıttırdığım yazılı kağıt

Besmele Hamdele Ve Salveleden Sonra…

Selamun Aleyküm ve rahmetullahi ve berekatuh

(Manası; Dünya ve ahiret sıkıntılarından kurtuluş ve ALLAH’ınﷻ rahmeti ve ALLAH’ınﷻ bereketi üzerinize olsun)

BİR DOSTAN MÜSLÜMAN KERDEŞİNE!           

       Sevgili Kardeşim…

Bak şu ana kadar kaç yıl geçirdin ?

Ne anladın bu zamandan?

Eğer hala gafletteysen Sana verilen bu yazıyı bol bol oku!

Oku da kurtar artık kendini cehennemin kıyısından!

Çalış artık iki cihan (dünya ve ahiret) saadetin, huzurun, mutluluğun için…

Hiç ibret almadın mı?

Hiç ölen görmedin mi?

Akrabalarından eşinden dostunda komşundan çevrenden…

Zengin-fakir, genç-yaşlı, güzel-çirkin, kâfir-mümin….

Taş çatlasa 100 – 200 sene yaşarsın YA ONDAN SONRA…?

Azap var, hesap var, ölüm, kabir, mahşer var…

Mevla Teala’ya (Celle Celelühü) HESAP VAR HESAP…!

Bir gün gelecek güneş o günde yeniden doğacak ama biz artık o gün o güneşi göremeyeceğiz, bir gün gelecek o gün ezanlar yeniden okunacak ama artık o gün biz o ezanlara icabet edemeyeceğiz.

Bir gün gelecek herkes evine, çoluk çocuğunun, sevdiklerinin yanına dönecek ama artık biz dönemeyeceğiz. Şimdi bu yazdıklarımı titizlikle, en büyük dikkatinle oku ki belki bu gafletten uyanman için ALLAH Teala’nınﷻ sana sunduğu son uyarı  olabilir!

Ve bu satırlardan sonra Ölüm Meleğiyle büyük buluşman gerçekleşebilir!

Müminim diyorsun Hak’tan (Allah’tanﷻ) ve hakikatten (İslam’dan) kaçıyorsun oldu mu şimdi böyle?

Aşağıya yazacağım menkıbeden ibret hisseni al yoksa ilerde ‘EYVAH’ lar ‘KEŞKE’ ler demen sana asla fayda vermiyecek.

Hayat Kılavuzumuz ve rehberimiz Kur’an’a bir baksan göreceksin…

Yanında biri var diye günah işlemekten utanıyorsun da SENİ VE BENİ HER ZAMAN HER YERDE GÖREN ALLAH’TANﷻ NİYE UTANMIYORSUN ????

Bir zât buyuruyor ki ;

Bir gevşeklik ve gaflet içinde yaşıyorlar insanlar bugün elbet. Uyanmanız lâzımdır acele bu gafletten yoksa olmaz kurtuluş ebedi felaketten. İbadetten kaçmanın iki sebebi vardır;

Biri; İslamiyet’e kesin inanmamaktır.

İkincisi; İslam’a inansa da faraza (Namaz, oruç, zekât gibi kesin delil (mânâsı açık olan âyet-i kerîme) ile bildirilen emirler.) pek önem vermemektedir emirlere, farzlara.

Yani bu emirleri, mevki-makam-rütbe sahibi olan kimselerin emrinden hafif görür çok insan. Her iki sebeple de ibadetten kaçınmak mümine yakışmayan kötü bir haldir ancak. Zira İki Cihan (dünya ve ahiret) kurtuluşunun tek çaresi İman etmenin işareti bir tektir, o da ibadetleri yerine getirmektir.

Nitekim Rasulullahﷺ , açıkça tekrar tekrar, o sonsuz azapları bildiriyor aşikâr. O Rasulﷺ, sâdık ve emindir, söylemez asla yalan, O Rasul(SallALLAHu Aleyhi Vesellem) hak söyleyicidir doğru söyler her zaman. Şimdi bazı insanlar ona inanmıyorlar. Yahut inansalar da hiç önem vermiyorlar. Bir yalancı bir haber verse döner onun yalancılığını bildiğimiz halde araştırırız. O halde O Resul’eﷺ bir ‘yalancı’ya olan güven dahi olmazsa, nasıl olur o iman?

İmanım var demek insanı kurtaramaz. DİNİN EMİRLERİNE UYMAKDA LÂZIM OLAN ESAS. Öyleyse Ey Müslüman eyle hemen tövbe, istiğfar. Kelime-i Şahâdeti (Eşhedü enla ilahe illALLAH ve eşhedü enne muhammeden abduhu rasuluh) söyleyip iman et şimdi tekrar….

Biri sordu ki;

Dünya ve ahirette tek kurtuluş kapısı İman ile dünyadan gitmek için acaba ne yapmalı Müslüman. Cevaben;
Bunun yolu en son ALLAHﷻ demektir. Son söz ALLAHﷻ olmazsa o zaman akıbet felakettir. Adam bunu öğrenip gidiyorken evine seslenildi ona;
Evladım! Öğrendin cevabını ne zaman anacaksın peki ‘ALLAHﷻ’ adını?
Dedi ki; son nefesim gelince işte o an hemen ‘ALLAHﷻ ‘demeye başlarım ben o zaman.
Cevaben denildi ki ona;
Ne zamandır dediğin o son nefes.
Dedi ki; Onu ALLAH’tanﷻ başka kimse bilemez. Denildi ki ona; şu anda gelebilir mi yani?
Dedi ki; Hiç belli olmaz gelebilir tabii.
Denildi ki ona; Şimdi ecel, ölüm gelebilir diyorsun peki NİÇİN ‘ALLAHﷻ’ demeyi son ana bırakıyorsun?

Şimdiden acele et an Rabbininﷻ adını, belki ölebilirsin NE BEKLERSİN YARINI?

Ecel, ölüm öyle âniden gelir ki evlat bir kez ‘ALLAHﷻ’ demeye bulunmaz belki fırsat. Öyleyse sen şimdi an Rabbinin adını ruhunun derinliklerinde en büyük samimiyetinle aşkınla sevginle, BELKİ OLMAZ ZAMANIN SON ANDA SÖYLEMEYE !

ALLAHﷻ SENİNLE OLSUN, MÜJDENİ DUALARINLA BEKLİYORUM…

SELAMUN ALEYKÜM VE RAHMETULLAHİ VE BEREKATUH.


GAFLET: Nefsin arzularına uyarak, ALLAHü teâlâyıﷻ emir ve yasaklarını unutma hâli.

ALLAHü teâlâﷻ, Kur’ân-ı kerîmde buyurdu ki:
(Ey Resûlüm!) Onları iş bitirildiği (hesâb görüldüğü) zamanın dehşeti ile korkut. Onlar hâlâ gaflet içindedirler. Onlar îmân etmiyorlar. (Meryem sûresi: 39)
Ey insanlar! Ölmeden önce gafleti bırakın, ALLAH’aﷻ dönün. Tövbe istiğfâr ederek ALLAH’aﷻ kulluk edin. Sizi oyalayıcı işleriniz çoğalmadan yararlı işler yapmağa gayret edin. ALLAHü teâlâyıﷻ çok çok anın. Rabbinizin rızâsını kazanmaya çalışın. Böyle yaparsanız, rızkınız bol olur. Kazancınız çoğalır. Yardım görürsünüz ve eksikleriniz tamamlanır. (Hadîs-i şerîf-Sünen-i İbn-i Mâce)

Dört şey kişinin nasîbsizliğinden ve gafletindendir:
Gözlerin ağlamaması,
kalbin katılaşması,
hayalperest ve aç gözlü olmak. (Hadîs-i şerîf-Et-Tergîb vet-Terhîb)

Gaflet, insana gurur/kibir getirir, helâke yaklaştırır. (Hz.Ali)

İnsana zararı en şiddetli olan şeyin ne olduğunu bilmek istedim. Anladım ki, bu gaflettir. Gafletin insana yaptığı zararı Cehennem ateşi yapmaz.

Yâ Rabbî! Bizleri gaflet uykusundan uyandır. Lütûf ve keremin ile bu duâmı kabûl eyle. (Bâyezîd-i Bistâmî)

Ömrünü boş geçirme, nefsine kuvvet verme, Uyan! Gaflet eyleme yalvar güzel ALLAH’aﷻ. Günâhın çok olsa da O’ndan ümidi kesme, Afvı, keremi boldur, yalvar güzel ALLAH’aﷻ. (Tennûrî))

 

 

İNDİR

47. Kutlu sefere bismillah ( 40 Umre 7 Hac )

 

*Hayırlı Cumalar*
28 Nisan-5 Mayıs arası *47.Umre* (40 Umre 7 Hac) görevimde olacağım.Selam ve dua ile. Cumanız mübarek olsun. *Allah’aﷻ* emanet olunuz.

*Adnan Şensoy*
Web: www.AdnanSensoy.com
Mobil-web:
www.AdnanSensoy.com/asensoy
Video:
www.YouTube.com/AdnanSensoyResmi

 

KİMİM BEN/SEN/O/BİZ ?

KİMİM BEN/SEN/O/BİZ ? Şimdi kendi kendime söylüyorum, siz anlayın… Şimdi okunan ezanlara ben hem şükür için, hem kulluk vazifem için, hem manevi ihtiyacım için, hem hayatımın düzene girmesi için, hem huzurum için, hem kötülüklerden korunmam için icabet edip namaz kılacağım inşaallah. Her gün 5 kere. Sıcak soğuk demeden suyla temas kurup abdest alarak. İşimin yoğunluğuna bakmadan namaz kılacağım. Fit bir vücut için perhiz yapmak dururken sadece fakirleri ve açları anlamak için !?!?! Oruç tutup koşturmama devam edeceğim. Aile bağlarıma ve dini sorumluluğumda bulunan haya edep gibi hissiyatlara sahip çıkacağım. İngilizlere ve fransızlara para yedirmek varken Araplara para yedirmek için Mekke Medine’ye Hac ve Umre’ye gideceğim….vs vs vs

Şimdi kendi kendime söylüyorum, siz anlayın…

Şimdi okunan ezanlara ben hem şükür için, hem kulluk vazifem için, hem manevi ihtiyacım için, hem hayatımın düzene girmesi için, hem huzurum için, hem kötülüklerden korunmam için icabet edip namaz kılacağım inşaallah. Her gün 5 kere. Sıcak soğuk demeden suyla temas kurup abdest alarak. İşimin yoğunluğuna bakmadan namaz kılacağım. Fit bir vücut için perhiz yapmak dururken sadece fakirleri ve açları anlamak için !?!?! Oruç tutup koşturmama devam edeceğim. Aile bağlarıma ve dini sorumluluğumda bulunan haya edep gibi hissiyatlara sahip çıkacağım. İngilizlere ve fransızlara para yedirmek varken Araplara para yedirmek için Mekke Medine’ye Hac ve Umre’ye gideceğim….vs vs vs

Bir başka ben ise Şimdi köpüklü partilerden çıkmayak, kandil ve bayram hariç alnı secdeye değmeyecek, eğlence ve keyfin makul dozunu aşıp sabahlara akacak, kalbim temiz deyip dini sorumlulukları kendinden müstağni sayacak, ilahi affa kendini daha layık bulacak, helal haramı BU ZAMANDA DA CANIM OLUR MU içtihadıyla kategorize edecek, ALLAH AFFEDER sloganıyla her türlü ORTAMA GÖRE YAŞAMAYI kendine farz sayacak, kendine göre din oluşturaca ve diğer benle Allah katında aynı konumda olacak ÖYLE Mİ?
NEREDE YAZIYOR BU SÖYLEYİN DE BİZ DE BOŞUNA YIPRATMAYALIM KENDİMİZİ NAMAZ ORUÇ HAC VS DİYE…

Bir kere geleceğiz dünya ya değil mi ???!?!?!?!?!?

Birazcık merhametle ve şuurluca araştırıp okuyalım Kur’an’ımızı ve bakalım Hz.Peygamber nasıl hayatına yansıtmış o Kur’an’ın ahkamını ve hükümlerini…

“Bir hayalim var” diye ifşa ederken insanlık namına hayallerimi, rüyaların ötesine taşımak ve zulmetin mısırını hakkaniyetin mısırına çevirmek istiyorum Hz.Yusuf’ça…
Rüyalarla amel edilmez derler ya…
Rüyalarla amel edilir bazen…
Ve o ameller cennet bahçesini yaşatır fani dünyada…
Hz.Yusuf’ça…

İyiler için yaşasın CENNET !

Şimdi kendi kendime söylüyorum, siz anlayın…

CEHENNEM BİRİLERİNİN EBEDİ AZAP ÇEKMESİ İÇİN KONTENJANI DOLMAK ZORUNLULUĞU BULUNAN BİR ÇİLEHANE DEĞİLDİR…

Dünya hayatında Hakkıyla tahakkuk edememiş adaletin icra yeri olsun için yaratılmıştır… Hz.Adem Cennet’te yaratılmış ve Cennet’ten indirilmiştir. Çünkü bizim asli vatanımız Cennet’tir… Gurbetten sılamıza kutlu bir yolculuk yaparken yürekleri idrakten ve şuurdan nasiptar olanlara yüreğimizdeki hissiyatlarımızı paylaşıyoruz…
Ben idrak ve şuurun zirvesindeki zümrüdü ankayım demiyorum. Ancak Zirveyi gördüm. Oraya doğru gidiyorum diyorum… Becerebildiğim kadarıyla…
Kınamıyorum…
Kınarken kendimi kınıyorum…
Kendimi kınarken o kınamayı dostlarımda hisse almak için incelerler diye ümit ediyorum…
BU BİR KAHVE SOHBETİ DEĞİL YOL ARKADAŞLIĞIDIR…

BİR İZCİYİM BEN…

ÜŞÜMEKTEN ÇOK ÜŞÜYENLERİ DÜŞÜNÜRÜM…

KARANLIKTAN KORKMUYORUM AMA KORKANLARIN TİTREYEN YÜREKLERİNİ DÜŞÜNÜYORUM…

SOKAKTAKİ HERHANGİBİ BİRİ DEĞİLİM BEN…

BENİ BEN YAPANIN MERHAMETİYLE ALEME ŞEFKAT BAKIŞLARI SUNUYORUM…

İLACIM AĞRI KESİCİDİR KİMİNE
KİMİNE VİTAMİN…
KİMİNE ŞEKER…
BEN BUYUM…

BEĞENEN BUYURSUN YOL ARKADAŞLIĞINA…

Harici olanlara eyvallah…

Anlayana LEB deyince ÇORUM anlaşılır… Leblebi demeye gerek yok.

Anlamayana Mekke dedikçe tekke anlaşılır…

Ben Hz.Musa’ya Hz.Hızırlık cüretkarlığını taşımıyorum…

Ama HIZIR’ı HIZIR yapan ilim ve Hikmet’in izindeyim..

Çünkü O’nun (Hz.Peygamber’in) kutlu izini sürüyorum…

ŞİMDİ AŞKOLSUN TERSTEN OKUYANLARA…

Selam ve dua ile
Adnan Şensoy

EY HZ.GENÇ! TÜM DÜNYA SENİN OLSA NE YAZAR

EY HZ.GENÇ! TÜM DÜNYA SENİN OLSA NE YAZAR,

EZELDEN EBEDE YAZANIN YAZDIĞIN ÖLÜMDEN KAÇIŞ YOK….

EY HZ.GENÇ! TÜM DÜNYA SENİN OLSA NE YAZAR,

EZELDEN EBEDE YAZANIN YAZDIĞIN ÖLÜMDEN KAÇIŞ YOK….

Bir yıl sonrasını düşünüyorsan tohum ek,

On yıl sonrasını düşünüyorsan ağaç dik,

Yüzyıl sonrasını düşünüyorsan insan yetiştir…

 

 

Gençler sözüme aşk ile koştularda, yaşlılar tereddüt ettiler diyordu Hz.Peygamber…

Günümüzdeki gençlerin önlerine sunulan nefis ve şehvet barajını aşmaları iman ile olacaktır

Hangi kameraydı Hz.Yusuf’u günahtan vazgeçiren ?

Hangi kameraydı vefa ve minnet borçlu olduğu Mısır azizinin güzel Zuleyha’nın günah ve şehvet davetinden yüz çeviren?

Yusuf saçların gözlerin ne kadar güzel diyordu Zuleyha,
Hz.Yusuf ise onların hepsi bitecek ve geçecek diyordu…
Sonra kendini izleyen dijital sistemi biliyordu ve BEN ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH’A İMAN ETTİM. ONA ASİ OLMAKTAN ÇEKİNİRİM diyordu…

TÖVBE edenler ve gençliğini haramdan kaçarak ibadet ve taatle geçiren gençler ALLAH’IN SEVGİLİLERİDİR diye ilan etti Hz.Peygamber…

Hz.Peygamber’i ve diğer elçileri keşke daha iyi araştırabilsek…
Keşke onları anlamak için birazcık daha gayretli olsak…
Keşke bakmak için değil görmek için bakanlardan olabilsek…
İlim merhamet ve sevgi medeniyeti İslam’ı dilden kalbe ve hayata taşıyabilsek keşke…
İslam çağlar ötesi bir din de, biz müslümanlar onu anlayamadık bazen…
Ya da belki okunmasıyla ibadet olan, alemlere öğüt, hidayet ve şifa olsun gönderilmiş olan mübarek Kur’anın uygulayıcısı ve örnekliği Hz.Peygamber’in hayatından bihaber oluyoruz da hatalarda bocalıyoruz belki….

PEKİ YAPILMASI GEREKEN NE OLMALI?
Musab’ları ve Muaz’ları yetiştirebileceğimiz reçete ne olmalı?

ÖNCE KENDİMİZİ TANIMALIYIZ…
Samimi bir yönelişle yönelmeliyiz ALLAH’ımıza…
Sonra bahanesiz bir amel plan ve programlaması yapmalıyız…
VE AHLAKI meyvesini yeşertmeliyiz…

İSLAM’da kusur yok iyi bak ve incele,
Müslümanda kabahat okumuyor ve yaşıyor habersizce….

SENİ SEVİYORUM ALLAH’IM ,
sen beni yarattın nice nimetler verdin. Karşılığında hiçbirşey istemedin. Sadece benim yarattığın cennetine girebilmem için nice işaretler yarattın. Bu işaretleri anlayabilmem için akıl verdin…
diyerek SÖZLEŞMEK VE DERTLEŞMEK GEREK ALEMLERİN RABBİ ALLAH’ımız ile

Hz.Peygamber’siz İSLAM, İSLAMSIZ İSLAM’dır…
Çünkü o postacı değil. şefkatli bir örnek, merhametli bir önder, nazik bir tebliğci, değerli bir mürşid, eşsiz bir elçidir….
DİN DERT VE YÜK YÜKLEYEN BİR AFYON DEĞİLDİR…
Huzur arayanlara dünyada ve ebedi hayatta CENNET sunan bir ilahi lutuftur…

BİZİM DİNİMİZ İKNA DİNİDİR…
Zorlayarak din değiştiren kafirden aşağı münafıktır bizim dinimizde…
Hz.Adem ile başlayıp Hz.Muhammed ile tamamlanan bu mübarek din İKNA dinidir. Bu sebeple düşünmeye davet etmiştir.
SON NEFESTE YOKTUR FAYDA GEL KENDİNİ HAKKA BAĞLA demiştir.
KİM VE NE OLURSAN OL GEL demiştir bu mübarek din…

Gençlerimizie bu İKNA’yı anlatamayışımız dünyanın hayatımızda ARAÇ mı AMAÇ mı olduğu konusundaki seçimsizlik ve kararsızlığımızın neticesi değil midir?

Bazen anlatamasakta tenkit etmeden yönlendirebilsek keşke:
Harun Reşit’in:
senden daha yaşlı olup konuşmaya layık olanlar varken senin konuşman doğru mu dediklerinde gencin dediği gibi:
Allahın kalbine açıklık verip diline yansıttığı kişi konuşmazda kim konuşur. EĞER ÖNDE OLMAK VE ÖNCÜ OLMAK YAŞLILARIN İŞİYSE SİZİN KOLTUĞUNUZA OTURACAK DAHA YAŞLILAR VAR DER…

40 yaşının sonrası için yapılan planlar AZRAİL İLE BAŞARISIZLIĞA UĞRAR…
Çünkü ne zaman geleceği belli olmaz…
Mazeretlerimize göre gelecek olsa gelemezdi …
Ama gelecek ve götürecek…

HAYAT BU NEFESİ ALIRSIN AMA SONRA VERİRSİN…

Beni sokmayan yılan bin yıl yaşasın dersek bir yere varamayız…
Sevgili dostumuz Hz.Peygamber başkalarının derdiyle dertlenmekten kendine vakit bulamazdı…
En zalim insanın bile merhamete kavuşabileceği bir merhamet kapısıdır Hz.Muhammed…
O’nu anlatamıyor anlayamıyoruz… ya da hayır hayır anlamaya çalışmıyoruz belki…
Ama vakit var…
Şuanda bunları okuyabiliyorsanız
bir ayet
bir hadis okumaya
anlamaya
paylaşmaya vaktiniz hala var demektir…

Keşke gençlerimizi yabancı ülkelere ihtisasa göndermeyi hayatlarının programlarına yıllar öncesinden yaptığımız gibi UMRE’ye göndermeyi de planlarına koyabilsek…
İHRAM’lıca yaşamanın ne demek olduğunu hissetmelerini sağlamış oluruz.
Her zaman ihramlıca ve her an namazdaymış gibi yaşamayı öğrenmiş hakiki bir müslüman olurlar…
İBADETLERİN SADECE AHİRETTE SEVABI OLAN BİR ARAÇ OLDUĞUNU DEĞİL DÜNYA HAYATIMIZ DA DA BİR REFAH VE HUZUR EĞİTİMİ OLDUĞUNU İDRAK EDİP ETTİREBİLSEK…
GENÇLER elbet birgün ALLAH’a KOŞACAKLAR..
VE HZ.PEYGAMBER GİBİ HERKESE RAHMER OLACAKLAR

YAPMAMIZ GEREKEN…
Anlatamasakta yönlendirebilsek..
Kazananlar çok şey kazanıyor , kaybedenler çok şey kaybediyor..
Dünyada madde adına kaybedilen herşeyi yine kazanmak mümkün ancak geçen zaman kazanılmaz bir daha…
Bunun farkındalığıyla Allah Resulunun hayatını anlamaya ve duyurmaya çalışmalıyız…

Allah yaratılmışlardan İNSAN’ı kendine halife kıldı.
EY HZ.İNSAN !

Allah’ın bizi çok uyarması bize olan sevgi ve şefkat düşkünlüğündendir..
Allah size çok değer veriyor..
Günde 5 kere okunan ezanlar bu şefkatin sesleridir…
Anne ve babamız bazı konularda ne kadarda üzerimize durur. Aman ha şuna dikkat et üşütme aman ha buna dikkat et düşme vs.. Anne ve babamıza bu şefkati veren ALLAH DAHA DA DÜŞKÜN ÜZERİMİZE…
Yeterki araştırın. Düşünün. Tefekkür edin.
O zaman sözler dudaklardan secdelere akacak…
SENİ SEVİYORUM ALLAH’ım diyeceksiniz..

Allah’ın merhametiyle gönderdiği Peygamberler silsilesinin en nadide incisi Hz.Peygamber’in olgunluk ve kemalatına belki hakkıyla vakıf olacak kadar ambardan ekmek yemedik. Ancak Sözler onu övmez. Onunla övünür. Çünkü o bildiğini yaşayan, yaşadığını karşılıklı sevgi ve hoşgörü ile yaşatabilen ve ebediyete duyurabilendi…

HERKES YANLIŞ BİR BEN DOĞRUYUM hastalığıyla TENKİT hastalığına düşenler…
İNANIN…
HERŞEY ÇOK GÜZEL OLACAK…
Misyonerlerin milyarlarca dolar harcamasına rağmen KİMSESİZ KALMIŞ OLAN İSLAM’A KOŞANLAR HER ZAMAN DEVAM EDİYOR…
Kendi kendini tebliğ eden bir din İSLAM…
HAKKIYLA TEMSİLCİSİ KALMAMIŞ GİBİ..
Ama buna rağmen o zümrüdü anka nisbetindeki İSLAM’ın ahenk ve muhteşemliği celbediyor temiz yürekleri…
Bazı insanlar karamsarlık hastalığında…
Şeytani vesveseler bunlar..
CİHAD damarımızı kurutan içimizden biri dediğimiz kardeşlerimizin cahilane sözleridir…

Hz.ALİ şöyle diyordu:
HEP İYİLERDEN VE İYİLİKLERDEN BAHSEDERSENİZ İYİLERLE KARŞILAŞIRSINIZ…
Kötülerden ve kötülüklerden bahsedersiniz kötülerle karşılaşırsınız…

ALLAH’IN RAHMETİNDEN HİÇBİRŞEY İÇİN ÜMİT KESİLMEZ…
Hem madde aleminde hemde mana hayatında…
AMA ÜMİT KESMEMENİN KAPISI AMELDİR..
ELİMİZDEN GELDİĞİNCE…
Hiçbirşey yapmadan olmaz..

Selam olsun o gençlere..

Ebu Cendel gibi bütün kainata LA çekip İLLA HÛ diyenlere..

Allah’ım sadece sen varsın diyenlere…

Sen beni sevip bana kıymet verdiğin için hayat verip dünyaya gönderdin..

Seni seviyorum Allahım..

Selam olsun nufus cüzdanındaki İSLAM kelimesini araştıranlara…

İSLAM kelimesini duyup üzerinde inceden inceye araştırma yapanlara selam olsun..

Gençliklerini İMAN ile yeşertenlere ve iman ile yücelenlere selam olsun..

İMAN VE AŞK yaşta başta değil kalptedir diyebilenlere…

Yüreklerinden sevgili Peygamberimiz gibi tüm kainata yayanlara ..

Ve fitne zamanında ibadet bana hicrettir diyen HZ.MUHAMMED’E HİCRET EDEBİLENLERE SELAM OLSUN..

 

Adnan Şensoy radyo sohbet programından alıntılar…

Selam ve dua ile

Adnan Şensoy

HZ.PEYGAMBER İLE BİR GÜN ŞÖYLE BİR HATIRAMIZ OLDU…..

Hayal ediyorum. Onun zamanında olduğumu. Hayal etmek parayla değil ya ?
Dini olarakta bir mahsuru yok.
Şimdi Mescidi Nebi’deyiz.

    

HZ.PEYGAMBER İLEYKEN BİRGÜN ŞÖYLE BİR HATIRAMIZ OLDU…..

Hayal ediyorum. Onun zamanında olduğumu. Hayal etmek parayla değil ya ?
Dini olarakta bir mahsuru yok.
Şimdi Mescidi Nebi’deyiz.
Dünya hayatının koşturmacaları arasında nefessiz kalmış, iş-aş-eş koşturmacası arasından biraz sıyrılıp huzura kavuşmak için koşmuşuz namaza ve namazın ardından Hz.Peygamber’in kutlu huzurundayız.
Ve bekliyoruz.
Vahyin nurlandırdığı mübarek kalbindekileri hayran olduğumuz belagatıyla bizimle paylaşsa da biraz dertlerimizden arınsak ya diye geçirirken aklımızdan.
O (sav) başlıyor konuşmaya… 

Kimimiz unutmamak için bir yerlere not almaya çalışıyor, kimimiz gözlerini dahi kırpmadan her bir harfi yakalamaya çalışıyor. DİNLİYORUZ :

Hz. Peygamber:
“Herhangi birinizin ailesi, malı ve amelleriyle neye benzediğini biliyor musunuz?” diye sordular.
Sahabiler de:
“Allah ve O’nun Rasûlü daha iyi bilir” dediler.
Bunun üzerine Hz. Peygamber şöyle buyurdular:
“Sizin herhangi birinizin malı, ailesi ve amelleriyle olan meselesi şu üç kardeşli adamın meselesine benzer: Adamın birinin üç kardeşi vardı. Bu kişi vefat edeceği sırada kardeşlerinden birini çağırarak
“Gördüğün gibi artık ölüyorum. Aramızda bu kadar senelik bir kardeşlik vardır. Peki söyle bakalım bu kardeşlik gereği benim için ne yapacaksın?” dedi. Kardeşi de şunları söyledi:
“Hastalığın süresince sana bakar ve seni hiç yalnız bırakmam. Öldüğünde de seni yıkar, kefenler, kabrine varıncaya kadar tabutunu taşırım. Daha sonra da seni hayırla yâdeder ve soranlara methederim”. Bu kardeş, o kişinin ailesidir. Söyleyin bakalım bu kardeşi nasıl buluyorsunuz?”. Sahabiler
“Ey Allah’ın Rasûlü! Onu pek yararlı bir olarak görmüyoruz” dediler. Bunun üzerine Hz. Peygamber sözlerini şöyle sürdürdüler:
“Ölüm döşeğinde yatmakta olan o kişi, ikinci kardeşini çağırarak ona
“Benim ölmek üzere olduğumu görüyorsun. Aramızda bunca senelik kardeşlik ve hukuk vardır. Bunun gereği olarak benim için ne yapacaksın?” dedi. O da
“Sana ancak diriler arasında bulunduğun sürece herhangi bir faydam dokunabilir. Öldüğünde yollarımız ayrılacak, sen başka bense daha başka bir yola gideceğiz. Bu durumda senin için ne yapabilirim?” cevabını verdi. İşte bu kardeşi de onun malıdır. Bu kardeşi nasıl buluyorsunuz?”. Sahabiler
“Ey Allah’ın Rasûlü! Biz bunu da pek yararlı biri olarak görmüyoruz” dediler. Hz. Peygamber de devamla şunları söylediler:
“Ölüm döşeğindeki adam üçüncü kardeşine
“Görüyorsun ki ölüyorum. Ailemin ve sahip olduğum malımın verdikleri cevabı da duydun. Peki sen kardeşlik gereği benim için ne yapacaksın?” dedi. Üçüncü kardeşde şunları söyledi:
“Ben onlara benzemem. Kabre girdiğinde ve tek başına kaldığında sana yoldaşlık yaparım. Tartı ve hesap gününde terazinin hasenât (iyilikler) kefesini ağırlaştırırım”. Sahabiler buna
“Ey Allah’ın Rasûlü! O güzel bir kardeş ve iyi bir arkadaştır” karşılığını verdiler. Bunun üzerine Hz. Peygamber
“İşte gerçek kardeş budur” buyurdular. O zaman Abdullah b. Kürz adlı sahabi kalkarak
“Ey Allah’ın Rasûlü! İzin verirseniz bu anlattıklarınızı şiirleştireyim” dedi. Hz. Peygamber de
“İzin veriyorum” buyurdular. Abdullah b. Kürz o geceyi evinde geçirerek ertesi gün o Hz. Peygamber’in huzuruna çıktı. Sahabiler de oraya topladılar. Abdullah şu şiiri okudu:
“Ben, ailesi, malı ve elleriyle yaptığı ameller olmak üzere üç kardeşi olan ve öleceği sırada onları çağırarak kendilerine şöyle diyen kişi gibiyim:
“Bugün başıma gelen şu çetin gün de bana yardımcı olunuz. Bu gün çok uzun ve korkunç bir ayrılığın başlangıcıdır. Bu konuda bana ne gibi bir yardımda bulunabilirsiniz?”. Bunun üzerine kardeşlerden biri şöyle dedi:
“Ben, hayatta olduğun sürece sana itaat eder ve her dediğini yaparım. Fakat ayrılık vakti geldiğinde senin için hiç birşey yapamam. Eğer benden birşey isteyeceksen şimdi istemelisin. Çünkü seninle birlikte gelecek olsam birçok tehlikelere atılmış olurum. Eğer gidecek olursan sakın beni arkanda bırakma. Ölmeden önce beni, halini islah etmek için harcamalısın”. İkinci kardeşse şunları söyledi:
“Ben seni cidden sever ve fazilet bakımından diğerlerinden üstün tutarım. Senin için yorulur ve sana nasihat ederim. Ancak ölüm geldiğinde senin için ona karşı koyamam; bu konuda elimden ağlamaktan başka birşey gelmez. Evet vefat ettiğinde hıçkıra hıçkıra ağlar, soran olduğunda seni överim. Cenazene katılıp diğerleriyle birlikte seni son ikametgahına kadar taşırım. Oraya yerleştiğinde evime geri dönerek sanki hiç bir şey olmamışcasına ve seninle aramızda dostluk ve kardeşlik yokmuşcasına işimin başına geçerim”. İşte bu kardeş o kişinin ailesidir, birincisi ise onun malıydı. Bu ikisinin ölen kişiye en ufak bir faydaları dokunmadı. Sıra üçüncü kardeşe geldiğinde o şunları söyledi:
“Ben senin için gerçek bir kardeşimdir. Korkunç ve tehlikeli anlarında benim gibi bir dost ve kardeş bulamazsın. Kabrinde seni yalnız bırakmam ve her türlü tehlikeye karşı savunurum. Kıyamet gününde hesaplar görülürken hasenâtını artırmak için terazinin kefesine otururum. Bunun için de sakın beni unutma ve kıymetimi bil. Çünkü ben senin için daima şefkatli ve seni hiç bir zaman mahcup etmeyecek bir nasihatçıyım”. İşte bu kardeşde insanın kendisi için önden gönderdiği salih amelleridir. İnsan yaptığı iyilikleri ahirette bulacaktır”. Bu şiiri dinleyen Hz. Peygamber ve onunla birlikte, orada bulunan sahabiler ağladılar. Daha sonraları müslümanlar Abdullah’ı yanlarına çağırtıp ona bu şiiri okutarak ağlarlardı.
Şimdi ferahladınız mı?

Öyleyse paylaşın dostlarınızda faydalansın…

Bu anın kıymetini bilelim.

 

Kaynak:Kenz VIII/124 (er-Ramhürmüzî, Emsâl’inde Hz. Âişe’den); İsâbe II/362 (Ca’fer el-Firyâbî, Kitâbu’l-Kunâ’da, İbn Ebî Âsım, el-Vahdân’da, İbn Şâhin, İbn Mendeh, es-Sahabe’de, İbn Ebi’d-Dünya, el-Kefâle’de; bunların tamamı Muhammed b. Abdilaziz ez-Zührî tarikiyle İbn Şihab’dan, o Urve’den, Urve de Hz. Âişe’den).
Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 3/254-256.

Selam ve dua ile

Adnan Şensoy