HZ.PEYGAMBER İLE BİR GÜN ŞÖYLE BİR HATIRAMIZ OLDU…..

Hayal ediyorum. Onun zamanında olduğumu. Hayal etmek parayla değil ya ?
Dini olarakta bir mahsuru yok.
Şimdi Mescidi Nebi’deyiz.

    

HZ.PEYGAMBER İLEYKEN BİRGÜN ŞÖYLE BİR HATIRAMIZ OLDU…..

Hayal ediyorum. Onun zamanında olduğumu. Hayal etmek parayla değil ya ?
Dini olarakta bir mahsuru yok.
Şimdi Mescidi Nebi’deyiz.
Dünya hayatının koşturmacaları arasında nefessiz kalmış, iş-aş-eş koşturmacası arasından biraz sıyrılıp huzura kavuşmak için koşmuşuz namaza ve namazın ardından Hz.Peygamber’in kutlu huzurundayız.
Ve bekliyoruz.
Vahyin nurlandırdığı mübarek kalbindekileri hayran olduğumuz belagatıyla bizimle paylaşsa da biraz dertlerimizden arınsak ya diye geçirirken aklımızdan.
O (sav) başlıyor konuşmaya… 

Kimimiz unutmamak için bir yerlere not almaya çalışıyor, kimimiz gözlerini dahi kırpmadan her bir harfi yakalamaya çalışıyor. DİNLİYORUZ :

Hz. Peygamber:
“Herhangi birinizin ailesi, malı ve amelleriyle neye benzediğini biliyor musunuz?” diye sordular.
Sahabiler de:
“Allah ve O’nun Rasûlü daha iyi bilir” dediler.
Bunun üzerine Hz. Peygamber şöyle buyurdular:
“Sizin herhangi birinizin malı, ailesi ve amelleriyle olan meselesi şu üç kardeşli adamın meselesine benzer: Adamın birinin üç kardeşi vardı. Bu kişi vefat edeceği sırada kardeşlerinden birini çağırarak
“Gördüğün gibi artık ölüyorum. Aramızda bu kadar senelik bir kardeşlik vardır. Peki söyle bakalım bu kardeşlik gereği benim için ne yapacaksın?” dedi. Kardeşi de şunları söyledi:
“Hastalığın süresince sana bakar ve seni hiç yalnız bırakmam. Öldüğünde de seni yıkar, kefenler, kabrine varıncaya kadar tabutunu taşırım. Daha sonra da seni hayırla yâdeder ve soranlara methederim”. Bu kardeş, o kişinin ailesidir. Söyleyin bakalım bu kardeşi nasıl buluyorsunuz?”. Sahabiler
“Ey Allah’ın Rasûlü! Onu pek yararlı bir olarak görmüyoruz” dediler. Bunun üzerine Hz. Peygamber sözlerini şöyle sürdürdüler:
“Ölüm döşeğinde yatmakta olan o kişi, ikinci kardeşini çağırarak ona
“Benim ölmek üzere olduğumu görüyorsun. Aramızda bunca senelik kardeşlik ve hukuk vardır. Bunun gereği olarak benim için ne yapacaksın?” dedi. O da
“Sana ancak diriler arasında bulunduğun sürece herhangi bir faydam dokunabilir. Öldüğünde yollarımız ayrılacak, sen başka bense daha başka bir yola gideceğiz. Bu durumda senin için ne yapabilirim?” cevabını verdi. İşte bu kardeşi de onun malıdır. Bu kardeşi nasıl buluyorsunuz?”. Sahabiler
“Ey Allah’ın Rasûlü! Biz bunu da pek yararlı biri olarak görmüyoruz” dediler. Hz. Peygamber de devamla şunları söylediler:
“Ölüm döşeğindeki adam üçüncü kardeşine
“Görüyorsun ki ölüyorum. Ailemin ve sahip olduğum malımın verdikleri cevabı da duydun. Peki sen kardeşlik gereği benim için ne yapacaksın?” dedi. Üçüncü kardeşde şunları söyledi:
“Ben onlara benzemem. Kabre girdiğinde ve tek başına kaldığında sana yoldaşlık yaparım. Tartı ve hesap gününde terazinin hasenât (iyilikler) kefesini ağırlaştırırım”. Sahabiler buna
“Ey Allah’ın Rasûlü! O güzel bir kardeş ve iyi bir arkadaştır” karşılığını verdiler. Bunun üzerine Hz. Peygamber
“İşte gerçek kardeş budur” buyurdular. O zaman Abdullah b. Kürz adlı sahabi kalkarak
“Ey Allah’ın Rasûlü! İzin verirseniz bu anlattıklarınızı şiirleştireyim” dedi. Hz. Peygamber de
“İzin veriyorum” buyurdular. Abdullah b. Kürz o geceyi evinde geçirerek ertesi gün o Hz. Peygamber’in huzuruna çıktı. Sahabiler de oraya topladılar. Abdullah şu şiiri okudu:
“Ben, ailesi, malı ve elleriyle yaptığı ameller olmak üzere üç kardeşi olan ve öleceği sırada onları çağırarak kendilerine şöyle diyen kişi gibiyim:
“Bugün başıma gelen şu çetin gün de bana yardımcı olunuz. Bu gün çok uzun ve korkunç bir ayrılığın başlangıcıdır. Bu konuda bana ne gibi bir yardımda bulunabilirsiniz?”. Bunun üzerine kardeşlerden biri şöyle dedi:
“Ben, hayatta olduğun sürece sana itaat eder ve her dediğini yaparım. Fakat ayrılık vakti geldiğinde senin için hiç birşey yapamam. Eğer benden birşey isteyeceksen şimdi istemelisin. Çünkü seninle birlikte gelecek olsam birçok tehlikelere atılmış olurum. Eğer gidecek olursan sakın beni arkanda bırakma. Ölmeden önce beni, halini islah etmek için harcamalısın”. İkinci kardeşse şunları söyledi:
“Ben seni cidden sever ve fazilet bakımından diğerlerinden üstün tutarım. Senin için yorulur ve sana nasihat ederim. Ancak ölüm geldiğinde senin için ona karşı koyamam; bu konuda elimden ağlamaktan başka birşey gelmez. Evet vefat ettiğinde hıçkıra hıçkıra ağlar, soran olduğunda seni överim. Cenazene katılıp diğerleriyle birlikte seni son ikametgahına kadar taşırım. Oraya yerleştiğinde evime geri dönerek sanki hiç bir şey olmamışcasına ve seninle aramızda dostluk ve kardeşlik yokmuşcasına işimin başına geçerim”. İşte bu kardeş o kişinin ailesidir, birincisi ise onun malıydı. Bu ikisinin ölen kişiye en ufak bir faydaları dokunmadı. Sıra üçüncü kardeşe geldiğinde o şunları söyledi:
“Ben senin için gerçek bir kardeşimdir. Korkunç ve tehlikeli anlarında benim gibi bir dost ve kardeş bulamazsın. Kabrinde seni yalnız bırakmam ve her türlü tehlikeye karşı savunurum. Kıyamet gününde hesaplar görülürken hasenâtını artırmak için terazinin kefesine otururum. Bunun için de sakın beni unutma ve kıymetimi bil. Çünkü ben senin için daima şefkatli ve seni hiç bir zaman mahcup etmeyecek bir nasihatçıyım”. İşte bu kardeşde insanın kendisi için önden gönderdiği salih amelleridir. İnsan yaptığı iyilikleri ahirette bulacaktır”. Bu şiiri dinleyen Hz. Peygamber ve onunla birlikte, orada bulunan sahabiler ağladılar. Daha sonraları müslümanlar Abdullah’ı yanlarına çağırtıp ona bu şiiri okutarak ağlarlardı.
Şimdi ferahladınız mı?

Öyleyse paylaşın dostlarınızda faydalansın…

Bu anın kıymetini bilelim.

 

Kaynak:Kenz VIII/124 (er-Ramhürmüzî, Emsâl’inde Hz. Âişe’den); İsâbe II/362 (Ca’fer el-Firyâbî, Kitâbu’l-Kunâ’da, İbn Ebî Âsım, el-Vahdân’da, İbn Şâhin, İbn Mendeh, es-Sahabe’de, İbn Ebi’d-Dünya, el-Kefâle’de; bunların tamamı Muhammed b. Abdilaziz ez-Zührî tarikiyle İbn Şihab’dan, o Urve’den, Urve de Hz. Âişe’den).
Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 3/254-256.

Selam ve dua ile

Adnan Şensoy

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir