MESAJLARIM




Bir insan kolay yetişmez. Ama insan olmayanlar kolay insan harcayabiliyorlar. Kim olursa olsun, hakkında ne konu üzerine zan yapılırsa yapılsın kişi hatasını ikrar ve itiraf etmedikçe yada apaçık deliller sunulmadıkça herkes masumdur. AMA HEMEN ÖNYARGIYA KAPILANLAR ZALİMDİR, SUÇLUDUR. İnsanları kolay harcamayalım... Önemli olan insan kazanabilmektir... Lütfen insaf... BENDEN OLMAYAN ÇÜRÜSÜN GİTSİN diyenlerin sesleri kısılmadıkça İNSANLIK NASIL DİRİLECEK! İNSANİ DEĞERLER NASIL AYAĞA KALKACAK? IRKÇILIK, cemaatçilik, milliyetçilik, kabliecilik, taraftarcılık, menfaatçilikle olmaz İNSANLIK... EY HER ŞEY BİLGİSİNDE OLAN ALLAH! EY HER ŞEY İZNİYLE TAHAKKUK EDEN ALLAH! EY MERHAMETİNDEN BAŞKA SIĞINACAK KİMSESİ KALMAMIŞLARIN KİMSESİ OLAN ALLAH! Ne olursun lütfen önce İNSAN diye sevebilmeyi, mahluk diye saygı gösterebilmeyi, Senin arzu ettiğin gibi şuurlu olabilmeyi bize nasip eyle... BAŞKASINA ÇAMUR ATMADAN ÖNCE ÇAMURA BULAŞMIŞ ELLERİMİZİ HATIRLAT BİZE.....



Tasavvuf, dini emirlerinden kendini soyutlayarak: sadece "benim kalbim temiz" deyip dinin içi boşaltmak değil, dinin gerekliliklerini samimice, hikmetleriyle ve şuuruyla yerine getirme konusunda güzel yönlendirmeler sağlayan bir eğitim metodu ve özel bir bilim dalıdır.



S'enden başka kimsesiz olarak huzurundayım... diyebilmek..



Tüm alemin ve tüm benî âdemin Rabbi olan Allah: ne her önüne geleni affedecek kadar adaletsizdir, ne de her hatayı cezalandıracak kadar merhametsizdir... Ancak Allah bir kulluk mikatı/sınırı çizmiştir... Dünyada neşe ve huzur ile yaşayıp ahirette bayram edelim diye... En şefkatli dostun tüm kullarına karşı şefkati ve adaleti farklıdır... FARK YÜREKTE VE YAŞANTIDADIR...



Ve tarihi kıssalar-hayatlar-alıntılar-tecrübeler, gelecek günlere sağlam adım atabilmenin VESİLE OLURLAR...



Din ne camiye indirgenecek kadar hayat dışıdır, ne de siyasetle kirletilecek kadar değersizdir... Hayatın her alanına referans olup yol gösteren paha biçilmez bir değerdir...



Medine'de Hurma'yı anlatırken seminerde bir hadis paylaşmıştık... Hurma ağacı olgun mümine benzer... Meyveleri çoğaldıkça dallarını aşağıya eğer...



Yeni kerbelalar yaşanmasın için... BİRAZ ilim, BİRAZ hoşgörü, BİRAZ nezaket, BİRAZ saygı, AZ BİRAZ İNSAN OLMAK... YADA İNSAN TAKLİDİ YAPMAYA ÇALIŞMAK... Karşıdakini anlamaya çalışmadan kendinin anlaşılmasını istemek BENCİLLİK-EGOSİTLİK olur... Karşıdakine hakaret etmeden önce onu tanımalı veya en azından kendi heybemizde ne olduğuna bakmalıyız... DAHA ÖMEMLİSİ SONRADAN PİŞMAN OLACAĞIMIZ ŞEYLERİ SÖYLEMEK-YAZMAK Dünyada vicdanı azaba ahirette ağır hesaba sebebiyet verir... Dünyada hoş bir cennet esintisi hayatı yaşamak için BİRAZCIK BİZ... BİZ... BİZ... BİZ... diyelim.. BENLİĞİNİ bırakarak.. olur mu?



hayat saatimin kumlarının tükenmeye yaklaştığının tefekküründeyim. Ölümümü hüsn-ü hatim nasıl yapabilirim onun korkusu ve heyecanı var içimde. Yapmak istediklerim dünyanın gaflete boğan işleri yüzünden zorlaşıyor. Niyetimden öteye geçiremiyorum bazen. Hayatını Allaha armağan etmiş, kendini ona kurban olarak sunmuş birisi olarak vaktimin ekserini başka işlerle geçirmek beni daraltıyor. Yaptığım tüm işlerdeki hizmetteki kutsiyette ibadet eyvallah. Huccaca, ummara hizmette ayrı bir lutuf ve ibadet eyvallah... Rabıtamı seyr-i fil-eşya ile Allaha, müessere, tefekkürle tezyin etmekten başka arzum yok. Secdelerde yitip gitmek istiyorum. Ben bir balığım derinlinin sonu olmayan bir aşk okyanusuna daldım. Akıp giden hayat ırmağında akmayan bir taş olabilmek değil mi tecelligah olmak... Su nereye akarsa aksın tecelli olan yerde sebatkar olabilmek ne güzel... Çare'den (Allah-cc) başka çarem yok... sadece o Çare'ye (Allah-cc) kulluk ederim... Sevgili , yâr, dost , yaren, mahbub, aşk, iyal olarak sadece O'nu bilirim O'nun için olanı bilirim... Aklımda olan bu yaşam gerçekleri gönlümün kapısından vize alamıyor... Padişahım gönül olunca ferman ondan derman ondan şifa ondan... Hükmümü vermiş. Beni ebediyyen köle kılmış. Müebbed hapis kararı kılmış. Ama aklın ortağı nefis ve danışmanı şeytan bırakmıyor ki rahat konuşayım gönülle... kendi gönlümden çıkamadım bu aralar Gönlümden çıksam erenlerin feyzullah ve mır'at-ı yezdan olan gönüllerine akacağım. Böylece sükun bulabileceğim... Belki hurmeti yunus derken kendim mi yunus oldum... Aşk olsun. Ben beni aştım bugün... HHalvet edeyim sucudla... Şimdi bana eyvallah...



BU ALINTILAR YAPTIĞIM KİŞİLİK BOZUKLUKLARI HASTALIKLARI BİZİM DİĞER TABİRİMİZLE MANEVİ HASTALIKLARI ÇÖZÜMLEMESİ VE DOĞRU REÇETESİ TIBBİ TAVSİYELERİ İNCELEDİĞİMİZDE DE GÖRDÜĞÜMÜZ ÜZERE HZ.PEYGAMBER REHBERLİĞİDİR...O PEYGAMBER Kİ YÜZYILLAR ÖNCESİNDEN BİRÇOK MANEVİ/KİŞİLİK/RUH/AKIL HASTALIKLARININ ANALİZİNİ YAPMIŞ, SORUNU TEŞHİS ETMİŞ VE REÇETESİNİ SUNMUŞTUR... SAHİH SÜNNET İLE İKİNCİ BAHARINIZA BUYRUNUZ EFENDİM... FIRSAT VARKEN... KENDİ KENDİNİZE HAYATI DARALTMAYIN... ALLAH'IN GENİŞ YERYÜZÜNDE HUZURLA YAŞAYIN... KEDERSİZ, HÜZÜNSÜZ OLMAZ, AMA ACISI URFANIN DÜRÜMÜNDEKİ TAT GİBİ OLUR... İŞİN HÜLASASI KAVUŞMAK İÇİN HUZURA, VURUN SİLLEYİ KARANLIKLARA....



D) Histriyonik kişilik bozukluğu Aşırı duygusallık ve ilgilenilme arayışı gösteren sürekli bir örüntü 1. İlgi odağı olmadığı durumlarda rahatsız olur. 2. Başkalarıyla iletişimi çoğu zaman uygunsuz bir şekilde cinsel yönden ayartıcı davranışlarla belirlidir. 3. Hızlı değişen ve yüzeysel kalan duygular sergiler. 4. İlgiyi çekmek için fiziksel görümünü kullanır. 5.Aşırı düzeyde başkalarını etkilemeye yönelik ve ayrıntıdan yoksun bir konuşma biçimi vardır. 6. Gösteriş yapar, yapmacık davranır ve duygularını aşırı bir abartı ile gösterir. 7. Telkine yatkındır, kolay etkilenir. 8. İlişkilerin olduğundan daha yakın olması gerektiğini düşünür. Yapısal-gelişimsel özellik: Duyarlılık, sosyofili Zihinsel uğraş: Güç ve cinsellik Temel duygu: Korku, utanç, suçluluk Temel inanç: “ Cinsiyetim beni güçsüz ve incinebilir kılıyor” “Diğer cinsteki insanlar güçlü, dikkat çekici ve potansiyel olarak zarar vericidir” Savunma mekanizmaları: Bastırma, gerileme, döndürme, cinselleştirme, eyleme vurma Dramatiktir ve duruma uygun olmayan davranışlar sergiler Bayılma, konversiyon gibi fiziksel belirtiler gösterirler (organik bir temeli olmaksızın) Bu tip davranışlar genelde hastanın etrafında insanlar varken görülür ya da hastanın bir isteği yerine gelmediğinde, hasta tatsız bir olayla karşılaştığında. İlgi beklerler ve engellenmek istemezler İlgi çekmek için seksualize davranış ve tutum sergilerler, ayartıcı davranırlar Sanki çok az sorunları varmış, hatta bazen de hiç sorunları yokmuş gibi görünebilir ve davranabilirler Özgüvenleri düşüktür Stresle ya da krizle baş etme yetisinde düşüklük Duyguları çok abartarak ya da dramatize ederek anlatmak Düşük kişiler arası ilişki İntihar tehdidi Abartılı makyaj İçgörü yoksunluğu DAHA BİRKAÇ ÇEŞİT HASTALIK VAR AMA BEN ÖZELLİKLE BAKKALDA, ÇARŞIDA, PAZARDA, OTOBÜSTE, OKULDA, İŞTE, TELEVİZYONDA SIK SIK GÖRDÜĞÜMÜZ HASTALIKLARIN TEŞHİSLERİNİ PAYLAŞMAK İSTEDİM...



c) Narsissistik kişilik bozukluğu Üstünlük duygusu, beğenilme gereksinimi ve empati yapamamanın olduğu sürekli bir örüntüdür. 1. Kendisinin çok önemli olduğu duygusunu taşır. 2. Sınırsız başarı, güç, zeka, güzellik veya kusursuz sevgi düşlemleri üzerine kafa yorar. 3. Özel ve eşi bulunmaz birisi olduğuna ve ancak başka özel veya toplumsal durumu üstün kişilerin kendisini anlayabileceğine ya da ancak onlarla arkadaşlık edebileceğine inanır. 4. Çok beğenilmek ister. 5. Hak kazandığı duygusu vardır. 6. Kişilerarası ilişkileri kendi çıkarı için kullanır, amaçlarına ulaşmak için başkalarının zayıf taraflarını kullanır. 7. Empati yapamaz. 8. Çoğu zaman başkalarını kıskanır ya da başkalarının kendisini kıskandığını sanır. 9. Küstah, kendini beğenmiş davranış ve tutumlar sergiler Zihinsel uğraş: Kendilik saygısı artması/azalması Temel duygu: Utanç, kıskançlık Temel inanç: “Onaylanmaya ihtiyacım var” “Ötekiler zenginlikten, güzellikten, güçten hoşlanır, bunlara ne kadar sahip olursam, kendimi o kadar iyi hissederim” Savunma mekanizmaları: Yüceleştirme/ değersizleştirme BİR HASTALIK DAHA... BİZİM KENDİ İFADEMİZLE MANEVİ HASTALIKLAR... REÇETESİ İSLAM DEDİĞİMİZ HASTALIKLAR... İMAN-AMEL-AHLAK......



B) Antisosyal kişilik bozukluğu A- 15 yaşından beri süregelen, başkalarının haklarını saymama, başkalarının haklarına saldırma örüntüsü 1. Tutuklanması için zemin hazırlayan tekrarlayıcı eylemlerde bulunma, yasalara ve toplumsal kurallara ayak uyduramama. 2. Sürekli yalan söyleme, takma isim kullanma, kişisel çıkar ve zevki için başkalarını atlatma. 3. Dürtüsellik ve gelecek için tasarılar yapamama. 4. Yineleyen kavgalar veya saldırılarla belirli sinirlilik ve saldırganlık. 5. Kendi ve başkalarının güvenliği konusunda umursamazlık 6. Bir işi sürekli götürememe, mali yükümlülüklerini yerine getirememe ile belirli sürekli sorumsuzluk. 7. Başkalarına zarar verme, kötü davranma veya bir şey çalma durumuna karşı ilgisizlik veya bunlara kendine göre mantıklı açıklamalar getirme, vicdan azabı çekmeme. B- 15 yaşından önce başlayan davranım bozukluğunun kanıtları vardır Yapısal-gelişimsel özellik: Saldırgan,duygusal uyarılma eşiğinin yüksek olması Zihinsel uğraş: Manüple olma/manüple etme Temel duygu: Öfke ve kızkançlık Temel inanç: “İnsanlar bencil, manuple edicidir, dürüst değildirler Savunma mekanizmaları: Tümgüçlü kontrole ulaşma Suça eğilim Sorumluluk –sadakat yokluğu Yalan söyleme, sömürücülük Çok eşlilik Dürtüsellik Saldırganlık ve öfke kontrolsüzlüğü Pişmanlık, suçluluk duymama Alkol-madde bağımlılığı Cinsel sapmalar Self-mutilasyon Bir işte uzun süre çalışamama Yaşla birlikte “sönme" BU DA AYRI BİR HASTALIK...



SON ZAMANLARDA SIK GÖRMEYE BAŞLADIĞIMIZ KİŞİLİK BOZUKLUKLARI ... A)Paranoid kişilik bozukluğu: Başkalarının davranışlarını kötü niyetli olarak yorumlayıp sürekli bir güvensizlik ve kuşkuculuk gösterme. 1. Yeterli bir temele dayanmaksızın başkalarının kendisini sömürdüğünden, aldattığından veya kendine zarar verdiğinden kuşkulanır. 2. Dostlarının veya iş arkadaşlarının kendine olan bağlılığı veya güvenirliği üzerine yersiz kuşkuları vardır. 3. Söylediklerinin kendisine karşı kötü niyetle kullanılacağından yersiz korkuları olduğundan başkalarına sır vermek istemez. 4. Sıradan sözlerden, olaylardan aşağılandığı veya kendisine gözdağı verildiği şeklinde anlamlar çıkarır. 5. Sürekli kin besler. 6. Karakterine ve itibarına saldırıldığı yargısını taşır ve öfke ile karşı saldırıda bulunur. 7. Haksız yere eşinin sadakatsızlığı ile ilgili kuşkulara kapılır. Yapısal-gelişimsel özellik: Huzursuz, saldırgan Zihinsel uğraş: Kötülük görme Temel duygu: Korku, öfke, utanç, kuşku Temel inanç: “Bağımlılık tehlikelidir”, “diğer insanlar zarar vericidir” Savunma mekanizmaları: Yansıtma, inkar, yansıtmalı özdeşim, karşıt tepki oluşturma Genelde erkeklerde görülür Suçlayıcı ve saldırgandırlar Gururlu ve kincidirler Önyargılıdırlar Objektif ve mantıklı olmakla övünürler Eleştiriye, önemsenmemeye, haksızlığa tahammülsüzdürler Duygusal olarak katı, soğuk ve ciddidirler Kısa psikotik dönemler gösterebilirler Geçinilmesi çok zor insanlardır Patolojik kıskançlıkları nedeniyle evlilik yaşamları sorunlu olur Benlik saygısı düşüktür, güçsüzlük duygusu taşırlar, aşırı alınganlık gösterirler Şüphe, korku içindedir, sürekli tetikte beklerler Kendisini suçsuz, karşı tarafı hep suçlu bulur Kapalı kutudur, pireyi deve yapar, kıskanç, tartışmacıdır Paranoid kişi hasta olduğunda: Güven eksikliği, ince detayları düşünme Düşmanlık duygusu, öfke, referans düşünceleri Aşırı gururlu davranma Sorumluluk alamama, günlük aktivitelere katılmama Tedavi olmayı, yemek yemeyi reddetme İntihar eğilimi Sosyal izolasyon, diğerleriyle iletişim kuramama DİKKAT ETTİNİZ Mİ? SİZCE BU HASTALIĞA YAKALANAN ÇOK İNSAN VARMI/YOKMU? YADA BU HASTALIKTAN NE KADAR UZAK KALABİLMİŞİZ? YADA KENDİMİZ KİMİZ KARŞIMIZDAKİLER KİM? İŞTE GÜNÜN KONULARINDAN BİRİ... BUYRUN BURADAN YAKIN.....



?"Benden olmayan çürüsün gitsin" egoistliği ve "Bana dokunmayan yılan bin yaşasın" gafleti ve "Banane canım bana ne zararı var zararı olan düşünsün" cahilliği İNSANLIK SUÇU sayılası habis ahlaki hayat tarzlarıdır.



Eski ismiyle Vakif Gureba yeni konseptiyle Bezmi alem vakif hastanesinde doktorlarin yemekten dönmesini bekliyorum. Bir suru hastayla. Ah sorumlular ah. Keyfi hareketlerinizle Çilehaneye çevirdiginiz hastane koridorlari birgun olmasi gereken hakkaniyetede sahitlik edip hesap soracaktir. Hem dunyada hem ahirette. Ben geldigimde tektim bekleyenler simdi 40 oldu hala gögüs hastaliklari doktoru yok saat 2... Allah masum vatandasa yardim etsin... Rabbim iyi ve temiz yürekli doktorlarımızdan razı olsun... Diğerlerine ise doğruluk ve merhamet nasip etsin... Ne onlarsız bıraksın ne de onlara muhtaç etsin....



Karanlık gecelere ışık olsun için, darlıklar feraha kapı aralasın için, gönül derin bir nefes alsın için, dünya huzur ve barış nedir bilsin için VAHYİ HAYATA TAŞIMAK İSTİYORUM... Hz.Muhammed'ce... O'nun gibi, O'nun izinden ...



Revakların bölüm bölüm yıkılmasına engel olamadık. Tavaf alanının genişletilmesi meselesi namaz haricinde fuzuli oturanların metaf dışarısına nazikçe çıkarılmasıyla çözümlenebilecekken tarihi dokuları tahrip etme seçeneğine yine başvurulması hüzünlendiriyor beni ve benim gibileri.... En kötü ihtimalle doğal yapılar korunarak küçük ince müdahelerlede sorunlar çözülebilir... Bunu bir iki kere oraya gidip ezbere konuşan biri olarak değil, senenin yarısını orada geçirip oranın vatandaşı gibi birçokşey hakkında malumat sahibi olan biri olarak ifade ediyorum... Hüznüm incelikten nasiptar olamayıp yıkımla sorun çözme zihniyeti taşıyanlara.... Tatile gittikleri Newyork'ların mühendislik feyzini vahyin kenti Mekke'de icra etmek isteyenlere... Secde izli alınları yok edip kozmetik ürün panosu alınlar oluştulmasına sebep olanlara... İyi ve temiz niyetli doğru çalışmalara eyvallah, iyi ve temiz niyetli yanlış çalışmalara subhanallah, kötü ve habis niyetli çalışmalara Hasbunallah diyorum/z....



Bugün 1 Muharrem 1433. Hicri 1433 yılına girdik. Hicri yılbaşı ismindeki HİCRET'i algılayarak: haramlardan, hatalardan, yanlışlardan,kötülüklerden, kötülerden, gafletten, eksikliklerden, günahlardan; helallere, doğrulara, iyiliklere, iyilere, iman ve amellere kutlu bir yolculuk yapmamıza şuur ve idrak vesilesi olsun inşaallah... UNUTMAYACAĞIMIZ BAZI UNUTULMAZLAR, BİZİ UNUTULMUŞ OLMAKTAN KORUYACAKTIR... hicri yılbaşı hakkında bazı bilgiler: Hicri tarih, Hz. Muhammed (s.a.s.)'in Mekke'den Medine'ye hicretiyle başlar. Ancak takvim başlangıcı olarak bu tarih, Hz. Ömer devrinde kabul olunmuştur. Ondan önce arapların belli bir tarihi yoktu. Bazı önemli hadiseleri (Hz. İbrahim'in ateşe atılışı, Fil vakası vb.) tarihe başlangıç olarak gösteriyorlardı.Hicretten on altı yıl sonra (638), dönemin halifesi Hz. Ömer'in emriyle Medine'de bir meclis toplanarak, tarih meselesine bir çözüm bulunması istendi. Hz. Ali'nin teklifi ve mecliste bulunanların kabulü ile Hz. Muhammed (a.s)'in hicreti, İslâm tarihine başlangıcı ve Muharremin de bu yılın ilk ayı olması kararlaştırıldı. Böyle bir uygulamanın konulmasına sebep olarak şu iki husus gösterilmektedir. Hz. Ömer devrinde ibraz edilen bir borç senedinde ödeme için vâde tarihi olarak gösterilen Şaban ayının, geçen yılın mı yoksa gelecek yılın mı olduğu kestirilememişti. Ayrıca aynı dönemde Basra valisi olan Ebu Musa el-Eş'arî'den gelen bir yazıda; Hilâfet makamından gönderilen kâğıtların hangisi önce hangisi sonra olduğu ve hangisinin hükmüyle hareket edilmesi gerektiğinin bilinmediği cihetle, bu sorunun acilen halledilmesi isteniyordu. Bu nedenlerle Hicret İslam tarihine başlangıç teşkil etmişti.



Tarih: 15/11/1922 Sayı: Dosya: 4364 Fon Kodu: 30..10.0.0 Yer No: 258.737..4. Mekke'de yapılan bir toplantıda İslam Alemi'nin Türkiye'nin başkanlığında refaha götürüleceği konusunda hemfikir olduklarını bildiren mektup. http://www.devletarsivleri.gov.tr/katalog/cumhuriyet/arsiv.asp



Erkek veya kadın, mümin olarak kim iyi amel işlerse, onu mutlaka güzel bir hayat ile yaşatırız. Ve mükafatlarını, elbette yapmakta olduklarının en güzeli ile veririz.(Nahl:97) ayetinin nurunda hayırlı cumalar dilerim efendim. Bugünü 1 Muharrem ile karıştırmış bazı kardeşlerimiz bugün ?????? 29 ?? ????? 1432 / 25 ?????? Hicri 2011 29 Zilhicce 1432 Hâlâ istirahatteyim. İnşaallah yarına iyi olacağım...



Sağlığın kıymetini hastalar bilir hadisinin farkındalığındayım... Çok üşütmüşüm ve istirahatteyim. Varlık ve yokluk Kendisinden olan Yüce Zât, hayat sahnesinde karşılaştıklarımızın senaryosunu ve ana fikrini doğru analiz edebilmeyi bize bahşetsin.... İnsan bazı şeylerin kıymetini tam olarak bu anda hissediyor... Şimdilik Allaha emanet olun... Sizde bizde... Rabbim boş ve lüzümsuz herşeyden erdemlice sıyrılabilmeyi bahşetsin bize... Nefsimi irşad ediyorum, siz dostlar anlayınız...



İstanbul Büyükşehir Belediyesi veya Fatih İlçe Belediyesi gibi belediyeler, VAN depreminden sonra tedbir alıp, ilçelerdeki mevcut binaların sağlamlık durumunu ÜCRETSİZ HİZMET OLARAK ölçüp, sıkıntılı olanlara yapmaları gereken takviyeyi rapor verseler, sağlam olmayanlara terketmelerini söyleseler olmaz mı? İLLA PARASI OLAN MI BİMTAŞ 'a para verip binasının sağlamlığını test ettirecek... DEPREMLE İSTANBUL HARABEYE DÖNDÜKTEN SONRA SADECE MAVİ VE KIRMIZI ÇARPI KOYMAK İÇİN Mİ GELECEKLER... Yetkililere sesleniyorum. Takdirin önüne tedbir geçemez mutlaka.... AMA TEDBİRSİZLİKLERİN HESABINIDA HAKK'A VE HALKA KİMSE VEREMEZ.... Daha büyük üzüntüler yaşamamak için belediyeler hemen harekete geçmeli... Adnan Şensoy



Derin öksürüklerin süslediği gözlerde uyku, bedendeki halsizlik ömrümün özeti gibi oldu bana... Gece koştur, gündüz koştur, tatilde koştur, evde koştur, işte koştur.... Netice... Hoş bir sadâ ve tatlı bir anı bırakabilmek ümidi... Alemlerin Rabbinin şahitliğinde... Arada bir hasta olmak hatırlatıyor bazı şeyleri insana... Bakabilmek ile görebilmek arasındaki ince çizgi... Kısa ve kısır ömrümüzü "ah keşke yapmasaydım" dedirtecek hatalarla kirletmedikten sonra... Rabbim... Hastalıkta, sağlıkta... İyi günde, kötü günde... Darlıkta, ferahlıkta... Karanlıkta, aydınlıkta... Varlıkta, yoklukta hep yanımda olduğunu unutturma bana... Ki düşer kaybolurum... Ne bileyim... Korkarım... Ne bileyim... Ürkerim... Ne bileyim... Yitip giderim... Olur mu en güzel dostum? Ma'budum, mahbubum Can'ım Rabbim....



Dostların bir selamı, tatlı bir tebessümü, hoş bir çay sohbeti, latif bir tatlısı bir çok ilaca denktir... Dostsuz bırakmasın bizi en güzel ve kusursuz DOST ALLAH (cc).... O'ndan (cc) başka kusursuz dost arayan dostsuz kalır... Karpuz seçer gibi dost seçilmez, gül koklar gibi seçilir. Kokusu ve ince görüntüsü hatrına dikenine eyvallah denilir... ARZ EDEBİLDİM Mİ DOSTLAR?



İçimizdeki vesveseci "hannas"ın dudaklarına zehirli baldır "birilerini çekiştirmek"... Geçici keyif verir uyuşturur morfin gibi ama ayılınca acı olur... Tükenmeyen lezzet,keyif ve huzur arayanlar Allah'ın HELAL DAİRESİ içinde "VAKFE" yapmalıdırlar... Ben karşımdakilerde ayıp görebilecek biri değilim.. Sizde öyle olmayın... Doğruları görüp teşvik eden olmalıyız.. Allahın kulları üzerinde tasarruf hakkımız yok.. Onun kullarına git diyemeyiz... etikette koyamayız.. Eğer hakikaten O Allahı seviyorsak Hz.Peygamber gibi yapmalı.. Doğruları merhametle tavsiye edip duyurmalıyız... Kötülük ve yanlışlar hakkında şefkat ve merhametle nasihatte bulunmalıyız. ve sonra dua etmeliyiz hem kendimize hemde karşımızdakilere tesir etsin diye..



Aileniz içinde her akşam bir 30 dakikalık program uygulamak yuvanıza neşe katacaktır. Okunanları tekrarlamak her zaman berkettir. Bu geceki aile tefsirimizdeki sayfamız: 241 Ayetler: Yusuf süresi 51-63 Bu geceki tefekkür ayetlerimiz: Yusuf süresi 56 Ve böylece Yusuf'a orada dilediği gibi hareket etmek üzere ülke içinde yetki verdik. Biz dilediğimiz kimseye rahmetimizi eriştiririz. Ve güzel davrananların mükâfatını zayi etmeyiz. Yusuf süresi 57 İman edip de (kötülüklerden) sakınanlar için ahiret mükâfatı daha hayırlıdır. Bu geceki hadisimiz: Süfyan İbnu Abdullah es-Sakafî (r.a.) anlatıyor:Dedim ki: “-Ey Allah’ın Rasûlü, bana İslâm hakkında öyle bir bilgi ver ki, bana yetsin ve sizden başka hiç kimseye İslâm’la ilgili bir şey sormaya ihtiyaç bırakmasın. Resûlullah Efendimiz (s.a.) şu cevabı verdi: Allah’a iman ettim’ de; ve sonra dosdoğru ol” (Müslim, İman 62, (38) Siyerde (Hz.Peygamberin hayatı) bu geceki konu: Taiflilerin imanı meselesi Şimdi gözü kapayıp bunlar üzerinde tefekküren rabıta yaparak istirahat çekilme zamanı.. Bizim istirahatimizi biz inzivaya uzlete ve halvete çevirmeyide biliriz... Hepinize hayırlı geceler, gelecek güzel haberlerin esintisinin vesilesi olsun efendim... dua ile



Elest meclisinde nasıl hepbirlikte alemlerin Rabbinin huzurunda "BELA=Evet Sen bizim Rabbimizsin" diyebilmişiz... Bölünmeden, ötekini kınamadan, benim gibi BELA diyemeyeni incitmeden... Hep birlikte... Herhalde herkesin asgari olarak aynı ilme sahip olmaları ve egoist hırsların henüz yüreklerde isyan yapmıyor olmalarıydı.. Şimdiki ÖTEKİLEŞMELER Hz.Peygamber'in yorum ve sahih uygulaması olmadan Kur'anı, Sahabenin rivayet ve sahih taklitleri olmadan Hz.Peygamberi, Evliyanın tahkikatları olmadan sahabeyi anlama ve yorumlama teşebbüslerinin sonucu... ASGARİ İTTİFAK İÇİN Hz.Peygamber rehberliğinde KURAN ve İSLAM.... Arz edilir.. Lütfen okuyun, dinleyin, araştırın... Hz.Peygamberin hayatını inceleyerek onun fakültesinden hissedar olun...



Derin nefesimin sebebi senmisin senden ötesimi ? Bildiğim yada öz olarak hissettiğim birşey varki ben bende değilim... Beni ben yapanın merhamet süzbelerine iltica ettim... Dareyndeki Nârından ürküyorum ama Nur'unun şefkatine güveniyorum... Şefkatiyle şımarttan DOST! Elemle kederle terbiye etme... NEBİLERİN bahşişlerine taliplik iddiasında da olsam, kıtmirce bir davranıştan dahi nasip nakıslığındayım... Ey zalimleri alim, eşkiyayı evliya, şakileri said, bedbahtları muhib kılan EN GÜZEL DOST! Ağlama duvarına değil, hacerul esvede istilama yazdım kabul eyle yüreğimden sızanları... Senden bitmek tükenmeyen nimetleri talep edecek yüzüm yoksada, yinede hepsini bekleyecek bir ümidim var... SENİ ÇOK SEVİYORUM ALLAH'IM... İyiki varsın....



Gönlümdeki engin deniz, gözlerimin ardındaki inci yaşlara selam ediyor... Göz kapaklarından neden taşmıyorsun diye... İnci yaşlar : Gözbebeğimin sahibi GÖZBEBEĞİM ALLAH'ın bilgisi ve şahitliği yeter diyorlar... Ama belli mi olur... TAŞAR bazen, tenin seddini aşar ve tutulmaz olur yüreğin zemzemi... Hayatımdaki tavafımdır hervelem. Hacerul Esvede istilamım sanarlar selamlamamı, halbuki elest meclisindeki ayrılığa el sallarım... Acaba ne zaman olur vuslat diye... Ben şiirden vs anlamam. 18 Kitap yazdıysak hikmeti farklı... Ama yüreğimin dili olur bazen ellerim. Ve tercüman olur dertdaşlara... Kendime bir suru israfil olsun istiyorum sözlerim... Sözlerin sahibinin bahşişi kadar... Ey Cömertler cömerdi... İyiki varsın...



Ey Kendisinden başka sığınağımız olmayan Zât ! Ey Kendisinden başka dermanımız olmayan Zât ! Rızanı ve hoşnutluğunu arzu ederek aldığımız nefeslerimiz hatrına, Senden başkasının hoşnutluğu için bizi Senden koparma... Sana yakınlaşmamızı arttıracak yollara ilet bizi... Ve koru uzak tut Senden uzaklaştıracak tüm bahaneleri ve temennileri... Seninle olmak ne büyük izzet, Senden ayrı düşmek ne acı azap... Sana sığınıyor, iltica ediyor ve hicret ediyoruz... Bizi bize bırakma olur mu? Lütfen...



Yüreğimi işgal etme pususundayken vesveseler, MEDED YA RAB serzenişindeyken sükutu altın bilen gönlüm, Lâl olma mütefekkirliğinden mücavir olma arzusunu dillendirmekteyse mütevekkil aklım, demek ki bir nefeslik namaz ihtiyacım var yine... Fazla değil, derin bir nefeslik namaza ihtiyacım var... Dostum, sırdaşım, kankam, muhafızım, ailem, yakınım, sahibim ve sığınağım Rabbime doğru... Heran benimle/bizimle birlikte eyvallah ta, biz hep onunla birlikte olamadığımızdan bir nefeslik huzur için yüzümü, gönlümü, aklımı ona çeviriyorum... NAMAZ ile... Vuslat için... İyiki varsın diyebilmek için... Ve iyiki seni tanıma şansını bana verdin diyebilmek için... Halktan HAKK'a... Gerisi? NAMAZDAN SONRA... BİR NEFESLİK NAMAZ... HAYDİ BUYRUN...



Haremeyn'in sıcak ikliminden İstanbul'un soğuk mevsimine gelip nihayetinde ofiste oturunca insan hayret ediyor alemin ahengine... Ne büyüksün ya Rab... Bulutlar ile gizlenmiş güneş, tefekkür süzbelerini sızdırıyor yüreğime... İstanbul'un özlemi bulutsuzluk özlemi.... Güneşe vuslat özlemi için..



Gecelerini kanal zampingleri koreografisinde horlama terapisiyle geçirip, YENİ DÜNYA DÜZENİ kuranlardan olmamak lazım. Hükümet yıkıp yeni hükümet oluşturup, herşeyden anlayıp herşeye bir lafı olanlardan olmamak lazım. Biraz kendi kirişleri kuvvetlendirme gayretiyle artçılara ve içsel depremlere karşı tedbirli olmak lazım. FAY hattı bu şakası olmaz. Takdirin karşısında tedbirinde lafı olmaz. Yok yok hiçbirşeyin lafı olmaz. Sükut edip halvet içince inziva ile yatma zamanım gelmiş... Yüreğimin savcısı günümün soruşturmasına çağırıyor beni. Kalbimin avukatı ile haydi davaya.... Sabah ola hayrola. Kim öle kim kala. Kimi zindana kimi saraya. AŞK OLSUN YA RAB. Bu kadar cilve olur mu? Dost dosta latife yapar amenna'da, sevgisinin şarhoşluğuyla madara eder mi? Haydi bunada bir tevil istenir şimdi... Yok yok böyle giderse ya köşe yazarı, yada kadın programlarının sabah nutukçusu fakih hocası olurum ben. Radyo programları kesmiyor anlaşılan, kitaplar yaz yaz dindirmiyor efkarımı, kandi ve ramazan programlarında sahne vasat, haydi gece vira bismillah...



Sen bana Mevlana ol ben sana Şems olurum.Bana sakın Hızır olma benden sana ancak Musa olur. Yok en iyisi Hz.Peygamber ve Hz.Ebubekir olalım.



Tatlı ve serin suyu akan çeşmenin altındaki, Kapağı kapalı kovanın içine yüzyılda geçse su girer mi? Önce gönlün kapağını açalım olmaz mı?



Binlerce sorular karşısında tekbir cevap vardı. ALLAH:(Seni seviyorum Allah'ım) diyeni bırakmıyordu, bırakmayacaktı TEK ve NET cevap buydu..



Kâbe'nin Rabbine andolsun ki kazandım gitti... Karanlığı terkettim aydınlığı-nuru kazandım. Keder,tasa ve gafleti terkettim, imanı kazandım.



Ben Allah'a kölelikle hakiki özgürlüğe ve hürriyete kavuştum. Mutluyum, huzurluyum ve müthiş neşeliyim. Sırtımı ve yüreğimi O'na dayadım...



Kendisini bulmaya çalışmayan Rabbisine kavuşamaz.İrade gerek! Kendini-hayatı keşfedemeyen taklitçi olur.Rol oynar.Artık senarist olmak lazım



İMAN:dil ile söylenen değil,kalp ile yüreklice İHLASlıca: samimiyetle yaşanan ve 'İRFAN'ı tesis edendır.Hayat ile Hakka ve halka ispat olur



Allah Resulünce yaşamak ve karşılaştığım herkese 'hayat, huzur, neşe, merhamet ve sevgi' olmak istiyorum....



İbrahim'sen ateş yakmaz. Adın ibrahim diye atlamaya kalkarsan yanabilirsin. İşin kılavuzu : Nesne'misin alemde, özne'misin ? Alemin ahengi?



Yesribin karanlığından Hz.Peygamber'le gelen hayat veren davet 'İSLAM' ile nura ve maddi-manevi temizliğe kavuşan Medine'den, fetihlerin hayal şehri İstanbul'a HAC'ımızı huzur ve sıhhat içerisinde tamamlamış şekilde dönüş yaptım. Heyecan içerisinde HAC'a götürdüğüm tüm hacılarımı mutluluk ve esenlik içerisinde tekrar Türkiye'mize getirdim. Hamd nimetlerin sahibi Allah'a... Selam ve dua ile dostlar. Şimdi biraz istirahat zamanı. Aile ile hasret giderme zamanı...



Yesrib zulmetiyken, Medine münenneveri olan kutlu sehir Medineden, can dostumuz Hz.Peygamberin huzurundan selam ve dualarla hayirli cumalar



Hac Mekkesinde binlerle bir olmanin kutsi ikliminde hak niyazi,muhabbet terennümü ve tövbe münacatini,ask ve merhamet islahini dilenmekteyim



HzAdemle baslayan iç mucadelenin,tövbeyle vesvese ve gunahlardan arinmanin,tasi tasa degil günahlara vurmanin isyaninda HACIN son günündeyiz



ve hepsi bitti . Arafat, muzdelife, mina, haccin tavafi ve sayi ile kurban kesimi Sirada bayram namazinin tatli iklimi var. Hayirli bayramlar



Arafat vakfesine ramak kaldi... Hacilarda tatli bir heyecan, mahserin arasatinin tatbikati, Allah için yapilabilecek en ayricalikli fedakarlik... Arafat vakfesi, haci olmanin hakli gururu, seytana ve timsallerine kutlu bir isyan. Milyonlarla birlikte TEVHIDI yasamanin muazzam bildirgesi. Iki cihan saadetine kavusabilme mujdesinin icazet töreni.. Listede anilmak isteyenler buyursun meydana. Sonsuz sükür bu ani yasatana.,



Mekkede iman penceresinden seyran eylerek"SAYILI GÜNLERDEKI HAC"daki saymakla bitmeyen KULLUK PORTRELERINI yüregime NAKIL ETMEYE çalisiyorum



Gözüyaslilarin islattigi Mekke sokaklarinda KIS yagmurunu seyreylemek isteyenler turizmden kopamiyorlar Haccin Mekkesi ilahi ask yagmurudur



Hacc'in Mekke'si kimine kulluk fakultesi, kimine ihram koleksiyonun podyum dekoltesi, kimine itikaf, kimine vuslat. Peki ya benim için ne?



HABER TÜRK'ün BİLİNMEYEN programına: Kişilerin şahsi ilhamnları din değildir. ŞAHSİ İLHAMLAR Kuran ve Hz.Peygamber yaşantısı ve sözlerine uygun olduğu sürece sahihtir. Yoksa her his/ilham SIRATI MUSTAKİM/DOĞRU YOL değildir. KİME NE ZARARI VAR? Allahın takdir buyurduğu dini hükümleri rafa kaldırıp İLHAMLAR üzerinden yapılan TEFSİRÎ YORUMLAR, yeni bir müseylemetül Kezzap akımından başka birşey olmaz. Tasavvuf keyiflenmek değil, hatalara bahane bulmak değil, fıkıhtan arınmak değil; FIKHI VE HÜKÜMLERİ ZAMANIN ŞARTLARINDA İHLAS VE İRFANLA HZ.MUHAMMED'ce yaşlamanın bilim dalıdır. BENİM İÇİN TEMİZLENDİ zannıyla değildir. Hocalıkta o kadar ucuz değil. Araştırmacı olmaklainsanMUTASAVVIF olur ilham ve varsayımlarla değil... İLGİLİLERİN DİKKATİNE İYİ NİYETLE TAKDİM OLUNUR



Sevgili Peygamberimizin yağmur dualarındandı bu dua. Ve diyorduki Sevgili Peygamberimiz: "Ya Rabbi! Bize yağmur yağdır Ya Rabbi! Bize yağmur yağdır Ya Rabbi! Bize yağmur yağdır" diyordu. Bende Cuma günü hatrına dilemiyor, DİLENİYORUM RABBİMDEN Kİ; Merhamet yağmurlarıyla kurumaya yüztutmuş, çoraklaşmaya başlamış insanlığımızı merhameti ve sevgisiyle sulasın... İNSANLIK YEŞERSİN... İNSANLIĞI YEŞERT YA RABBİ...



Gözlerimdeki ağırlık, yüreğimdeki hafiflikten mi bilmiyorum. Bildiğim tek şey ağır göz kapaklarımın ardındaki yaşların sıcaklığı. Hem soğuk hem sıcağım. Meçhul olan herşeye bizar, herşeye malum olan Kadir-i Mutlak'a münibim. Beni bana bırakma ki varlığın yokluğuna tahammülsüzüm. Kelimelerin acziyetine rağmen yüreğimin kudretiyle iltica ediyorum. Hür ve özgür bir mülteci, anne babalı bir yetim, dostları çok yalnız bir garib, canından çok sevdiği eşi ve çocuklarına rağmen münzeviyim ben. BEN 'deki S'ANA (cc) , BEN'i ben kılan ZATINA, BEN'DEKİ SENİ BULDURAN RAHMETİNE, SONSUZ ŞEFKAT VE MERHAMETİNE mülteciyim. SEVGİNLE KURTAR BENİ/BİZİ, LUTFUNDA CENNET KIL İKİ CİHANI BANA/BİZE. BİLDİĞİNİ İTİRAF EDİYORUM: SENİ ÇOK SEVİYORUM ALLAH'IM....



Yaşam bizi ayetlerin ahkamına sürükler her zaman. Ayetlerin hikmetini ve esbabını ise Hz.Muhammedin iziyle anlayabiliriz. Beşeri yorumlar ve lahsi görüşler vahyin nurunun kalbimize yansımasına perde oluşturur. Gölge oyunu oynamamak için HZ.MUHAMMEDLE GELEN VAHİY GÜNEŞİNE İHTİYACIMIZ VAR...



Samimi dostun sesi/selamı/hal hatır sorması; hekimlerin yüzlerce ilacından daha tesirli/faydalı. DOSTLARINIZI/dostlarımızı kendinizden mahrum etmeyin. Kİ SİZDE BİRGÜN DOSTSUZ KALMAYASINIZ.... DOST OLARAK ALLAH YETER HOCAM! Eyvallah'ta... O söz O'NA (cc) DOST OLABİLEN VE DOST OLDUĞUNU FARKEDEBİLENLER İÇİN... Adın İbrahim diye ateşe atlarsan yanarsın. HALİLURRAHMAN olan İbrahim'sen korkma/korkmayalım.... O'NA DOST OLUP O'NUN İÇİN DOST EDİNEBİLENLERE NE MUTLU...



Gizliyi ve gizlininde gizlisini bilen, aşikareleri gören, sonsuz şefkat ve engin merhamet sahibi, yerin göğün ve bu ikisi arasındakilerin mâliki Rabbimize Hamdolsun ki; KIYAMET GÜNÜ İSRAFİL'İN SUR'A ÜFLEMESİ'ni duymadan, imkanlar kapısı kapanmadan önce EZAN İLE İLAHİ HUZURA VARMA DAVETİNİ duymayı nasip ediyor. Bunun ne kadar büyük bir nimet ve ayrıcalık olduğunun FARKINDA MISINIZ? Farkındaysanız haydi buyrun öğle namazına...



?1999 Marmara Depreminde ve sonraki Düzce depreminde doğudakilerin: " BATIDAKİLER ÇOK AZMIŞLARDI ALLAH BELALARINI VERDİ" ifadeleri nasıl BİR İNSANA VE ÖZELLİKLE MÜSLÜMANA YAKIŞMIYORSA, Van'daki depremde de BATIDAKİLERİN: " TERÖRE DESTEK VERDİLER, MASUM İNSANLARI VE VAZİFELİLERİ ŞEHİT ETTİLER/ ŞEHİT EDENLERE DESTEK VERDİLER/KARŞI ÇIKMADILAR BU SEBEPLE ALLAH BELALARINI VERDİ" gibi ifade de bulunmaları da BİR İNSANA ÖZELLİKLE DE MÜSLÜMANA YAKIŞMAZ. Bu adnan'ın yorumu değil, Hz.Muhammed sav. hayatından öğrendiğim İNSANLIK VİCDANI olgusu. BU VİCDAN OLURSA TİN SÜRESİNDEKİ: "Ahseni Takvim" ce en güzel olur insan hatta meleklerden üstün. aksi takdirde " ESFELİ SAFİLİN" olurki aşağıların aşağısıdır. ŞEYTANDAN DA AŞAĞI.. İMAN=VİCDAN ALLAH: bizleri imtihan için yaratmış ve dünya sahnesinde ömürlendirmiştir. Bazen maddi kayıp, bazen afet, bazen hastalık, bazen korku vs ile imtihan eder. HERKESİ İMTİHAN EDER VE EDECEKTİR. İmtihanın gerçekleşeceği konu ise : insanî tedbirleri aşan takdiri ilahi ile tecelli eden bu afetlerde biz insanların tutumu ne olacaktır? İşte orada iman ile ölen birçok kişi şehit mertebesine kavuşurken, oturduğu yerden ahkam kesen birçok kişide İFTİRA ve SESSİZ KALMA sebebiyle zalim olarak kaydedilecektir. Meramımı arz edebilmişimdir inşaallah



Zekat vermek, sadaka dağıtmak, insanların ihtiyaçlarını gidermek için çalışan erdemlilerden olabilmek ne güzel bir Nebevi Ahlaktır. KEŞKE'lerden kendisine sığındığımız Cenab-ı Hak, zekat alan değil her daim hayırda bulunan Ebubekrî iman sahibi ebrar'dan kılsın bizleri...



Mal bulunur, can bulunmaz Mal ve mülk kazanmakla elde edilir. Bugün kaybeden, yarın gayretli çalışması sonucu yine bulabilir. Ama can öyle mi ? Canını kaybeden onu bir daha elde edemez. İnsan canının kıymetini bilmeli, onu tehlikeye atmamalı. Unutmamalıdır ki, ancak sağlığı yerinde olan insan mal kazanabilir



Haramların süsüne yıldızına aldanmayalım, çabuk geçen lezzetlerine kanmayalım, her iş ve hareketimizin Allah'ın razı olduğu ölçüde yapmaya gayret edelim... Allah bizden razı olursa; iki cihanda da biz herşeyden razı oluruz. Mutluluk, huzur, neşe, esenlik, barış, sevgi, saygı ve saadet bunda GİZLİ değil AŞİKAR.... Bunda düşünebilen insanlar için önemli notlar var...



Bu alem görünen bir saray gibi, IŞIK olmayınca zindana benzer.....



Fitne zamanında ibadet, küfürden/inkardan imana hicret gibidir efendim. Hicretimiz kutlu olsun...



Bazı söyler söyleyeni aşar. Ama söyletenin muradını düşündürür. Düşünmek isteyenler için. Çünkü söylenenleri dinleme erdemi ve kabul edebilme olgunluğu ayrı bir nasip/kısmet/diploma/eğitim ve kültürdür. İnsanlığı anlamayan insani değerli dinlemez. Dinlediği ve dinlemek istediği şeye kulak verenler olur. DUYMAK İSTEDİKLERİ İLTİFAT VE ÖVGÜ İLE NEFİSLERİNİ EGOLARINI ZİRVELEŞTİRMEKTİR BAZEN. Duamız hatalarımızı görebilecek bir olgunluk, doğruyu kabul edebilecek irade, yanlışlara nasihat edebilecek hikmet, iyilikleri tavsiye edebilecek irfandan nasipdar olmamız... Rabbim bizleri merhametinden eksik etmesin



Ey iş verenler, "Kim bir işçi çalıştıracaksa ona ücretini bildirsin, ücretini belirlesin (akid ve sözleşme yapsın)" (Beyhaki, Sünen, IV, 120) "İşçiye ücretini (kesinti ve kurnazlık yapmadan, tam olarak çalışma konumunun gerektirdiği hakkı olan ücretini) teri kurumadan veriniz" (İbn Mâce, "Rühûn", 4) işçinin ücretini ödemeyen kimse kıyamet gününde Allah'ı karşılarında bulacaktır (Buhârî, "İcâre", 10) "Onlar sizin kardeşleriniz olup Allah onları sizin sorumluluğunuz altında kılmıştır. Böyle bir din kardeşi eli altında bulunan kimse ona yediğinden yedirsin, giydiğinden giydirsin. Onlara güçlerinin yetmeyeceği işleri yüklemeyiniz. Şayet yüklerseniz onlara yardımcı olunuz" (Buhârî, "Itk", 16) hadisi şeriflerinin manevi sorumluluğunu unutmayınız. HOCAM O KADAR ÇOK ŞEY VARKİ BUNLARA KADAR.... demeyin kesinlikle! Hangi sevap bizi iki cihanda vezir eder, hangi günah bizi iki cihanda rezil eder bilemeyiz. Bütün iyiliklere hassasiyet göstermeye, bütün günahlardanda kaçınmaya gayret etmeliyiz. Bugün toprak üstündeyiz, gülüyoruz, eğleniyoruz: ama her an toprak altına yolculuk edebiliriz. HOCAM NE YAPALIM YANİ HERŞEYİ BIRAKIP İBADET Mİ EDELİM. İTİDAL üzere olmaya gayret edelim efendim. Yani Hz.Peygamberin nasihat ve tavsiyelerince hareket etmeye çalışalım. Kur'anı ve Allah'ın bizden istediğini O'nun nasihatleriyle öğrenebiliriz. Ölümsüz bir ömür yoktur, ama ölümle ömürü karartmakta yoktur. Ömür olduğu sürece ölümle karşılşalılabileceği unutulmamaya gayret ederek iyi ve güzel olanb şeylerle meşgul olmaya en azından kötüllüklerden ve yanlışlardan uzak durmaya çalışmalıyız. KÖTÜLÜKTEN UZAK DURMAK BÜYÜK İBADETLERDENDİR. Rabbim bize merhamet buyursun.



Aileniz ve sevdiklerinizle birlikte huzur ve neşe içerisinde geçirebildiğiniz bir dakika; eğlenceden eğlenceye koşarak deli divane keyiflenmekten sonsuz kere daha tatlı. Evli olanlar ve evlenecekler bunu asla unutmayınız...



KADDAFİNİN YAKALANIŞI VE ALLAHU EKBER LAİLAHE İLLALLAH HAYKIRIŞLARIYLA LİNÇ EDİLİŞİ ÜZERİNE: Dinle imanla Kuranla islamla alakası olmayanların favori kelime olarak "ALLAH EKBER , LA İLAHE İLLALLAH" diye mukaddesatımız üzerinden çığlıklarını duyduğumda İblisin Cennette Azazil iken Cehennemde Şeytan olarak yaptığı haykırışlar geliyor. Dilinin ucundaki feryatlarıyla yaşadıkları ve yaşattıkları hiç alakasız olduğundan. Ne olursa olsun, Zalimde olsa, seni yıllarca yönetim öyle yada böyle kamu hizmetleri sunmuş bir insana, dış güçler karşısında halkının geleneklerinden taviz vermeyen bir insana insan bunu yapabilir mi? Bu kadar vahşice ve canice insan gözü nasıl kararabilir. Velevki suçlu katletme yetkisini kendinde nasıl bulabilir? Cahilin her türlüsünden Allah'a sığınırım. Buradaki CAHİL kelimesi diploma üzerindeki bir yorum değil. CAHİL ifadesi insanlık okulundan nasipdar olmamış anlayışsız, şuursuz, nasipsiz et yığınları için. Kim olursa olsun. İşte bu yaratıklar Osmanlı onlar için dünyaya meydan okurken ırkçılık egosuyla taşeron örgüt gibi dış güçlerin kuklası olarak Osmanlıya , ingilizlerin italyanların safında savaşan basiretsiz kuru kalabalıklar. Allah'ın dünyada bir insana verebileceği en büyük cezalardan biriyle cezalandırılmış ve görünüşte insanken hakikatte pislikten farksız yaratıklardır. Malesef "CAHİL KALABALIK" malesef... Bu linci gerçekleştirenler "insan" haysiyetine layık olmayan bu dünyanın insanı olmayan yaratıklar. Hüzün. Tek kelimeyle hüzün. Yargılanmadan, sorgulanmadan, savunma hakkı tanınmadan yapılan bir linçin tek karşılığı VAHŞİLİK. Allah herkesin yüreğine bir mum ateşi kadar dahi olsa insan sevgisi bahşetsin.... Bizi merhametiyle iyilere yakın eylesin, cahil ve nasipsizlere hidayet nasipleri yoksa birbirlerine düşürerek onları kahretsin... İNSAN hayatı ve hatta hiçbir canlının hayatı ucuz değil. O HAYATI VEREN BİZ DEĞİLİZ...



Bir gün, Selmân-ı Fârisî, Suheyb-i Rûmî ve Bilâl-i Habeşî'nin de bulundukları bir topluluk, oturmuş konuşuyorlar­dı.Derken bu topluluğun bulunduğu yere Kays bin Metâta da geldi. Öfkeyle oradakileri süzdükten sonra şöyle konuşmaya başladı: "Evs ve Hazrecin (Medinelilerin) Muhammed'e ve diğer kendilerinden (Araplar­dan) olan adamlara sahip çıkıp yardım etmelerini anladık.Peki şu Arap olmayan adamlara ne oluyor.Bunlara niçin sahip çıkılıp yardım ediliyor?" Orada oturanların içinde Muaz bin Cebel'de vardı. Muâz derhal ayağa kal­karak Kays bin Metâta'nın yakasından tutup doğruca Peygamberimiz'e götürdü ve onun söylediklerini O'na haber verdi. Peygamber Efendimiz ise bundan çok öfkelendi ve cübbesini sürüyerek doğruca Mescid'e gitti. Sonra da "namaz toplayıcıdır" diye nida ilan duyurusu yaptırdı. Medine halkı ve Ashâb da bunun üze­rine Mescid'e toplandılar. Peygamberimiz ise Allah'a hamd ü sena ede­rek kısa bir hutbe irâd ettiler. Buyurdular ki: "Ey insanlar! Rabbimiz, bir tek Rab'tır, hepimizin atası da Hz. Adem'dir! Dînimiz de birdir. Üstünlük ırkta değil" Bu olayda adları geçen Selmân, Suhayb ve Bilâl gibi zatlarla, yani bunların müslüman olmaları ile; sanki yüce Allah, islâmî davetin, her cins ve renkten olan İnsanları bir araya getirmek istiyordu. Bu suretle, islâm'ın ırk ve renk ayırımı diye bir şeyi kabul etmediğini amelî olarak da ortaya koymuş bulunuyordu. Kays bin Metâta gibi câhiliye zihniyetine esaretten bir türlü kurtulamayan münafıklar ise, bunu bir türlü anlıyamıyorlardı Celaleddin es-Suyuti, Peygamberimizin Mucizeleri ve Büyük Özellikleri, 2/277-278



Yesrib'in kanlı düşmanları Evs ve Hazreci Medine İslam sahnesiyle kardeş kılan, Habeşli Bilal bin Rebah'ı , Rum Süheyb'i, İranlı Selman'ı, Yemenli Üveyse'l Karani'yi, Yemameli Sümame bin Üsal'ı, Türkü, Kürdü, Arab'ı, Çerkezi, Batılısını, Doğulusunu kardeş kılan İSLAM'la Cuma'larımız her daim bayram olsun duasıyla. Hz.Peygamber'in buyurduğu gibi: EY İNSANLAR HEPİNİZ ALLAH'IN KULU VE ADEMİN ÇOCUKLARISINIZ! ÜSTÜNLÜK YALNIZCA TAKVA'DADIR( ALLAH'A BAĞLILIKTA) Rabbim bu üstünlük ölçüsünün farkındalığını bahşetsin hepimize. Hayırlı Cuma'lar efendim.



Gözlerin kapanıp gönül gözlerinin alemi seyre daldığı bir gecedir Cuma gecesi. Her hafta ayrı eser. Ayrı ferahlatır insanı. Gönül kapılarını ardına kadar açabilenler için. NAMAZ ile JİMLASTİK arasındaki NİYET esaslı ince farkı farkedebilenler için. ŞÜPHESİZ BUNLARDA DÜŞÜNÜP İBRET ALABİLEN TOPLUMLAR İÇİN İBRET VARDIR. Kıssadan hisseye nasipdar kıl bizi Ey Sevgili Dostumuz Allah'ımız...



Sayısız nimetlerle bizi donatan ve layık olamayışımıza rağmen bizleri nimetlere garkeden Rabbimiz, nesillerimizide salih ve salihadan eylesin. Abimin tatlı bir kız bebeği oldu. Ve bende amca olmanın hissini yaşadım çok şükür. Rabbim onu, benim kızlarımı, ümmetin evlatlarını ve tüm insanlığın evlatlarının bahtını açık, güzel günlerini çok, ömürlerini bereketli, hayatlarını huzurlu, iki cihanlarını saadetli ve neşeli ihsan eylesin.Gözümüz aydın Ayhan Şensoy. çok şükür artık amca oldum. Hepimizin yavrularını koru muhafaza buyur Ya Rabbi....



Şimdi O sav olsaydı başımızda, zalimin karşısında bir nefer olunurdu aşkla. Bu bir harb değil mazlumun savunulması olurdu. Petrol çıkarları yapmadan, ÖZGÜRLÜK getiriyoruz sloganları atılmadan, ADALET ve HAKKANİYET.... AMA SADECE SÖYLEM VE ARZU KELİMELERİNDE BIRAKMADAN... Ey Alemlere Rahmet Olarak Gönderilen YÂR(sav) , İnsanlığın S'eni anlamaya ihtiyacı her geçen an artmaya devam ediyor. S'eni (sav) bize Gönderen'den (cc), S'eninle(sav) gönderiği kutlu mesajdan bizi mahrum etmemesini diliyoruz.



Muhtereme eşim; Hayatıma anlam katan nur! 350 Seneniyi Havva'sız gözyaşlarıyla geçiren babamız Hz.Adem'in gözyaşı kefareti yeterli değil mi hasrete ve özleme? Ben binlerce kilometredeyken değil, birkaç adımlık mesafedeykende hasretini duyarım yüreğimde. İltifat ifadeleriyle işim olmadı hiç. Yüreğimin tercümanlığının acziyetinde dilim. Ömürde, ölümde, kabirde, mahşerde ve ebedi cennette fırakınızdan sığınırım seni ve ailemi bana lutfeden sonsuz kudret ve lutuf sahibi Allah'ımıza... İsmail'den olmaya, Hacer'siz kalmaya tahammulu ve takati yetmeyecek aciz bir ibrahim'im ben. Muhammedi yolun feyzi ve bereketiyle soğuk istanbul ikliminin kaldırımlarından süzülen bir sıcak sevgi soluğunu gönderiyorum şimdilik. Akşama gelinceye kadar bu solukla devam et. Söz özken uzatmaya gerek yok. Nimetullah olan seni ve ehli beytimi çok seviyorum Hayat nimetinden mahrum bırakılacak bir demet gülle gülümsemektense dua demetlerimle sizi neşelendirip sevindirmek ebed müddettir bana...



Tövbe yalnızca pişmanlık değil gözdeki yaşa sadakat göstermektir....



Hz.Yusuf'un nefsinin şehevi tekliflerinden Allah'a sığınarak nefsinin kölesi olmuş güzel Zuleyha'dan günaha düşme korkusuyla kaçışını hatırlıyor musunuz? Eğer nefsinin teklifine uysaydı bir zaman sonra vezir odaya girince onları öldürecekti ve günah içinde ebedi hüsrana düşeceklerdi. Ancak Hz.Yusuf bir günaha düşmemek için iftiraya, zindana, işkenceye ve sıkıntılara eyvallah dedi. Nihayetinde Mısıra Vezir, güzel Zuleyha'ya da helalinden eş oldu. En güzel kıssa olarak Kur'an tarafından ifade edilen bu müthiş hayat portresi nice hakikatli sırları da barındırıyor aslında. Rabbim hem Hz.Yusuf ahlakı, hem Hz.Yusuf güzelliği ve hem de Hz.Yusuf iffet ve edebi bağışlasın bize...



Benim için gecenin az bir vaktini ilme ayırmak, bütün geceyi ibadetle geçirmekten daha iyidir.



Gönül başka hiçbirşey düşünmeden inkişaf ettirir bazı şeyleri. Doğru mu yanlış mı düşünme payı bıraktırmadan mütevekkil (tevekkül eden) olarak yaşar anı. Sonra mı? Tevekkül edip yaptığının ardından vesvese gelir. Acaba yanlış mı yaptım, keşke yapmasaydım, ne olacak şimdi diye. Temiz bir niyetle yapılan bir adımın sansasyonel etkisidir bu. NE YAPMAK LAZIM? Tevekkül edip güvendiği ALLAH'a sonsuz şefkat ve engin merhametine iltica edip, nâr'da S'enin, nur'da S'enin ama bende S'eninim ilahi! Nolursun sonradan hüzün yaşayacağım bir şeye el uzatma, adım attırma, beni bana bırakma" diyerek derin bir nefesin ardından amin demek düşüyor. Vesveye sırt dönüp ilhama yürek sunarak. Ey adnan. ve ey adnaniler. Allah yardımcımız, koruyucumuz, dostumuz olsun. amiiiiiiiiiiiiin



Gecenin karanlığı gözün perdesidir. Gönlün önünde ise nefsimizden başka bir perde yoktur. Perdeleri aşmak kısası enbiya'nın sırrına talip olmaksa; bir demet arz ediyorum efendim



Bir harama düşmemek için 70 helali terk edebilecek bir irade arzusundayım...



DOSTLUK KURBAN GİBİDİR. YÜREKTEKİ SEVGİSİ VE SICAKLIĞI ULAŞIR. ŞEKLİNİN KIYAKLIĞI AYNADA TAKILI KALIR. “Kurbanların ne etleri, ne de kanları Allah’a ulaşır. Allah’a sadece sizin ihlâs ve samimiyetiniz ulaşır.” Hac sûresi (22), 37



Dost dostunun pastasından hissedar olmaya çalışan bir menfaatçi değil, dostunun keyfiyle huzur bulan yarendir. Dostunu kıskanıp çekemeyen kişi dost olamaz. Onunla kendini kıyaslayıp hased (yani onda olan bende olsun ondaki de yok olsun) Aksi takdirde kabil gibi kardeşe kardeş değil katil denildiği unutulmamalı. Mükemmel dost arayan dostsuz kalır. Mükemmel tek dost Allah'tır. Önemli olan hataları makul ölçüde azaltmaya ve mümkün olduğu kadar arınmaya çalışanlarla dost olmaktır. Her daim bunalımda olan, karamsar olan, hüzünlü olan birinin dostluğu bir zaman sonra sizide aynı hüzne hissedar kılabilir. Bir mum diğer mumu tutuşturmakla ateşinden birşey kaybetmez buyurur Hz.Mevlana. Ateş olup ısıtmaz lazım onlarıda... AMA ERİYİP, YİTİP GİTMEDEN....



Bu dünyada acıkır, fakirleşir, hüzünlenir, hastalanır, haklarını kaybeder veya bir haksızlığa uğrarsan cennetteki nimetleri, rahatlığı, sevinci ve emniyeti hatırla. Eğer buna inanır ve bunu elde etmek için çalışırsan zararların kâra, musibetlerin nimetlere dönüşür. İnsanların en akıllısı ahiret için çalışandır. Çünkü faydalı ve kalıcı olan odur. İnsanların en ahmağı ise bu dünyayı kendine gerçek yurt ve en yüce amaç edinendir. Bu kişileri, musibet anında aciz ve olaylar karşısında çaresiz görürsün. Çünkü onlar sadece bu basit ve değersiz hayatı görür, bundan ötesine bakmaz, düşünmez ve elde etmek için çalışmazlar. Dünya sevinçlerini ve neşelerini kaybetmek istemezler. Şayet bunlar kalplerinin ve gözlerinin üzerinden cehalet perdesini kaldırsalardı, nefislerine ebediyet yurdunu, yüce nimetlerini ve saraylarını hatırlatır, vahyin hitabına kulak verir ve işitirlerdi. Çünkü önemsenmesi, değer verilmesi, uğrunda çaba gösterilmesi gereken odur.



Hayatınızda ilk defa tanıştığınız bir kişinin dostluğu, yıllardır tanıdığınız yediğiniz içtiğiniz ayrı gitmeyen dostunuzun dostluğundan daha güzel bir dostluk olabilir. Rabbim iyilere yakın kötülerden uzak eylesin. Dostlarımızın hainliğinden bizleri korusun



Şeytanı cennetten düşüren en büyük isyandır kibir ve gurur. İnsanlar olarak bizlerinde ağır imtihanlarından biridir bu. Bir insanda kibir ve gurur yalnızca zenginlerin uğraştığı bir ilahi imtihan değildir. Fakirlerde bazen kibirli ve gururlu olurlar, yalnızca güzeller değil çirkinler de bazen gururlu olurlar, yalnızca sıhhatliler değil hastalar ve engellilerde kibirli olurlar. Bunlar temelinde daha birçok örnek verilebilir. Eşşek tüm gün bağdat saokaklarında dolaşırda tek gördüğü sadece karbuzdur. Ne hanları görür ne hamamları... mesnevi beyanıyla sesleniyorum nefsime ve yazımı okuyan kardeşlerime. Karpuzun arzusunun boş gururuyla rezil olmaktansa, tevazunun yüksek erdemiyle iki cihanda verir olmayı seçmeye gayret edelim. Çünkü handa O'nun, hamamda O'nun, sarayda O'nun KARPUZDA O'NUN... YANİ ALLAH'IMIZIN. Herşeyin kiracısıyken alemin imparatoru ve sahibi gafletiyle firavunca nefsimize esir ve köle ve kul olmamalı, Allah'a kölelikle hakiki hürrüyete yolculuk edelim inşaallah efendim...



?"Ben her mümine kendi nefsinden daha evlâyım. Her kim borç bırakırsa (borçlu ölürse) onu ödemek bana aittir. Kim de mal bırakırsa varislerine aittir" buyuran Hz.Peygamber'in ümmetine düşkünlüğünü yüreğimizde hissedebilmemiz duasıyla. CUMA BAYRAMIMIZ MÜBAREK OLSUN (Buhârî, Ferâiz 15; Müslim, Ferâiz, 16; Ebû Davûd, Buyû, 9; Tirmizî, Cenâiz, 69; İbn Mâce, Mukaddime,11; Sadakat 13; Nesâi, Cenâiz, 67; Iydeyn, 22)



Yaşarken bedeni dönmemişse Mevla'ya , ''Iyi bilirdik" demek kaç yazar meftaya..? Hz.Mevlana Haydi şimdi birde buradan bakalım...



Bir lisan bir insandır derler ya! Bin lisan bilse insanlıktan nasibi yoksa hiçtir, çeyrek insan dahi değildir. Hiç dil bilmeyen birisi BEDEN DİLİ ile GÖNÜL DİLİ ile bin insana bedel olabilir. Selam veriyorsa, ikram ediyorsa, güler yüz gösteriyorsa, yer veriyor ve gösteriyorsa, sabırlı, hoşgörülü ve saygılı davranıyorsa, kalp diliyle konuşuyor demektir ki bütün dillerin üstündedir bu dil. EVRENSELDİR. Dünyada da geçer ahirette de geçer... IRKİ dillerin korunmasındansa İNSANLIĞIMIZIN korunmasını ümid ediyorum. HOCAM ABARTMA dil olmazsa IRK olmazsa Millet olmaz, sen ben olmayız. DİL olsun diye IRK olsun diye SEN BEN olayım diye hergün insanlar kaybolmasın. DİLİMİZ OLSUN, IRKIMIZ OLSUN, SEN OL BEN OLAYIM... AMA HEPSİNDEN ÖNCE VE ÖTE İNSANLIK OLSUN....



Hediyelik eşyalarını alan Hacı adaylarının bayramlığını alan çocuklar gibi sevindiğini görmeye devam ediyorum. Rabbim güzel heyecanlarını arttırsın. 2 Hafta kaldı her yıl olduğu gibi bizide tatlı bir heyecan bastı. Haremeyne özlemden mi, Milyonlarca kardeşinle dünyanın en büyük ibadetini TEVHİD sancağı altında alemlerin Rabbine sunmaktan mı, ümmetin kongresi olduğu için mi, belirli zamanlarda belirli yerlerde 7 milyon müminle ÖNCE SEN şuuruyla bizliği tazeleyebilmenin feyzinden mi, İslamın 5 temel şartından birini tekrardan yerine getirmekten mi, mi mi mi'ler çok.... hissediyor yüreğim. Büyük nimetin farkında olmayı nasip etsin YARATAN! Temiz ve berrak suyun içinde, suyun nerede olduğunu arayan balığa çevirmesin bizi. Hepinizi sevsin ve nasip etsin kulcuklarının kıymetli Rabbisi...



Sözlerim yalancı ve hain, yüreğimi doğru tercüme edemiyor. Çok şükür ki dilimin tercümanlığına ihtiyaç olmayan bir dostluğum var Rabbimle. Kimsenin görmediği yüreğimi görüyor, kimsenin bilmediği yüreğimi hissediyor... Şükürler olsun



Hz.Lut'un kavmini helak etmeye gelen meleklere, onlari helak etmeseler, bir firsat ve bir muhlet verilmesi icin çirpinan Hz.Ibrahim'in bu çirpinisini dusunuyorum. Anlamaya ve hissetmeye çalisiyorum



Butun hamdler sukurler ve tesekkurler, en kederli anlarimizda dahi mutlu olabilecegimiz nimetler bize lutfeden dostumuz Rabbimiz Allaha olsun. Insaallah bu tespiti yuregimize bende eyler.



Hocam yatsı namazlarına gelmiyorsun camiye diyorlar bana bazı dostlar. Ailemle beraber, hatimli tefsir yapıp, peşinden biraz ezber tazeleyip, sonra hadis okuyup, yine ezber tazeleyip, sonra ben eşim ve kızlarımla birlikte cemaat olarak yatsı namazını evde kılmak , evi nurlandırmak adına nebevi bir metod gibi geliyor bana bu sebeple genelde evde oluyor ve evimi bir darul erkama bir suffe mektebine daha özelinde bir ezvaici tahirat meclisine çevirmeye çalışıyorum Ve sizlere önemle tavsiye ediyorum. Tv'ye,radyo'ya, oyuna, internete, kitaba, gezmeye ayırılacak vakitleri iyi analiz etmek lazım. Misal şuanda tefsirde Hud süresinde, hadiste ise Riyazussalihin deyiz. BEN OKUDUM demiyoruz 100.cü kerede olsa okuyor ve üzerinde müzakere yapıyoruz. HOCAM BİZİM BUNLARA AYIRACAK VAKTİMİZ YOK BİZ EKMEK PARASI DERDİNDEYİZ DİYEN ARKADAŞI KAHVENİN ÖNÜNDEN GEÇERKEN KAHKAHALAR İÇERİSİNDE MEYDAN KIRAATHANESİNDE GÖRDÜM. BİR BAŞKA SEFER SAHİLDE MANGAL YAPARKEN. BİR BAŞKA ZAMANDA HALI SAHA MAÇINDA.ALLAH NEŞESİNİ BOZMASIN. EKMEK PARASI? NEFSİN BAHANESİ OLABİLİYOR SANKİ BAZEN.... İSTEMEK ÖNEMLİ KAPILARI ALLAH AÇAR



Ah Nebiyyi Azim Ahmed Muhammed Mustafa (Salatu selam S'ana ve güzel yolundan ilerleyenlere olsun)... Medine merhamet iklimini arzuluyoruz... S'en gidince Bidat, hurafe, şirk oldu herşey. Afaroz edilir oldu ümmet. Seni bize gönderene and olsun ki: Senin mübarek hayatını tefsirliğinden başka bir hayata ittiba etmeyeceğim. Senin vasiyetlerinden başka söze gönül vermeyeceğim. Musab'ca nefes aldığım İstanbul'da, Muaz'ca duyuracağım S'eni ve S'eni bize lutfeden Rabbul'alemin'i... Zalimin karşısında Ömer'ce temsil edeceğim S'eni, masumun yanında Ebubekir'ce temsil edeceğim Seni... İhtilaflara Osman'ca muamele edecek, fitnelere Ali'ce kapayacağım kapımı ve gönlümü. Son nefesime kadar bu imanımı ve aşkımı haykıracağım şahit ol. Seni gönderenin (cc) ŞAHİTLİĞİYLE şahit ol. Kulak verirlerse Senin ümmetin, kulak vermezlerse yine Senin ümmetin... Merhamet Ey Alemlerin Rabbi, Şefaat ey Alemlerin Rabbinin Peygamberi, himmet ey o peygamberin ümmeti... AŞK OLSUN !



Sayın Başbakanın muhterem validelerinin darı bakiye intikal edişlerinin cenaze merasimleri öğlen namazını müteakip Fatih Cami'nden gerçekleşecekmiş. Merhumeye Cenab-ı Hak'tan rahmet , Başbakanımıza, kederli ailesine ve sevdiklerine sabrı cemil niyaz ederim. Cenab-ı Hak kaybettiğimiz sevdiklerimizle Cennet'te kavuştursun. Sabah 9 dan itibaren Fatih caminde çalışmalar var. Dev ekran ses sistemi. Provalar, çeşitli tv kanallarının yayın araçları, özel güvenlik polisler... vs.. Şefkat ve merhamet sahibi Allah ömüründe ölümünde hayırlısını ihsan eylesin bize...



Dünya akşam namazını 5 yaşındaki kızım Rümeysa'nın ellerinden tutarak beraber gittik. Kamet getirilmiş ve imam tekbiri almak üzereydi ki, yaşlı ve ayakta zor duran bir beyefendi yanıma gelerek: - Evladım çocuk saf içinde olmaz onu şöyle arka köşeye götür . dedi. Ümmetin çocuklarına ve kadınlarına camilerde yapılanlar geldi bir anlık gözümün önüne. Hafif buğzu fillah hissettim. Sonra ya hayır söyle yahut sus hadisi yüreğimi silkeleyince : Hacı abi ben hocayım. Rahat ol. Dinen herhangibir sakıncası yok. Berekettir onlar... Benim hoca olduğumu öğrenince ses etmeden geçti namaza durdu... Rümeysa'm biraz rahatsız oldu durumdan. Allah onlardan razı olsunki namazın ardından diğer cemaatten genci ihtiyarı Rümeysa'mı tebrik ettiler, ona şeker ve çikolata verdiler. Sanki bayram namazından çıkar gibi olduk :) Çok sevindi... İşte dün akşam yaşadığım portre bu. Yorum sizin. ya ben konuya vakıf olan bir hoca olmasaydım ? ya beni ve kızımı soğutsaydı camiden o amca? ya diğer cemaat Hz.Peygamber ahlakıyla yaklaşmasaydı kızıma? YORUM SİZİN, DUALAR RABBİMİZE... BİZİ HZ.PEYGAMBER'İN İZİNDEN AYIRMASIN



Büyük bir aşk hikayesi ile varolan kainatta, sonsuz sevda okyanusundaki bir damlacığın yüreğine yansımasıyla ressam değil, duvardaki resim olduğunu anlayan; kumsaldaki kum tanecikleri kadar galaksinin olduğu uçsuz bucaksız evrende, kum taneciklerinden birtanesi nispetindeki dünyada varoluşu, dirilip canlanmayı, yoklukta bulmuş bir NİDACIYIM BEN (seslenici). BİZLİKTE BENİ HİSSETMİŞ BİR YARENİM BEN... BENLİĞİ TEN KAFESİNDEN SIYIRMIŞ BİR CANIM BEN... EBEDİ SAADETİ NEFSİNE DEĞİL ZALİME DAHİ İSTEYEN BİR DİLENCİYİM BEN... KINAYICIYA DA DUA EDER, HAKLARIMI HELAL EDER, İKİ CİHAN NEŞESİ PEŞİNDE SAMİMİ BİR DOSTUM BEN. Husumete kıymetli zamanımı israf etmeyecek arifim ben. BENİ BEN YAPAN ALLAH'IN KULU, ONUN YARATTIKLARINI ÇOK SEVEN BİRİYİM BEN... ADIM ADNAN SOYADIM ŞENSOY NEFESİM HAYATIM CANIM SAHİBİNE MÜPTELA BİR NEFER, SEVGİ VE HOŞGÖRÜ SAVUNUCUSUYUM BEN... NOKTA !



Hac'da kendilerine hediye edilecek kumaşların ve bavulların telaşına kapılan hacı adaylarının bu hassasiyeti, ömürlerinde yalnızca bir kere (resmi yolla) gitme imkanı olan HAC ile ilgili seminerlere katılımda, dökümanları okumada, kitapları teminde, dvd takipte vs... GENELDE göremeyişim bazen hüzünlendiriyor yüreğimi. LÜTFEN SİZ SİZ OLUN, İBADETTEYKEN BİLE SİZDEN , NİYETİNİZDEN, AMELİNİZDEN kaçakçılık yapmaya çalışan şeytanın vesveselerine LA çekiniz. Pazarda çarşıda yüzüne bakılmayacak kumaşlara bu kadar düşkün olmayalım. Kumaşlarla Hacı olunmaz. Zaten hediyedir ve gitmeden önce ödeme yapılmış olan makamlardan gelecektir. Hacıların heyecanlarını anlıyorum. AMA BU HEYECAN BAVUL KUMAŞ HEYECANI DEĞİL ALLAH'IMIN BİR İSTEĞİNİ DAHA YERİNE GETİRECEĞİM ÇOK ŞÜKÜR HEYECANI OLMALI... Bu bir şikayet değil, kardeşçe bir tavsiyedir. EŞE DOSTA BÖYLECE DUYRULUR OLUR Kİ KULAK VERİRLER...



Gündüzler aydınlıktır, günahla karartma; Geceler uzundur, uykuyla kısaltma.. derdi büyüklerden nakil yaparak M.Ziya Aykut hocam. Sabahlara kadar namaz kılmaktan ayakları şişen Hz.Peygamber'i, sabahlara kadar uyumaktan gözleri şişen ümmetine tekrardan tanıtarak hakiki bayramlara kavuşabilmek duasıyla... Cuma bayramımız mübarek olsun efendim.



Fatih Fevzi Paşa caddesinden 09:30 gibi geçen Eminönü halk otobüsünün şöförü "fast and furious / Hızlı ve Öfkeli" filminin sahnelerinden çıkmış gibiydi. TOPLU taşımacılıkta olsun veya diğer aktivitelerde KAMU'ya yapılan hizmetlerde hizmet verene KUL HAKKI'nın detayları izah edilmeli. En azından İNSANİ DEĞERLER ve İNSAN'A saygı zorunlu eğitim olarak SÜRÜCÜLÜKLERİ SÜRESİNCE zorunlu olarak öğretilmeli onlara. Ani frenler, ani kalkışlar ile yolcuları perişan etti otobüs içinde. Sabah sabah hoş olmuyor. EY HOŞGÖRÜNÜN YOĞRULDUĞU TOPRAKLARIN ATALARI OLAN ECDADIMIZ. Nerede siz, işte neleri konuşuyoruz nerede biz?



Wikipedia: "Ben herşeyi bilirim" Google: "Ben herşeyi bulabilirim" Facebook: "Ben herkesi tanırım" Twitter: "Ben herşeyi duyarım" İnternet: "Ben olmasam bir hiçsiniz" Elektrik: Hadi leyn:) Hakikaten öyle. Meyvenin keyfini sürerken ağacını unutuyoruz bazen. Ağacın gölgesinde neşelenirken toprağı unutuyoruz bazen. Toprakta uzanırken, toprağa hayat veren suyu unutuyoruz bazen. Hepsiyle böbürlenirken tüm övgülerin ve nimetlerin sahibini UNUTUYORUZ BAZEN... UNUTANLARDAN VE RAHMETİNDEN SİLDİKLERİNDEN EYLEME BİZİ EY SEVGİLİMİZ VE VEFALI DOSTUMUZ ALLAH!



İMAN dediğimiz inanç, insanı sorumlu tutar, sorumluluk verir, sorumlu olmayı öğretir insana. Rabbine ve Rabbinin yarattıklarına karşı. İşte bu sebeple İMAN eden TÜZEL değil GERÇEK kişi peygamberi Hz.Muhammed sav gibi aleme rahmet olur. Ben böyleyim diye ahkam (!) kesmiyorum. Sadece olmaya çalışan biriyim. Olmaya çalışanlara da kardeş ve ağabeyim... İnsan yaşadığı güzellikleri paylaşma iç güdüsüne sahiptir. Paylaşmak isterki güzellik çoğalsın. Bu bir arzu, ümit ve niyazdır. Zorakilik yok elbette. İNŞAALLAH şu satırlarım menziline layıkıyla ulaşır...



Yüzde 99’u Müslüman olan bu memleketin nasıl oluyor da yüzde 40’ı hırsız, mafya, yüzde 10’u esrar-eroin kullanıyor, yüzde 25’i içiyor? Bu hesapta bir yanlışlık var. Bana kalırsa geriye kalan %1 Müslüman analizini paylaşan kardeşlerime: Evet hesapta bir yanlışlık var. Müslüman sayamayacak kadar çok İSLAM görmekte zorlanacak kadar yok... Sebebi İSLAM'ın ne olduğunu öğrenemeyişimizden, öğretemeyişimizden. Ben ve benim gibi birçok tanıdığımı HIRSIZLIKTAN , MAFYA OLMAKTAN, UYUŞTURUCUDAN koruyan ve uzak tutan ALLAH'a imanımız ve O'na karşı hissettiğimiz sevginin sorumlulukları. İnsan, canlı, tabiat sevgisi ve saygısı bu hikmeti barındırıyor. Bu sebeple FIKHIN hükmüne geçmeden önce AKAİD VE KELAM'ın inceliklerini insanlara duyurmalı ve ulaştırmalıyız. BU BİZİM İNSANİ VE HAYATİ GÖREVİMİZ.



Hakikatli sevmek hakikati sevmekten geçer. Alemlerin Rabbine iman ve O'na olan imanın gereksinimlerince yaşanılan hayat prensipleri ALEMİN HAYATI kılar insanı. Toprak üzerinde taşımaktan mutlu olur, ağaçlar gölge yapmaktan, güneş ısıtmaktan, çünkü sevgi ve şefkat eser, samimiyet eser, sadakat eser İMAN arsasında villa yapanın kademiyle... Gerisi mi? Gerisi suret, gerisi yüzeysel, gerisi bencil, gerisi riyakardır sevgilerin... ARZULAR ama şehvetin egoizmini taşır bu tip sevgi. TEN'den ibarettir aşkı. HALBUKİ İman devletine kavuşanın sevgisi katıksızdır, özdür, riyasızdır, ölene değil ebede kadardır. Bu bir şiir değil yüreğin şahitliğidir dostlar...



Aileler evlenecek olan çocuklarına hoşgörü ve saygı ile davranmalılar. Genelde çocuklarının tercihine karşı çıkanların evliliğine baktığınız zaman onlarında ailelerinin karşı çıktığı ve bu sebeple aileleri arasında sorun yaşadıkları görülür. ÖYLEYSE NEDEN KOLAYLAŞTIRIP EVLATLARININ TERCİHLERİNE SAYGI DUYARAK MUTLU BİR YAŞAMA KATKI SAĞLAMIYORLAR. Sonra aileler arası kopmalar, gizli nikahlar vs oluyor. İŞTE HAYAT BAZEN BÖYLE HÜZÜNLÜ PORTLERDE ÇIKARIYOR KARŞIMIZA. HZ.PEYGAMBER'İN ÜMMETİ! Lütfen her alanda kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız



Toz bulutu olarak göğe yükselen, çamur olarak yere düşer. TEVAZU, TEDBİR ve İTİDAL üzere olmaya gayret etmeliyiz.



Yusuf gibi kuyudayım ÇAĞIRIRIM EY DOST (cc) Seni...



Gönül sükunet arzular bazen... Bitmek bilmeyen arzu ve ihtirasli dünya hirs ve kosturmalarina karsi 'DUR VE NEFES AL' der yürek.. Lutfedermisin beraberce istirak edelim okunan ezanlarla yapilan davetle aksam namazina... DERIN BIR NEFES IÇIN. Lutfedermisiniz? Icabet edermisiniz?



Husumete vaktimiz yok: sevgi, saygı ve hoşgörü elçileriyiz biz. Din görevlisi değil DİN GÖNÜLLÜSÜ'yüz...



İlerleyen her zaman diliminde bir başka özlüyor ve hasretini çekiyorum saadet asrının. Neşenin bolluğunu, dostlukların vefakarlığını, sözlerin sadakatini, hoşgörünün zenginliğini, saygının ve sevgi temelinde inşa edilmiş bir toplumda nefes almayı özlüyorum. Tüm insanlık için. Çünkü komşumun da bahçesinde güller açarsa o güzel gül kokusu ve doyulmaz manzarası bana da hayat olur. HAYIRLI HERŞEYDE BEN DEĞİL BİZ. İKRAMLARDA BİZDEN ÖNCE SİZ. İMTİHANDA VE MÜCADELEDE SİZDEN ÖNCE BİZ diyenleri özlüyorum. VARSINIZ ÇOKSUNUZ AMA GÖRÜNMÜYORSUNUZ BAZEN NEREDESİNİZ ?



Beylikdüzü İlçe Emniyet Müdürlüğü'nde ehliyet alımı esnasında görmüş olduğum üstün alakanın yanında, BARIŞ isimli bir görevli tarafından şahsıma ve oraya gelmiş diğer vatandaşa karşı gösterilen zorluk, kaba diyalog ve sıkıntılar karşısında dile getirdiğim yazıma, hususi alaka gösteren ÇETİN Amirimize şükranlarımı arz ediyorum. Kendileri bize gurur olmaya devam ediyorlar. Temennimiz polis teşkilatımızda bu şekilde halkla ilişkilerin: halkı rencide eden, prosedürleri katılaştıran başka personele de örnek olması ve gerekli uyarıların verilerek devam etmesi yönünde. ÇÜNKÜ HALK İÇİN EMNİYET sloganına yakışan, halk ve polisin birer aile olduğunu unutmamayı gerektiriyor. Allah emniyet güçlerimizi korusun, muhafaza etsin efendim.



SEYAHAT KÜLTÜRÜ dediğimiz sosyal gereksinim, HZ.PEYGAMBER'İN YOL ARKADAŞLIĞI AHLAKIDIR. Ama hem sosyal kültürden mi mahrum kalmışız hemde Hz.Peygamberin ahlakından mı bilmiyorum? BİR PEMBE DİZİ sevdası birde KADIN (!) PROGRAMLARI olmuş sanki kültürümüz. ÖNCE İNSAN YERİNE PARAM VAR HİZMETİDE SATIN ALIRIM SİZİDE anlayışıyla sonradan görme burjuvalar mı kaplamış ne?



SEVGİLİ VEFAKAR EŞİM'E: Varoluşumun Havva'sı, nefesimin Asiye'si, umutlarımın Meryem'i: Sayısız şükredemeyeceğim nimetlerin en ayrıcalıklısı, Sevgili Peygamberimizin bana müjdesi, evimin Hatice'si, soframın Hafsa'sı, yüreğimin Aişe'si, neslimin Fatıma'sı, kederlerimin Mariye'si, neşelerimin Remle'si, cefalarımın Sevde'si, şükürlerimin Cüveyriye'si, Yalnızlığımın Ümmü Habibe'si, Rızkımın Zeyneb'i, Rumeysa'm ile Hayrunnisa'mın annesi, hayatımın incisisin. Aleme izhar olan sevgin karşısında, Rahmani aşkımı arz ediyorum sana. Seninle ve çocuklarımla hayatı lutfede yalvarıyor ve dilenerek diyorumki: Tüm ailelerin huzur ve mutluluğunu en az bizimki kadar leziz ve neşeli eyle... Siz iyiki varsınız. İyi ki benimlesiniz. Hamd ve şükür seni ve kızlarımı haketmediğim halde bana ihsan edene... En güzel süpriz bu oldu benim için... Sizi Rabbimin lutfuyla çok seviyorum



Nefsin, şeytanın ve şeytani insanların süsledikleri günahların karanlığından; şefkat,merhamet ve hidayet sahibi Rabbimizin helallerinin aydınlığına CUMA GÜNÜ hatrına hicret edebilmek duasıyla CUMA BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN ARKADAŞLAR.



Gecenin sessizliğinde yüreğinizin derinliklerinden gelen yalnızlıktan arınma nidasına bir avuç dua ile sükunet sunmayı denediniz mi? Alnınızı secdeye koyup dünyevi ihtiras ve arzuların köleliğinden Allah'a kulluk ve dostluğun hürriyetine iltica ettiniz mi? Bu yazımı okuyorsanız HALA FIRSATINIZ VAR DEMEKTİR Öyleyse ne duruyorsunuz bir adım ileri adım atın ve secdeye varın. Heryerde ve herşey için... Duanızda biz kardeşlerinizi de anın.. Lutfen



Allah'ın birliğine, tekliğine ve yüceliğine; ezeli ve ebedi varlığına; Elest meclisine, dünya imtihanına, ölüme ve ahirete inanan biz müminler: şefkat ve merhamet içerisinde birbirimize her zaman iyiliği tavsiye edip, kötülük hakkında hoşgörü ve saygı içinde nasihatle kardeşiz. BU SEBEPLE LÜTFEN BİRBİRİMİZİ İNCİTMEYELİM; BİRBİRİMİZDEN İNCİNMEYELİM



Vahiyle sulanmış yüreklerin dil ile izharıyla oluşan sözler eskimez. Her zaman yenidir.Ki o sözleri telaffuz buyuran peygamberler HAK'ın sözcülüğünü ve elçiliğini yaparlar. Bu sebeple, alemde hayat bulduğu sürece onların sözleri rehberlik etmeye devam edecektir. Bakınız ortak sözlerden biri : İnsanların Peygamberlerden öğrenegeldikleri sözlerden biri de: “Utanmadıktan sonra dilediğini yap!” sözüdür. Buhârî, Enbiyâ, 54; EbuDâvûd, Edeb, 6



Tüm gayret, fedakarlık, çaba, mücadele, koşturma, şefkat ve aşk adımlarınıza rağmen karşılık bulamayabiliyor beşeri sevgiler. İYİKİ VARSIN ALLAH'IM. Sen olunca darlık yok. SENİN İÇİN OLUNCA SEVGİDE EKSİKLİK YOK SENİN İÇİN OLUNCA ÖMÜR NE HOŞ SENİN İÇİN OLUNCA ÖLÜM NE HOŞ SENİN İÇİN OLUNCA DOSTLUKLAR NE KADAR DA LEZZETLİ SENİN İÇİN OLUNCA NEFES ALMAK TATLI SENİNLE OLUNCA HAYAT KEYİFLİ. EZELİ VE EBEDİ TEŞEKKÜRLERİMİ ARZ EDİYORUM EY VEFA! EY CANDOST! EY MERHAMETLİLERİN EN MERHAMETLİSİ! NE KADAR DA YÜCESİN VE NE KADAR YAKINSIN ŞÜKÜRLER HAMDLER SANA SENİ SEVİYORUM ALLAHIM



İslam dini, ekonomik dengesizliğin yol açabileceği muhtemel olumsuz sonuçların azaltılabilmesi için zekat, sadaka, infak ve muhtaçlara borç vermeyi dini bir görev saymış, hatta karz-ı haseni Allah'a borç verme olarak nitelemiştir.



Gerçekten inanınız sevgili arkadaşlar. Güler yüz, tebessüm, hoşgörü, saygı, insan sevgisi, doğa/tabiat sevgisi ile dünya hayatında da Cennetin bahçesi yaşayabiliriz. HOCAM DÜNYA MÜMİNE ZİNDAN DEĞİL Mİ? Ahiretteki ebedi cennetine kıyasla zindan. PEKİ HOCAM DÜNYADA CENNET BAHÇESİ HİÇ OLUR MU? Medine'de Ravza-ı Mutahhara = Cennet Bahçesi demektir Medine'deki Baki kabristanlığı = Cennetul Baki'' =Cennet bahçesi vs. Ve birçok ayet bunun imkansız olmadığını gösteriyor. Ancak şeytani hislerine köle olmuş, nefsine tapan egoist insanlar buna engel oluyorlar. OLSUN. ONLARA RAĞMEN HAYDİ HAYATIMIZI CENNET BAHÇESİNE DÖNÜŞTÜRELİM Bir kardeşiniz, bir hocanız olarak arz ederim efendim



?"BÜYÜK E YAZ SAMET" videosuyla, karatahta karşısında kendince ESPİRİ yapan öğretmen o çocuğun arkadaşlarının karşısında eziklik hissetmesinin yıllar sonra kendinde oluşturacağı psikolojik etkisini düşünemiyor. O çocuk utancından kızarmış, heyecanından dilini yutmuş, arkadaşları alay edip gülüyor. Birde tenefüs ile okul çıkışında da alay konusu olacak. ÖĞRETMENLERİMİZ LÜTFEN BİRAZ DAHA HASSAS OLUNUZ. Kişisel ANLAYIŞ(SIZLIKLAR)INIZ için çocukları harcamayın. EVET DOĞRU. GELECEK NESİLLER SİZİN ESERİNİZ OLACAK. Ne yaparsanız yapın Allah'a karşı olan sorumluluğunuzu unutmadan şefkat ve merhametle davranın. Lütfen



Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez Suudi Arabistan’ın Ahbariyye Haber Kanalı’na verdiği mülakatta “Bir Müslümanın kendi yorum dünyasından hareketle başka bir Müslümanı tekfir etmesi, dalaletle suçlaması, imanını yargılamaya kalkışması aynı zamanda bir fikir ve düşünce terörüdür” dedi. ÜMİT VEREN İNSAN MEHMET GÖRMEZ HOCA. Allah yardımcısı olsun Yeryüzünde en kötü yargının Müslümanların birbirinin imanını yargılaması olduğunu söyleyen Diyanet İşleri Başkanı Görmez, ‘Allah imanı yargılamayı insanlara bırakmamıştır. İmanı yargılamak kula düşmez. O Allah’ın işidir’ dedi Hazreti Peygamberin vefatından sonraki dönemde yapılan bu türden yargılamaların Müslümanları parçalanmaya götürdüğünü hatırlatan Başkan Görmez, modern zamanlarda aynı hastalığın tekrar nüksettiğini ve insanların kendi yorumlarını esas alarak başka Müslümanların imanlarını yargılamaya kalkıştıklarını kaydetti. Diyanet İşleri Başkanı Görmez ayrıca; bu durumun dünyanın birçok yerinde ve İslam dünyasında ciddi sorunlara yol açtığını, Kafkasya’daki karışıklıktan Somali’deki açlığa kadar pek çok yanlışın temelinde cehalete dayanan bu fikir ve düşünce terörünün olduğunu söyledi.



Sanıyorumki DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI'NIN Allah katındaki sorumluluğu ve hesabı çok zor olacak. TEKFİR VE FİTNE'nin önüne geçemedikleri için Diyanet İşleri Başkanlığı, 4 Mart 1924 tarihinde Mustafa Kemal Atatürk'ün emriyle 429 Sayılı Kanunla Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlığına bağlı bir teşkilat olarak kurulmuştur. Diyanet İşleri Başkanlığı, İslam Dininin inançları, ibadet ve ahlâk esasları ile ilgili işleri yürütmek, Din konusunda toplumu aydınlatmak ve ibadet yerlerini yönetmekle görevlidir. Günümüz bunu tasdik ediyor mu? DİYANET bu zaman diliminde çok hizmet etti ama yeterli kalmadı. HALKTAN uzak halkı bilgilendirmeler yaptı. Başkan-müftü-imam-müezzin kutsallığını sıradan devlet memurluğu anlayışına düşmesine engel olamadı. Din görevlilerinin din gönüllüsü olmalarını yönlendiremedi. Din görevlilerinin halk nazarındaki itibarını savunamadı. DİYANET;SAVUNAN ADAM olmalı. HAKKI SAVUNAN KORUYAN ANLATAN ULAŞTIRAN. Hala tv'lerde birileri çıkıp ananelerimiz içinde bütünleşmiş dini meselelerimizi inkar ettiğinde basını toplayıp canlı bir savunma yayını yapamıyor. OLAMAZ BÖYLE BİR ANLAYIŞ



Allahın vermediği hakla ALLAH NAMINA kulsavarlar! Ciranede yine sizleri yadedeceğim Hacda! ADALET YOK diye intizar ederken adaletsiz olanlar



Kizima birakabilecegim temel mirastan biri olarak, camiden koparilan ümmetin kizlarina bir isik olsun icin minicik ellerinden tutarak camiye gittik. Tavsiyemdir. Onlari Camilerin huzur ve ilim ikliminden koparmaya Allah'tan baska kimsenin hakki yoktur



Ben S'eni seviyorken, ölümüne dostluğuna aşıkken, her nefesimde şefkatini umuyorken, S'EN , S'EN beni bana mı bırakacaktın ilahi! Hayır . Asla S'EN böyle yapmazsın. Çünkü S'EN vefasın. VEFALISIN. CANSIN. Terketse de yârenler S'EN KIYAMAZSIN. Kulların S'ENİN ADINA ahkam kesip dışlarken beni S'EN değilmiydin ilahi kelamın KUR'AN'LA benim dostum olduğunu ilan eden. S'ana Can damarından daha yakınım diyen. S'EN DEĞİL MİYDİN? Elçin Alemlere Rahmet(sav) ile : BANA YÖNELENE BENDE YÖNELİRİM diyen. BEN SANA KULUM KÖLEYİM DOSTUM... SENSE MEVLAMSIN. Dostunu çaresiz bırakma.



Ya Rabbi, S'enden Hz.Yusuf'un güzelliğini istiyorum. Hem suretimi nurlandır hem yüreğimi arındır. Ama bu güzellikle imtihan etme. Hz.Yusuf'un iffetinden de ihsan et ki nimet günaha düşürüp bizi külfete düçar kılmasın beni/bizi



Nereden baktığınız değil , nasıl baktığınız önemlidir. Ne için baktığınızda önemlidir. Barış veya savaş için. Sevgi veya öfke için. Birlik veya tefrika için. Kardeşlik veya düşmanlık için.ÖNYARGISIZ ve İYİ NİYET. AMA HOCAM hırsıza karşı iyi niyet ev soydurtur diyorsunuz değil mi? Hayır tedbirinizi alın alarmınızı kurun hem evinizi hırsızlıktan hemde hırsızı suç işlemekten koruyun/Koruyalım.



Soruyor bir kardeşimiz: Hocam bir çok kesim Kur'an'dan ve İslam'dan farklı yaşam tarzları ilhamı alarak yaşıyor. Bu sebeple çok cemaat var neden? Hz.Muhammed'in anlattığı ve yaşadığı İslam'ı O'nun rehberliğini rafa kaldırmadan ve şahsi beşeri yorumunu ilahi tebliğin önüne geçirmeyen tüm algılamalar özünde bir ve tek olur. Sadece teferruatta küçük ayrılıklarla karşılaşılır. Göze çarpan büyük farklılıkların sebebi "BEN BİLİRİM BEN ANLARIM" anlayışıyla Hz.Peygamber'in mürşidliğinin ikinci plana alınmasıdır. Salat ve selam O güzide rehbere ve kıyamete kadar O göz nuruna uyanlara olsun



Ey Sahibimiz ALLAH ! Ne olur kendi sahipliğinden çıkarıp nefsin ve şeytanın sahipliğine bırakma… Ey Sevgilimiz ALLAH ! Ne olur sevginden mahrup edip beyhude ve yalan sevdalara bırakma… Ey Dostumuz ALLAH ! Bizden rahmetini esirgeyip perişan ve mahvetme..



Bizler karşılaştığımız her olaydan ferasetle dersler çıkarmaya çalışan bir nesiliz yani ümmetiz



Dilediğini hikmetle yaratan, hikmetle olduran ve hikmet ile oldurtan Allah inşaallah iki cihanda yüzünüzü güldürsün. Hiç mahzun olmayasınız



Günümüzdeki "Çekişmeler ve kavgalar DİYALOG ile çözülebilir" dil ucu temennisini Hz.Peygamber, İSLAM AHLAK'ını anlattığı hadislerinde nasıl dil ucundan hayata aktarılabileceğini yaşayarak göstermişti. Tanıdık tanımadık herkese selam vermek, komşuya akraba kadar yakınlık göstermek, hasta ve cenazesi olanları gözetmek, misafiri ağırlamak vs ve en önemlisi hepsini ALLAH için yaparak menfaati beşeri hissiyatlara indirmemek.



ÇÖZÜM ÖNERİSİ değil uygulandığında BAHAR yaşatan reçete.İşte bu hissiyatlarla selamlıyorum ve tarifsiz merhamet ile sevgilerimi arz ediyorum



Musab bin Umeyri tanırmısınız? Tanıyorsanız şuan benim kadar onunla sohbet edebilmeyi özlerdiniz.Hz.Peygamberin anlamak için.Özlüyorum.Gözlerimi kapatınca "DOSTUM UYUYORMUSUN? HADİ KALKTA EFENDİMİZE GİDELİM" diye tatlı dostane ses tonuyla beni davet edecek ve gözlerimi açıp Suffe mektebine gideceğiz. Özlüyorum be arkadaş. Sadık dostların efsaneleşmiş yakınlığını. Özlüyorum.Yesrib'in Medine olmasınaki muallimin çıraklığını En büyük usta Hz.Muhammedin atölyesinde adam olmak için.Özlüyorum



Oflayarak değil ezan yada birkaç ayetçik Kur'an okuyarak cehri nefesimizi alıp verebilmek çok tatlı bir nimet.Farkındalığını nasib et Ya Rab



Merhameti şeytan'ın bile affedilme ümidini taşımasına sebep olan Rabbimiz, şeytani düzenlerden, vesveselerden ve şeytani insanlardan korunmuş olarak evlatlarımıza yeni öğrenim yılını hayırlı ve bereketli kılsın. İnşaallah hem kendilerine, hem vatanlarına, hemde tüm insanlığa faydalı olacak makamların sahipleri olurlar. Peygamberimizin zihin açıklığı duaları tüm branşlardaki öğrencilerin üzerine, sevgi ve anlayış duaları da öğretmenlerinin üzerine olsun.



Ebedi Cennetin neşesi aile hayatına yansıyınca hissediliyor Bu anlamda suretlerin süsleriyle değil gönlünüzün pusulasıyla YÂR edinin dostlar Ki mahzun olmayasınız ve üzüntü duymayasınız Elbet imtihan dünyasında ayağınız tökezleyebilir ama YÂR'iniz elinizden tutunca düşmeden daha sıkı elele tutuşarak RAHMAN olan Allah'ın ebedi cennetine kutlu bir yürüyüş gerçekleştirebilirsiniz. Bu bir hayal değil. Her zaman arz ettiğim gibi: Birileri tarafından başarılabilmiş ve halada başarılabilen bir başarı.



Taşlayarak bizi yurtlarından kovan TAİF'liler, 10 yıl sonra son nefesimizden önce BİZE CANDAN BİR DOST OLUVEREBİLİRLER. KİM BİLEBİLİR Kİ?



"HOCAM REKLAMI KESELİM" değil de bazı küçük harfli konuşmalar içerdiği mesajlarla büyük harfli işgalvari cümlelerden efdaldir. Birde hayata yansıtabilirsek ne güzel. Ama temennisiz olmaz. AHİR ZAMAN SAHABESİ'ne düşen vazife sadece fıkhın usulunden ibaret bir dini duyurmak değil İman hakikatiyle kulun Rabbisiyle buluşmasına tebliğci olmak değil midir? Bu sözlerimde ne bir hiciv var ne de bir ahuzar. Sadece sevgi var. AŞKOLSUN.



Ömürleriniz Mekke gibi kutsal, yuvalarınız Medine gibi huzurlu, İşleriniz Kudüs gibi bereketli olsun. Sevgili'nin (cc) Sevgilisiyle (sav) nice sevgililer günlerine ve kandillere ulaşmak duasıyla... MEVLİD KANDİLİNİZ MÜBAREK OLSUN
ADNAN ŞENSOY
www.adnansensoy.com


KONUŞMA METNİ:
Şimdi bizim ülke olarak yaşamış olduğumuz belki en büyük sıkıntılar şu üç maddede belki özetlenebilecek. Birincisi ihtilafımız. İhtilaflarımızı insanın ortak, evrensel değerleri ekseninde ittifaka çeviremeyişimiz, şimdi yaşadığımız gibi. Ayşe hanım belki düşünebilir ya da Ayşe hanımı örnek vermiyorum. Mesela Fatma hanım isterse dağa tapar, isterse ona tapar, istediği şeye inanır, istediği şeye inanmaz. İstediği yerde yaşamak ister, istediği yerde yaşamak istemez. O şahsidir. Ama bunu genele yansıtmak isterse o zaman iş değişir. O zaman bunda ittifak söz konusu olmaz. İttifakın olabilmesi için evrensel insani değerler üzerinden hareket etmek gerekir. Bu da nedir? Yaşam hakkıdır, inanç hakkıdır ama bu kişinin kendi üzerinde kalan hakkıdır. İkincisi cehalet. Hani biraz önce camiden çıktılar, astılar, kestiler, kiliseye girdiler, çıktılar vs. yani inanan kesimlerde olsun inanmayan kesimlerde de olsun ötekini anlama anlamında yaşanmış olan büyük bir cahillik var. Kulaktan duyma şeklinde inanılmış, kulaktan duyma şeklinde programlanmış bir zihniyet var maalesef. Herkes kulaktan duyarak Alevileri biliyor, herkes kulaktan duyarak Sünnileri biliyor, herkes kulaktan duyarak Ermenileri biliyor, herkes kulaktan duyarak ötekini biliyor. Gidip tanışmak, gelin tanış olalım sözünden gelerek tanış olmak birlik olmak, anlamaya çalışmak, inanmasa da kabul etmese de saygı duymak anlamında bir ilmi seviyeye ne dini ne fenni anlamda kavuşamamış olduğumuzu yine görüyoruz. Üçüncüsü ise fakirlik. İşte işsizlikti, aşsızlıktı vs.ydi. bu üç maddeyi kolaylıkla çözebilmek belki mümkün olacak milletvekillerinin himmet ve gayretiyle ama onlar maalesef bu himmet ve gayretlerini biraz önce belki en başta Mustafa hocamın söylediği gibi tribüne oynamakla geçiriyorlar. Hani rahmeti Kemal Sunal’ın filmi vardı ya “Zübükzade”. Seçimler söz konusu olduğunda muhtarlık seçimi gibi binbir türlü vaatler oluyor. İnsan hakları, demokrasi şu, bu. Ama seçimlerden sonra bağışlayın ama “öküz öldü ortaklık bitti” sözüne geliyor. Tabi bunun için de bizlerin yapması gereken şey, iyice analiz etmek, iyice idrak etmek, bizi iyice temsil ettiğini düşüneceğimiz kişileri desteklemek. Bunu yaparken de “öteki” diye adlandırdığımız, bizim gibi düşünmeyen, bizim gibi inanmayan insanlara da hoşgörülü olmak. İlla “bizim gibi olsun” diye baskı yaparak “ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol” diyerek, sen aslında böyle değilsin, aslında sen de bendensin de böyle gözüküyorsun diye ona baskı yapmadan onu olduğu gibi kabul etmek. Çünkü bizim kültürümüzde bir söz vardır, “fitne çıkarmak insan öldürmekten daha kötüdür”. Bir insanı haksız yere öldüren bütün insanları öldürmüş gibidir. O yüzden birlik ve beraberlik içerisinde karşıdakini hazmederek karşıdakini insan olduğu için kabul ederek ortak bir hedef doğrultusunda sevgi ve barış için sadece vaat ve mesajlara kanmadan ilerlemeye devam edelim. Biliyorum ki herkes burada birbirini seviyor. Biliyorum ki sokakta gördüğümüz her insan bizi seviyor. İnsan olduğumuz için seviyor. Ama menfaatler araya girince elbette çatışmalar oluyor. O zaman menfaatlerimizi insani değerler doğrultusunda çalışalım. Teşekkür ederim.
Siyaset Meydanında ifade etmeyi düşündüğüm, ancak konuşmak kısmet olmayan bu haftaki programda belirtmek istediğim başlıklar şunlardı:
*Kubilay'ı cemaatler değil afyon çekip kafayı bulmuş provakatörler şehit etmiştir
*Hrant'ı gündeme getirenler,KEŞKE İsmailağa'da şehid edilen Bayram Ali Öztürk hocamıda ANSALARDI. Aynı camide Hızır Ali Muradoğlu hocamda şehit edildi. Hem faili meşhul oldular, hemde ne Hrant gibi, nede Rahip Santoro gibi gündeme GETİRENLERİ DE OLMADI, ne de ailelerine özel bir teselli ziyareti yapıldı.
*Rabbim 1432 küsür senedir TESETTÜR EMRİM diyor neden kimse kulak asmıyor? 30 Yıldır siyasiler siyasi simge diyor buna inanıyorlar da Rabbimizin binlerce yıldır buyurduğuna neden saygı göstermiyorlar?
* Muhteşem Yüzyıl protestoları ve baskıları doğru değil midir? Halka mâl olmuş olan şahsiyetler vardır. Atatürk gibi, Fatih Sultan Mehmed gibi, Kanuni Sultan Süleyman gibi... Bu kişiler hakkında bir eser yaparken tarihi duyarlılığı dikkate almak sorumluluğuna sahip olmak gerekir.
*DİNDE ZORLAMA YOKTUR akidemiz... tüm insanların imani,ameli ve ahlaki boyutudur ve karşılıklı bekliyoruz. Biz Yaratılanı Yaratandan ötürü seviyor, merhamet ediyor ve saygı duyuyoruz. Aynısını bizim inancımızı ve kültürümüzü paylaşmayanlardan da bekliyoruz. Ortak değerimiz insan ve insani haklar olursa belki ortalık güllük gülistanlık olur. GÜL ALIRIZ, GÜL SATARIZ, TERAZİDE GÜL TARTARIZ, GÜNLERİMİZ GÜL OLUR GÜL... Hiçbir art niyet taşımadan tertemiz duygularla paylaştığınız bir yazı ne içerirse içersin, görmek istedikleri şekilde bakanlar için birdir. Bendeniz ve bendeniz gibi İSLAM inancını taşıyan tüm inananlar Rablerinden gelen vahyin ve Peygamberlerinden miras kalan ilmin gereğince YARATILANI YARATANDAN ÖTÜRÜ SEVERİZ. Bir masum mu incitildi? İsmine, ırkına, inancına bakmadan el uzatırız, yardım ederiz ve etmeliyiz. KİN, NEFRET VE ÖFKE YOKTUR SİNEMİZDE VE OLAMAZ. Öyleyse GELİN TÜM ZALİMLER İÇİN GÖNÜL BİRLİĞİ YAPALIM. TÜRK, KÜRT, ERMENİ, MÜSLÜMAN, GAYRİ MÜSLİM, ARAP, ÇERKEZ VS. İNSANLIK İÇİN LÜTFEN ELELE OLALIM... Siyaset Meydanında ifade etmeyi düşündüğüm, ancak konuşmak kısmet olmayan bu haftaki programda belirtmek istediğim başlıklar şunlardı:
*Kubilay'ı cemaatler değil afyon çekip kafayı bulmuş provakatörler şehit etmiştir
*Hrant'ı gündeme getirenler,İsmailağa'da şehid edilen Bayram Ali Öztürk hocamı unutmayın. Aynı camide Hızır Ali Muradoğlu hocamda şehit edildi. Hem faili meşhul oldular, hemde ne Hrant gibi, nede Rahip Santoro gibi gündeme getirildiler, ne de ailelerine özel bir teselli ziyareti yapıldı.
*Rabbim 1432 küsür senedir TESETTÜR EMRİM diyor neden kimse kulak asmıyor? 30 Yıldır siyasiler siyasi simge diyor buna inanıyorlar da Rabbimizin binlerce yıldır buyurduğuna neden saygı göstermiyorlar?
* Muhteşem Yüzyıl protestoları ve baskıları doğru değil midir? Halka mâl olmuş olan şahsiyetler vardır. Atatürk gibi, Fatih Sultan Mehmed gibi, Kanuni Sultan Süleyman gibi... Bu kişiler hakkında bir eser yaparken tarihi duyarlılığı dikkate almak sorumluluğuna sahip olmak gerekir.
*DİNDE ZORLAMA YOKTUR akidemiz... tüm insanların imani,ameli ve ahlaki boyutudur ve karşılıklı bekliyoruz. Biz Yaratılanı Yaratandan ötürü seviyor, merhamet ediyor ve saygı duyuyoruz. Aynısını bizim inancımızı ve kültürümüzü paylaşmayanlardan da bekliyoruz. Ortak değerimiz insan ve insani haklar olursa belki ortalık güllük gülistanlık olur. GÜL ALIRIZ, GÜL SATARIZ, TERAZİDE GÜL TARTARIZ, GÜNLERİMİZ GÜL OLUR GÜL...

Nicedir bu senlik benlik. Nefsi islah varken nedir bu bencillik?

Bizim yolumuz yedi esas üzerine kurulmuştur:
1. Kur’anı Kerim’le amel etmek,
2. Sünneti Rasulullah’a (sav) uymak,
3. Helal yemek,
4. Kimseye eziyet etmemek,
5. Günahtan sakınmak,
6. Tövbeye devam etmek ve tazelemek,
7. Bütün mahlukatın, yaratılmışların hakkına riayet etmek, korumak.
(Bu sayılanlar ayetlerde geçen Allah’a ve Resulune itaatteki, itaatten kastedilenlerdir.)
Biz müslümanların Hz.Adem ile başlayan Hz.İbrahim, Hz.Davud, Hz.Musa, ve Hz.İsa ile devam edip Sevgili Peygamberim Hz.Muhammed ile tamamlanan İSLAM dininden başka bir inancın ibadetlerine özenmesi doğru değildir. Ancak insani ilişkiler noktasında ÖTEKİ diye adlandırdıklarımızın sevinçlerini ve hüzünlerini paylaşmamız İSLAM AHLAKININ gereğidir. Buradaki çizgi niyetinizdir. Ama ölçüyü fiiliyatımız belirler.

Öyleyse İBRETLİ bir bakışla yılınbaşını KUTLAMANIZ doğru, NOEL'i kutlamanız yanlıştır.

Peygamberimizin ahlakını ölçü edinlere selam olsun...


30.12.2003 tarihli Diyanet İşleri Başkanlığı YILBAŞI konulu basın açıklamasına bir göz atalım arzu ederseniz:

1 Ocak’ta kutlanan yılbaşına gelince, böyle bir âdet her ne kadar batı Hıristiyan toplumlarınca Noel’le birleştirilen bir kutlama olarak görülse de milâdî takvimi esas alan bütün uluslarca yeni yılın başlangıcı anısına kutlanan bir etkinliktir. Tarihin bilinen en erken dönemlerinden beri yeni yıl kutlamalarının bütün toplumların geleneklerinde mevcut olması, güneş ya da ay takvimini esas alan uluslar, yılın çeşitli mevsimlerine denk düşen ve genellikle tarımsal faaliyetlerden hareketle düşünülen farklı yılbaşı günleri ortaya koymuşlardır. Bu arada dinsel bir olayın ya da şahsiyetin yaşamındaki bir olayın temel alındığı yılbaşı hesaplamaları da yapılmıştır.
Eski Romalılarda yılbaşı olarak kutlanan ve Orta Çağdan itibaren Hıristiyan toplumlarca da yılbaşı olarak kabul edilmiş olan 1 Ocak tarihi, XIX-XX. yüzyıllardan itibaren (şüphesiz batının kültürel etkisiyle) dünyanın birçok halkı tarafından benimsenmiştir. Bugün dünya genelinde yılbaşı kutlamaları, dinsel bir bağlamdan öte kültürel bir anlam ifade etmekte; insanlar yeni yıla yönelik iyilik, bereket, refah, huzur ve barış beklentilerini yeni yıl kutlamalarında dile getirmektedirler.
Dolayısıyla yeni yıl kutlamaları; tıpkı içinde farklı ekonomik ve sosyal amaçları da barındıran anneler-babalar günü, işçi bayramı, doğum günü kutlamaları gibi evrensel kültürün bir parçası olarak üretilen ve geliştirilen, sonuçta bütün insanlığa mal olan olumlu bir davranış biçimi olarak görülmelidir. Ancak bu kutlamaları dinsel ve kültürel değerlerimize aykırı birtakım âdet ve geleneklerle birlikte düzenlemek, kutlamalar esnasında kamuoyunu rahatsız edici ya da dinimizin emir ve yasaklarına, genel ahlâka ve toplumsal kurallara aykırı davranışlarda bulunmak kesinlikle doğru değildir.
Bu anlayışla yeni bir yıla girerken geçmiş yılın ve yılların muhasebesini yaparak önümüzde kalan sınırlı zaman dilimini daha iyi kullanma bilinci kazanmamızı; yeni yılın milletimize ve bütün insanlara hayırlar getirmesini; yoksulluğun, açlığın, doğal felâketlerin yaşanmadığı, savaş ve terör gibi üzücü olayların son bulduğu bir dönem olmasını, yeni yılın bütün insanlığa huzur ve barış getirmesini diliyorum.

Hicri 334 senesinde Bağdat'ta vefat etmiş olan büyük mutasavvıf Şibli Hazretleri, Bağdat halkına yaptığı her konuşmasına şu sözlerle başlıyordu: - Ömürlerinden bir seneyi daha tüketerek varacakları sona biraz daha yaklaşan ahiret yolcuları! Yaklaştığınız yerde hesaba çekilmeden önce burada kendinizi hesaba çekin! Her vaazına bu cümleyle başlayan Şibli Hazretleri'ne bir hürmetkârı, bir gün şöyle bir soru sordu: - Hep 'Ahirette hesaba çekilmeden önce kendinizi dünyada hesaba çekin!' buyuruyorsunuz. Dünyada kendimizi hesaba çekerek yaşarsak sanki ahirette hesaba çekilmeyecek miyiz? - Evet, dedi, burada hayatını hesaba çekerek yaşayan, orada hesaba çekilmeyebilir. Efendimiz (sas) Hazretleri; "Ahirette hesaba çekilmeden önce dünyada kendinizi hesaba çekin!" buyuruyor, öyle ise burada hayatını hesaba çekerek yaşayan orada hesaba çekilmeyebilir. En azından hesabını kolay verir. Bunun üzerine soru sahibi, kendini burada hesaba çekerek yaşamaya başlar. İbadetlerini eksiksiz yerine getirme gayretine girer. Günahlardan kaçınıp sevaplarını, hayır hasenatlarını çoğaltma titizliğine yönelir. Yani ahirette hesabını veremeyeceği işleri dünyada yapmama kararı alır. Böylece hayatını tam bir şuur içinde hesaba çekerek yaşamaya başlayan genç, bir gece rüyasında hocası Şibli Hazretleri'ni beyaz bir ata binmiş, bulutlara, yukarı uçup gidiyor halde görür. Arkasından seslenir: - Hocam bekle ben de geleyim seninle!.. Şibli Hazretleri'nin cevabı kesin: "Ben bu hapishaneden bir kurtuldum, bir daha bekler miyim burada?" Bu rüyanın manasını öğrenmek için sabah ilk iş olarak üstadını ziyarete giden talebesi, hocasının kapısında cenaze hazırlığını görünce, onun dünya hapishanesinden gece kurtulup ahiret saraylarına doğru uçtuğunu anlamakta gecikmez. Ama çok üzülür bu ani gidişine de o günün akşamında Rabb'ine dua ve niyazda bulunarak üstadını rüyada görme niyetiyle yatağına uzanır, az sonra kendisini hocasının huzurunda bulur. İlk sorusu, vaazlarında tekrar ettiği cümle olur: - Sen dünyada kendini hesaba çekerek yaşardın, orada hesaptan kurtuldun mu, durum nasıl? İmam tebessüm ederek cevap verir. Meleklerin beni hesaba çekmek üzere karşıma geçtikleri sırada Rabb'imden hitap geldi: - O kuluma hesap sormayınız. Çünkü o hesabını yaparak yaşadı, buraya temiz bir amel defteriyle geldi!.. Siz onun amel defterine bakın yeter, hesabını göreceksiniz orada... Şibli Hazretleri, talebesine; "Siz de" der, "kendinizi orada hesaba çekerek yaşayın.. Hesabını veremeyeceğiniz işlerle gelmeyin buraya. Size de; 'O kulum hesabını yaparak yaşadı, temiz bir amel defteriyle geldi buraya, defterine bakın yeter', denebilir!.."
Merhaba Efendim.
Hiçbir art niyet olmaksızın tertemiz bir niyetle arz ediyorum efendim:
* Halkın devlet için olmadığı, devletin halk için olduğu bilincini şiar edinmiş bir yönetim
* Vergilerle halkın belini kıran Nemruti yönetimler karşısında Hz.İbrahim olacak bir yönetim
* İşsizliğin tüm yurt genelinde en büyük problem olduğunu söylerken, elle tutulur ve gözle görülür projeler sunabilen bir yönetim
* Piyasadaki işsizliği ikide bir hatırlatarak çalışanlarını israiloğulları gibi köle yapmaya çalışan firavuni patronlar karşısında hz.musa olacak bir yönetim
* Yıllarca devlete ödediğinin karşılığında hasat görmek isterken kuyrukta vefat eden emeklilere sahip çıkacak bir yönetim
* Türk, Kürt, Arab, Laz, Çerkez, Sunni, Alevi, Şii, Ermeni, Süryani, Yahudi ayırdetmeden hepsine İNSAN gözüyle bakabilen bir yönetim
* Çarşaflı, pardesülü, Feraceli ve başörtülünün "BU BİZİM İÇİN ALLAH'IN EMRİDİR" inanmayıp, Sn.Başbakan'ın "FARZEDİNKİ SİYASİ SİMGE" sözü üzerinden inançlı kişileri ezme politikası gütmeden çözüm üreten bir yönetim
* Kendi ideolojisine uymayan herkesin genetikleriyle oynamayıp, evrensel haklar doğrultusunda kabul eden bir yönetim
* Mübarek, kutsal ve temiz dinimizi KİRLİ SİYASETLERİNE alet etmeyen bir yönetim
* Rüşveti, faizi, haksız kazancı ve işi ehil olmayana torpil usulunce vermeyi benimseyen YEZİDLER karşısında Hz.Hüseyin olan bir yönetim
* İstişareyi, koltuk hesaplarının önünde tutabilen bir yönetim
* Rezidanslardan çarşıya pazara inip DERDİN VAR MI diye sorabilen bir yönetim
* Paranoyak olmayan bir yönetim
* Gelişmek ve ilerlemek için birilerini ve belirli kesimleri düşman, hain, bölücü, yıkıcı, gerici ilan edip karalamayan bir yönetim
* Vaadlerin değil icraatlerin konuştuğu bir yönetim için nasıl bir plan ve proje var elimizde?

Gelin efendim sizinle umre'ye gidelim, kiliseye gidelim, sinogağa gidelim, cemevine gidelim, dergaha gidelim.
Bir Karadeniz'e, bir günaydeoğuya, bir Ege'ye bir doğu'ya gidelim.
Art niyetsizim. Tertemiz bir niyetle davet ediyorum zatı alilerinizi.
Koruma ordusuyla değil.
Aile ortamında 80 günde devri alem yapalım.
Alemin devrine bakalım ne halde?
Kulak verelim halka böylece. Yerinde.
Davetlimsiniz efendim. Teşrif buyururmusunuz?
Böylece HIZIR gibi yetişmiş olursunuz bize.
Mehdi'miz olursunuz, tabi oluruz size.
Çünkü bizim mehdimiz:
adalet, insaniyet, hakkaniyet, merhamettir.
Bunu bize sağlayabilir misiniz? Sağlayabilirseniz bizim Mehdi'miz sizsiniz.

Tertemiz terennümlerimi arz ediyorum.
Benim atalarım ta orta asyaya kadar varan silsilesiyle türktür. Yani orta asyadan gelenlerle beraber geldi büyük ailem. Şimdi "DİL, DİN, IRK AYRIMI YAPILAMAZ" ama milliyetçilik yapılır deniliyor. Tek bir SANCAK/BAYRAK altında toplanmayı VATANDAŞLIK saymak yetmez mi acaba?
İLLA TÜRK OL diyerek kişilerin genetikleriyle mi oynamalıyız?
YOKSA İNSAN OL YETER diyerek insan olmasınımı öncelikli saymalıyız?
Ben şimdi şeyhsem, müritsem, dervişsem bu ülke benim memleketim olamaz mı?
Ama bu ülkenin iftihar ettiği Mevlana Celaleddin Rumi'de şeyhti,
Hacı Bayram-ı Veli müritti,
Yunus Emre dervişti.

Bazı istismarcı hainler yüzünden geneli zan altında bırakmak ve ezmek doğru mu ?

İlk kurşunu sütçü imam sıkmadımı düşmana?
Bir müslüman hanımın tesettürüne saldırdı diye vatan işgalcisi düşmana?

Lütfen ısıtıp ısıtıp aynı konularla gelmeyin. Gelip gelip milleti germeyin.

NE OLURSAN OL BİZE UYMUYORSAN GİT demeyin.
Nefes alıp veren herkesin yaşama hakkı vardır.

SİZE NASIL DAVRANILMASINI İSTİYORSANIZ SİZDE BAŞKASINA ÖYLE DAVRANIN.
Gün gelir devran döner, keser döner sap döner.

O YÜZDEN GELİN TANIŞ OLALIM
İŞİ KOLAY KILALIM
SEVELİM SEVİLELİM
DÜNYA KİMSEYE KALMAZ
16-17 Aralık Perşembe akşamındaki Siyaset Meydanı programında
1- İŞİ EHLİNE VERME konusuna ve
2- VATANDAŞ EKONOMİSİ konusuna değindim.

İŞİ EHLİNE VERMEK:
Dindar öğrencilere özel imkanlar tanındığını söyleyen bir kişiye, böyle bir şeyin olmadığını ve olmaması gerektiğini, her alanda dine-diyanete göre değil ehil olmasına yani layık olmasına göre verilmesi gerektiğini belirttim. Dindarlığa göre verilmeye kalkılırsa dindar olmayanlarda münafık gibi dindar kisvesiyle riyakarlık içinde girişimlerde bulunacaktır. Halbuki din Allah içindir ve din menfaat için değil O'nun için yaşanılır.

"Muhakkak ki Allah size emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Gerçekten Allah bu emriyle size ne güzel öğüt veriyor. Şüphesiz Allah her şeyi hakkıyla işitir ve her şeyi hakkıyla görür."
(Nisa Sûresi, 58)

Bu sebeple yukarıdaki ayetin tefsiri yani izahlı açıklayıcısı olarak aşağıdaki hadisi arzettim.
"İŞ EHLİNE VERİLMEDİĞİ ZAMAN KIYAMETİ BEKLEYİNİZ
(Buhari, İlim, 2)"

ve sonra "VATANDAŞ EKONOMİSİ" konusunda anlatmak istediğim şöyleydi:
Asgari ücretin, açlık sınırının altında olduğu bir ortamda ekonomi konuşmak ne kadar doğru ve yerinde olur?
Dünyadaki malum küresel krizden bihaber değiliz. Yapılmaya çalışılan birşeylerinde olduğunu düşünüyorum. Ancak çarşıdaki , pazardaki halkın cebine yansımayan oranların, istatistiklerin, rakamların bir önemi yoktur değil mi? Öyleyse ihtilaf yerine halk için ittifak yapan bir meclis ümid ediyorum. Öyle bir meclis düşününki sol partisi, sağ partisi, ön partisi, arka partisi hepsi bir olmuş, birlik olmuş halkın problemleri için mücadele ediyor.
Bir meclis düşününki birbirlerine çamur atan değil, halkın üzerine çökmeye başlayan kara bulutları dağıtmak için gecesini gündüz ediyor.
Bir meclis düşününki hakikaten halkın meclisi olarak oy çokluğuna göre değil oy birliğine göre gönül alıyor gönül veriyor.
Bir meclis düşününki hiçkimseye sırtını dönmüyor ve tüm dünyaya huzur dağıtıyor.
Fazla mı ümitvar oldum?
İmkansızı mı hayal ediyorum?
Toz pembe mi kalıyor , polyanacılık gibi mi geliyor?
Hayır hayır.

Ben inanıyorum ki bir gün binlerce ayrı görüşü ve fikiri olan bu meclis ortak bir görüşte yani HALK'TA BULUŞACAK.

İnşaallah buluşacak.
ve zamlar, işsizlik, ekonomi, sağlık vs diğerleri hep geri dönüp baktığımızda hatıralarda kalacak.
İnsanlık için. Halk için. İnanıyor ve ümit ediyorum.

Bugün hicri 10 Muharrem 1432.
Allah Resulu'nun (sav) reyhanları ehl-i beytin ve şehidlerin efendisi Hz.Hüseyin'lerin (as) 10 Muharrem 61’de siyasi ihtiraslar uğruna Kerbela’da şehid edildiği gibi, nice fitnelerle yeni yeni Hüseyin'lerin yeni kerbelaların yaşanmaması için aşureyi tefekkür etmeliyiz. Aşure yiyerek ağzımızın tatlanması yalnızca Hz.Nuh'tan kalma geleneği sürdürmek olmamalı. Aynı şekilde tefekkür ile yolumuzu ve yönümüzüde tatlandırmalı değilmiyiz?

Tarihte bugün gerçekleşmiş hadiseler olarak bildiklerimize bir bakmak istermisiniz?

1. Sevgilimiz Allah, Hz.Musa'ya Âşura Gününde bir mucize ihsan etmiş, denizi yararak Firavun ile ordusunu sulara gömmüştür.
2. Hz.Nuh gemisini Cûdi Dağının üzerine Âşura Gününde demirlemiştir.
3. Hz.Yunus balığın karnından Âşura Günü kurtulmuştur.
4. Hz.Âdem'in tevbesi Âşura Günü kabul edilmiştir.
5. Hz.Yusuf kardeşlerinin atmış olduğu kuyudan Âşura Günü çıkarılmıştır.
6. Hz.İsa o gün dünyaya gelmiş ve o gün semâya yükseltilmiştir.
7. Hz.Davud'un tevbesi o gün kabul edilmiştir.
8. Hz.İbrahim'in oğlu Hz.İsmail o gün doğmuştur.
9. Hz.Yakub'un, oğlu Hz.Yusuf'un hasretinden dolayı kapanan gözleri o gün görmeye başlamıştır.
10.Hz.Eyyûb hastalığından o gün şifaya kavuşmuştur.(Muslim Şerhi, 6:140)

Peki biz bugün gibi zalimlerin, haksızların, adaletsizlerin karşısında ilahi yardımla nasıl aşurelere kavuşabiliriz?

Yezid'lerin güçlerinden,
baskılarından çekinmeyerek,
gerektiğinde halka hizmet için Hak yollunda can vermeyi Hüseyin gibi şehadet kabul ederek,
Firavuni düzenlerin karşısında zayıfların yanında bir Musa olmaya çalışarak,
iftiracı, karalayıcı zihniyetlerin karşısında bir İsa olmaya çalışarak,
ve "ÖNCE İNSAN" diyerek evrensel hakları "VEDA HUTBESİ"nde vasiyet eden Hz.Muhammed gibi insani değerleri öncelikle tutmaya çalışarak.

Bu ahlaklarla ahlaklanmaya çalışırsak "NİCE AZ TOPLULUK NİCE ÇOK TOPLULUĞA ÜSTÜN GELMİŞTİR" ayetinin hakikati canlanır kanaatindeyim.
Bu mukaddes gün bize sabırı, sebatı, cesareti, birlik ve beraberliği, insanlık adına bir adım atabilmeyi tazeler gönlümüzde.
Peki bugün tutulan oruc biye neyi anlatıyor?
Birçok şeyi. Ama bir başka ayrıntıyla yukarıdaki arzettiğim ahlaklara kavuşmanın "oruçlu gibi yaşamakla" iyi anlaşılabileceğini, ama daha önce ve önde bir boyutla bunları gerçekleştirmeye çalışırken yardımcı ve destekçi olarak Allah'ın Firavuni, Karuni,Ebu Cehili düşüncelerin ve zulumlerin defolmasında yardımının mutlaka geleceğini anlatıyor.
Bu düşünce ve hissiyatla bugünümüzün birlik ve beraberliğimizin asırlardan gelen kardeşliğini pekiştirmesini diliyorum.
Siyaset Meydanı'nda bu hafta TÜRKİYE'NİN VİZYONU'nu konuştuk. Tüm siyasi partilerden, siyasi görüşlerden ve akımlardan uzak biri olarak konuşmamda özetle söylemek istediğim şey şuydu:
Devlet yönetmek sorumluluk ve mesuliyet taşır. Aile yönetemeyenlerin devlet yönetmeye aday olmaları çok tuhaf değil midir? Türkiye tarihinden gelen sorumluluk ve bağları doğrultusunda sergilediği stratejiyle dış politika sergilemeye çalışıyor. Öyle bir planlama yapılmalı ki hem kısa vadeyi hem uzun vadeyi kapsamalı; öyle bir planlama yapılmalı ki hem doğu ülkelerine (Asya), hem batı ülkelerine (Avrupa ve Amerika), hem güney ülkelerine (Arabistan ve Afrika) hemde kuzeye (Rusya), ticari,iktisadi, ekonomik ve kültürel bağlar kurarak yüz dönmeli ancak bunu yaparkende hiçbirine sırtımızı dönmemeliyiz. BU NASIL OLABİLİR?
İşte bunun cevabı için meclis var. Kavga ve kargaşalık yerine, oy çokluğu yerine oy birliğiyle bu cevaplar üzerine yoğunlaşılamaz mı?
Diğer bir konuda Devletin tek vazifesi 'dostlar çarşıda görsün' anlayışıyla "DIŞ POLİTİKA" yapmak değilki tek "EKSEN" konusu o olsun. Öyle değil mi? Ekonomi,iç siyaset, adalet, demokrasi, gençlik, sağlık, eğitim, sanat, spor, dini ve kültürel değerler, çevre ve planlama, nufus politikası, hukuk, sosyal devlet, polis-jandarma güvenlik güçleri, insan hakları, işsizlik, halkın talepleri vs gibi konularla "TÜRKİYE'NİN VİZYONU" ve vitrini açıkça belli olur kanaatindeyim.
Bir not olarakta şunu arz etmekte fayda görüyorum: küçücük salonda fikir ayrılığı yaşıyor diye karşısındakiyle düşmancasına saygı ve edebe uymayan ses tonlarıyla konuşanlar için Sevgili Peygamberimin bir sözünü mealen aktarmak istiyorum: Başkasının size davranmasını istediğiniz gibi sizde ona davranın, kendiniz için istediğinizi başkası içinde isteyin, kendiniz içinde istemediğinizi başkasınada layık görmeyin.

SİYASET MEYDANI BU HAFTA: WIKILEAKS Siyaset Meydanı'nda bu hafta meşhur WIKILEAKS'ı konuştuk. 5 dakikalık konuşmamda özetle söylemek istediğim şey şuydu:
Delinin biri kuyuya bir taş atmış 40 akıllı çıkaramamış ancak taşı atan deli EVDE YANGIN VAR dese, yine de bu delidir demeyerek tedbiren bakmak gerekir. Tedbir alacağız diye de paranoyak olmamak gerek. Netice olarak mekan aynı mekan, oyunlar benzer oyunlar. Tarihten gerekli dersleri çıkararak, birlik ve beraberlik içerisinde topyekun sinsi planlara ve tağuti zihniyetlere karşı saf tutmalıyız.
Mekke ve Medine'deki imamların en çok sevdiğim sözleri nedir bilirmisiniz: Her namazın başında söyledikleri:
İSTEVU (SAFLARINIZI SIK TUTUNUZ, DÜZELTİNİZ) sözüdür.
İnsanlık namına, insanlık adına, zalimlere, adaletsizliklere karşı SAFLARIMIZI SIK TUTALIM.

ÖTEKİNİ ANLAMAK Siyaset Meydanı'nda bu hafta kısmet olmadı konuşmak bana, kısmet olsaydı konuşmak bir dakika, söyleyeceklerim kalacaktı benden hatıra:
AMAN DİKKAT ÖTEKİLEŞME İLE ÇÖZÜLÜRÜZ,
ŞÜKÜR Kİ FARKLILIKLARIMIZ İLE ÖVÜNÜRÜZ,
BU SEBEPLE YÜZLERCE YILDIR ŞUDUR SÖZÜMÜZ,
YARATILANI SEVER - SAYAR - BAĞRIMIZA BASARIZ
YARATANDAN ÖTÜRÜ


DEPREM-İLAHİ AZAP, KADER-TESADÜF VE TEVEKKUL İLİŞKİSİ Deprem de bir fiil. Her fiil gibi o da failini gösteriyor. Dünyayı yoktan var eden, onu güneşin etrafında bir uzay gemisi gibi uçuran, büyük bir sistem dahilinde mevsimleri değiştiren, yeryüzünde bitkileri, hayvanları, insanları hâlk eden, sayısız işleri vakti vaktine, şaşırmadan, akıl almaz bir ölçüyle düzenleyen, nihayetsiz ilmi, iradesi ve kudretiyle atomları mucizevi bir şekilde yan yana getirip harikulade eserler yaratan Allah, kendi mülkünde meydana gelen ve insanları yakından ilgilendiren deprem gibi önemli bir hadiseyi bilmesin, irade etmesin, başıboş bıraksın, tesadüfe havale etsin... Mümkün mü? Bu temel hakikati böylece tespit ettikten ve imanımızı tazeledikten sonra şimdi başka bir hususu inceleyelim. Biri çıkıp diyebilir ki: "Biz bu cümleyi kaderi inkar etmek ve depremin tesadüfen meydana geldiğini söylemek için kullanmıyoruz. Maksadımız, insanları tedbire davet etmek. Deprem kuşağında yerleşim birimleri kurmamak, deprem ihtimalini daima göz önünde bulunduran binalar yapmak, inşaatlarda depreme dayanıklı ve hafif malzemeler kullanmak gibi tedbirlerle bu felaketin zararını bir derece önleyebiliriz. İşte biz, bu noktaları hatırlatarak ihmalcileri ikaz etmek istiyoruz." Eğer söylenmek istenen bu ise şunu önemle belirtelim ki, körü körüne teslimiyetçiliğe "kader" deyip, tedbirler almayı "kaderi değiştirmek" diye ifade etmek yanlış bir anlayıştır. İslami tevekkül anlayışı hiçbir tedbir almadan sonucu beklemek değil, elden gelen her şeyi yaptıktan sonra sonucu teslimiyetle beklemektir. Sebeplere teşebbüs edip; sonucu Allahtan istemektir. Çünkü, sebepler bir araya gelmekle mutlaka netice hasıl olacağı şeklinde bir kural yoktur. Sebepler yaratıcı değil, birer vesiledirler. Tedbir için her ne yapılırsa yapılsın, yine de neticeleri yaratacak olan Allahtır. Tedbir alınsın veya alınmasın, her iki hâlde de olup bitenler "kader" dir. Tedbir almakla kaderin dışına çıkılmaz. Gemi rota değiştirmekle okyanustan çıkmış olmaz. Biz insanlar kader okyanusunda yüzen birer gemi gibiyiz. Rotamızı ne yana çevirirsek çevirelim, tedbir alalım veya almayalım o ilim okyanusundan ayrılmış olmayız. Tedbir almamaya kader deyip, tedbir almayı kaderden kurtulmak zannetmenin, doğru kader inancı ve anlayışıyla hiçbir alakası yoktur. Haller değişir, ama kader değişmez. Mesela, bir fakir çalışıp zengin olmakla, "Ben kaderimi değiştirdim." diyemez. Değişen onun hâlidir, fakirliğin yerini zenginlik almıştır. Şöyle demesi gerekir: "Benim kaderimde önce fakir olmak, sonra da çalışıp zengin olmak varmış." İslam bize, "Kadere inanıyorsan tedbiri bırakacaksın." demiyor. Aksine, önce tedbir alıp, sonra tevekkül etmemizi istiyor. Kainattaki her olay gibi deprem de Allah tarafından bilinmekte ve icra edilmektedir. Ne zaman ve nerede deprem olacak, nasıl olacak, neticesinde kimler ölecek, kimler kurtulacak bütün bu unsurlar, bütün ayrıntılarıyla kaderde mevcuttur. İnşaallah kul olarak üzerimize düşence hakkıyla tedbir alıp, neticede olan herşeye tevekkül edip razı olarak, sabır ve şükür üzerine bir ömür ile ömürleniriz. Ancak müslüman, her halukarda, alıp verdiği her nefesin ve karşılaştığı her hadisenin tefekkurunude yapmalı ve bu doğrultuda tövbe istiğfar ederek, hallerini düzelterek, namaz ve diğer ibadetlerine özen göstermeli, HAKKINDA ALLAH TARAFINDAN TAKDİR EDİLECEK OLAN ŞEYİN DAHA HAYIRLI OLMASINI BÖYLECE NİYAZ ETMELİDİR. Dualar, sadakalar, namazlar ve diğer ameller kişinin hakkında tecelli edecek olan herşey için bir vesile ve sebeptir. Adnan Şensoy ilahiyatçı yazar
Mübarek Ramazan ayının rahmeti üzerimize olsun. Sevgilimiz Hz.Muhammed'in (sav) Ramazan'a günler kala yaptığı hutbesini kısacada olsa arz etmek isterim. Muhammed'den muhabbet hasıl olsun ve sitemiz bununla ziynetlensin diye: "Ey insanlar büyük ve mübarek bir ay yaklaştı, gölgesi başınızın üstüne düştü. Bu öyle bir aydır ki, içinde bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi vardır. Allah o mübarek ayın gündüzlerinde orucu farz, gecelerinde nafile namazı meşru kıldı. Bu ayda küçük büyük bir hayır yapan insan, başka aylarda bir farz eda etmiş gibi sevap alır. Bu ayda bir farzı yapmak, başka aylarda yetmiş farz yerine geçer. Bu ay Allah için açlık ve susuzluğun, taat ve ibadetin meşakkatlerine sabır ve tahammül ayıdır. Sabrın karşılığı da Cennettir. Bu ay yardımlaşma ayıdır. Bu ay mü'minlerin rızkını arttıracak aydır. Bu ayda her kim oruçlu bir mü'mine iftar edecek bir şey verirse, yaptığı bu iş günahlarının bağışlanmasına ve Cehennemden kurtulmasına sebep olur. Oruçlunun sevabından da hiçbir şey eksilmeden onun kadar sevaba kavuşur." Ashâb-ı Kiramdan bazıları, "Ya Resulallah, hepimiz oruçluya iftar edecek bir şey bulup verecek durumda değiliz" dediler. Bunun üzerine Resul-i Ekrem Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam, "Allah bu sevabı bir tek hurma ile, bir içim su ile, bir yudum süt ile oruçlu mü'mine iftar ettirene de verir" buyurdular ve hutbelerine şöyle devam ettiler: "Bu ayın başı rahmet, ortası mağfiret, sonu da Cehennemden kurtuluştur. Bu ayda kim kölesinin (işçi ve hizmetçisinin) işini hafifletirse, Allah da onu affeder ve Cehennemden uzak tutar. Bu ramazanla birlikte Sevgilimiz Allah'ımıza vermemiz gereken en önemli söz NAMAZLARIMI BİR DAHA ASLA TERKETMEYECEĞİM sözüdür. KENDİNİZE HAYATİ BİR İYİLİK YAPIN VE NAMAZA BAŞLAYIN. Sevgiliniz Allah ile kuracağınız bu bağ İKİNCİ BAHAR OLACAK SİZE. Yalnızca FARZLARINI KILMAKLA BİLE OLSA namazınızı ihmal etmeyin. DÜŞTÜĞÜMÜZ GÜNAHLAR BİZİ NAMAZDAN KOPARMASIN. ANLAŞTIK MI ? İnşaallah Ramazan kötü alışkanlıklarımızı bırakabildiğimiz ve nice güzellikleri kendimize alışkanlık haline getirebildiğimiz bir ay olur. Ama bu temennimizde biraz bizim gayret ve çabamıza bakıyor. Sevgilimiz Allah'ımızda bizden bunu istiyor. ÖYLE DEĞİL Mİ ?
Şaban ayının 15’ine tekabül eden Berat gecesinde "Allah’ım! Azabından affına, gazabından rızana sığınıyorum, senden yine sana ilticâ ediyorum. Senin şanın yücedir. Sana yaptığım senayı, senin kendine yaptığın senaya denk bulmuyorum. Sana layık bir surette hamd etmekten acizim"
(Müslim, Salat, 222/1090; İbn-i Mâce, Hadis no: 3841)
diye dua edip, aynı hislerle dua etmemizi isteyen Sevgilimiz Hz.Muhammed'in duası üzerinize olsun. BERAT KANDİLİ'NİZ MÜBAREK OLSUN.

Selam ve dua ile
BİR KISIM AYETLERİMİZİ KENDİSİNE GÖSTERMEK İÇİN, KULUNU (HZ.MUHAMMED'İ BİR GECE MESCİD-İ HARAM'DAN, ÇEVRESİNİ BEREKETLENDİRDİĞİMİZ MESCİD-İ AKSA'YA GÖTÜREN O (ALLAH) YÜCEDİR. GERÇEKTEN O, İŞİTENDİR, GÖRENDİR. (İSRA SURESİ/1) " Geceniz İsra, Kandiliniz Miraç olsun ... REZZAK (tüm yaratılanların rızıklarını ömürleri bitene kadar veren) yalnızca Sevgilimiz ve Sahibimiz olan Allah'tır. İş verenler ise bu Rezzak ismin tecellisiyle rızka vesile olan ABDURREZZAK'lardır (Rızık verenin kulu). Ancak zamanımızda müslümanların bile düştüğü bir hatayı üzüntüyle görüyoruz ! Firavunsu bir şekilde kendi işçilerine rızık veren REZZAK olduğunu sanan işverenler var!

EY İŞ VERENLER !
Rezzak değil rızık vesilesi olan Abdurrezzak olduğunuzu unutmayın ! Unutmayın ki sizin çalışanlarınızın üzerindeki hakkınızdan daha çok, çalışanlarınızın sizin üzerinizde hakları var. Onlar olmasa siz PATRON olamazsınız. Bu kadar kazanamazsınız. Belki o işçilerden birinin hatrına verilen bereketle belki az ama öz geçiniyorsunuz. Kimin izini takip ediyorsanız: dünya hayatınızda da, ölüm anınızda da, kabirde de, mahşerde de ve sonsuz ahiret aleminde de onunla olursunuz. Bu gidişatınız sizi FİRAVUN'lara,NEMRUT'lara, KARUNlara, EBU CEHİL'lere götürüyor. Aman ha silkelenip kendinize gelin. HZ.AHMED MAHMUD MUHAMMED MUSTAFA'yı takip edinki O'NUNLA birlikte olasanız. Hem fani dünyada, hemde baki ahirette...
Yoksa kalbinizdeki iman ile amelinizdeki bu firavunluk çelişiyor.

Menziliniz firavuna doğru gidiyor.
Oda Hz.Musa'ya bende tanrıyım. Rızıkları veririm, dilediğimi öldürürüm, dilediğimi diriltirim diyordu.
Sonra iki israiloğullu köle getirtti birisini öldürttü :
- Bak ben tanrıyım öldürdüm dedi.
Diğerini azad etti, ona hediyeler verip gönderin dedi.
-Bak ben dirilttim ve rızık verdim dedi.
Bunu diyen FİRAVUN sonra ne hale düştü ?

Herkes neticede neye kavuşmak isterse o yolu izler.
Tercihte sizin katlanmakta...
Ama bilinki REZZAK olan tek varlık ALLAH'tır ve O bütün yarattıklarının rızıklarına ömürleri bitinceye kadar kefildir. Çalışmak kuldan takdir Hak'tandır. İlmi isteyene rızkı ve zenginliği istediğine verir. İleri alır, geri düşürür. Genişlik verir , darlığa düşürür. Herşey O'nun ilminde gizlidir. Vergi kaçırmak için, maaşlarından yırtmak için, tazminatlarla uğraşmamak için, sigorta ödememek için birbir türlü yanlış yola girmeyin. Gerilim politikası izleyip ortalığı germeyin. İnsanların evlerine huzursuz gitmelerine vesile olmaya çalışmayın. Unutmayın herkes yolcu sizde değilsiniz hancı. Rahat koltuğum daha da şahlansın , saltanat süreyim derken, soluğu MUSALLA TAŞIN'da aldığınızda ve oraya yatırıldığınızda anlarsınız anlamanız gerekeni...

Siz merhamet edin, sevgi ve saygı ölçüsünde işverenlik yapın,
işçinizde aynı ölçü gereğince işçilik yapsın...

Burada amirlik ve memurluktan ziyade, elele verip Allah'ımızın yeryüzündeki sonsuz geniş rızkının bizler için taksim ettiğini bulmaya çalışın. Böyle yaparsanız huzur ve saadet içinde bereketli kazançlarınız olur.

Anlamayana ciltlerce kitap az gelir,
anlayana söz kısa gerektir vesselam

Adnan Şensoy

(Not: Tekirdağ'daki bir dersanede öğretmen olarak görev yapan E.A. isimli dostum için, tüm iş verenlere atfen yazılmıştır) 25 Haziran sabahı uyanmak hiç istemedim.
Uyanmamak ve kalkmamak için bir sağa bir sola dönerek rüyaya dalmak istedim tekrar tekrar...
Çünkü bu gece rüyamı yine Sevgilim Hz.Muhammed Mustafa (sav) şereflendirdi.
O'nunla ve eshabıyla Uhud Savaşı'nı yaşadım. Çok farklı bir şey...
Rüyamdan bana kalan mesajı sizlerede arz edeyim:
Uhud Savaşını okumak ve üzerinde konuşmak kolay, orada o anları yaşamak çok zor... REGAiB KANDiLiNiZi/GECENiZi tebrik ediyor ve kutluyorum. iŞLENEN HER YENi iBADETE BiDAT DiYENLEREDE BiR MESAJ VERMEK iSTiYORUM: HER BiDAT-I HASENE SAYILABiLECEK AMELE BiDAT DEYiP KESTiRiP ATMAKTANSA SiZDE HAYATINIZA DiGER MUSLUMANLAR GiBi KANDiL YAKIN... Rabbim, ihh ın yardımcısı olsun... Israildeki sag duyulu insanların, zalim yönetime ve işbirlikcilerine hakim olabilmelerini lutfetsin... Düşmanlarım bana ne yapabilir ki? Ben cennetimi yüregimde taşıyorum, nereye gitsem o benimle gelir. Hapsedilmem halvet, sürgün edilmem hicret, öldürülmem şehadettir. Degil mi ki gögsümde Allahın Kitabı ve Rasulü'nün sünneti vardır KAHROLSUN ZALiMLER ..!! HAC KURALARI BELLi OLDU (27/05/2010)
1- Hac kuraları, her ilde hacı adaylarının tercih ettikleri kategoride sıralamaya konulması şeklinde cekilmiştir.
2- illerdeki kesin kayıt aralıkları ulkemizin resmi hac kontenjanına göre belirlenmiştir.
3- Kesin kayıt sırası gelenler, il muftulugune veya kesin kayıt yetkisi bulunan acentelerden birisine 07-18 HAZiRAN 2010 tarihleri arasında, tercih ettikleri hac kategorisine göre kayıtlarını yaptırabileceklerdir.
4- Kesin kayıt yapmaya yetkili acente isimleri; il muftuluklerinden, Turkiye Seyahat Acenteleri Birliginden ögrenilebilecektir.
5- Kesin kayıt hakkı elde eden vatandaşlarımızdan %60 ının kaydı il muftuluklerince, % 40 ının kaydı ise kayıt yetkisi bulunan Acentelerce kaydedilecektir.
6- Boş kalan kontenjanlara 24 HAZiRAN - 02 TEMMUZ 2010 tarihleri arasında sıra gözetilerek kayıt yapılacaktır.

KURA SORGUNUZ iCiN
http://hac.diyanet.gov.tr/hacs.html 'DEN
SORGU YAPABİLİRSİNİZ VEYA 0212 534 33 25 ARAYABiLiRSiNiZ KURA SORGUNUZ iCiN 0212 534 33 25 ARAYABiLiRSiNiZ Rahman'ın(has) kulları? onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler ve kendini bilmez kimseler onlara laf attığında (incitmeksizin) "Selam!" derler (geçerler) (Furkan, 63) "İstanbul mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden kumandan ne guzel kumandan; o ordu ne guzel ordudur!"
Hadisinin tecellisinin 557.YILI hepimize kutlu olsun...
Hadisin kaynakları:
Ahmed bin Hanbel, IV, 335; Buhari, et-Tarihul-Kebir, I (ikinci kısım), 81; et-Tarihu's-Sagir, I, 341; Taberani, el-Mucemul-Kebir, II, 24; Hakim, Mustedrek IV, 422; Heysemi, Mecmeuz-Zevaid, VI, 219 Peygamber Efendimizin (sallallahu aleyhi ve sellem) 1437.dogum yıldonumunun ulkemiz ve tum Islam cografyasında hayırlara vesile olmasını niyaz ederim. SEVGILIMIZ PEYGAMBERIMIZI VE ONUNLA GELEN 1400 YILLIK MESAJI (KUR'AN'I) DAHA IYI ANLAYABILMEMIZ ACISINDAN TUM INSANLIK ADINA BIR MILAD OLSUN DUASIYLA.... YAŞAYAN KURAN HZ.MUHAMMED ILE YENI UMITLERE DOGRU...