|
25 Þubat 2010 Mevlid Kandili münasebetiyle YENÝ ASYA gazetesine vermiþ olduðum roportajý bahsi geçen tarihte adý geçen gazetede okuyabileceðiniz gibi aþaðýdan da okuyabilirsiniz.
www.yeniasya.com.tr
Soru 1: Hocam Mevlid Kandili nedir?
Cevap :
Mevlid Kandili nedir? Peygamberimiz (s.a.v) zamanýnda kandil var mýydý? Kandil nasýl ortaya çýktý?
Deðerli Kardeþim, genel manada “Mevlid” doðum zamaný demektir. Ancak Sevgilimiz Hz.Muhammed ‘imizin, kamerî aylardan Rebîu’l-evvel ayýnýn on ikinci Pazartesi gecesi Mekke’de dünyamýzý þereflendirdiðinden ki Mîlâdî takvime göre bu, 571 yýlý Nisan ayýnýn 20’sine rastlamaktadýr, Mevlid ifadesi Efendimiz’in doðumuyla özdeþleþmiþtir. Onun doðduðu ev, Beytullah'ýn doðusundaki Safa tepesinin yanýnda Mevlid sokaðý diye adlandýrýlan yerdedir. Bugün o eski evi göremesekte, o evin yerine kütüphaneolarak kullanýlan iki katlý yeri görerek mevkisini gözlemleriz. Diðer kandil geceleri gibi Mevlid Kandili’de Hicri 3. Yüzyýl gibi kutlanmaya baþlamýþtýr. Ýslâm dünyasýnda mevlid merasimi ilk defa, Mýsýr'da hüküm süren Fatýmîler (Miladi:910-1171) tarafýndan tertiplenmiþtir. Bu merasimler saraya ait olup, sadece devlet erkaný arasýnda cereyan etmekte idi. Fatimîler, Hz. Ali (r.a.) ve Fatýma (r.anha.)'ýn doðum günlerinde de mevlid merasimleri tertip ederlerdi. Sünnî müslümanlarda ilk mevlid merasimi, Hicri 604 yýlýnda, Selahaddin Eyyubî'nin eniþtesi ve Erbil atabeði Melik Muzafferuddun Gökbörü tarafýndan tertiplenmiþtir. Uzun hazýrlýklarla düzenlenen merasimler, bütün halký kapsayan bir þekilde düzenlenirdi. Muzafferuddin, çevre bölgelerden fakýh, sûfi, vaiz ve diðer alimleri Erbil'e çaðýrýr ve kutlamalar gayet debdebeli bir þekilde cereyan ederdi. Daha sonra, deðiþikliðe uðrayarak, Mekke'de de mevlid merasimleri tertiplenmeye baþlanmýþtýr. Mekke ve Medine'den sonra mevlid merasimleri, Ýslam coðrafyasýnýn her tarafýnda birbirinden farklý þekillerde tertiplenmeye baþlanmýþ ve bu, bugüne kadar sürekliliðini korumuþtur.Kandil ne anlamda kullanýlýyor diye soru akla gelirse þu hikayeyle izah edelim: Sünbül Sinan dergâhýnýn þeyhi olan Necmeddin Hasan Efendi bir Mevlit gecesi dergâhýn kapýsýný kandillerle donatmýþ ve minarelerde ilk defa kandil yakmak usulünü koymuþtur. Padiþah Birinci Ahmed bunu görüp çok beðenmiþ ve bundan böyle minarelerde kandil yakýlmasýný irâde etmiþtir. Bu suretle câmilerde ve minarelerde kandil yakmak âdeti her tarafa yayýlmýþtýr. O günden sonra halk bulunduklarý günün gecesinin mübarek gecelerden bir gece olduðunu yakýlan kandillerden anlarlardý. Bu sebeple günümüzde de Mevlid Gecesi olarak deðilde Mevlid kandili olarak anýlmaya devam ediyor.
(Âsitâne, Evvel Zaman Ýçinde Ýstanbul, A. Ragýp Akyavaþ, Türkiye Diyanet Vakfý Yayýnlarý, 3. baský, Ankara 2008, s. 373)
Neden kutlanýyor ?
Türk dil kurumu sözlüðünde “Kutlama”; Mutlu bir olaya sevindiðini ifade etmek, Önemli bir olayýn gerçekleþmesinin yýl dönümü dolayýsýyla tören yapmak, anlamlarýndadýr deniliyor.
Þimdi Mevlid Kandili neden kutlanýyora cevap verelim:
Sevgilimiz Hz.Muhammed’imiz dünyaya geldiði devrede, dünyanýn üstünü kalýn siyah bulutlar kaplamýþtý. Ýnsanlar her türlü deðer ölçülerini yitirmiþ, yollarýný þaþýrmýþlardý. Küfür ve haksýzlýk gönülleri karartmýþ, Allah’a giden yoldan uzaklaþtýrmýþtý. Sosyal hayat bozulmuþ, ahlâk tamamen kokuþmuþtu. Kadýnlar esir muâmelesi görüyor, bir eþya gibi alýnýp satýlýyor, kýz çocuklarý utanýlma sebebi sayýldýðýndan acýmasýzca diri diri topraða gömülüyordu. Dünyada insanýn en muhtaç olduðu þey olan huzur, sükunet, can ve mal güvenliði kalkmýþ gibiydi. Dünyanýn birçok köþeleri kanlý boðuþmalara sahne oluyordu. Dünyanýn bu kara kýþýnýn bir ilk bahara,ý bir peygamberin gönderilmesine ihtiyacý vardý. Bütün dünya, karanlýklar içinde, bu kurtarýcýnýn gelmesini dört gözle bekliyordu. Ýþte peygamberimiz Hz. Muhammed böyle bir zamanda dünyaya gelmiþti. Bu gecenin sabahý gerçekten de feyizli bir sabahtý. Ýnsanlýk için yepyeni bir gün doðmuþ, aydýnlýk bir devir açýlmýþtý. Bir fazilet güneþi ve hidâyet meþalesi olan sevgili peygamberimizin gönderiliþi, Sahibimiz Allah’mýzýn bütün insanlara en büyük nimetlerinden birisidir bu. Yahudiler, Hristiyanlar ve nice hanifler O’nu bekliyorlardý. O geldi âlem þefkat gördü, merhameti tattý, hidayet ile yeþerdi. Kâinat ve beþeriyetin yüzyýllardýr yolunu gözlediði o Peygamberler Peygamberi’nin doðum günüdür bugün. Hz. Ýbrahim’in duasý, Hz. Ýsâ’nýn müjdesi ve dedesi Abdülmuttalip ve annesi Âmine’nin rüyasýdýr. Fil vak’asý onu haber verdi. Doðduðu gece irhasât denilen bir takým olaðanüstü hâdiseler cereyan etti.
Rabbimizin merhameti olan bu mübarek hediye kutlanmaz mý? Türk dil kurumundaki “KUTLAMA” kapsamýna girmez mi?
Okunmasýyla ibadet olan alemlere öðüt ve þifa olsun için gönderilen, ilim merhamet ve sevgi medeniyeti mübarek Ýslam’ýn kýlavuzu Kur’an-ý Kerim’in sadece þu ayeti bile o geceyi kutlamamýza yeterlidir:
BÝZ SENÝ ANCAK ALEMLERE RAHMET OLARAK GÖNDERDÝK (Enbiyâ, 107)
Alemlerin rahmet vesilesinin dünyaya teþrifi, dünya ve ebedi ahiret hayatýmýzýn kurtarýcýsýn doðum günü sevinç kaynaðýmýz olmazda ne olur ?
SORU 3: Bu gece neler yapýlabilir ibadet olarak?
Mevlid Kandili hakkýnda þu ibadeti yapalým þeklinde kesin bir ifade olmamakla birlikte:
Yapýlabilecek ve yapýlmasý gereken en önemli ibadet, Mevlid’in sahibi olan Efendimize layýk bir ümmet olabilmek arzusuyla günahlarýmýza, hatalarýmýza samimi olarak tevbe ve istiðfar etmeli; idrak edilen geceyi son fýrsat bilerek tefekkürde bulunulmalýyýz; “Ben kimim, nereden geldim, nereye gidiyorum, Allah’ýn benden istekleri nelerdir, Bugün dünyayý þereflendiren Sevgili Peygamberimin ömrünü harcadýðý davayý nasýl anlamalýyým, O’na layýk bir ümmet nasýl olabilirim” gibi konular baþta olmak üzere hayatî meselelerde derin düþüncelere girmeliyiz. Günlük-haftalýk-aylýk-yýllýk hatta ömürlük hayat programýmýzýn üzerinde tefekkür etmek olmalý. Kur’an-ý Kerim okumalý; okuyanlar dinlenmeli, uygun mekanlarda Kur’an ziyafetleri verilmeli, Rabbimizle konuþma yolu olan kelamullah’a sevgi, saygý ve baðlýlýk duygularýmýzý yenilemeli ve kuvvetlendirmeliyiz. Sevgili Peygamberimiz’e salât ü selâmlar getirmeli; O’nun þefaatini ümit edip, ümmetinden olma þuurunu tazelemeliyiz. Kuran okumak Rabbimizle konuþmak olduðu gibi hadisi þerif okumakta Sevgilimiz Hz.Muhammed ile konuþmak gibidir. Bu bilinçle hadisler okumalýyýz. Kaza, nafile namazlarýmýzý kýlmalýyýz.
Kandil gecesini, özü itibariyle ibadet ve ibadette ihsan þuuruyla ihya etmeliyiz. Yoksul, kimsesiz, öksüz, yetim, hasta, sakat, yaþlý olanlarý ziyaret edip, sevgi, þefkat, hürmet, hediye ve sadakalarla mutlu etmeliyiz. Dini toplantýlar, paneller ve sohbetler düzenlemeli; sohbetler dinlenmeli; þiirler okumalý; ilâhî ve ezgilerle gönüllerde ayrý bir dalgalanma oluþturmalýyýz. Kandil gecesinin özellikle yatsý ve sabah namazlarýný cemaatle ve camilerde kýlýnmalýyýz.Malumaliniz yatsýyý cemaatle kýlan gecenin ilk yarýsýný, sabah namazýný cemaatle kýlan ise gecenin kalan diðer yarýsýný ibadetle geçirmiþ gibidir. Sahabe, ulema ve evliya türbelerini ziyaret etmeli ve manevî iklimlerinde vesilelikleriyle Hakk’a niyazda bulunmalýyýz. Hayattaki manevî büyüklerimizin, üstadlarýmýzýn, anne ve babamýzýn, dostlarýmýzýn ve diðer yakýnlarýmýzýn kandillerini bizzat giderek veya telefon, faks yahut e–mail çekerek tebrik etmeli; dualarý istenmeliyiz. Gündüz mümkünse oruç tutulmalýyýz. Bazý tasavvufi eserlerde geçer; Ýslam ve insanlýk düþmaný Efendimizin öz amcasý Ebu Leheb Efendimiz doðduðunda sevincinden köle azad ettiðinden her pazartesi azabý hafifletilmektedir.
SORU 4: Kandili kutlamayanlar var bu konudaki görüþleriniz nelerdir?
Mevlidin, Peygamberimizden üç asýr sonra icadedilen Ýslâmî bir âdet olmakla birlikte, bid’atýn hasene (güzel) kýsmýna girdiðini kabul ederiz. Büyük hadis ve fýkýh âlimi olan Ýbni Hacer, mevlid merâsiminin meþrûiyeti hakkýnda þu hadisi zikreder. Ýbni Abbas’ýn rivayetine göre, Efendimiz Medine’ye hicret ettiklerinde Aþure gününde Yahudilerin oruç tuttuklarýný öðrenir. Oruç tutmalarýnýn sebebini sorduðunda Yahudilerden þu cevabý alýr: “Bu çok büyük bir gündür. Bugünde Allah, Mûsâ ile kavmini kurtardý. Firavun ile kavmini suda boðdu. Mûsâ da buna þükür için oruç tuttu. Ýþte biz de bugünün orucunu tutuyoruz.” “Bunun üzerine Peygamberimiz, ‘Öyleyse biz Mûsâ’ya sizden daha yakýn ve evlâyýz’ buyurdu. O günden sonra hem kendisi oruç tuttu, hem de tutulmasý için tavsiyede bulundu.” Ýbni Hacer bu nakilden sonra þöyle der: “Bundan anlaþýlýyor ki, böyle bir günde, mevlid gecesinde Allah’a þükretmek tam yerindedir. Fakat mevlid merasiminin Peygamberimizin doðum gününe denk getirilmesi için dikkat etmek gerektir.”
Bazý alimler, bu kutlamaya þiddetle karþý çýkarken, bazýlarý da, Ýslamî ölçülerin dýþýna çýkýlmamasý kaydýyla itiraz da bulunmamýþlardýr. Ýtirazda bulunmayýp savunanlar, inananlarýn kalplerindeki Rasulullah sevgisini canlý tutmasý ve ona olan muhabbeti artýrmasýndaki amacý gözetmiþlerdir. Zira Sevgili Peygamberimiz'i sevmek, imanýn temel kýstaslarýndan biridir. Efendimizin þu hadisi þerifi bunun en açýk delilidir: "Sonsuz kudret sahibi olan Allah'a yemin ederim ki, sizden hiçbiriniz beni babasýndan, evladýndan ve bütün insanlardan daha çok sevmedikçe, iman etmiþ sayýlmaz" (Buhari, Ýman 8).
Karþý olanlarýn anlamsýz tepkilerine hayret ederken, Sevgili Peygamberimizin þefaatinin onlarýda kapsamasý duasýyla yanýlgýlarýndan dönmelerini ümid ediyoruz.
SORU 5: Son zamaanlarda Kur'an Müslümanlýðý diye bir þey çýktý.Siz bu konuda ne düþünüyorsunuz?
Kendilerince hadisleri ortadan çýkarýp biz kurandan metinleri anlayabilecek kapasitedeyiz Allah bize akýl vermiþ bizde anlarýz. Aklýmýz bize yeter deyip BÝZ KURAN MÜSLÜMANIYIZ diyenlere çok üzülüyorum. Sanki biz ne müslümanýyýz. Bizde Kur’ana gittik ve dedik. EY KURAN BÝZ MÜSLÜMANIZ ÞÝMDÝ NE YAPMALIYIZ..
O mübarek Kuranda dile geldi ve þöyle dedi bize:
“Peygamber size ne verdiyse onu alýn. Size neyi yasakladýysa ondan sakýnýn ve Allah'tan korkun. Çünkü Allah'ýn azabý siddetlidir.” Hasr Suresi, 7.
“Hem namazý kýlýn, zekatý verin ve peygambere itaat edin ki rahmete eresiniz.” Nur Suresi, 56.
“Allah ve Resulü'ne itaat edin.” Ahzab Suresi, 33.
“Allah'a ve Resulüne itaat edin. Allah, yaptýklarýnýzdan haberi olandýr.” Mücadele Suresi, 13.
“Her kim Allah'a ve Resulü'ne itaat ederse, o gerçekten büyük murada ermistir.” Ahzab Suresi, 71.
“De ki, siz gerçekten Allah'ý seviyorsanýz bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve suçlarýnýzý bagýslasýn. Çünkü Allah çok esirgeyici ve bagýslayýcýdýr. De ki, Allah'a ve Peygamber’e itaat edin! Eger aksine giderlerse, süphe yok ki Allah inkârcýlarý sevmez.” A’l-i _mran Suresi, 31-32.
“Andolsun biz (her seyi) apaçýk bildiren âyetler indirdik. Allah diledigini dogru yola iletir. Bir de ‘Allah'a ve Resulüne inandýk ve itaat ettik’ diyorlar da, sonra bunun arkasýndan yan çiziyorlar; bunlar mü’min degillerdir. Aralarýnda hükmetmesi için Allah'a ve Resulüne çagrýldýklarý zaman, bakarsýn ki, içlerinden bir kýsmý yüz çevirip dönerler. Ama, eger (Allah ve Resulünün hükmettigi) hak kendi lehlerine ise, ona, gönülden baglý olarak saygý ile gelirler. Kalplerinde bir hastalýk mý var? Yoksa süphe ve tereddüt içinde midirler? Yoksa Allah ve Resulünün kendilerine zulüm ve haksýzlýk edeceginden mi korkuyorlar? Hayýr, asýl zalimler kendileridir! Aralarýnda hüküm vermesi için Allah'a ve Resulüne davet edildiklerinde mü’minlerin sözü ancak ‘isittik ve itaat ettik’ demeleridir. Ýste bunlar asýl kurtulusa erenlerdir. Her kim Allah'a ve Resulüne itaat eder, Allah'a saygý duyar ve O'ndan sakýnýrsa, iste asýl bunlar bedbahtlýktan kurtulanlardýr.” Nur Suresi; 47 - 52.
“De ki: Allah'a itaat edin; Peygambere de itaat edin. Eger yüz çevirirseniz sunu bilin ki, Peygamberin sorumlulugu kendine yüklenen, sizin sorumlugunuz da size yüklenendir. Eger ona itaat ederseniz, dogru yolu bulmus olursunuz. Peygambere düsen, sadece açýk açýk duyurmaktýr. Nur Suresi, 54.
“Peygambere düsen ancak açýk bir tebligdir.” Ankebut Suresi, 18.
“Dinde zorlama yoktur. Çünkü dogruluk, sapýklýktan ayýrd edilmisti. Artýk her kim tâgutu inkar edip, Allah'a inanýrsa, saglam bir kulpa yapýsmýstýr ki, o hiçbir zaman kopmaz. Allah, her seyi isitir ve bilir.” Bakara Suresi, 256.
“Kim peygambere itaat ederse Allah'a itaat etmis olur.Kim de yüz çevirirse, biz seni onlara bekçi olarak göndermedik.” Nisa Suresi, 80.
“Bununla beraber, Allah ve Resulü bir ise hükmettigi
zaman, gerek mü’min bir erkek ve gerekse mü’min bir
kadýn için, o islerinde baska bir tercih hakký yoktur. Her
kim de Allah ve Resulüne asi olursa açýk bir sapýklýk etmis
olur.” Ahzab Suresi, 36.
“Biz hangi peygamberi gönderdikse, sýrf Allah'ýn izni
ile itaat edilmek üzere gönderdik. Eger onlar kendilerine
zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah'tan günahlarýnýn
bagýslanmasýný dileselerdi ve Resul de onlarýn bagýslanmasýný
dileseydi, elbette Allah'ý affedici, merhametli bulurlardý.”
Nisa Suresi, 64.
“Size nefislerinizin hoslanmayacagý bir emirle gelen her peygambere kafa mý tutacaksýnýz?” Bakara Suresi, 87.
“Su muhakkak ki, Allah kâfirleri lânetlemis ve onlara çýlgýn bir ates hazýrlamýstýr. (Onlar) orada ebedî kalýrlar ve ne bir dost bulabilirler, ne de bir yardýmcý. O gün yüzleri ates içinde çevirilirken, ‘Ah keske Allah’a itaat etseydik, peygambere itaat etseydik!’ derler. Yine derler ki: ‘Ey Rabbimiz! Biz beylerimize ve büyüklerimize itaat ettik de bizi yanlýs yola götürdüler.’ ‘Ey Rabbimiz! Onlara azabýn iki katýný ver ve kendilerini büyük bir lânet ile lânetle.’" Ahzab Suresi, 64 - 68.
“Allah'ý, inkar edip peygambere isyan edenler, o kýyamet günü yerle bir olmayý isterler. Allah'tan hiçbir sözü gizleyemezler.” Nisa Suresi; 42.
“Allah'a ve Resulüne karsý gelenler, kendilerinden öncekilerin alçaltýldýgý gibi alçaltýlacaklardýr. Biz apaçýk âyetler indirmisizdir. Kâfirler için küçük düsürücü bir azap vardýr. O gün Allah onlarýn hepsini diriltecek ve yaptýklarýný kendilerine haber verecektir. Allah onlarý bir bir saymýstýr.Onlar ise unutmuslardýr. Allah her seye sahittir.” Mücadele Suresi, 5 – 6.
Daha nice ayet sunabilirim Kuran Müslümanlarýna… Bu ayetleri okuyup hala Peygamber uygulamasý olan sünneti seniyyeyi devredýþý býrakanlara hem hayret ediyorum hemde hidayetleri için dua ediyorum…
SORU 6: Bir de sünneti seniyye yi inkar fitnesi var.Bu konuda ne düþünüyorsunuz?
Kuran Müslümanlarý ile sünneti seniyye karþýtlarý genelde ayný kaynakta besleniyorlar.. Neymiþ hadislerin içinde uydurma olanlar varmýþ, yalan olanlar varmýþ… Bunlar zaten gizli deðilki… Muhaddisler zaten bunlarý analiz etmiþler.. Bu konu tabiî ki uzun izah gerektiren bir konu ama kýsaca arzetmeye çalýþacak olursam:
Resulullah’ýn yoluna, yasayýsýna Sünnet diyoruz. Sünneti Seniyye denilince onun sözleri, davranýslarý ve baskalarýnýn yapýp da onun hos karsýladýgý seyler hatýra gelir. Bunlarýda bize sahabeler onlardan tabiin onlardan tebei tabiin ve sonraki nesiller aktarmýþtýr. Dikkat edilirse Kuraný bize kim iletmiþse hadisleri iletenlerde ayný kiþilerdir. Bu sebeple hadis ravilerinden þüphe etmek kurandan da þüphe ettirir. Kaldýki Kuranda namazýn kýlýnýþý zekatýn ölçüsü orucun içeriði haccýn yapýlýþý Peygamberin tarifine býrakýlmýþtýr. Peygamberimizin tarifide hadislerdir. Dediðim gibi konu daha uzun anlatýlýr ama akýl sahibine bunlar kafidir.
SORU 7: Risale-i Nur ve Bediüzzaman Said Nursi hakkýnddaki düþünceleriniz nedir?
Risale-i Nur çocukluk çaðlarýmda yetiþtiðim kültürün adýydý. Ýlkokul-ortaokul ve lise yýllarýnda risaleler ile iç içe büyüdüm. Risale-i Nur külliyatýný birkaç kez bu þekilde okumuþluðum, izahýný dinlemiþliðim var. Said Nursi hz.lerinin kendisininde ifade ettiði gibi manevi bir ilmin inkiþafýdýr risaleler. Kuraný anlamada Hadisleri algýlamada ayrý bir bakýþ açýsý, ayrý bir kanaat, ayrý bir yorum kazandýrýyor insana. Risale-i Nur’un bazý çevrelerce yanlýþ anlaþýlmasýnýn sebebi kendini tefsir eden bir kitap olmasýný algýlayamamýþ kiþiler tarafýndan yorumlanmasýndan kaynaklanýyor. Biz küçükken hocalarýmýz daha büyük bir ihlasa ve þevke bürünelim diye bizi hep evliyaullah nispetlendirirlerdi. Misal yalnýz kalýp tefekkür etmek isterdik. Hay maþallah haydi bakayým Abdulkadir Geylani hz.leri gibi inzivada ilahi aþký yaþamaya devam et. Sohbetleri takip ettiðimizde hay maþallah haydi bakayým Þah-ý Nakþibendi hz.leri gibi sohbet yoluyla ilme devam et. Namaz üzerine namaz kýldýðýmýzda haydi bakayým maþallah Hz.Mevlana gibi secde ede ede seccadeni liðme liðme etmeye devam et, tefekkür ettiðimizde haydi bakayým maþallah Said Nursi hz.leri gibi zamanýn reisleriyle ilmi münazaralarda baþarýlar kazanabilecek bir feraset elde etmeye devam et gibi bizi diðer evliyalar ile tetiklerlerdi. Sahabelerin hayatlarý insana mücadele hissi kazandýrýrken, evliyanýn hayatlarý ilahi sevda ve derin bir ahlak hissi kazandýrýyor. Said Nursi hz.leri hakkýnda diyebileceðim tek þey var.. Ünvanýnda saklý … O bediüzzaman (zamanýn en iyilerinden)…
Allah Dostlarýnýn meþrepleri farký yansýr halk.. Her birinin ayrý bir teblið þekli vardýr. Kimi cemalli kimi celalli, kimi Alim kimi Halim, kimi sabur kimi vedud. Her biri ayrý bir derya… Ama bu her derya ayný denizden besleniyor .. Hz.Muhammed denizinden. Bu sebeple her birinden istifade etmek, her birinin sofrasýndan mahrum olmamak adýna gayretetmek gerek.
- Son olarak sizin eklemek istedikleriniz nelerdir?
Ýlgi ve alakanýz için öncelikle çok teþekkür ederim. Baþarýlarýnýzýn artarak devamýný diliyorum. Ýslam ilim merhamet ve sevgi medeniyetidir. Ýstanbul müftüsü Mustafa Çaðrýcý hocamýn eski yýllarda yaptýðý konuþmalardan birinde yaptýðý þu ifade son nokta mesajýmýz olsun… Hz.Muhammed’i kitaplaþtýrýrsanýz Kuran olur , Kuraný açarsanýz Hz.Muhammed olur… Çünkü O Sevgilimiz Hz.Muhammed.. Kuran vahyi dýþýnda tek bir adým bile atmamýþtýr. Ýþte benim bu son ifadem sahabelerin imanýnýn ifadesidir. Benim imanýmda onlarýn imanlarý üzerinedir. Selam ve dua ile
Adnan ÞENSOY
Ýlahiyatçý yazar
www.adnansensoy.com

|