HAC

GÜNCEL BİLGİ:
PANDEMİ NEDENİYLE İKİNCİ BİR RESMİ AÇIKLAMA GELİNCEYE KADAR HAC, UMRE VE KUDÜS TURLARI İPTAL EDİLMİŞTİR.

2020 HACCINDA GÖREV ALACAĞIM HAC PROGRAMI
2020 HACCI 5 YILDIZLI HAC PROGRAMIM


SAR – Suudi Arabistan riyalinin Dolar (USD) yaklaşık karşılığı
20.700 Sar: 5520 Usd
18.400 Sar: 4920 Usd
16.400 Sar: 4.380 Usd
33.350 Sar: 8.900 Usd
29.600 Sar: 7.900 Usd
37.125 Sar: 9.900 Usd
35.520Sar:9.500Usd
Gidiş Tarihi flight_takeoff
İSTANBUL – CİDDE
22 TEMMUZ 2020
Ara Geçiş Tarihi directions_bus
MEKKE-MEDİNE
03 AĞUSTOS 2020
Dönüş Tarihi flight_land
MEDİNE – İSTANBUL
06 AĞUSTOS 2020
UlaşımSaudia
Çift Kişilik Oda Kişi Başı:37.125 RİYAL (9900 Usd)
Üç Kişilik Oda Kişi Başı:35.520 RİYAL (9500 Usd)
MEKKE OTELSWİSS HOTEL
MEDİNE OTELZEMZEM PULLMAN

BU PROGRAMDA EKSTRA (KUR’ASIZ) 5 YILDIZLI HAC PROGRAMI İKİ KİŞİLİK ODADA KİŞİ BAŞI:
15.000 USD


BU PROGRAMDA ÖZEL İMKANLI (ARAFAT ÖZEL ÇADIR VE ÖZEL TRANSFERLİ) EKSTRA (KUR’ASIZ) 5 YILDIZLI HAC PROGRAMI İKİ KİŞİLİK ODADA KİŞİ BAŞI :
18.500 USD




20-23 GÜNLÜK KUR’ASIZ MÜSTAKİL TİP
2020 HAC PROGRAMI AŞAĞIDAKİ GİBİDİR

Gidiş Tarihi flight_takeoff
17 Gün Mekke konaklamalı
İSTANBUL – RİYAD – CİDDE
TAHMİNİ GİDİŞ TARİHİMİZ
15 TEMMUZ 2020
Dönüş Tarihi flight_land
3 Gün Medine konaklamalı
MEDİNE – İSTANBUL
TAHMİNİ DÖNÜŞ TARİHİ :
2-3-4 AĞUSTOS 2020
UlaşımSuudi Arabistan Havayolları (Saudia)
Tüm transferlerKur’a’da çıkan hacılarla beraber
Müstakil konaklamalı
İki Kişilik Oda Kişi Başı:
7.500 Usd
Müstakil konaklamalı
Üç Kişilik Oda Kişi Başı:
6.750 Usd
Normal (erkekler ayrı-kadınlar ayrı 4-5 kişilik odalarda konaklamalı6.000 Usd
Medine otel / Mekke otelKur’a’da çıkan hacıların
konakladığı oteller

40-43 GÜNLÜK KUR’ASIZ MÜSTAKİL TİP
2020 HAC PROGRAMI AŞAĞIDAKİ GİBİDİR

Gidiş Tarihi flight_takeoff
4-5 Gün Medine konaklamalı
İSTANBUL – MEDİNE
TAHMİNİ GİDİŞ TARİHİMİZ
20-25 HAZİRAN 2020
Dönüş Tarihi flight_land
35-38 Gün Mekke konaklamalı
CİDDE – İSTANBUL
TAHMİNİ DÖNÜŞ TARİHİ :
2-3-4 AGUSTOS 2020
UlaşımSuudi Arabistan Havayolları (Saudia)
Tüm transferlerKur’a’da çıkan hacılarla beraber
Müstakil konaklamalı
İki Kişilik Oda Kişi Başı:
7.500 Usd
Müstakil konaklamalı
Üç Kişilik Oda Kişi Başı:
6.750 Usd
Normal (erkekler ayrı-kadınlar ayrı 4-5 kişilik odalarda konaklamalı6.000 Usd
Medine otel / Mekke otelKur’a’da çıkan hacıların
konakladığı oteller

1 – YURT DIŞINA ÇIKIŞ HARCI VE KURBAN ÜCRETLERİ YOLCULARA AİTTİR.
2 – TİCARİ VİZELER 60 YAŞ ALTI TEK ERKEK VE KARI-KOCALARA ALINMAKTADIR
3 – HAC MEVSİMİNi BEKLEMEDEN TİCARİ VİZELER HEMEN ALINMAKTADIR
4 – GEREKLİ EVRAKLAR:
* PASAPORT ( EN AZ İKİ YILLIK SÜRELİ OLMALIDIR.)
* KİMLİK FOTOKOPİSİ
* 2 ADET RESİM
5 – PASAPORTLAR TESLİM ALINIRKEN 3500-$ KAPARO YATIRILACAKTIR
ÜCRETİN GERİ KALAN KISMI EN SON 15.04.2020 TARİHİNE KADAR ÖDENECEKTİR
6 – 90 GÜN OTURUMLU TİCARİ VİZE ALDIĞIMIZ YOLCULAR 40-45 GÜNLÜK HACILARIMIZ’DAN 2 GÜN ÖNCE GİDECEKLERDİR
7 – UÇUŞLARIMIZ ANKARA VE İSTANBUL HAVALİMANI CIKIŞLIDIR.
8 – TAHMİNİ GİDİŞ TARİHİMİZ 20-25 HAZİRAN 2020 TARHİLERİ ARASINDA DÖNÜŞ TARİHİ :2-3-4 AĞUSTOS 2020


BU KURASIZ HAC İŞLEMLER NASIL OLUYOR?

Türkiye’ye verilen Hac kontenjanını Diyanet İşleri Başkanlığımız icra ediyor. %60 kendisi %40’ı acentalar olmak üzere çekilen kur’a sonucunda dağıtıyor.

Kur’ada verilen kontenjan haricinde konsolosluklarda ve yurtdışında kullanılmayan vizelerde bireysel başvurular devam ediyor. Bu prosedürce vize hizmeti veren firmalar kanalıyla alınan vizelerle Hac programına katılım gerçekleşebiliyor. Ekstra hac dediğimiz de bu şekilde oluyor.

Ben 15 günlük Otel tipte yapılacak bu hac programına imkan dahilinde katılıyorum. Oda tipli dediğimiz 42-45 ve 20 günlük ekonomik olan programa ise katılmıyorum ancak takip ve kontrolde bulunuyorum. Firmayı seçiyorum, takibatı yapıyorum, yönlendiriyorum, bilgi veriyorum ve Arafat’ta ziyaret ediyorum.

Durum bu şekilde. Diyanet işleri başkanlığımız kontrolündeki kur’adan çıkmış olsanız da , kurasız olarak hac’ca gitmek istesenizde benimle irtibata geçebilirsiniz. İki yöntem ile de sizlere yardımcı olabilirim.


VIP – BUTİK – BUSINESS – KİŞİYE ÖZEL HAC PROGRAMI NEDİR NE DEĞİLDİR?
Bu videoda özetle anlattım. Buyurunuz:


2020 UMRE TURLARIM, HAC PROGRAMLARIM VE KUDÜS GEZİLERİM 1.TANITIM VİDEOSU


2020 UMRE TURLARIM, HAC PROGRAMLARIM VE KUDÜS GEZİLERİM 2.TANITIM VİDEOSU


2020 HAC KAYITLARI HAKKINDA DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI’MIZCA YAPILAN YAZILI AÇIKLAMA AŞAĞIDAKİ GİBİ ÖZETLENMİŞTİR:

A – İLK DEFA KAYIT YAPTIRACAKLAR
1- 2020 yılında ilk defa hacca gitmek isteyenlerin müracaatları (11 Kasım- Saat: 00:01 – 13 Aralık 2019 – Saat: 23:59 ) tarihleri arasında alınacaktır.

9-Hacı adayları, müracaatlarının sisteme girilip girilmediğini ve yakınlık bağlantılarının doğru bir şekilde yapılıp yapılmadığını “www.hac.gov.tr” internet adresinden kontrol edebilecekler; kaydı girilmeyen veya kayıt bilgilerinde yanlışlık olanlar varsa bunlar, kayıt süresi içerisinde e-Devlet sistemi üzerinden veya ilgili müftülüklerden bilgilerini düzelttirebileceklerdir.


11-Ön kayıt ücretiniyatırdığı haldesüresi içerisinde (11 Kasım – 13 Aralık 2019) müracaatını tamamlamayanların müracaatları kabul edilmeyecektir.


ÖNCEKİ YILLARDA KAYIT YAPTIRANLAR (KAYIT YENİLEME)

1-2019 yılı haccı için çekilen kuraya katılıp kesin kayıt hakkı elde edemeyen hacı adaylarının kayıt yenileme işlemleri 11 Kasım 2019 tarihinde Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından otomatik olarak yapılacaktır.

2-Kaydı yenilenen hacı adaylarından; sistemde kayıtlı konaklama türü, il, ilçe, adres ve cep telefonu bilgilerinde değişiklik yapmak isteyenler, bu değişiklikleri Başkanlığımız “www.hac.gov.tr” adresinde yayınlanacak olan ön kayıt linkinden e-Devlet kimlik doğrulama sistemi yoluyla veya ilgili müftülüklerden yapabileceklerdir.

3-Kaydı yenilenen hacı adaylarından, sistemde kayıtlı kura birlikteliklerinde değişiklik yapmak isteyenler veya birlikte kura birlikteliği oluşturmak isteyenler ilgili müftülüklere giderek işlemlerini yaptırabileceklerdir.


D- HAC MEVSİMİ TAKVİMİ İLE İLGİLİ HUSUSLAR
a-2020 yılı hac kurası 09 Ocak 2020 Perşembe günü çekilecek ve aynı gün ilan edilecektir.
b-Hac kesin kayıtları 13–24 Ocak 2020tarihleri arasında yapılacaktır.
c-Hac için çıkışlar:
22 Haziran – 25 Temmuz 2020 (Hicri 01 Zilkade 1441-4 Zilhicce 1441);
Hacdan dönüşler: 06 Ağustos – 02 Eylül 2020 (Hicri 16 Zilhicce 1441- 14 Muharrem 1442) tarihleri arasında yapılacaktır.

Diyanet İşleri Başkanlığının İlgili açıklama metni:
https://hacumre.diyanet.gov.tr/Documents/2020_HAC_ONKAYIT_BILGI_NOTU_.pdf


İŞ ORTAKLARIM

T.C. Başbakanlık Diyanet İşleri Başkanlığı Logosu – – Hac ve Umre Bakanlığı– Ana Sayfa


SAYAÇ

1
HAC İLMİHALİ
İÇİNDEKİLER
ÖNSÖZ . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .17
GİRİŞ
I. HACCIN DİNDEKİ YERİ VE ÖNEMİ . . . . . . . . . . .21
II. HACCIN FARZ OLUŞU . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .23

  1. Hac, Farz-› Ay›nd›r . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .25
  2. Hac Ömürde Bir Defa Farzd›r . . . . . . . . . . . . . . . . .25
  3. Hacc›n, İmkân Elde Edildiği Y›l Yap›lmas› Farzd›r. .27
    III. HACCIN FARZ OLMASININ ŞARTLARI . . . . . . . .28
  4. Müslüman Olmak . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .28
  5. Ak›ll› olmak . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .29
  6. Buluğa Ermiş Olmak . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .29
  7. Özgür Olmak. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .30
  8. Ekonomik Yönden İmkân Sahibi Olmak . . . . . . . . . .31
  9. Sağl›kl› Olmak . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .33
  10. Yol Güvenliğinin Bulunmas› . . . . . . . . . . . . . . . . . . .34
  11. Hacc›n farz olduğunu bilmek . . . . . . . . . . . . . . . . . .35
  12. Hacc›n Eda Edildiği Vakte Yetişmek . . . . . . . . . . . .35
  13. Kad›nlar›n can, mal ve namus güvenliğinin
    sağlanm›ş olmas›. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .36
  14. Eşi ölmüş veya boşanm›ş kad›nlar›n iddet
    süresini doldurmuş olmalar›. . . . . . . . . . . . . . . . . . . .38
    IV. HACCIN GEÇERLİ OLMASININ ŞARTLARI . . . . .40
  15. İhrama girmek . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .40
  16. Hacc› belirlenen zaman içinde yapmak . . . . . . . . . . .41
  17. Hac menâsikini belirlenen mekanlarda yapmak. . . . .42
    5
    V. HÜKMÜ İTİBARİYLE HACCIN ÇEŞİTLERİ . . . . .42
  18. Farz Hac . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .42
  19. Vacip Hac . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .42
  20. Nafile Hac . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .42
    VI. EDASI İTİBARİYLE HACCIN ÇEŞİTLERİ . . . . . . .42
  21. İfrad Hacc› . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .42
  22. Temettu Hacc› . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .42
  23. K›ran Hacc› . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .43
  24. Temettu ve K›ran Hacc› Yapman›n Şartlar› . . . . . . . .43
    a) Hacceden Kimsenin Âfâkî Olmas› . . . . . . . . . . . .43
    b) Umre Ve Hacc›n Her İkisinin Ayn› Y›l›n
    Hac Aylar›nda Yap›lmas› . . . . . . . . . . . . . . . . . .43
    c) Hac Aylar›nda Yap›lan Umreden Sonra
    Memlekete Dönülmemesi . . . . . . . . . . . . . . . . . . .43
  25. En Fazîletli Hac . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .44
    BİRİNCİ BÖLÜM
    I. HACCIN FARZLARI, VACİPLERİ VE
    SÜNNETLERİ . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .45
  26. Farz, Şart, Rükün, Vacip Ve Sünnet
    Terimlerinin Anlamlar› . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .45
  27. Hacc›n Farzlar› (Şartlar› Ve Rükünleri) . . . . . . . . . . .46
    a) Hacc›n Müstakil Farzlar› (şartlar› ve rükünleri) .47
    b) Hac Menâsikinin Kendi İçindeki Farzlar›
    (şartlar› ve rükünleri) . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .48
  28. Hacc›n Vacipleri . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .48
    a) Hac›n Müstakil Vacipleri . . . . . . . . . . . . . . . . . .48
    b) Hac Menâsikinin Kendi İçindeki Vacipleri . . . . . .49
  29. Hacc›n Sünnetleri . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .49
    a) Müstakil Sünnetler . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .49
    b) Hac Menâsikinin Kendi İçindeki Sünnetleri . . . . .49
    II. İHRAM. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 49
  30. İHRAMIN FARZLARI . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .50
    6
    a) Niyet . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .50
    b) Telbiye . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .51
  31. İHRAMIN VACİPLERİ . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .53
    a) Mîkât S›n›rlar›n› İhraml› Olarak Geçmek . . . . . .53
    aa) İhrama Girilecek Yerler . . . . . . . . . . . . . . . . 53
  32. Harem Bölgesi . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .53
  33. H›ll Bölgesi . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .55
  34. Âfâk Bölgesi . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .55
    3a) Zülhuleyfe . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .56
    3b) Cuhfe . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .56
    3c) Karn . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .56
    3d) Yelemlem . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .56
    3e) Zât-ü Irk . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .56
    bb) İhrama Girilecek Zaman . . . . . . . . . . . . . . . .58
    b) İhram Yasaklar›na Uymak . . . . . . . . . . . . . . . . . .59
  35. İHRAMIN SÜNNETLERİ . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .59
  36. HACCI FESHEDİP UMREYE DÖNÜŞTÜRMEK . .61
    III.TAVAF. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .62
  37. TAVAFIN ÇEŞİTLERİ . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .62
    a) Kudûm Tavaf› . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .63
    b) Ziyaret Tavaf› . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .64
    aa) Ziyaret Tavaf›n›n Geçerli
    Olmas›n›n Şartlar›: . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .64
  38. Arafat vakfesinin yap›lm›ş olmas›,
  39. Belirli vaktinde yap›lmas›.
    bb) Ziyaret Tavaf›n›n Vakti . . . . . . . . . . . . . . . . .64
    c) Veda Tavaf› . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .66
    d) Umre Tavaf› . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .69
    e) Nezir Tavaf› . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .69
    f) Nafile Tavaf . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .70
    g) Tahiyyetü’l-Mescid Tavaf› . . . . . . . . . . . . . . . . . .70
  40. TAVAFIN GEÇERLİ OLMASININ ŞARTLARI . . .70
    a) Niyet . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .70
    7
    b) Tavaf› Belirlenen Vakitte Yapmak. . . . . . . . . . . .71
    c) Tavaf› Kâ’be’nin Çevresinde ve
    Mescid-i Haram’›n İçinde Yapmak. . . . . . . . . . . .71
    d) Tavaf›n En Az Dört Şavt›n› Yapmak. . . . . . . . . . .71
  41. TAVAFIN VACİPLERİ . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .72
    a) Tavaf› Abdestli Yapmak . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .72
    b) Tavaf› Avret Mahalli Örtülü Olarak Yapmak . . . .73
    c) Teyamün . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .74
    d) Tavaf›n İlk Şavt›na Hacer-i Esved’in
    Hizas›n› Geçmeden Başlamak . . . . . . . . . . . . . . .74
    e) Tavaf› Yürüyerek Yapmak . . . . . . . . . . . . . . . . . .75
    f) Tavaf› Hatim’in D›ş›ndan Yapmak . . . . . . . . . . .75
    g) Tavaf› Yedi Şavta Tamamlamak . . . . . . . . . . . . . .76
    h) Tavaf Namaz› K›lmak . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .76
  42. TAVAFIN SÜNNETLERİ . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .78
    a) Tavafa Başlarken Hacer-i Esved Veya Hizas›na
    “Rükn-i Yemânî” Taraf›ndan Gelmek Ve
    Hacer-i Esved’in Hizas›nda Tavafa Başlamak. . .78
    b) Tavaf›n başlang›c›nda ve her şavt›n
    sonunda Hacer-i Evsedi istilam etmek. . . . . . . . .78
    c) Remel yapmak. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .79
    d) Izt›ba yapmak. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .79
    e) Tavaf› mümkün Oldukça Kâ’be’nin
    Yak›n›nda Yapmak. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .80
    f) Müvâlât. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .80
    g) Duâ etmek. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .81
    h) Tavaf› Huşu İle Yapmak . . . . . . . . . . . . . . . . . . .82
    i) Tavaftan Sonra Zemzem İçmek. . . . . . . . . . . . . . .83
    ›) Vücutta, Elbisede ve Metafta Necaset
    Bulunmamas›. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .83
    IV. SA’Y . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .85
  43. SA’YİN FARZLARI (ŞARTLARI VE
    RÜKÜNLERİ) . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .86
    8
    a) Hac Sa’yini İhrama Girdikten Sonra Yapmak . . .87
    b) Hac sa’yini, Hac Aylar› Girdikten
    Sonra Yapmak. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .87
    c) Geçerli Bir Tavaftan Sonra Yapmak. . . . . . . . . . .88
    d) Sa’yi Safa ve Merve tepeleri Aras›nda Yapmak. .88
    e) Sa’ye Safa Tepesinden Başlay›p Merve
    Tepesinde Bitirmek. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .88
    f) Sa’yin en Az Dört Şavt›n› Yapmak. . . . . . . . . . . .88
  44. SA’YİN VACİPLERİ . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .89
    a) Gücü Yeten Kimsenin Sa’yi Yürüyerek Yapmas› . . . . .89
    b) Sa’yi Yedi Şavta Tamamlamak. . . . . . . . . . . . . . .89
    c) Umrenin Sa’yini İhraml› Olarak muteber bir
    tavaftan sonra Yapmak . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .90
    d) Safa ile Merve Aras›ndaki Mesafenin
    Tamam›n› Yürümek. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 90
  45. SA’YİN SÜNNETLERİ . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .90
  46. SA’YİN YAPILIŞI . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .91
    V. ARAFAT VAKFESİ . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .93
  47. Arafat Vakfesinin Rüknü . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .95
  48. Arafat Vakfesinin Geçerli Olmas›n›n Şartlar› . . . . . .95
  49. Arafat Vakfesinin Vacibi . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .96
  50. Vakfenin Yap›lacağ› Yer . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .96
  51. Vakfenin Yap›lacağ› Zaman . . . . . . . . . . . . . . . . . . .97
  52. Arafat Vakfesinin Sünnetleri . . . . . . . . . . . . . . . . . . .98
    VI. MÜZDELİFE VAKFESİ . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .100
  53. Müzdelife Vakfesinin Rüknü . . . . . . . . . . . . . . . . . .101
  54. Müzdelife Vakfesinin Geçerli Olmas›n›n Şartlar›. . . 102
    a) Hac İçin İhraml› Olmak . . . . . . . . . . . . . . . . . .102
    b) Arafat Vakfesini Yapm›ş Olmak. . . . . . . . . . . . .102
    c) Vakfeyi Müzdelife S›n›rlar› İçinde Yapmak . . . .102
    d) Vakfeyi Belirli Zaman İçinde Yapmak. . . . . . . .102
  55. Müzdelife Vakfesinin Vacipleri . . . . . . . . . . . . . . . .103
  56. Müzdelife Vakfesinin Sünnetleri . . . . . . . . . . . . . . .104
    9
    VII. MİNA’DA YAPILAN GÖREVLER . . . . . . . . . . . . .104
  57. Remy-i Cimar . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .105
    a) Remy-i Cimar’›n Vakti, Hükmü Ve
    Uygulanmas› . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .106
    aa) Bayram›n Birinci Günü . . . . . . . . . . . . . . . .107
    bb) Bayram›n İkinci ve Üçüncü Günleri . . . . . .109
    cc) Bayram›n Dördüncü Günü . . . . . . . . . . . . . .110
    dd) Cemrelere At›lan Taşlar›n Say›s› . . . . . . . . .111
    ee) At›lmayan Taşlar›n Kazas› . . . . . . . . . . . . . .111
    b) Şeytan Taşlaman›n Geçerli Olmas›n›n Şartlar› . .112
  58. At›lan Taşlar› Dikili Sütunlara İsabet
    Ettirmek veya Yak›nlar›na Düşürmek . . . . . .112
  59. Taşlar›, Cemrelere El İle F›rlatarak Atmak .112
  60. Taş›n, At›lmas› Gereken Yere, Atan›n . . . . .112
    Fiili Sonucunda Ulaşm›ş Olmas› . . . . . . . . .112
  61. Taşlar›n Her Birini Ayr› Ayr› Atmak . . . . . .112
  62. Meşru Mazereti Bulunmayan Kimselerin . .112
    Taşlar› Bizzat Kendilerinin Atmas› . . . . . . .112
  63. At›lan Şeyin Taş veya Taş Hükmünde
    Olmas› . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .112
  64. Taşlar›n, Belirlenen Vakitler İçinde
    At›lmas› . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .113
  65. At›lmas› Gereken Taşlar›n Tamam›n›
    veya En Az Dördünü Atmak . . . . . . . . . . . . .113
    c) Şeytan Taşlaman›n Sünnetleri . . . . . . . . . . . . . . .113
    d) Şeytan Taşlaman›n Mekruhlar› . . . . . . . . . . . . . .114
  66. Hedy . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .115
    a) Hedy Kurban› İle Yükümlü Olanlar. . . . . . . . . .116
    b) Hedyin Çeşitleri . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .116
    aa) Vacip Olan Hedy . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .116
  67. Temettu ve K›ran Hedyi . . . . . . . . . . . . . .116
  68. Ceza Hedyi . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .117
  69. İhsâr Hedyi . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .117
    10
  70. Fevat Hedyi . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .117
  71. Adak Hedyi . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .118
    bb) Nafile Hedyi . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .118
    c) Hedyin Kesim Yeri . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .118
    d) Heydin Kesim Zaman› . . . . . . . . . . . . . . . . . . .119
    e) Hedy Kurbanlar›n›n Etleri . . . . . . . . . . . . . . . . .120
    f) Kurban Yerine Oruç . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .120
  72. Saçlar› T›raş Etmek Veya K›saltmak . . . . . . . . . . . .122
    a) T›raş Olman›n Zaman› . . . . . . . . . . . . . . . . . . .123
    b) Saçlar› T›raş Etmenin veya K›saltman›n Yeri . .124
    c) T›raş Edilecek Veya K›salt›lacak Saç›n Miktar› .124
    d) T›raş İle Diğer Menâsik Aras›nda Tertip . . . . . .125
    e) İhramdan Ç›kma (Tahallül) . . . . . . . . . . . . . . . .127
  73. İlk Tehallül . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .127
  74. İkinci Tehallül . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .128
    İKİNCİ BÖLÜM
    İHSAR VE FEVAT . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .131
    I. İHSAR . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .131
  75. İhsara Sebep Olan Engeller . . . . . . . . . . . . . . . . . . .131
  76. İhsar›n Sonuçlar› . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .132
  77. İhrama Girerken Şart Koşmak . . . . . . . . . . . . . . . . .134
    II. FEVÂT . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .135
  78. Fevat›n Sonuçlar› . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .136
    ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
    BEDEL HACCI . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .139
    I. BEDEL HACCININ MEŞRUİYYETİNİN
    DELİLLERİ . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .140
    II. BEDEL GÖNDERMEYİ CAİZ KILAN
    ŞARTLAR . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .141
    11
    III. BEDEL İÇİN VASİYETTE BULUNMANIN
    HÜKMÜ . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .142
    IV. BEDEL YOLU İLE HAC YAPMANIN
    ŞARTLARI . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .144
    V. NAFİLE HACDA VEKALET ŞARTLARI . . . . . . . .149
    DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
    HAC VE UMREDE KURALLARA AYKIRI
    DAVRANIŞLAR VE CEZALARI . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 151
    I. HAC VE UMRENİN VACİPLERİNİ TERK
    ETMENİN CEZALARI . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .151
    Hacc›n Mustakil / Aslî Vacipleri Şunlard›r: . . . . . . . . .152
  79. Mikat Mahalli İle İlgili Cezalar . . . . . . . . . . . . . . . .152
  80. Tavafla İlgili Cezalar . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .152
  81. Sa’y İle İlgili Cezalar . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .157
  82. Arafat Vakfesiyle İlgili Cezalar . . . . . . . . . . . . . . . .158
  83. Müzdelife Vakfesiyle İlgili Cezalar . . . . . . . . . . . . .159
  84. Şeytan Taşlama (Rem-yi Cimar) İle İlgili Cezalar . .159
  85. Saçlar› T›raş Etmek Veya K›saltmak İle İlgili
    Cezalar . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 160
  86. Şeytan Taşlama, Kurban Kesme Ve T›raş Olma
    Aras›ndaki Tertibe Uymama İle İlgili Cezalar . . . . .160
  87. Hac Ve Umre İle İlgili Şükür Ve Ceza Kurbanlar› .161
    II. İHRAM YASAKLARI VE BU YASAKLARA
    UYMAMANIN CEZALARI . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .161
  88. Giyim Yasaklar› Ve İlgili Cezalar . . . . . . . . . . . . . .163
  89. Güzel Koku Sürünme Yasaklar› Ve İlgili Cezalar . .164
  90. Saç Ve Tüyleri Giderme Yasağ› Ve İlgili Cezalar . .165
  91. T›rnak Kesme Yasağ› Ve İlgili Cezalar . . . . . . . . . .166
  92. Cinsel İlişki Yasağ› Ve İlgili Cezalar . . . . . . . . . . .166
  93. Kara Hayvanlar›n› Avlama Yasağ› Ve İlgili
    Cezalar . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .168
    12
  94. Harem Bölgesi Bitkileri İle İlgili Yasaklar
    Ve Cezalar› . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .170
  95. İhraml› Kimsenin Evlenmesi . . . . . . . . . . . . . . . . . .170
  96. Cezalarda Muhayyerlik . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .171
  97. Bilgisizlik, Unutma Ve Zorlanman›n
    Cezalara Etkisi . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .173
  98. Cezalar›n Ödenme Zaman› Ve Yeri . . . . . . . . . . . . .174
  99. İhraml›ya Mübah Olan Şeyler . . . . . . . . . . . . . . . . .174
    BEŞİNCİ BÖLÜM
    HACCIN YAPILIŞI . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .177
    I. HZ. PEYGAMBERİN HACCI . . . . . . . . . . . . . . . . . .177
    II. HACCA HAZIRLIK . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .179
    III. TEMETTU, KIRAN VE İFRAD HACCININ
    YAPILIŞI . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .180
  100. TEMETTU HACCI . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .180
    a) İhrama Girme . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .180
    b) Tavaf . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .182
    c) Sa’y . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .183
    d) Hac İçin İhrama Girmek . . . . . . . . . . . . . . . . . .184
    e) Arafat Vakfesi . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .184
    f) Müzdelife Vakfesi . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .185
    g) Aka’be Cemresine Taş Atmak . . . . . . . . . . . . . .185
    h) Şükür Kurban› Kesmek . . . . . . . . . . . . . . . . . . .185
    ›) T›raş Olmak . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .185
    i) Ziyaret Tavaf› . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .186
    j) Cemrelere Taş Atmak . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .187
    k) Veda Tavaf› . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .187
  101. KIRAN HACCI . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .187
  102. İFRAD HACCI . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .189
    IV. İFRAD, TEMETTU VE KIRAN HACCI
    ARASINDAKİ FARKLAR . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .189
    13
    V. HACDA KADINLAR . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .190
  103. Yükümlülük Bak›m›ndan Farklar . . . . . . . . . . . . . .190
  104. Uygulamadaki Farklar . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .191
    ALTINCI BÖLÜM
    UMRE . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 193
    I. UMRENİN HÜKMÜ . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .193
    II. UMRENİN SÜNNET (YAHUT VACİP
    VEYA FARZ) OLMASININ ŞARTLARI . . . . . . . . .197
    III. UMRENİN ZAMANI . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .197
    IV. UMRENİN FARZLARI (ŞARTI VE RÜKNÜ) . . . . .198
    V. UMRENİN VACİPLERİ . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .198
    VI. UMRENİN SÜNNETLERİ . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .199
    VII. UMRENİN YAPILIŞI . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .199
    YEDİNCİ BÖLÜM
    MEDİNE-İ MÜNEVVERE’Yİ VE
    HZ. PEYGAMBER’İN KABRİNİ ZİYARET . . . . . . . . .205
    I. MEDİNE-İ MÜNEVVERE . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .205
    II. MESCİD-İ NEBEVİ’NİN FAZİLETİ . . . . . . . . . . . .207
    III. PEYGAMBERİMİZİN KABRİNİ
    ZİYARETİN HÜKMÜ . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .208
    IV. MESCİD-İ NEBEVİ’Yİ VE PEYGAMBERİ-
    MİZİN KABRİNİ ZİYARETİN ÂDÂBI . . . . . . . . . .209
    V. MEDİNE’DE KALINACAK SÜRENİN
    DEĞERLENDİRİLMESİ . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .219
    VI. MEDİNE’DEKİ BAZI MÜBAREK
    MEKANLAR . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .220
  105. Kuba Mescidi . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .220
    14
  106. Cuma Mescidi . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .221
  107. Baki’ Mezarl›ğ› (Cennetü’l-Bakî’) . . . . . . . . . . . . .222
  108. Mescidü’l-K›bleteyn (İki K›bleli Mescid) . . . . . . . .222
  109. Uhut Şehitliği . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .223
    HAC VE UMRE İLE İLGİLİ TERİMLER . . . . . . . . . . .225
    TEMETTU HACCINA GÖRE . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .239
    HAC VE UMRE GÖREV TAKİP CETVELİ . . . . . . . . .239
  110. İHRAM ÖNCESİ HAZIRLIK . . . . . . . . . . . . . . .239
  111. UMRE İÇİN İHRAMA GİRMEK . . . . . . . . . . . .239
  112. UMRENİN TAVAFI . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .239
  113. UMRENİN SA’YI . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .239
  114. HAC İÇİN İHRAMA GİRMEK . . . . . . . . . . . . . .239
  115. ARAFAT VAKFESİ . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .240
  116. MÜZDELİFE VAKFESİ . . . . . . . . . . . . . . . . . . .240
  117. MİNA’DAKİ GÖREVLER . . . . . . . . . . . . . . . . . .240
  118. FARZ TAVAF . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .241
  119. BAYRAMIN 2. VE 3. GÜNÜ CEMRELERE
    TAŞ ATMA . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .241
  120. VEDA TAVAFI . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .241
    MEZHEPLERE GÖRE HAC MENASİKİNİN
    HÜKÜMLERİ . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .243
    BİBLİYOGRAFYA . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .247
    15
    16
    ÖNSÖZ
    Allah’› tan›mak, O’na kulluk etmek, hayat›n› O’nun belirlediği
    program dahilinde yürütmek insan›n temel görevidir. Çünkü
    yüce Allah onu bunun için yaratm›ş ve din duygusu ile yüklü
    olarak dünya sahnesine ç›karm›şt›r. Bütün yarat›klar içinde
    “emâneti” sadece o yüklenmiş, buna karş›l›k olarak yer yüzünün
    halîfesi ve mimar› olmuş, bütün varl›klar onun hizmetine verilmiştir.
    Ak›l, muhakeme, anlama ve irade gibi bir çok yetenekle donat›
    lan ve ilâhî vahiy ile kendisine rehberlik edilen insan, üstlendiği
    “kulluk görevini” yerine getirip getirmeme konusunda serbest
    b›rak›lm›şt›r. Bu özgürlük içinde ilk insandan bu yana akl›-
    n› kullan›p ilâhî vahye kulak verenlerin yan›nda şeytana uyup
    heva ve hevesini ilâh edinenler de olmuştur.
    Yarat›klar›na son derece merhametli olan Allah, ilk insandan
    beri her topluma peygamber göndermek suretiyle insanlar› kulluk
    görevlerini yapmaya çağ›rm›şt›r. Bu çağr›ya uyanlar, ilki
    Kâ’be olmak üzere yeryüzünde pek çok mabet yapm›şlard›r.
    Kur’ân’da bildirildiğine göre (Bakara, 2/127) Kâ’be, Hz.İbrahim
    ve oğlu Hz.İsmail (a.s.) taraf›ndan inşa edilmiştir. İnşaat›n bitiminden
    sonra İbrahim ve İsmail (a.s.)’›n, “Rabbimiz! Bize ibadet
    yerlerini ve ilkelerini göster” (Bakara, 2/128) diye dua etmeleri
    üzerine Yüce Allah, onlara hac ibadetinin nas›l yap›lacağ›n›
    vahiy meleği Cebrail vas›tas›yla öğretmiş ve “İnsanlar aras›nda
    hacc› ilan et ki gerek yaya olarak gerek uzak yollardan gelen yorgun
    develer üzerinde sana gelsinler” emrini vermiştir (Hac,
    22/27) Hz. İbrahim (a.s.) insanlar› hacca çağ›rm›ş, bu çağr›ya
    uyanlar Mekke’ye gelip hac görevini ifa etmişler, Kur’ân’›n beyan›
    (Hac, 22/28-30) ile bir tak›m menfaatlere tan›k olmuşlar,
    17
    Allah’›n ad›n› anm›şlar ve günahlardan temizlenmişlerdir. Son
    peygamber Hz. Muhammed (a.s.)’›n peygamber gönderildiği döneme
    kadar hac ibadeti devam etmiş, ancak uygulamas›na bir tak›
    m putperest gelenekler kar›şt›r›lm›şt› (Enfâl, 8/34). İslam bunlar›
    temizleyerek hac ibadetini tevhit inanc›na uygun hale getirmiştir.
    Hicretin 9. y›l›nda nazil olan Âl-i İmrân suresinin 97. âyeti ile
    hac Müslümanlara farz k›l›nm›şt›r. Bu y›l, Hz. Ebûbekir’i hac
    emîri olarak görevlendiren Hz. Peygamber (a.s.), hicretin 10. y›-
    l›nda yüz bini aşan sahâbî ile birlikte hac yapm›şt›r. Peygamberimizin
    yapt›ğ› bu hacca, son hacc› olduğu ve sahabîlerle vedalaşt›
    ğ› için “Veda Hacc›”; Müslümanlara hac ibadetinin bütün
    hükümlerini hem nazarî olarak bildirdiği, hem de pratik olarak
    gösterdiği için “Belağ Hacc›”, hacc›n farz k›l›nmas›ndan sonra
    ilk hacc› olmas› dolay›s›yla da “İslâm Hacc›” denilmiştir.
    İslam’›n beş temel esas›ndan biri olan hac ibadetini yerine
    getirmek için 15 as›rd›r Müslümanlar, dünyan›n dört bir yan›ndan
    kutsal topraklara, Kâ’be’ye ulaşmaktad›rlar. Zamanla ülkeler
    hac ibadetinin daha düzenli yap›labilmesi için “hac organizasyonlar›”
    tertiplemeye başlam›şlard›r. Diyanet İşleri Başkanl›-
    ğ› da 1979 y›l›ndan beri hac organizasyonu düzenlemekte ve bu
    görevi başar› ile yürütmektedir.
    Diğer ibadetlere nispetle daha teferruatl› ve sab›r gerektiren
    bir ibadet olan hac; insana nefis terbiyesi, irade eğitimi ve davran›
    şlar›n› disiplin alt›na alma imkân›n› sağlar. Çünkü, insan ihrama
    girmekle başlayan yasaklara uymak, izdiham ve s›cağ›n
    verdiği zorluklara tahammül etmek zorundad›r.
    Peygamberimizin beyan› ile makbul bir hac kişiyi günahlar›
    ndan temizler (Buhârî, Hac, 4. II, 1141). Makbul bir hac yapabilmek
    için bu ibadetin iyi öğrenilmesi gerekir. Farzlar›n›, vaciplerini,
    sünnetlerini ve teorisini ve pratiğini bilmeden makbul bir
    hac yapmak mümkün değildir. Müslüman›n makbul bir hac yapabilmesinde
    ona rehberlik eden kafile başkan› ve din görevlisi-
    18
    nin etkisi ve katk›s› büyüktür. Kafile başkan› ve din görevlisinin
    rehberlik yapabilmesi için hacc› detaylar› ile çok iyi öğrenmesi
    ve anlamas› gerekir. İşte elinizdeki bu kitap, kafile başkan› ve
    din ve görevlisine rehber olmas› amac›yla haz›rlanm›şt›r.
    Eser şu esaslara göre haz›rlanm›şt›r:
    a) Eser bir giriş ve yedi bölümden oluşmaktad›r. Giriş bölümünde
    hacc›n dindeki yeri, farz oluşunun delilleri ve kimlere
    farz olduğu konusu işlenmiştir. Birinci bölümde önce farz (şart
    ve rükün) vacip ve sünnet terimlerinin hac aç›s›ndan ne anlama
    geldiği, daha sonra hacc›n yap›l›ş s›ras› esas al›narak ihram, tavaf,
    Sa’y, Arafat ve Müzdelife vakfesi ile “Minada yap›lan görevler
    (t›raş olma, şeytan taşlama ve kurban kesme)” nin farz,
    vacip ve sünnetleri anlat›lm›şt›r. İkinci bölümde ihsâr ve fevât,
    üçüncü bölümde bedel hac, dördüncü bölümde kurallara uymama
    ve cezalar, beşinci bölümde hacc›n yap›l›ş›, alt›nc› bölümde
    umre ve uygulamas› ve yedinci bölümde Medine ziyareti ele
    al›nm›ş, eserin sonuna hac ve umre ile ilgili terimler sözlüğü ve
    din görevlileri ile kafile başkanlar›n›n hac uygulamas›n› takip
    edecekleri bir çizelge ilave edilmiştir.
    b) Metnin tertipinde genelde Hanefî mezhebi esas al›nm›
    ş, konular anlat›l›rken önce Hanefî mezhebinin görüşü,
    sonra varsa bu mezhep içindeki farkl› görüşler, bilahare varsa
    Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerinin farkl› görüşleri
    zikredilmiştir. Diğer mezheplerin görüşleri, üç y›ld›z (***)
    işareti ile ayr›lm›şt›r.
    Mezhepler aras›ndaki farkl› görüşlerin bulunmas›, konu ile ilgili
    âyet ve hadislere farkl› yorumlar getirilmesinden kaynaklanmaktad›
    r. Mezhepler aras›ndaki farkl› görüşler, gerekli hallerde
    müminler için bir ç›k›ş imkan› sağlamaktad›r. Bu itibarla
    ihtiyaç halinde diğer bir müçtehidin içtihad› ile hareket
    edilebilir.
    Mezheplerin görüşleri o mezheplere ait f›k›h kaynaklar› esas
    19
    al›narak tespit edilmiştir. Hanefî mezhebinin görüşlerinde Kâsânî’nin
    “Bedâyi’u’s-Sanâyî fî Tertibi’ş-Şerâî”, Şâfiî mezhebinin
    görüşlerinde Hatîb Şirbînî’nin “Muğnî’l-Muhtaç”, Mâlikî
    mezhebinin görüşlerinde İbn Rüşd’ün “Bidâyetü’l-Müçtehid ve
    Nîhâyetü’l-Muktes›d”, Hanbelî mezhebinin görüşlerinde İbn
    Kudâme’nin “el-Muğnî” adl› eserleri esas al›nm›ş, ayr›ca bu
    mezheplere ait diğer f›k›h kitaplar›ndan da yararlan›lm›şt›r. Konular
    işlenirken f›khî görüşe dayanak teşkil eden bir k›s›m delillere
    yer verilmiş, çoğu kez ayet ve hadis metinleri yaz›lm›şt›r.
    c) Dipnotta kaynaklar verilirken ilk geçtiği yerde müellifin
    ve eserin tam ad›, bask› yeri ve tarihi yaz›lm›ş, ikinci defa
    geçtiğinde sadece meşhur ad› ile eserin cilt ve sayfa numaras›
    verilmiş, bir müellifin iki eseri kullan›lm›ş ise müellifin
    ad› ile birlikte eserin k›sa ad› yaz›lm›şt›r.
    Kitapta anlaş›l›r ve sade bir üslûp kullan›lmaya çal›ş›lm›şt›r.
    Yüce Rabbimizin r›zas›na uygun bir hac ibadeti yapabilmede bu
    kitab›n katk›da bulunmas› bizi mutlu edecektir. Hidayet ve başar›
    ancak Allah’›n lütfu ile mümkün olur.
    DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI
    20
    GİRİŞ
    I. HACCIN DİNDEKİ YERİ VE ÖNEMİ
    “Hac” kelimesi sözlükte; sayg› duyulan büyük ve önemli bir
    şeye yönelmek, ziyaret etmek, bir yere gidip gelmek, delil ile galip
    gelmek anlamlar›na gelir.1 Bir f›k›h terimi olarak; imkân›
    olan müslümanlar›n belirlenmiş zaman içinde Kâ’be, Arafat,
    Müzdelife ve Mina’da belli dînî görevleri şart ve usulüne uygun
    olarak yerine getirmek suretiyle yap›lan ibadeti ifade eder.2
    İslâm’›n beş temel esas›ndan biri olan hac; İslâm’›n evrenselliğini,
    birlik ve beraberliğini, ›rk, renk, cinsiyet, dil, ülke ve kültür
    ay›r›m› yapmadan müminlerin kardeşlik ve eşitliğinin temsil
    edildiği bir ibadettir.
    Hac, kefen misali bembeyaz giysiler içinde âhiretteki mahşeri
    hat›rlatan, ayn› k›yafet içinde zengin-fakir, şehirli-köylü ay›r›-
    m›n› ortadan kald›ran, “ben”liği y›k›p “biz”i öne ç›karan, şeytan
    taşlama, tavaf ve sa’y gibi “temsîli” görevlerin îfa edildiği, helal
    olan baz› şeylerin ihrama girdikten sonra haram k›l›nd›ğ› ve böylece
    nefis terbiyesi, irade ve sab›r eğitiminin yap›ld›ğ›, yüz binlerle
    birlikte Allah’a aç›lan ellerin boş çevrilmediği, dînî duygular›
    n ihlas ve samimiyetin doruk noktaya ç›kt›ğ› bir ibadettir.
    Hac, dünya Müslümanlar›n›n kaynaşmas›n›, birbirlerini ve
    1 Râğ›b el-Isfehânî, Ebû’l-Kâs›m Huseyin b. Muhammed, el-Müfredât fî Garîbi’l-
    Kur’ân, s.107. thk. Muhammed Seyyid Keylânî, M›s›r, 1961. bk. İbn
    Hümâm, Kemâleddîn Muhammed b. Abdülvâhid, es-Sivâsî, Fethu’l-Kadîr
    Alâ’l-Hidâye Şerhu Bidâyeti’l-Mübtedî , II, 414. thk. Abdürrazak Galib el-
    Mehdî Dâru’l-Kütübi’l-İlmiyye, Birinci bask›, Beyrut, 1995.
    2 İbn Hümâm, II, 415.
    21
    değişik kültürleri tan›malar›n› sağlar. İslâmî bilinçlenmeye, iman›
    n aksiyona geçirilmesine, manevî kirlerden ar›nmaya, gönlü
    bütün safiyeti ile Yaratan’a açmaya vesile olur.
    “Kim Allah için hacceder de (Allah’›n r›zâs›na uymayan) kötü
    söz ve davran›şlardan ve Allah’a karş› gelmekten sak›n›rsa,
    (kul hakk› hariç) annesinin onu doğurduğu günkü gibi (günahlar›
    ndan ar›nm›ş olarak hacdan) döner.”3
    “Hac›lar ve umre yapanlar Allah’›n (evinin) ziyaretçileridir.
    Kendisine dua ederlerse dualar›na icabet eder, On’dan bağ›şlanma
    dilerlerse onlar› bağ›şlar”4 anlam›ndaki hadislerde de ifade
    edildiği gibi hacda yap›lan dualar ve tövbeler kabul görür.
    Böylece bu ibadeti îfa edenler, işlemiş olduklar› hata ve günahlar›
    ndan ar›narak hayata yeni bir canl›l›k ve şuurla dönerler.
    Hac en fazîletli ibadetlerden biridir. Bir sahâbî,
  • “Ey Allah’›n Elçisi! En fazîletli amel hangisidir” diye sordu.
    Hz. Peygamber.
    قَاَل ثُمَّ اَىُّ الْاَعْمَالِ اَفْضَلُ قَالَ الْاِيمَانُ بِا ِ يَا رَسُولَ ا ِ
    ورُ > قَالَ ثُمَّ مَاذَا قَالَ الْحَجُّ الْم َُْ يلِ ا ِ
    A
    سَب C مَاذَا قَالَ الْجِهَادُ ِ
    مْ وَاِنْ اسْتَغْفَرُوهُ + اِنْ دَعَوْهُ اَجَا َُ اَلْحُجَّاجُ وَالْعُمَّارُ وَفْدُ ا ِ
    مْ4 غَفَرَ َُ
    ْ يَفْسُقْ رَجَعَ كَيَوْمِ وَلَدَتْهُ اُمُّهُ فَلَمْ يَرْفُثْ وَ َ مَنْ حَجَّ ِِ
    22
    3 Buhârî, Hac, 4. II, 1141. Nesâî, Menâsikü’l-Hac, 4. V, 114. Müslim, Hac,
  1. I, 983. İbn Mâce, Menasik, 1. II, 962.
    4 İbn Mâce, Menasik, 5. No: 2892. II, 966.
  • “Allah’a imand›r” buyurdu. Sahâbî,
  • “Sonra hangisidir” diye sordu. Hz. Peygamber,
  • “Allah yolunda cihâd etmektir” buyurdu. Sahâbî,
  • “Sonra hangisidir” diye sordu. Hz. Peygamber,
  • “Makbul bir hacd›r” buyurdu.5
    Peygamberimizin beyan› ile
    “Makbul bir hacc›n mükafat› da ancak cennettir.”6
    II. HACCIN FARZ OLUŞU
    Hac ibadeti; hicretin 9. y›l›nda farz k›l›nm›şt›r. Farz oluşu Kitap,
    sünnet ve icmâ-› ümmet ile sabittir.7 Hacc›n farz oluşunun
    Kur’ân’daki delili şu âyetlerdir:
    “…Gücü yetenlerin haccetmesi Allah’›n insanlar üzerinde
    bir hakk›d›r”.8

    A
    كُلِّ ضَامِرٍ يَأْت RA النَّاسِ بِالْحَجِّ يَأْتُوكَ رِجَالًا وَعَ C وَاَذِّنْ ِ
    يقٍ
    A
    مِنْ كُلِّ فَجٍّ عَم
    يلاً
    A
    النَّاسِ حِجُّ الْبَيْتِ مَنِ اسْتَطَاعَ اِلَيْهِ سَب R عَ َ وَ ِِ
    ء اِلَّا الْجَنَّةُ H ورُ لَيْسَ لَهُ جَزَا > اَلْحَجُّ الْم َُْ
    5 Nesâî, Menâsikü’l-Hac, 4. V, 113. Buhârî, Hac, 4. II, 1141.
    6 Müslim, Hac, 437. I, 983. Nesâî, Menâsikü’l-Hac, 5. V, 115. İbn Mâce, Menasik,
  1. II, 962.
    7 Semerkandî, Alâüddîn, Tuhfetü’l-Fukahâ, II, 379. Dâru’l-kütübi’l-İlmiyye,
    Beyrut, 1984. Birinci bask›. Kâsânî, Alâüddîn Ebû Bekr b Mes’ûd, Bedâi’u’s-
    Sanâî fî Tertîbi’ş-Şerâi’, II, 118. Dâru’l-Kütübi’l-Arabiyyi, İkinci
    bask›, Beyrut, 1982.
    8 Al-i İmrân, 3/ 97.
    23
    “İnsanlar aras›nda hacc› ilan et ki, gerek yaya olarak gerek
    uzak yollardan gelen yorgun develer üzerinde sana gelsinler”.
    9
    Hadis külliyat›n›n “hac” bölümlerinde hacc›n farz oluşuna
    delalet bir çok hadis vard›r. Şu hadisleri örnek olarak zikredebiliriz:
    “İslâm beş temel esas üzerine kurulmuştur. Allah’tan başka
    tanr› bulunmad›ğ›na ve Muhammed’in Allah’›n elçisi olduğuna
    tan›kl›k etmek, namaz› dosdoğru k›lmak, zekat› vermek, hac yapmak
    ve Ramazan orucu tutmak”10
    Bu hadis-i şerifte “hac” ibadeti İslâm’›n beş temel esas› aras›
    nda zikredilmiştir.
    Bir gün vahiy meleği Cebrâil (a.s):
    “Ey Muhammed İslâm hakk›nda bana bilgi verir misin?” dedi,
    Hz. Peygamber (a.s.);
    “İslâm, Allah’tan başka ilah olmad›ğ›na ve Muhammed’in
    َمَّدًا رَسُولُ ا ِ Y وَاَنَّ ْ هَ اِلَّا ا ُ A اَلْاِسْلاَمُ اَنْ تَشْهَدَ اَنْ لَااِل
    لوةَ وَتُؤْتِىَ الَّزكَاةَ وَتَصُومَ رَمَضَانَ وَتَحُجَّ الْبَيْتَ اِنِ A يمَ الصَّ
    A
    وَتُق
    يلاً
    A
    اسْتَطَعْتَ اِلَيْهِ سَب
    ى عَنِ الْاِسْلاَمِ
    A
    ن> َمَّدُ اَخْ ِْ Y يَا ُ
    َمَّدًا Y وَاَنَّ ُ هَ اِلَّا ا ُ A هَادَةِ اَنْ لَااِل [ ْسٍ َ \ َ RA بُنِىَ الْاِسْلَامُ عَ
    كوةِ وَالْحَجِّ وَصَوْمِ رَمَضَانَ A لوةِ وَاِيتَاءِ الزَّ A وَاِقَامِ الصَّ رَسُولُ ا ِ
    24
    9 Hac, 22/27.
    10 Buhârî, İman, 1. I, 8. Müslim, İman, 19-22.
    Allah’›n elçisi olduğuna tan›kl›k etmen, namaz› dosdoğru k›lman,
    zekat› vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirebilirsen
    Kâ’be’yi ziyaret etmen (hac yapman) d›r” diye cevap
    vermiş,
    Bunun üzerine Cebrail de “Doğru söyledin” demiştir.
    11
    Peygamberimiz (a.s) Cebrail’e verdiği cevapta hem hac ibadetinin
    İslâm’›n beş temel esas›ndan biri olduğunu, hem de bu
    ibadeti ancak imkan› olanlar›n yapmakla yükümlü olduğunu bildirmiştir.
    Sahabeden Ebû Hüreyre’nin bildirdiğine göre Peygamberimiz
    (a.s.) Müslümanlara hitaben yapt›ğ› bir konuşmas›nda;
    “Ey insanlar! Allah size hacc› farz k›lm›şt›r, haccediniz” buyurmuştur.
    12
    Hacc›n farz olduğu konusunda müslümanlar aras›nda hiç ihtilaf
    olmam›ş, bu konuda ümmetin icma› has›l olmuştur.13
  2. Hac, Farz-› Ay›nd›r.
    İmkan› olan her mükellefin hacc› bizzat kendisinin yapmas›
    farzd›r. Cenaze namaz› ve cihâd gibi bir grup müslüman›n hac
    görevini yapmas› ile diğer müslümanlar›n üzerinden düşmez.14
    Bu konuda ittifak vard›r, aksi görüş beyan eden de yoktur.
  3. Hac Ömürde Bir Defa Farzd›r.
    Yukar›daki delillerden hacc›n farz olduğu kesin olarak anla-
    جُّوا f عَلَيْكُمْ اَلْحَجَّ فَ ُ َا النَّاسُ قَدْ فَرَضَ ا ُ i اَ ُّ
    صَدَقْتَ
    11 Müslim, Îmân, 1. 5. I, 37, 40. bk. Buhârî, Îman, 37. I, 8.
    12 Müslim, Hac, 412. I, 975.
    13 Semerkandî, II, 379. Kâsânî, II, 118. Kurtubî, Ebû Abdullah Muhammed b.
    Ahmed el-Ensârî, el-Câmi’ li Ahkâmi’l-Kur’ân, III, 142. Dâru İhyâi’t-Türâsî’l-
    Arabî, Beyrut, tarihsiz.
    14 Semerkandî, II, 379-380. Kâsânî, II, 119. Şirbînî, II, 207.
    25
    ş›lmakta, ancak ömürde bir defa m› yoksa birden fazla m› yap›lmas›
    gerektiği konusunda aç›kl›k bulunmamaktad›r. Bu konuya
    Peygamberimiz (a.s.) şöyle aç›kl›k getirmiştir.
    Ebû Hüreyre anlat›yor: Allah’›n Elçisi bize konuşma yapt›
    ve,
  • “Ey insanlar! Allah size hacc› farz k›lm›şt›r, haccediniz” buyurdu.
    Bir sahâbî,
  • “Ey Allah’›n Elçisi! Her y›l m›?” diye sordu. Peygamberimiz,
    sükût etti cevap vermedi. Sahâbî sorusunu üç defa tekrarlad›,
    bunun üzerine Peygamberimiz (a.s.),
  • “Eğer ‘evet’ deseydim her y›l hac yapmak farz olurdu, buna
    gücünüz yetmezdi” cevab›n› verdi.15
    Sahabeden Akra’ b. Hâbis,
    C اَلْحَجُّ ِ اِنَّ الْاَقْرَعَ بْنِ حَابِسٍ سَأَلَ النَّبِىَّ فَقَالَ يَا رَسُولَ ا ِ
    كُلِّ سَنَةٍ اَوْ مَرَّةً وَاحِدَةً قَالَ بَلْ مَرَّةً وَاحِدَةً فَمَنْ زَادَ فَهُوَ
    ع H تَطَوُّ
    َا النَّاسُ قَدْ i فَقَالَ اَ ُّ عَنْ اَبِى هُرَيْرَةَ قَالَ خَطَبَنَا رَسُولُ ا ِ
    ل اَكُلَّ عَامٍ يَا H جُّوا فَقَالَ رَجُ f عَلَيْكُمُ الْحَجَّ فَ ُ فَرَضَ ا ُ
    لَوْ قُلْتُ ا ثَلاَثًا فَقَالَ رَسُولُ ا ِ 4 ّى قَا ََ A فَسَكَتَ حَت رَسُولَ ا ِ
    نَعَمْ لَوَجَبَتْ وَلَماَ اسْتَطَعْتُمْ
    26
    15 Müslim, Hac, 412. I, 975. bk. İbn Mâce, Menâsik, 2. II, 963.
  • “Ey Allah’›n Elçisi! Hac her y›l m› yoksa ömürde bir kere
    mi farz?” diye sormuş, bunun üzerine Peygamberimiz (a.s.),
  • “Ömürde bir kere farzd›r. Daha fazla yapan nafile hac yapm›
    ş olur” cevab›n› vermiş,16 kendisi de hac farz olduktan sonra
    bir defa hac yapm›şt›r.17
  1. Hacc›n, İmkân Elde Edildiği Y›l Yap›lmas› Farzd›r.
    Hac yapma imkan› elde edildiği y›l, hac yapmak müslümana
    farz olur. Bu konuda ihtilaf yoktur. Ancak, ayn› y›l içerisinde
    hacc›n yap›lmas›n›n zorunlu olup olmad›ğ› hacc›n (fevrî veya terâhî
    üzere oluşu) konusunda f›k›h bilginleri aras›nda farkl› görüşler
    vard›r.
    Hacc›n, hac yapma imkan› elde edildiği y›l yap›lmas› gerektiği
    ve daha sonraki y›llara ertelenebileceği şeklinde Ebû Hanîfe’den
    iki farkl› görüş rivayet edilmiştir. Birinci görüşü İmam
    Ebû Yusuf, ikinci görüşü İmam Muhammed tercih etmiştir.
    Ebû Yusuf’un tercih ettiği görüşe göre imkân elde edildiği y›l
    hac yapmay›p sonraki y›llara erteleyen kimse günahkâr olur.
    İmam Malik ve Ahmed b. Hanbel’e göre hacc›n imkân elde
    edildiği y›l yap›lmas› gerekir.18 İmam Şâfiî’’ye göre hac daha
    sonraki y›llara ertelenebilir.19
    16 Ebû Dâvûd, Menâsik, 1. II, 344. İbn Mâce, Menâsik, II, 963. İbn Mâce’nin
    bir başka rivayetinde ayn› soruyu sahabeden Enes b. Malik de sormuştur.
    17 Tirmizî, Hac, 6. III, 179. Şirbînî, Şemsüddîn Muhammed b. Muhammed el-
    Hatîb, el-Muğnî’l-Muhtâç ilâ Ma’rifeti Me’ânî’ Elfâz›’l-Minhâc, II, 206.
    thk, Ali Muhammed Muavvad ve Adil Ahmed el-Mevcûd, Dâru’l-Kütübi’lİlmiyye,
    birinci bask›, Beyrut, 1994. İbn Kudâme, Muvaffaku’ddîn Ebû Abdullah
    b. Ahmed b. Muhammed, el-Muğnî, (el-Makdisî’ye ait eş-Şerhü’l-
    Kebir ile birlikte) thk. Muhammed Şerefü’d-Din Hattab, es-Seyyid Muhammed
    es-Seyyid, Dârü’l-Hadis, Birinci bask›, Kahire 1416/1991, IV, 328.
    Sahabeden Câbir İbn Abdullah, Peygamberimizin hicretten önce iki defa,
    hicretten sonra da bir defa hac yapt›ğ›n› söylemiş ise de Tirmizi bu rivayet
    için “garîb” ifadesini kullanm›şt›r. Tirmizî, Hac, 6. III, 179.
    18 Makdisî, eş-Şerhü’l-Kebîr, IV, 346
    19 İbn Hümâm, II, 418-19.Yaz›r, II, 708.
    27
    İmkân elde edildiği y›l hac görevini yapmay›p sonraki y›llara
    erteleyen kimse, çeşitli sebeplerle bu imkân›n› kaybedebilir ve
    hac yapmad›ğ› için sorumluluk alt›nda kal›r. Bu itibarla müslüman,
    hac yapma imkân› elde ettiği y›l geciktirmeden hacca gitmelidir.
    Nitekim Peygamberimiz (a.s.),
    “Hac yapmak isteyen kimse acele etsin.20 Çünkü hasta olabilir,
    (servetini, paras›n›) yitirebilir, ihtiyac› ortaya ç›kabilir” buyurmuştur.
    21
    III. HACCIN FARZ OLMASININ ŞARTLARI
    Hacc›n bir kimseye farz olmas› için şu şartlar›n birlikte bulunmas›
    gerekir.
  2. Müslüman Olmak
    Müslüman olmayan kimse, her şeyden önce iman etmekle
    yükümlüdür. İman etmedikçe ibadetleri makbul olmaz. Çünkü
    iman, ibadetlerin kabul görmesinin olmazsa olmaz şart›d›r.22
    Müslüman olmayan bir kimse hac yapt›ktan sonra müslüman olsa
    yeniden hac yapmas› gerekir, müslüman olmadan önce yapt›-
    ğ› hac geçerli olmaz. 23
    يضُ وَتَضِلُّ
    A
    مَنْ اَرَادَ الْحَجَّ فَلْيَتَعَجَّلْ فَاِنَّهُ قَدْ يَمْرَضُ الْمَر
    الضَّالَّةُ وَتَعْرِضُ الْحَاجَةُ
    28
    20 Ebû Dâvûd, Menâsik, 6. No: 1732. II, 350. Hakim, Muhammed b. Muhammed
    in-Neysâbûrî el-Müstedrek alâ’s-Sahîhayn, I, 448. Birinci Bask›, Beyrut.
  3. Beyhakî, Ahmed b. Hüseyin, es-Sünenü’l-Kübrâ, IV, 339-3340.
    Dâru’l-kütübi’l-İlmiyye, Birinci bask›, Mekke, 1994.
    21 İbn Mâce, Menâsik, 1. II, 962.
    22 Mâide, 5/5.
    23 Semerkandî, II, 383. Kâsânî, II, 120. İbn Hümâm, II, 415. İbn Rüşd, Ebû’l-
    Velîd Muhammed b. Ahmed b. Muhammed b. Ahmed, Bidâyetü’l-Mücte2.
    Ak›ll› olmak
    İnsan›n dinî görevlerle sorumlu olabilmesi için ak›ll› olmas›
    gerekir. Akl› olmayan›n dinî sorumluluğu da yoktur. Peygamberimiz
    (a.s.),
    “Üç kişi sorumlu tutulmaz: Uyan›ncaya kadar uyuyan, bülûğa
    erinceye kadar çocuk ve akl› baş›na gelinceye kadar ak›l hastas›.”
    24
    Zihinsel özürlü bir kimse hac yapt›ktan sonra iyileşirse -diğer
    şartlar› da taş›yorsa- yeniden hac yapmakla sorumlu olur.25
  4. Buluğa Ermiş Olmak
    Erkekler ihtilam olmad›kça, k›zlar âdet görmeye başlamad›kça
    veya ihtilam olacak ve âdet görecek yaşa gelmedikçe mükellef
    olmazlar. Peygamberimiz, buluğa erinceye kadar çocuktan
    sorumluluğun kald›r›ld›ğ›n› bildirmiştir.26
    Bir insan çocukluğunda hac yapsa buluğa erdikten sonra imkân›
    olunca yeniden hac yapmakla yükümlü olur.27 Çocuğun
    yapt›ğ› hacc›n sevab› anne ve babas›na yaz›l›r. Sahabeden Câbir
    ibn Abdullah’›n bildirdiğine göre bir kad›n çocuğunu Rasulüllah’a
    götürmüş ve
    ِ
    ىّرُفِعَ الْقَلَمُ عَنْ ثَلَاثَةٍ عَنِ النَّائِمِ حَتَّى يَسْتَيْقِظَ وَعَنِ الصَّبِ
    ّى يَعْقِلَ A تَلِمَ وَعَنِ الْمجَْنُونِ حَت o ّى َْ A حَت
    hid ve Nihayetü’l-Muktes›d, I, 390. thk. Abdülhalim Muhammed, Abdurrahman
    Hüseyin Muhammed, Dâru’l-hadis, Kahire, tarihsiz.
    İmam Şâfiî’ye göre kafirler imanla birlikte ibadetlerle de sorumludur,
    dolay›s›yla kâfire hac farzd›r, terki sebebiyle âhirette cezaland›r›l›r.
    24 Ebû Dâvûd, hudud, 17. IV, 560. Buhârî, Talak, 11. VI, 169. Hudud, 22. VIII,
  5. Tirmizî, Hudud, 1. Dârimî, Hudud, 1. Ahmed, II, 508.
    25 Kâsânî, II, 120. İbn Hümâm, II, 415.
    26 Ebû Dâvûd, Hudûd, 17. IV, 560.
    27 Tirmizî, Sünen, III, 265-266. Kâsânî, II, 120.
    29
    “Ey Allah’›n Elçisi! Bu çocuk için hac var m›d›r” diye sormuş,
    Peygamberimiz (a.s.) da,
    “Evet vard›r, sevab› senin olur” buyurmuştur.28
    Hac için ihrama giren bir çocuk, Arafat vakfesinden önce buluğa
    erse ve bu ihram üzere hacc›n› yapsa, Hanefî mezhebine göre
    bu hac nafile olur, Şâfiî mezhebine göre farz olan hac yerine
    gelmiş olur.29
  6. Özgür Olmak
    Özgür olmayan kimselere hac farz değildir. Özgür olmayan
    bir kimsenin yapacağ› hac, nafile olur. Bu kimsenin hürriyetine
    kavuşmas› halinde diğer şartlar› da taş›yorsa yeniden hac yapmas›
    gerekir.
    Tutuklu ve mahpus olanlara veya yurtd›ş›na ç›kma yasağ› bulunanlara
    ya da hacca gitmelerine yetkililerce izin verilmeyenlere
    hac farz değildir. Çünkü bu halde iken hac yapmaya güçleri
    yetmez.30 Ancak hapse girmeden veya yurtd›ş›na ç›kma yasağ›
    konmadan önce hacca gitme imkân› bulmuş ise bu kimseye hac
    farz olmuştur. K›s›tl›l›k hali sona eren kimselerin hacca gitmeleri
    gerekir, k›s›tl›l›k halinin sona ermeyeceği kesinleşen kimselerin
    yerlerine vekil göndermeleri veya vasiyet etmeleri gerekir.
    رH نَعَمْ وَلَكِ اَجْ
    ذَا حَجٌّ 4 اَ َِ يَا رَسُولَ ا ِ
    30
    28 Müslim, Hac, 409-411. I, 497. Ebu Dâvûd, Hac, 8. II, 352-353. Tirmizî,
    Hac, 83. III, 265. Ahmed, I. 288, 343. Mâlik, I, I, 422. Nesâî, V, 120. Sahabeden
    Sâib b. Yezîd, yedi yaş›nda iken babas› ile birlikte hac yapt›ğ›n› söylemiştir.
    (Tirmizî, Hac, 83. III, 265).
    29 Semerkandî, II, 383. Kâsânî, II, 121. İbn Hümâm, II, 415. İbn Rüşd, I, 390-
    391.
    30 Semerkandî, II, 383. Kâsânî, II, 121. İbn Hümâm, II, 415.
    Hacc›n farz olmas› için; müslüman olma, buluğa erme ve özgür
    olma şartlar› şu hadis-i şerife dayanmaktad›r:
    “Her hangi bir kul hac yapar sonra buluğa ererse yeniden
    hac yapmas› gerekir. Her hangi bir müşrik hac yapar sonra müslüman
    olursa yeniden hac yapmas› gerekir. Her hangi bir köle
    hac yapar sonra özgürlüğüne kavuşturulursa yeniden hac yapmas›
    gerekir.”31
  7. Ekonomik Yönden İmkân Sahibi Olmak
    Al-i İmrân suresinin 97. âyetinde hacc›n “gücü yetenlere”
    farz olduğu bildirilmektedir. Peygamberimiz (a.s.), “gücü yetmeyi”
    az›k ve binit ile izah etmiştir.32 Bir sahâbînin,
    “Hac yapmay› farz k›lan şey nedir?” şeklindeki sorusuna
    Peygamberimiz,
    “Az›k ve binit” cevab›n› vermiştir.33
    Bir kimsenin aslî ihtiyaçlar›, varsa borcu ve bakmakla yükümlü
    olduğu insanlar›n nafakas› d›ş›nda hacca gidip geleceği
    اَلزَّادُ وَالرَّاحِلَةُ
    مَا يُوجِبُ الْحَجَّ يَا رَسُولَ ا ِ
    جَّ حَجَّةً اُخْرَى o اَيُّمَا عَبْدٍ حَجَّ ثُمَّ بَلَغَ الْحِنْثَ فَعَلَيْهِ اَنْ َُ
    جَّ حَجَّةً اُخْرَى o حَجَّ ثُمَّ هَاجَرَ فَعَلَيْهِ اَنْ َُ
    ىّوَاَيُّمَا اَعْرَابِ
    جَّ حَجَّةً اُخْرَى o وَاَيُّمَا عَبْدٍ حَجَّ ثُمَّ اعْتِقَ فَعَلَيْهِ اَنْ َُ
    31 Hâkim, I, 481. Beyhakî, V, 179.
    32 Dârakutnî, es-Sünen, II, 215. Kâsânî, II, 120-121. İbn Kudâme, IV, 346
    33 Tirmizî, Hac, 4. III, 177.
    31
    sürede kendisine yetecek kadar yeme, içme ve bar›nma giderleriyle
    yol paras›na sahip olmas› şartt›r.34
    “Allah hiçbir insan› gücünün üstünde bir şey ile sorumlu
    tutmaz”35 anlam›ndaki âyet de hacc›n ancak gücü yetenlere farz
    olduğunun delilidir.
    Bir insana hacc›n farz olmas› için zekat verecek konuma gelmesi
    şart değildir. Borcu ve aile fertlerinin her türlü ihtiyac› d›-
    ş›nda hacca gidip gelecek kadar paras›, mal› mülkü ve imkân›
    bulunan kimseye diğer şartlar› da taş›yorsa hac farz olur.
    “Binit veya yol paras›n›n bulunma” şart›, Mekke d›ş›ndan
    gelenler için söz konusudur. Mekke ve civar›nda ikamet eden veya
    bir şekilde Mekke’ye ulaşabilen bir müslüman, yürüyerek
    Arafat, Müzdelife ve Mina’ya gidip gelmeye gücü yetiyor, meskeni,
    yetecek kadar yiyecek ve içeceği bulunuyorsa hac ile yükümlü
    olur.36
    İmam Malik’e göre Mekke d›ş›nda ikamet eden kimse, yürüyerek
    hacca gitmeye gücü yetiyor ve yolda yiyecek ve içeceğini
    kazanabiliyor veya diğer şartlar› da taş›yorsa vas›ta ve haz›r
    paras› olmasa bile kendisine hac farz olur.37 Dolay›s›yla, görevli,
    şoför ve işçi olarak Mekke’ye giden kimseye hac farz olur.
    Bir müslüman›n hacca gitmek için para biriktirmek amac›yla
    bakmakla yükümlü olduğu kimselere karş› görevlerini ve onlar›n
    ihtiyaçlar›n› karş›lamay› ihmal etmesi dînen doğru değildir. Peygamberimiz
    (a.s.),
    نَفْسًا اِلَّا وُسْعَهَا لَا يُكَلِّفُ ا ُ
    32
    34 Semerkandî, II, 383. Kâsânî, II, 122. İbn Hümâm, II, 422-423. Şirbînî, II,
    212-213
    35 Bakara, 2/286.
    36 Kâsânî, II, 120, 122. İbn Hümâm, II, 415. İbn Rüşd, I, 391
    37 İbn Rüşd, I, 391.
    “Kişiye günah olarak bakmakla yükümlü olduğu kimseleri ihmal
    etmesi yeter” buyurmuştur.38
  8. Sağl›kl› Olmak
    Hac ibadetinin bir kimseye farz olabilmesi için bedenen bu
    ibadeti yapmaya gücü yetmesi gerekir. Bu görevi yapamayacak
    derecede hasta, felçli, kötürüm, özürlü ve kendi baş›na binite veya
    vas›taya binip inemeyecek derecede yaşl› olan kimselere hac
    farz değildir. Çünkü yüce Allah hacc› “gücü yetenlere” farz k›lm›
    şt›r. Hac beden ile yap›lan bir ibadettir. Bedenen hac yapmaya
    gücü yetmeyen kimseye hac farz olmaz. Sahabeden Abdullah
    ibn Abbâs
    “ona bir yol bulabilen kimseye” şart›n›, “bedenen sağl›kl› olmak,
    az›k ve binit” olarak tefsir etmiştir.39 Bu kimselere hacc›n
    farz olduğunu söylemek
    “Allah, dinde üzerinize hiçbir güçlük yüklemedi”40 anlam›
    ndaki âyete ters düşer. Çünkü sağl›ğ› yerinde olmayan kimseyi
    hac ibadetiyle sorumlu tutmak dinde güçlük ç›karmak olur.
    Ancak sağl›k dahil bütün şartlar› taş›d›ğ› y›l hacca gitmeyen
    kimse daha sonra sağl›ğ›n› kaybedecek olursa, üzerinde hac borcu
    kal›r, bu takdirde yerine bedel göndermesi gerekir.
    Ebu Hanife’nin bir görüşüne göre ekonomik gücü olsa ve
    kendisine refakat edecek bir kimse bulunsa bile a’ma kimseye
    ينِ مِنْ حَرَجٍ
    A
    الدّ C وَمَا جَعَلَ عَلَيْكُمْ ِ
    يلاً
    A
    مَنِ اسْتَطَاعَ اِلَيْهِ سَب
    فى بِالْمرَْءِ اِثْمًا اَنْ يُضَيِّعَ مَنْ يَقُوتُ A كََ
    38 Ebû Dâvûd, Zekat, 45. Ahmed, II, 160, 193, 194, 1945.
    39 Kâsânî, II, 121-122. İbn Hümâm, II, 416.
    40 Hac, 22/78.
    33
    hac farz değildir. İmam Muhammed ile İmam Ebû Yusuf’un tercih
    ettikleri görüşe göre ekonomik gücü ve kendisine refakat
    edecek biri varsa o zaman a’maya hac farz olur. Diğer mezheplerin
    görüşleri de bu istikamettedir.41
    Şâfiî ve Hanbelî mezheplerine göre ekonomik imkân› bulunan
    ve diğer şartlar› da taş›yan ancak çok yaşl› olmas› veya felçli
    ve kötürüm olma gibi bedensel bir engeli ve tedavisi imkâns›z
    bir hastal›ğ› bulunmas› sebebiyle bizzat hacc› yapamayacak durumunda
    olan kimselerin yerlerine bedel göndermeleri gerekir.42
    Bu kimselerin bedenen hac yapmaya güçleri yetmiyorsa da maddî
    yönden buna imkânlar› vard›r. Delilleri şu hadistir:
    Has’am kabilesinden bir kad›n, “Ey Allah’›n Elçisi! Babam,
    çok yaşl›d›r. Üzerinde hac borcu vard›r. Şu anda kendisi deve
    üzerinde durmaya bile gücü yetmiyor” dedi. Hz. Peygamber
    (a.s.), “Onun yerine sen haccet” buyurdu.43
  9. Yol Güvenliğinin Bulunmas›
    Hacc›n bir müslümana farz olabilmesi için yol güvenliğinin
    bulunmas›, savaş, terör ve düşman korkusu gibi bir s›k›nt›n›n bulunmamas›
    gerekir. Bu şart, “binit ve az›k” şart› konumundad›r.
    “Sağl›kl› olma” ve “yol güvenliği” bulunmas›n›n hacc›n farz
    olmas›n›n şart› m› yoksa edas›n›n şart› m› olduğu konusunda
    wH
    A
    خ كَب H يْ [ اِنَّ أَبِى َ اِنَّ اِمْرَأَةً مِنْ خَثْعَمَ قَالَتْ يَا رَسُولَ ا ِ
    RA يعُ اَنْ يَسْتَوِىَ عَ
    A
    الْحَجِّ وَهُوَ لَا يَسْتَط C ِ يضَةُ ا ِ
    A
    عَلَيْهِ فَر
    جِّى عَنْهُ f هِِ فَقَالَ النَّبِىُّ فَ ُ w
    A
    ظَهْرِ بَع
    34
    41 İbn Hümâm, II, 421. Semerkandî, II, 383. Kâsânî, II; 121. Şirbînî, II, 218.
    42 Şirbînî, II, 219. İbn Kudâme, IV, 351. İbn Rüşd, I, 391.
    43 Müslim, Hac, 408. II, 974. bk. Buhârî, Hac, 1; II, 140.
    Ebû Hanîfe’den iki farkl› rivayet vard›r. Hanefî f›k›h kaynaklar›
    nda44 sağl›k ve yol güvenliği, hacc›n farz olmas›n›n şartlar› aras›
    nda say›lm›şt›r. İsabetli olan görüş de budur. Çünkü sağl›k ve
    yol güvenliği olmay›nca diğer şartlar bulunsa bile hac yapmak
    mümkün olmaz. Bu şartlar, “hacca gücü yetme” şart›n›n zarûrî
    sonucudur. Bir müslüman›n hac yapmaya ancak ekonomik gücü,
    sağl›ğ› ve yol güvenliği bulunduğu takdirde gücü yeter.
    Sağl›kl› olma” ve “yol güvenliğinin bulunmas›”; hacc›n farz
    olmas›n›n şart› olduğu takdirde ekonomik yönden hacca gitme
    imkân› bulunsa bile kişiye hac farz olmaz; böyle olunca da bedel
    göndermesi veya vasiyet etmesi gerekmez.
    “Sağl›kl› olma” ve “yol güvenliğinin bulunmas›”; hacc›n
    edas›n›n şart› olarak kabul edildiği takdirde hacca gitmesi söz
    konusu olan kimse hacca bizzat gidemediği takdirde bedel göndermesi
    veya bu konuda vasiyet etmesi gerekir.45
  10. Hacc›n farz olduğunu bilmek
    Müslüman olmayan bir toplumda yaşayan ancak hacc›n farz
    olduğunu henüz öğrenmemiş bir müslüman diğer şartlar› taş›sa
    bile öğreninceye kadar kendisine hac farz olmaz. Hacc›n farz olduğunu
    öğrendiği y›l, diğer şartlar› da taş›yorsa hac kendisine
    farz olur. İslâm ülkesinde yaşayan kimsenin hacc›n farz olduğunu
    bilmemesi mazeret say›lmaz.
  11. Hacc›n Eda Edildiği Vakte Yetişmek
    Yukar›da say›lan şartlar› taş›yan bir kimseye hac ibadetinin
    farz olabilmesi için hacc›n eda edileceği vakte erişmiş olmas› gerekir.
    Sözgelimi birisi hac mevsiminden önce hacca gidebilecek
    44 bk. Kâsânî, II, 123. Mergînânî, Burhanüddîn Ebû’l-Hasan, Ali b. Abî Bekr
    b Abdi’l-Celîl, el-Hidâye Şerhu Bidâyeti’l-Mübtedî, I,134. Bak› yeri ve tarihi
    yok. İbn Hümâm, II, 416, 422-425. Mevsîlî, Abdullah b. Mahmud b.
    Mevdûd, el-İhtiyâr li-Ta’lîli’l-Muhtâr, I, 181. thk. Şeyh Zühelyr Osman el-
    Cüayd, Dâru’l-Erkâm, Beyrut, tarihsiz.
    45 İbn Hümam, II, 422.
    35
    imkâna sahip olsa sonra hac vakti girmeden bu imkân› kaybetse,
    mesela fakir düşse veya sağl›ğ›n› yitirse bu kimseye hac farz olmaz.
    Bu kimse hacc›n eda edileceği zamana yetişemeden ölürse,
    sorumlu olmaz, çünkü zaten hac kendisine farz olmam›şt›r. Bir
    kimse hac mevsimi girdiğinde hacca gidebilecek şartlar› taş›yorsa
    kendisine hac farz olur. Bu şartlar› taş›d›ğ› halde hacca gitmez
    de daha sonra hacca gitme imkân›n› kaybederse üzerinde hac
    borcu baki kal›r.46
  12. Kad›nlar›n can, mal ve namus güvenliğinin sağlanm›ş
    olmas›
    Hanefî47 ve Hanbelî48 mezheplerine göre yukar›da zikredilen
    şartlar› taş›yan bir kad›na hacc›n farz olabilmesi için kendisine
    refakat edecek eşi veya bir mahremi49 bulunmas› gerekir. Kad›n,
    yan›nda eşi ya da mahremi olmadan hacca gidemez.
    Bu görüş sahipleri; kad›n›n hacca gidebilmesi için yan›nda
    eşi veya mahreminin bulunmas› şart›n›; seferîlik için esas ald›klar›;
    bir kad›n›n beraberinde bir mahremi bulunmadan “üç gün”50
    ve “üç gece” 51 süren bir mesafeye yolculuk yapmas›n› yasaklayan
    hadisleri esas alm›şlard›r. Üç gün üç gece süren bir mesafe-
    36
    46 Bk. İbn Hümâm, II, 415. İbn Kudâme, IV, 329. Şirbînî, II, 219. Yaz›r, Hamdi,
    Hak Dîni Kur’ân Dili, II, 705. Eser neşriyat, İstanbul, 1971.
    47 İbn Kudâme, IV, 367.
    48 Kâsânî, II, 123. Hattâbî, Me’âlimü’s-Sünen, II, 346. Ebû Dâvud’un es-Sünen’i
    ile birlikte. Çağr› Yay›nlar›, İstanbul, tarihsiz. Neha’î, Hasan Basrî,
    İshak b. Râhaveyh de bu görüştedir.
    49 “Mahrem”; kad›n›n babas›, oğlu, erkek kardeşi ve day›s› gibi evlenmesi
    kendisine ebedî olarak haram olan yak›nlar›na denir. Bu konuda bk. Müslim,
    Hac. 423; I,977.
    50 Müslim, Hac, 413. I, 975. Buhârî, Taksîru’s-Salâti, 4; II, 35. Ebû Dâvûd,
    Menâsik, 2. II, 348. Tirmizî, Rada’, 15; III, 472. Ahmed, II, 19, 143, 182.
    Abdürrazzak, II, 525. İbn Hibbân, Seferu’l-Mer’e, VI,433. Beyhakî, Salat,
    III, 138.
    51 Müslim, Hac, 414;I, 975. Müslim, bu konuda 18 hadis rivayet etmiştir. İbn
    Hibbân, Salat, 27. VI, 435.
    de ikamet eden bir kad›n›n hacca gidebilmesi için yan›nda eşinin
    veya bir mahreminin bulunmas› gerekir. Bu süreden az olan bir
    mesafede ikamet eden bir kad›na hacc›n farz olmas› için yan›nda
    eşi veya mahremi bulunmas› şart değildir.52
    Hadis kaynaklar›na bak›ld›ğ›nda bir kad›n›n; beraberinde
    mahremi bulunmadan “bir gündüz”,53 “bir gece”,54 “bir gündüz
    ve bir gece”,55 “iki gündüz” ve “iki gece”,56 “üç gece57 ve üç gündüzden
    fazla”58 süren bir yolculuk yapmas›n›n yasakland›ğ› görülmektedir.
    Beyhakî (ö.458/1066), bu konudaki rivayetlerin hepsinin sahih
    olduğunu, bu hadislerin bir bütün olarak değerlendirildiğinde
    bu rivayetlerin, yol güvenliği bulunmad›ğ› takdirde kad›n›n
    tek baş›na yolculuk yapamayacağ›n› ifadeye yönelik olduğunun
    anlaş›lacağ›n› söylemektedir.59 Kurtubî (ö.671/1272) de ayn›
    görüşü paylaşmaktad›r.60 Günümüz şartlar›na uygun olan da budur.
    Nitekim bu hususa işaret eden bir hadiste Peygamberimiz
    (a.s.)
    52 Semerkandî, II, 388-389. İbn Hümâm, II, 427.
    53 Müslim, Hac, 420; I,977. İbn Mâce, Menasik, 7; II, 968. İbn Hibbân, Salat,
    27; VI, 438. Beyhakî, Salât, III,137, 139.
    54 Müslim, Hac, 419; I, 977. Ebû Dâvûd, Menasik, 2; II, 346. İbn Hibbân, Salat,
    27; VI, 439. Beyhakî, Salat, III., 139.
    55 Buhârî, Taksîru’s-Salâti, 4; II,36. Müslim, Hac, 421; I, 977. Ebû Dâvûd,
    Menâsik, 2; II, 347. Malik, İsti’zân, 37; II, 979. Tirmizî, Rada’, 15; III, 473.
    İbn Hibbân, Salat, 27; VI, 437. Beyhakî, Salat, III, 139.
    56 Beyhakî, Salat, III,137. Müslim, Hac, 415-416; I, 975. Buhârî, Taksîru’s-
    Salâti, 4; II, 35. Ahmed, III, 7, 45. Abdürrazzak, II, 525. İbn Hibbân, Salat,
    27; VI, 437.
    57 Müslim, Hac, 418; I, 976. Ebû Dâvûd, Menâsik, 2; II, 348. İbn Mâce, Menâsik,
  13. II, 968. Tirmizî, Rada’, 15; III, 472. İbn Hibbân, Salat, 27; VI, 443.
    58 Müslim, Salâtü’l-Misâfirîn, 423; I, 977. Ebû Dâvûd, Menâsik, 2; II, 348.
    İbn Hibbân, Salât, 27; VI, 433. Beyhakî, Salat, III, 138.
    59 Beyhakî, Salat, III,139.
    60 Kurtubî, V, 355.
    37
    “Çok yak›n bir gelecekte bir kad›n tek baş›na korumas›z olarak
    Hîre’den ç›kacak (hiçbir zarar görmeksizin) gidip Kâ’be’yi
    tavaf edecektir” buyurmuştur.61

Şâfiî ve Malikî mezheplerine göre kad›na hacc›n farz olabilmesi
için, yan›nda eşinin ya da bir mahreminin bulunmas› şart
değildir. Kad›n güvenilir bir gurup kad›nla birlikte hacca gidebilir.
62
Bu görüş sahipleri, Peygamberimizin hacca güç yetirmeyi
“binit ve az›k” olarak aç›klad›ğ›n›, bu aç›klamada kad›n›n yan›nda
eş ya da mahremin varl›ğ› şart›n›n bulunmay›ş›n› ve yukar›da
zikredilen hadisi delil olarak göstermişlerdir.63
Kad›n›n yan›nda mahremi veya eşinin bulunmas›n›n şart koşulmas›
da kad›n›n güvenliğinin sağlanmas› amac›na yöneliktir.64
Bu itibarla diğer şartlar› taş›yan müslüman bir kad›n; can, mal ve
namus güvenliği sağland›ğ› takdirde yan›nda eşi veya mahremi
bulunma şart› aranmadan hacca gidebilir.

  1. Eşi ölmüş veya boşanm›ş kad›nlar›n iddet süresini doldurmuş
    olmalar›
    Âdet gören kad›nlar›n iddet süresi 3 kur’ (üç temizlik veya üç
    adet görme süresi),65 âdetten kesilmiş veya âdet görmeyen kad›n-
    ّى تَطُوفَ A ِ جِوَارٍ حَت w ْرُجَ مِنْهَا بِغَ ْ } ينَةُ اَنْ َ
    A
    كَنَّ الظَّع [ لَتُو ِ
    ة بِالْكَعْبَ ِ
    38
    61 Ahmed, IV, 3987. bk. Ahmed, IV, 257. Tirmizî, Sure, 1. V, 203.
    62 İbn Rüşd, I, 394.
    63 Şirbînî, II, 217. Hattâbî, II, 346.
    64 Kâsânî, II, 123.
    65 Bakara, 2-228.
    lar›n iddeti üç ay,66 eşi ölen kad›nlar›n iddet süresi dört ay on
    gündür.67
    Boşanan kad›nlar, iddet süresince eşlerinin evlerinden ayr›lmazlar.
    Bu husus Kur’ân’da,
    “Apaç›k bir hayas›zl›k yapmalar› d›ş›nda onlar› (bekleme
    süresince) evlerinden ç›karmay›n, kendileri de ç›kmas›nlar”68
    şeklinde ifade edilmektedir.
    Fakihler, “evlerinden ç›karmay›n”, “kendileri de ç›kmas›nlar”
    şeklindeki emre istinaden iddet bekleyen kad›nlar›n bu süre
    içersinde hacca gidemeyecekleri içtihad›nda bulunmuşlard›r. İddet
    bekledikleri halde hacca gitmek isteyen kad›nlar› sahabeden
    Abdullah ibn Ömer Zülhuleyfe’den, Abdullah ibn Mes’ûd ise
    Cuhfe’den geri çevirmiştir.69
    Hanbelî mezhebine göre ric’î70 talak ile boşanm›ş ve eşi ölmüş
    kad›n›n iddet içerisinde hacca gitmesi caiz değil ise de bâin
    talak71 ile boşanm›ş kad›n›n iddet içerisinde hacca gitmesi caiz-
    بِفَاحِشَةٍ S َ
    A
    رُجْنَ اِلَّا اَنْ يَأْت  ِنَّ وَلَا َْ € ْرِجُوهُنَّ مِنْ بُيُو ِ } لَا ُ
    مُبَيِّنَةٍ
    66 Talak, 65/4.
    67 Bakara, 2/234.
    68 Talak, 66/1.
    69 Kâsânî, II, 124. Semerkandî, II, 388; Nevevî, el-Mecmû, XX, 13; İbn Kudâme,
    V, 35.
    70 Erkeğin tek tarafl› iradesi ile dönüşü mümkün olan talak.
    71 Bâin talak, iki k›sma ayr›l›r. Beynunet-i suğra, beynunet-i kübra. Üç defa
    boşanm›ş bir kad›n beynunet-i kübra ile boşanm›ş demektir. Yeni bir evlilik
    yap›p bu evlilik tabîî ve meşru bir şekilde sona ermedikçe taraflar istese
    bile evlenmeleri mümkün olmaz. Beynunet-i suğra ise, kinaye laf›z ile boşanm›
    ş veya sarih bir laf›z ile boşanm›ş ve iddet süresi dolmuş olan boşanmad›
    r. Bu boşanmada taraflar isterlerse yeni bir akit ile evlenebilirler.
    39
    dir. Çünkü bâin talak ile boşanm›ş kad›n, özgürdür, kendisi istemedikçe,
    eşi boşamadan vazgeçip evliliğe dönüş yapamaz.
    Ric’î boşamada,, kad›n bütünüyle boşanm›ş say›lmaz. Eşiyle
    aralar›ndaki nikah bağ› bir bak›ma devam etmektedir. Eşi her zaman
    bu boşamadan vazgeçebilir. Konu ile ilgili âyetin sonundaki,
    “Bilemezsin, olur ki Allah, sonra yeni bir durum ortaya
    ç›kar›r”72 şeklindeki ifade, erkeğin eşine iddet içerisinde her zaman
    dönebileceğine, bu sebeple kad›n›n evinden ayr›lmamas›
    gerektiğine işaret etmektedir.73
    Sonuç olarak bir kimseye hacc›n farz olmas› için bu say›lan
    şartlar›n birlikte bulunmas› gerekir. Bunlardan biri eksik olsa
    bizzat kendisinin hac yapmas› farz olmad›ğ› gibi vekil göndermesi
    veya vasiyette bulunmas› da gerekmez. Ancak bu şartlar›
    taş›d›ğ› halde hacca gitmez de daha sonra hacca gitme imkân›
    bulamazsa sorumlu olur, hac borcu üzerinden düşmez. Hastal›k,
    tutukluluk gibi bir sebeple bizzat kendisi gidemezse yerine vekil
    göndermesi veya vekil gönderilmesini vasiyet etmesi gerekir.
    IV. HACCIN GEÇERLİ OLMASININ ŞARTLARI
    Üçüncü maddede zikredilen şartlar› taş›yan kimselerin yapacaklar›
    hacc›n geçerli (sahih) olabilmesi için şu şartlar›n bulunmas›
    gerekir.
  2. İhrama girmek
    İlgili k›s›mda da anlat›lacağ› üzere hac görevini yapacak kimse
    hac yapmaya niyet eder ve telbiye getirir. Böylece ihrama girmiş
    olur. İhrama girmeden yap›lan hac geçerli olmaz.74
    ذلِكَ اَمْرًا A دِثُ بَعْدَ o ُْ ى لَعَلَّ ا َ
    A
    لَا تَدْر
    40
    72 Talak, 65/1.
    73 İbn Kudâme, IV, 373.
    74 İbn Hümâm, II, 415..
  3. Hacc› belirlenen zaman içinde yapmak
    Kur’ân-› Kerîm’de hac aylar›;
    “Hac, belirli aylardad›r”75 şeklinde mücmel olarak bildirilmiştir.
    Bu cümle;
  • Hac aylar›n›n halk taraf›ndan bilindiğine,
  • Hacc›n bu aylarda yap›lmas› gerektiğine,
  • Araplar›n yapt›ğ› gibi hac aylar›n›n değiştirilemeyeceğine,
  • Hacc›n vaktinin bütün bir y›l değil, aylarla s›n›rl› olduğuna
    işaret etmektedir.
    Bilinen hac aylar›; şevval ve zîlkâde aylar› ile zîlhicce ay›n›n
    ilk 10 günüdür.76
    Hanefî ve Malikî mezheplerine göre “hac aylar›”ndan önce
    ihrama girilebilir, ancak Sünnete muhalif olduğu için mekruh
    olur. Hacc›n diğer menâsikinin bu aylar içinde yap›lmas› gerekir.
    77

Malikî mezhebine göre zîlhicce ay›n›n tamam› “hac aylar›”
na dahildir.78
Şâfiî mezhebine göre zîlhiccenin 10. günü “hac aylar›”na dahil
değildir.
Hac aylar›ndan önce hac için ihrama girilemez, girilirse bu
تH ر مَعْلُومَا H هُ[ اَلْحَجُّ اَ ْ
75 Bakara, 2/197.
76 Tirmizî, Sünen, III, 272. Sahabeden Abdullah ibn Abbas, tabiînden Süddî,
Şa’bî ve en-Nahaî de bu görüştedir. Kurtubî, II, 405.
77 Kurtubî, II, 343-344. Yaz›r, II, 719.
78 Sahabeden, Abdullah ibn Mes’ûd, Abdullah ibn Omer, tabiînden Atâ bin
Ebî Rebah, Rabî’ ibn Ebî Rey, Mücâhid bin Cebr ve Zührî de bu görüştedir.
Kurtubî, II, 405. İbn Rüşd, I, 398.
41
ihram hac için geçerli olmaz, bu ihram ile yap›lan hac nafile bir
hac olur.79

  1. Hac menâsikini belirlenen mekanlarda yapmak
    Hac menâsikinin yap›ld›ğ› mekanlar; Metaf, Mes’a, Arafat,
    Müzdelife ve Mina’d›r.
    V. HÜKMÜ İTİBARİYLE HACCIN ÇEŞİTLERİ
    Farz, vacip ve nafile olmak üzere üç çeşit hac vard›r.
  2. Farz Hac
    Farz olan hac; hac yapma imkân›na sahip olan kimsenin ömründe
    bir defa yapmakla yükümlü olduğu hacd›r.
  3. Vacip Hac
    Vacip olan hac; üzerine farz veya vacip olmad›ğ› halde hac
    yapmay› adayan kimsenin, yapmakla yükümlü olduğu adak hacc›
    ile başlad›ktan sonra bozulan nafile hacc›n kazas› olarak yap›-
    lan hacd›r.
  4. Nafile Hac
    Farz ve vacip olmayarak yap›lan hacd›r.
    VI. EDASI İTİBARİYLE HACCIN ÇEŞİTLERİ
  5. İfrad Hacc›
    Hac aylar›nda sadece hac yapmak üzere ihrama girilip umresiz
    olarak yap›lan hacd›r.
    Bir hac mevsiminde sadece hac yap›ld›ğ› için bu hacca “tek
    yapma” anlam›nda ifrad denilmiştir.
  6. Temettu Hacc›
    “Temettu hacc›”, hac aylar› içinde umreyi ve hacc› ayr› ayr›
    niyet ve ihramlarla yapmakt›r.
    42
    79 Şirbînî, II, 222-223. Kurtubî, II, 406. Ata, Mücahid, Tavus, Evzâî ve Ebu
    Sevr de bu görüştedir.
    Hac aylar› içinde önce umre yap›p ihramdan ç›kt›ktan sonra.
    Hac günlerinde ihrama girerek hac menasikini yapan kimse temettu
    hacc› yapm›ş olur.
    Umre ile hac aras›nda ihram yasaklar› kalkm›ş olduğu ve hac
    yapan kimse bu süre içinde ihraml›ya yasak olan şeylerden yararland›
    ğ› için bu hacca temettu (yararlanma) hacc› denmiştir.
  7. K›ran Hacc›
    “K›ran hacc›”; hac ve umreye birlikte niyet ederek ikisini bir
    tek ihramla birleştirmektir.
    Hac aylar›nda hac ve umreye birlikte niyet ederek, usulüne
    göre umreyi yapt›ktan sonra, ihramdan ç›kmadan hac menasikini
    de eda eden kimse k›ran hacc› yapm›ş olur.
  8. Temettu ve K›ran Hacc› Yapman›n Şartlar›
    a) Hacceden kimsenin âfâkî olmas›
    Mîkât s›n›rlar› içinde (Harem ve H›ll bölgesinde) ikamet
    edenlerin temettu‘ ve k›ran hacc› yapmalar› câiz değildir.
    Hac aylar›ndan önce Mekke’ye gidip hac günlerine kadar
    orada kalan âfâkîler de ayn› şekilde temettu‘ ve k›ran hacc› yapmazlar.
    80 Bu kimselerin ifrad hacc› yapmalar› gerekir. Bu kimseler
    hac aylar›nda umre yaparlarsa ceza kurban› keserler.
    b) Umre ve hacc›n her ikisinin ayn› y›l›n hac aylar›nda yap›
    lmas›
    Temettu hacc› yapacak olan kimse, umreyi hac aylar›ndan
    önce yapar veya umre tavaf›n›n en az dört şavt›n›, hac aylar› henüz
    girmeden tamamlarsa yapt›ğ› hac temettu‘ veya k›ran değil,
    ifrad hacc› olur.
    c) Hac aylar›nda yap›lan umreden sonra memlekete dönülmemesi
    Hanefî mezhebine göre, umre yapt›ktan sonra herhangi bir
    80 Serahsî, IV, 183.
    43
    sebeple memleketine dönen kimsenin; Şâfiî mezhebine göre umre
    yapt›ktan sonra herhangi bir sebeple mîkât s›n›rlar› d›ş›na ç›-
    kan kimsenin temettu hacc› yapabilmesi için yeniden umre yapmas›
    gerekir. Aksi takdirde yapt›ğ› hac temettu‘ değil, ifrad olur.
    K›ran hacc›nda umreden sonra ihramdan ç›k›lmad›ğ› için umre
    yapt›ktan sonra ister mîkât d›ş›na ç›k›ls›n, ister memlekete veya
    başka bir yere gidilsin k›ran hacc› ifrada dönüşmez.
    Bu üç nevi hacdan hangisi yap›l›rsa yap›ls›n, hac farîzas› eda
    edilmiş olur.
  9. En Fazîletli Hac
    Hangi hacc›n daha fazîletli olduğu konusunda farkl› rivayetler
    nedeniyle81 mezhep imamlar› ihtilaf etmişlerdir. Şâfiî ve Malikî
    mezheplerine göre ifrad hacc›, Hanefî mezhebine göre k›ran
    hacc›, Hanbelî mezhebine göre temettu hacc› daha fazîletlidir.82
    Hac ibadetinde gerçek fazileti hacc›n çeşidinden daha ziyade
    edas›nda gösterilen gayret, samimiyet, huzur, huşû ve ihlâsa göre
    değerlendirmek gerekir.
    44
    81 Hattâbî, Meâlimü’s-Sünen, II, 377. (Sünen-i Ebî Dâvûd ile birlikte), Çağr›
    Yay. İst. tarihsiz.
    82 Hattâbî, II, 377.
    BİRİNCİ BÖLÜM
    I. HACCIN FARZLARI, VACİPLERİ VE SÜNNETLERİ
  10. Farz, Şart, Rükün, Vacip Ve Sünnet Terimlerinin Anlamlar›
    “Farz”, kesin ve bağlay›c› bir delil ile yap›lmas› istenen fiil
    ve amel demektir.
    “Vacip”, kesin olmayan bir delil ile yap›lmas› istenen fiil ve
    amellere denir.
    Farz olsun vacip olsun her iki görevin de yap›lmas› zorunludur.
    Yerine getirilmesinin gerekliliği bak›mdan ikisi aras›nda bir
    fark bulunmad›ğ› için Hanefîler vacibe amelî farz demişlerdir.
    Kesin olmayan bir delil ile sabit olduğu için vacibi inkar eden
    kâfir olmaz. Farz› inkar eden ise kâfir olur.83
    Farzlar, şart ve rükün olmak üzere iki k›sma ayr›l›r:
    “Şart”, hükmün varl›ğ› kendisine dayanan şeydir. Şart bulunmazsa
    hüküm de bulunmaz, ancak şart›n bulunmas› hükmün bulunmas›
    n› gerektirmez. Meselâ abdest namaz›n şart›d›r, abdest
    bulunmazsa namaz olmaz, ancak abdestli olunca namaz k›l›nm›ş
    say›lmaz. Ayn› şekilde, ihram hacc›n şart›d›r. İhrama girilmeden
    hacc›n diğer farzlar› geçerli olmaz.
    Rükün, ibâdetlerin ve akitlerin aslî unsurlar› demektir. Mesela
    namaz ibadetinde, k›yam, k›raat, rüku ve secde rükündür.
    Ayn› şekilde hac ibadetinde Arafat vakfesi ve ziyaret tavaf› rükündür.
    Şartlar, rükünlerden önce yerine getiririlir. Şartlar yerine getirilmeden
    rükünler geçerli olmaz.
    83 bk. Ebû Zehra Muhammed İslam Hukuku Metodolojisi, s. 42-63. Çeviri Abdülkâdir
    Şener, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Yay›nlar›, birinci
    bask›, Ankara, 1973.
    45
    Sünnet, bir f›k›h terimi olarak farz ve vacip olmayarak Peygamberimizin
    yapt›ğ› ve Müslümanlar›n da yapmas›n› istediği
    görevlerdir.
    Farz olsun, vacip olsun sünnet olsun, her ibadetin kendi
    içinde farzlar›, vacipleri ve sünnetleri vard›r.
    Bir ibadetin farz› (şart veya rüknü) olan bir görev terk edilirse
    o ibadet geçerli olmaz. Mesela namaz›n abdestli olarak k›-
    l›nmas› farzd›r. Abdestsiz k›l›nan namaz geçerli değildir, yeniden
    k›l›nmas› gerekir. Ayn› şekilde hacda ihrama girmek farzd›r.
    İhrama girmeden hac yap›lsa veya Arafat vakfesi ya da ziyaret
    tavaf› terk edilirse yap›lan hac geçerli olmaz, yeniden yap›lmas›
    gerekir.
    Vaciplerden biri terk edilirse yap›lan ibadet bât›l olmaz, vacibin
    terki ile meydana gelen eksiklik keffaret veya ceza ile telâfi
    edilebilir. Mesela üç veya dört rekatl› bir namazda ilk iki rekattan
    sonra oturmak vaciptir. Bir kimse oturmadan üçüncü rekata
    kalk›verse namaz bat›l olmaz, namaz›n sonunda “sehiv secdesi”
    ile bu eksiklik telafi edilir. Ayn› şekilde hacda Müzdelife
    vakfesi vaciptir. Bu görev terk edilse hac bat›l olmaz, bu eksiklik
    dem ile (bir koyun veya keçi kurban etmekle) telafi edilebilir.
    Hacda terk edilen bir vacip usulüne göre iade edilirse her
    hangi bir ceza gerekmeden telafi gerçekleşmiş olur.
    Bir ibadetin sünneti terk edilirse o ibadet bat›l olmaz, sevab›
    eksilir. Mesela namazda sübhâneke duas› okunmasa, hacda kudüm
    tavaf› yap›lmasa k›l›nan namaz ve yap›lan hac geçerli olur,
    ancak sünnet sevab›ndan mahrum kal›n›r. 84
  11. Hacc›n Farzlar› (Şartlar› Ve Rükünleri)
    Hacc›n farzlar›n› iki grup alt›nda toplamak mümkündür: Hacc›
    n müstakil farzlar› (şartlar› ve rükünleri), hacc› oluşturan menâsikin
    kendi içindeki farzlar› (şartlar› ve rükünleri).
    46
    84 Semerkandî, II, 381.
    Önce hacc›n farz, vacip ve sünnetleri sadece maddeler halinde
    say›lacak, daha sonra ilgili yerlerde detayl› olarak anlat›lacakt›
    r.
    a) Hacc›n Müstakil Farzlar› (Şartlar› Ve Rükünleri)
    aa) Hanefî mezhebine göre hacc›n farzlar› bir şart ve iki rükünden
    ibarettir. Bunlardan ihrama girmek hacc›n şart›, “Arafat’ta
    vakfe yapmak” ve “Kâ’be’yi tavaf etmek” ise hacc›n rükünleridir.
    bb) Şâfiî mezhebine göre hacc›n farzlar› şunlard›r:
  12. İhrama girmek (niyet),
  13. Arafat’ta vakfe yapmak,
  14. Kâ’be’yi tavaf etmek,
  15. Sa’y yapmak,
  16. Saçlar› t›raş etmek veya k›saltmak,
  17. Bu rükünlerin çoğu (en az dördü) aras›nda tertibe uymak.
    Bu farzlar, hacc›n rükünleridir.85
    cc) Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre hacc›n farzlar›;
  18. İhrama girmek,
  19. Arafat’ta vakfe yapmak,
  20. Kâ’be’yi tavaf etmek,
  21. Sa’y yapmak.
    Bu farzlar, hacc›n rükünleridir.
    Rükünler, usulüne göre yap›lmad›kça, ceza ve kefâret ödemekle
    hac sahih olmaz. Eksik kalan rüknün tamamlanmas› veya
    hacc›n kazâs› gerekir.
    85 Şirbînî, II, 385. Nevevî Muhyiddin Yahya b. Şeref, Kitâbü’l-Îzâh fî Menâsiki’l-
    Hacc› ve’l-Umre, s. 375. İkinci bask›, Beyrut, 1994.
    47
    b) Hac Menâsikinin Kendi İçindeki Farzlar› (Şartlar› Ve
    Rükünleri)
    Bir de hacc›n her bir menasikine ait farzlar vard›r ki bunlar›n
    her biri ilgili bölümlerde aç›klanacakt›r.
  22. HACCIN VACİPLERİ
    Hacc›n vaciplerini iki grup alt›nda toplamak mümkündür:
    Hacc›n müstakil vacipleri, hacc› oluşturan menâsikin kendi içindeki
    vacipleri.
    a) Hac›n Müstakil Vacipleri
    aa) Hanefî Mezhebine göre hacc›n müstakil vacipleri şunlard›
    r:
  23. Sa’y yapmak
  24. Müzdelife’de vakfe yapmak
  25. Şeytan taşlamak
  26. Saçlar› t›raş etmek veya k›saltmak
  27. Veda tavaf› yapmak.
    bb) Şâfiî ve Hanbelî mezheplerine göre hacc›n müstakil vacipleri
    şunlard›r:
  28. İhrama mîkattan girmek
  29. Cemrelere taş atmak
  30. Müzdelife’de vakfe yapmak
  31. Bayram›n 1, 2 ve 3. günlerinde Mina’da gecelemek
  32. Veda tavaf› yapmak86
    cc) Malikî Mezhebine göre hacc›n müstakil vacipleri şunlard›
    r:
  33. Telbiye
  34. Müzdelife’de gecelemek
    48
    86 Şirbînî, II, 385.
  35. T›raş olmak veya saçlar› k›saltmak
  36. Eyyam-› teşrikde Mina’da gecelemek
    b) Hac Menâsikinin Kendi İçindeki Vacipleri
    Bir de hacc›n her bir menasikine ait vacipleri vard›r ki bunlar›
    n her biri ilgili bölümlerde aç›klanacakt›r.
    Vaciplerden biri terk edilirse hac sahih olur ancak terkinden
    dolay› ceza gerekir, telafi edilirse ceza düşer.
  37. HACCIN SÜNNETLERİ
    Hacc›n sünnetlerini iki grup alt›nda toplamak mümkündür:
    Hacc›n müstakil sünnetleri, hacc› oluşturan menâsikin kendi
    içindeki sünnetler.
    a) Müstakil Sünnetler
  38. Kudum tavaf›
  39. Mekke, Arafat ve Mina’da hutbe okunmas›.
  40. Arefe gecesi Mina’da gecelemek
  41. Bayram gecesi Müzdelife’de gecelemek
  42. Bayram günlerinde Mina’da kalmak. (Diğer mezheplere
    göre vaciptir)
    b) Hac Menâsikinin Kendi İçindeki Sünnetleri
    Hac menâsikinin kendi içindeki sünnetleri ilgili k›s›mlarda
    anlat›lacakt›r.
    II. İ H R A M
    Sözlükte hürmet edilmesi gereken bir yere ya da zamana girmek
    anlam›na gelen ihram, hac ibadetiyle ilgili bir terim olarak;
    87 bir kimsenin, hac veya umre ya da hem hac hem umre yap-
    87 İhram kelimesi mutlak olarak kullan›ld›ğ› zaman hac ihram› akla gelmekte
    ise de, namaz›n fazlar›ndan olan iftitah tekbiri için de kullan›l›r. Çünkü bu
    tekbir getirilmek sureti ile namaza girilmiş ve böylece namaz d›ş›nda caiz
    49
    mak niyeti ile, sair zamanlarda helal olan baz› davran›şlar› kendisine
    haram k›lmas› demektir.88 Haram k›l›nan şeylerin neler olduğu
    “İhram Yasaklar›” başl›ğ› alt›nda anlat›lacakt›r.
    İhram, hacc›n geçerli olmas›n›n şart›d›r.

Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre ihram, hacc›n
rüknüdür.89

  1. İHRAMIN FARZLARI
    Hanefi mezhebine göre ihram›n iki farz› vard›r: Niyet etmek
    ve telbiye getirmek.
    a) Niyet
    İhrama niyet etmek, yap›lmak istenen ibadetin umre veya
    hac, ya da hem umre hem hac olduğunun kalben belirlenmesi
    demektir. Bu belirlemenin dil ile ifade edilmesi müstehapt›r.
    İhrama giren kimse eğer yaln›z hac yapmak istiyorsa,
    “Allah’›m! Haccetmek istiyorum. Onu bana kolaylaşt›r ve kabul
    buyur;”
    Eğer yaln›z umre yapmak istiyorsa,
    “Allah’›m! Umre yapmak istiyorum. Onu bana kolaylaşt›r ve
    kabul buyur;”
    ىّ
    A
    وَ تَقَبَّلْهَا مِن
    A
    ‚ رِْهَا
    يدُ الْعُمْرَةَ فَيَسّ
    A
    ىّ اُر
    A
    لّهُمَّ اِن A اَل
    ىّ
    A
    وَ تَقَبَّلْهُ مِن
    A
    ‚ رِْهُ
    يدُ الْحَجَّ فَيَسّ
    A
    ى اُر
    A
    لّهُمَّ اِنّ A اَل
    50
    olan gündelik hayata ait davran›şlar, namaz içinde haram k›l›nm›ş olmaktad›
    r. İşte bu ay›r›ma işaret olmak üzere, ihram›n terim anlam› verilirken, “Bir
    f›k›h terimi olarak…”ifadesi yerine, “Hac ibadeti ile ilgili olarak” ifadesini
    kullan›lm›şt›r.
    88 İbn Hümâm, I, 436. İbn Rüşd, I, 427
    89 Semerkandî, II, 391. Başnefer, s. 167.
    Hem hac, hem umre yapmak istiyorsa,
    “Allah’›m! Hac ve umre yapmak istiyorum. Onlar› bana kolaylaşt›
    r ve kabul buyur;”
    Diye niyet eder ve aşağ›da anlat›ld›ğ› şekilde telbiye getirir.
    b) Telbiye
    Sözlükte emre icabet etmek anlam›na gelen “telbiye”, bir hac
    terimi olarak “Lebbeyk” diye başlayan şu cümleleri söylemektir:
    “Buyur Allah’›m buyur! Buyur, senin hiçbir ortağ›n yoktur.
    Buyur, şüphesiz her türlü övgü, nimet, mülk ve hükümranl›k sana
    mahsustur. Senin ortağ›n yoktur ” Peygamberimiz (a.s.) böyle
    telbiye getirmiştir.90
    Telbiye, Allah’› şan›na yak›ş›r şekilde öven ve yücelten kişinin,
    O’na teslimiyetini ifade eden sözlerden oluşmaktad›r. Telbiye
    dil ile söylenmelidir. Kalpten geçirilmesi yeterli değildir.
    “Ey Allah’›n Elçisi! Hac nedir?” Şeklinde yöneltilen bir soruya
    Peygamberimiz (a.s.),
    اَلْعَجُّ وَالثَّجُّ
    وَ مَا الْحَجُّ يَا رَسُولَ ا ِ
    يكَ لَكَ لَبَّيْكَ اِنَّ الْحَمْدَ
    A
    „ لّهُمَّ لَبَّيْكَ لَبَّيْكَ لَا َ A لَبَّيْكَ اَل
    يكَ لَكَ
    A
    „ وَالنِّعْمَةَ لَكَ وَالْمُلْكَ لَا َ
    ىّ
    A
    وَ تَقَبَّلْهُمَا مِن
    A
    ‚ ا ƒ رِْ َُ
    يدُ الْحَجَّ وَ الْعُمْرَةَ فَيَسّ
    A
    ىّ اُر
    A
    لّهُمَّ اِن A اَل
    90 Ebû Dâvûd, Menâsik, 27; II, 404. Tirmizî, Hac, 13. III; 187.
    51
    “Hac telbiye getirmek ve kurban kesmektir” cevab›n› vermiştir.
    91
    Telbiyenin yüksek sesle getirilmesi sünnettir. Peygamberimiz
    (a.s.)
    “Cebrail bana geldi ve ashab›ma tehlil ve telbiyeyi yüksek
    sesle söylemelerini emretmemi bildirdi” buyurmuştur.92
    Niyet ve telbiye getiren kimse ihrama girmiş ve ihram yasaklar›
    başlam›ş olur.93

Telbiye; Şâfiî ve Hanbelî mezheplerine göre, ihram›n sünneti;
Mâlikî mezhebine göre vacibidir. Dolay›s›yla bir kimse
hacca veya umreye niyet etse fakat telbiye getirmese ihrama girmiş
say›l›r.94
Niyette Belirsizlik
Bir kimse; hangi çeşit hac yapacağ›n› belirlemeden “Allah
için ihrama girdim” gibi genel bir ifade kullansa yine ihrama girmiş
olur.
– Hangi çeşit hac yapacağ›n› belirlemeden tavafa başlarsa
umre yapm›ş olur. Tavafa başlam›ş olmak için en az bir şavt›n
tamamlanmas› gerekir. Henüz ilk şavt› tamamlamadan terk ederse
tavafa başlam›ş say›lmaz.
ُمْ بِالْإِهْلاَلِ € ى اَنْ يَرْفَعُوا اَصْوَا َ
A
اب f امُرَ اَصْ َ A يلُ اَنْ
A

ْ ى جِ
A
اَتَان
ة وَالتَّلْبِيَ ِ
52
91 İbn Mâce, Menasik, 6. II, 997.
92 Tirmizî, Hac, 15. III, 192.
93 Şirbînî, II, 233.
94 Başnefer, 83.
– İhrama girdikten sonra tavaf yapmadan doğrudan Arafa’ta
gidip vakfe yaparsa ifrad hacc› yapm›ş olur.95
– Bir kimse; hangi çeşit hac yapacağ›n› belirlemeden “Allah
için ihrama girdim” gibi genel bir ifade kullansa ihram› geçerli
olur. Bu kimse tavafa başlamadan niyetini umre, ifrad veya k›-
ran şeklinde belirleyebilir. Niyeti belirlemeden tavafa başlar ve
en az bir şavt yaparsa niyeti art›k umre için geçerli olur. Niyetini
belirlemeden ve tavaf da yapmadan doğrudan Arafat’a ç›kar
ve vakfe yaparsa hac için ihrama girmiş olur.96
Şâfiî mezhebine göre hac ve umre ile ilgili menâsikten herhangi
birine, meselâ tavafa başlamadan önce niyetteki belirsizliğin
giderilmesi ve hangi maksatla ihrama girildiğinin belirlenmesi
gerekir. Aksi halde hac veya umre yap›lm›ş say›lmaz. Çünkü
ibadetlerde niyet şartt›r.

  1. İHRAMIN VACİPLERİ
    İhram›n iki vacibi vard›r; biri Mîkat s›n›rlar›n› ihraml› olarak
    geçmek, diğeri de ihram yasaklar›na uymakt›r.
    a) Mîkât S›n›rlar›n› İhraml› Olarak Geçmek
    Sözlükte bir iş için belirlenen zaman ve yer anlam›na gelen
    “mîkât”; bir hac terimi olarak ihrama girme yeri ve ihrama
    girme zaman› demektir.
    aa) İhrama Girilecek Yerler
    İhrama girilecek yerler, kişilerin oturduklar› yerlere göre
    farkl›l›k arz eder. Bu yerler, “Harem”, “H›ll” ve “Âfâk” olmak
    üzere üç bölgedir.
  2. Harem Bölgesi
    Mekke-i Mükerreme’yi çevreleyen Harem bölgesinin s›n›rlar›
    n› ilk defa Cebrail’in rehberliğiyle Hz. İbrâhim belirlemiş, s›-
    95 Kâsânî, II, 163.
    96 Abdülganî el-Mekkî, s. 119.
    53
    n›rlar› gösteren işaretler daha sonra Hz. Peygamber taraf›ndan
    yenilenmiştir. Bu s›n›rlar›n Kâ’be’ye en yak›n›, Mekke’ye 8 km.
    mesafede Medine istikametinde “Ten‘îm”; en uzak olanlar› ise
    Tâif yönünde “Ci‘râne” ve Cidde istikametinde Hudeybiye yak›
    nlar›nda “Aşâir”dir. Diğerleri; Irak yolu üzerinde “Seniyyetülcebel”,
    Yemen yolu üzerinde “Edâtü Libn” ve Arafat s›n›r›nda
    “Batn-› Nemîre”dir.
    54
    Harem bölgesi ve ihrama girilen yerler
    Harem bölgesinde ikamet edenler (Mekkîler), hac için bulunduklar›
    yerde; umre için “H›ll” bölgesine ç›karak mesela Ci’râne
    ve Ten’îm gibi Harem bölgesi d›ş›ndaki bir yerde ihrama girerler.
    Bu bölgeye “harem” ad›n›n verilmesi; zararl›lar d›ş›ndaki
    hayvanlar›n›n öldürülmesinin ve bitkilerinin kopar›lmas›n›n haram
    olmas› sebebiyledir.
    Kur’ân-› Kerîm’de Kâ’be’ye “el-beytü’l-harâm”,97 onu çevreleyen
    mescide “el-mescidü’l-harâm”98 denildiği gibi, bu mescidin
    içinde bulunduğu Mekke şehri de “harem”99 yani “sayg›ya lây›
    k” sözüyle vas›fland›r›lm›şt›r.
  3. H›ll Bölgesi
    “H›ll”; harem bölgesini çevreleyen, Zülhuleyfe, Cuhfe, Karn,
    Yelemlem ve Zât-› Irk ad›ndaki yerleşim yerlerini birleştiren itibâri
    daire ile harem s›n›rlar› aras›nda kalan bölgedir.
    Bu bölgeye “h›ll” ad›; harem bölgesinde haram olan davran›
    şlar›n burada helal olmas› sebebiyle verilmiştir.
    H›ll bölgesinde bulunanlar (H›llîler), umre ve hac için bulunduklar›
    yerde ihrama girerler.
  4. Âfâk Bölgesi
    Afâk”, “ufuklar” anlam›na gelir. Ufuk, insan›n bulunduğu yere
    göre uzağ› temsil ettiği için Mekke’ye uzak ve h›ll d›ş›nda kalan
    bölgelere “âfâk” ismi verilmiştir. Bu bölgede yaşayanlara
    “âfakî” denir.
    Hangi maksatla olursa olsun harem bölgesine girecek olan
    âfâkîlerin Mîkat s›n›rlar›nda ihrama girmeleri gerekir.100
    97 Mâide, 5/2.
    98 İsrâ, 17/1.
    99 Kasas 28/57. Ankebût, 29/67.
    100 Şâfii mezhebine göre hac ve umre d›ş›nda başka bir maksatla Harem bölgesine
    ihrams›z olarak girilebilirse de ihraml› olarak girilmesi daha faziletlidir.
    55
    Âfâkîler, h›ll bölgesini çevreleyen beş noktadan birinde veya
    onlar›n hizalar›nda ihrama girerler. Buralara ulaşmadan önce de
    ihrama girilebilir.101
    İhrama girme yeri olarak belirlenmiş olan bu beş nokta şunlard›
    r:
    3a) ZÜLHULEYFE
    Medinelilerin ve Medine üzerinden Mekke’ye gelenlerin mîkât›
    d›r. Medine’nin 11 km güneyinde Âbâr-› Ali diye bilinen
    yerdir. Yaklaş›k 450 km.lik mesafesi ile Mekke’ye en uzak mîkât
    buras›d›r. Hz. Peygamber (a.s.) Veda Hacc› için burada ihrama
    girmiştir
    3b) CUHFE
    Şaml›lar›n ve Mekke’ye Şam cihetinden gelen M›s›rl›lar ile
    Kuzey Afrikal›lar›n mîkat›d›r. Mekke’ye yaklaş›k 187 km. uzakl›
    ktad›r. Zamanla Cuhfe terkedilmiş ve daha güneyde, K›z›ldeniz
    kenar›nda yer alan Râbiğ ad›ndaki yer, mîkat olarak kullan›l›r
    olmuştur. Günümüzde ise Cidde ve Medine, otoyollarla Mekke’ye
    bağland›ğ›n için Cuhfe gibi Râbiğ da önemini yitirmiştir.
    3c) KARN
    Necd ve Kuveyt bölgesinden gelenlerin mîkat›d›r. Mekke’ye
    yaklaş›k 96 kilometredir. Günümüzde bu Mîkat, “Seyl” diye
    an›lmaktad›r.
    3d) YELEMLEM
    Yemenlilerin mîkat›d›r. Mekke’nin güney-doğu yönünde yer
    al›r. Mekke’ye yaklaş›k 54 km.lik mesafesi ile Mekke’ye en yak›
    n mîkatt›r.
    3e) ZÂT-Ü IRK
    Mekke’ye Irak yönünden gelenlerin mîkat›d›r. Mekke’ye
    uzakl›ğ› yaklaş›k 94 kilometredir.
    56
    101 İbn Hümâm, II, 434.
    Bu mîkat yerlerini Peygamberimiz (a.s.) bildirmiştir:
    “İbn Abbâs (r.a)’›n şöyle dediği rivayet edilmiştir:
    “Resülullah (a.s.) Medineliler için Zülhuleyfe’yi, Şaml›lar
    için Cuhfe’yi, Necidliler için Karnü’l-Menâzil’i ve Yemenliler
    için Yelemlem’i mîkat olarak belirledi. Bu say›lan yerler, buralarda
    yaşayanlar ile buralar›n yerlisi olmay›p da hac veya umre
    yapmak için gelmiş olanlar›n mîkat›d›r. Bu noktalar ile Mekke
    aras›nda bulunanlar ise bulunduklar› yerde -hatta Mekkeliler
    Mekke’de- ihrama girerler.”102
    “Hz.Aişe (r.a.) şöyle demiştir: Nebi (s.a.v) Irakl›lar için Zât-›
    Irk’› mîkat olarak belirledi.”103
    Bu yerlere uğramayanlar buralar›n hizalar›ndan ihrama girerler.
    Deniz ve hava yolu ile yolculuk yapanlar, gemi ve uçaklara
    عَنْهَا اَنَّ النَّبِىَّ وَقَّتَ لاَِهْلِ الْعِرَاقَ ذَاتَ عَنْ عَائِشَةَ رَضِىَ ا ُ
    عِرْقٍ
    عَلَيْهِ وَ سَلَّمَ وَقَّتَ ا ُ R صَ َّ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ اَنَّ رَسُولَ ا ِ
    فَةَ وَلاَِهْلِ نَجْدٍ f ينَةِ ذَا الْخُلَيْفَةِ وَلاَِهْلِ الشَّامِ الْجُ ْ
    A
    لاَِهْلِ الْمَد
    تى A نَّ وَلِمَنْ اَ 4 قَرْنَ الْمَنَازِلِ وَلاَِهْلِ الْيَمَنِ يَلَمْلَمَ هُنَّ َُ
    ِ اَهْلِهِنَّ مِمَّنْ اَرَادَ الْحَجَّ وَالْعُمْرَةَ وَمَنْ كَانَ w عَلَيْهِنَّ مِنْ غَ ْ
    ّى اَهْلُ مَكَّةَ بِمَكَّةَ A ذلِكَ فَمِنْ حَيْثُ اَنْشَأَ حَت A دُونَ
    102 Buhârî, Hac, 7; II, 142.
    103 Ebû Dâvûd, Menasik, 9, II,354-355,
    57
    binmeden önce ihrama girebilecekleri gibi bindikten sonra da ihrama
    girebilirler.
    Mîkat s›n›rlar›ndan önce ihrama girilebilir.

Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre mîkâttan önce ihrama
girmek mekruhtur.
Bir kimse, hac ve umre maksad›yla değil de, bir iş için ya da
ikamet maksad›yla H›ll bölgesine, mesela Cidde’ye gelir de sonradan
hac veya umre yapmak isterse, bulunduğu yerde ihrama girer.
bb) İhrama Girilecek Zaman
İhrama girme zaman› hac aylar›d›r. Kuran-› Kerim’de
“Hac (aylar›) bilinen aylard›r”104 ifadesi ile bu zaman dilimi
kast edilmektedir.105
Hac ile ilgili menâsikin ilki olan ihrama bu aylar içinde girilir.
Ancak Hanefî, Malikî ve Hanbelî mezheplerine göre, mekruh
olmakla birlikte hac aylar›ndan önce de ihrama girilebilir.106


Şâfiî mezhebine göre, bu vakitten önce hac için ihrama girilmez,
girilirse bu ihram, hac için değil umre için geçerli olur.107
Umre için ihrama girme konusunda bir zaman s›n›rlamas›
yoktur. Y›l›n her hangi bir zaman›nda umre için ihrama girilebilir.
Hac mevsiminde, arefe günü ile, Kurban bayram›n›n dört gününde
umre için ihrama girmek ise tahrîmen mekruhtur.
ت H ر مَعْلُومَا H هُ[ اَلْحَجُّ اَ ْ
58
104 Bakara, 2/197.
105 Şâfii mezhebine göre ayetteki “hac aylar›” ifadesi, Zilhicce ay›n›n ilk dokuz
günü ile onuncu günün gecesini; Mâliki mezhebine göre ise, Şevval,
Zilkade ve Zilhicce aylar›n›n tamam›n› kapsar.
106 İbnu Kudâme, IV,412.
107 Şirbînî, II, 223.
b) İhram Yasaklar›na Uymak
Niyet edip telbiye getirerek ihram girdikten sonra söz, fiil,
davran›ş ve giyim ile ilgili bir tak›m yasaklar başlamaktad›r. Bu
yasaklara uymak vaciptir. İhram yasaklar›na uyulmamas› halinde
baz› cezalar gerekir. Bu cezalar, “dördüncü bölümde” anlat›
lacakt›r.

  1. İHRAMIN SÜNNETLERİ
    a) İhrama girmeden önce gerekiyorsa t›raş olmak, koltuk alt›
    ve kas›k k›llar›n› temizlemek, t›rnaklar› kesmek.
    b) İhramdan önce temizlik maksad›yla gusletmek, su bulunmaz
    veya suyu kullanma imkân› olmazsa abdest almak. Gusletmek
    abdest almaktan daha faziletlidir. Abdest almak için su bulunamazsa,
    teyemmüm etmekle sünnet yerine gelmiş olmaz. Ancak
    bu durumda ihram namaz› için teyemmüm edilir.
    İhram için gusül temizlik maksad› ile yap›ld›ğ›ndan, hay›z ve
    nifas hallerinde bulunan kad›nlar›n, abdestli bulunanlar›n ve ihrama
    girecek olan çocuklar›n da gusletmeleri sünnettir. Hz. Peygamber
    (s.a.v.) “Nifas ve hay›z halinde olan kad›nlar mîkâta
    geldiklerinde guslederler, ihrama girerler ve Kâ’be’yi tavaf etmek
    d›ş›nda bütün hac menâsikini yerine getirirler”108 buyurmuştur.
    c) Erkeklerin, iç çamaş›rlar› dahil giysilerini, çorap ve ayakkab›
    lar›n› ç›kararak bürünecekleri özel ihram örtüsünün, biri vücudun
    belden aşağ›s›n›, diğeri ise baş hariç vücudun belden yukar›
    s›n› örten iki parçadan oluşmas›.
    Belden aşağ›s›n› örten k›sma “izâr”, baş hariç vücudun belden
    yukar›s›n örten k›sma da “rida” denir. Bürünülecek örtünün
    tercihen beyaz renkte ve yeni, yahut y›kanm›ş, temiz ve iyi görünümlü
    olmas› müstehapt›r. Ancak, vücudun örtülmesini sağlayacak
    tek parçal› bir örtüye bürünmek de yeterli olur.
    108 Ebû Davûd, Menâsik,10. II, 357.
    59
    Söz konusu olan sünnet; giysileri ve ayakkab›lar› ç›kararak,
    ihram elbisesine bürünmekle değil, ihram elbisesinin nitelikleri
    ile ilgilidir.
    İhraml› iken elbise, çorap ve ayakkab› giyme ile ilgili hükümler,
    “dördüncü bölümde” anlat›lacakt›r.
    Kad›nlar ihram için özel bir k›yafete bürünmezler, normal elbiseleri,
    başörtüsü ve ayakkab›s› ile ihrama girerler, ancak yüzlerini
    aç›k tutarlar. Peygamberimiz (a.s.)
    “İhraml› kad›n, yüzünü örtmez…”109
    d) İhramdan (niyet ve telbiyeden) önce vücuda güzel koku
    sürünmek müstehapt›r. İhrama girdikten sonra bedende kokunun
    kalmas› ihrama zarar vermez. Elbiseye koku sürmek ise caiz değildir.
    Şâfiî ve Hanbelî mezheplerine göre ihrama girmeden önce
    ihram elbisesine (izar ve ridaya) koku sürmek caizdir. İhrama
    girdikten sonra kokunun ihram elbisesinde kalmas› ihrama zarar
    vermez. Ancak, elbise ç›kar›l›rsa, koku giderilmedikçe tekrar giyilemez.
    e) Elbiseler ç›kar›l›p “izar” ve rida” ya büründükten sonra,
    kerahet vakti değil ise, ihrama girmeden önce iki rekat ihram namaz›
    k›lmak.
    Bu namaz›n ilk rekat›nda Fatiha’dan sonra “Kâfirûn”, ikinci
    rekat›nda ise “İhlas” sürelerinin okunmas› efdaldir.
    İçinde bulunulan vaktin farz namaz› da bu iki rekat namaz›n
    yerine geçer.
    f) Niyeti dil ile (sesli olarak) yapmak.
    g) Telbiyeyi namazdan sonra yapmak.
    رِمَةُ لَا تَنْتَقِبُ f اَلْمُ ْ
    60
    109 Ebu Dâvud, Menasik, 33. II, 412.
    Telbiye, namaz›n peşinden yap›labileceği gibi, -mîkat s›n›r›-
    n› geçmemek kayd›yla- daha sonra da yap›labilir. Telbiye yap›lmadan
    mîkat s›n›r› geçilirse Hanefî mezhebine göre ihrama girilmiş
    olmaz. Şâfiî mezhebine göre telbiye ihram›n sünneti olduğu
    için ihrama girilmiş olur, bir ceza gerekmez.
    Telbiyenin, ihram namaz›n›n peşinden yap›lmas› evlad›r.
    h) İhraml› bulunulan süre içinde her f›rsatta telbiye söylemek.
    Erkekler yüksek sesle telbiye getirirler, kad›nlar ise telbiye
    s›ras›nda seslerini yükseltmezler.
    Özellikle tepelere ç›karken, aşağ›ya inerken, başka kafilelerle
    karş›laş›nca, farz namazlardan sonra ve içinde bulunulan konumda
    değişiklik oldukça telbiye getirmek müstehapt›r.
    i) Hac için ihrama, hac aylar› başlad›ktan sonra girmek.110
  2. HACCI FESHEDİP UMREYE DÖNÜŞTÜRMEK
    Hanefi, Şâfiî ve Malikî mezheplerine göre umre mi hacc› m›
    yoksa umre ve hacc› birlikte mi yapacağ›na karar verip niyet
    ederek ihrama girdikten sonra art›k bu niyeti iptal etmek veya
    değiştirmek caiz değildir. Niyet edilen hacc› veya umreyi niyet
    edildiği şekliyle tamamlamak vaciptir.111
    Hanbelî mezhebine göre, ifrad veya k›ran hacc›na niyet eden
    kimse, tavaf ve sa’y yapt›ktan sonra, hac niyetini feshedip hacc›-
    n› umreye çevirerek t›raş olup ihramdan ç›kabilir. Daha sonra
    110 Hacc›n sünnetleri konusu için bk. Ebû Dâvûd, Hac, 21, II, 372-373. Kâsânî,
    II, 143-145,
    111 Hüseyin b. Muhammed Said Abdülğanî el-Mekkî, İrşâdü’s-Sârî ila Menasiki
    el Molla Ali el Kâri. s.203. Dâru’l-Kütübi’l-İlmiyye, Birinci bask›,
    Beyrut, 1998. (Ali el-Kâri, el-Meslekü’l-Mütekass›t fî’l-Mensekî’l-Mütevass›
    t adl› eseri ile bir arada).
    61
    hac niyeti ile ihrama girerek tavaf, vakfe ve sa’y yapar, böylece
    temettü hacc› yapm›ş olur.112

Hanefi, Malikî ve Şâfiî mezhepleri,
“Hac ve umreyi Allah için tamamlay›n” anlam›ndaki âyeti
delil getirerek hacc›n feshedilip umreye dönüştürülmesini caiz
görmemişler ve Hz. Peygamber’in bu konudaki uygulamas›n›n
ashaba özgü olduğunu söylemişlerdir.113
III. TAVAF
Sözlükte bir şeyin etraf›nda dönmek ve dolaşmak anlam›na
gelen “tavaf”; bir hac terimi olarak; Hacer-i Esved’in hizas›ndan
başlayarak Kâ’be’nin etraf›nda yedi defa dönmek demektir.
Bu dönüşlerin her birine şavt denir. Tavaf›n, Kâ’be’nin etraf›nda
yap›lmas› gerektiği şu âyet-i kerimeden anlaş›lmaktad›r:.
“Ve Beyt-i Atîk’i (Kâ’be’yi) tavaf etsinler”.114

  1. TAVAFIN ÇEŞİTLERİ
    Hükmü itibariyle farz, vacip, sünnet ve nafile olmak üzere
    dört çeşit, uygulamas› itibariyle “kudûm”, “ziyaret”, “veda”,
    “umre”, “nezîr”, “nafile” ve “tahiyyetü’l-mescîd” olmak üzere
    yedi çeşit tavaf vard›r.
    يقِ
    A
    وَلْيَطَّوَّفُوا بِالْبَيْتِ الْعَت
    وَاَتِمُّوا الْحَجَّ وَالْعُمْرَةَ ِِ
    62
    112 Makdisî, İbn Kudame,Muhammed Muvaffakuddîn Abdullah, el-Kâfî fî
    F›khi’l-İmami’l-Mübeccel Ahmed b. Hanbel, II, 396.
    el-Mektebü’l-İslâmî, beşinci bask›, Beyrut, 1988. Aliyyü’l-kârî,
    s.124. Müslim, Hac, 143; I, 885.
    113 Abdülğanî el-Mekkî, 329.
    114 Hac, 22/29.
    Hükümleri ve isimleri farkl›
    olsa da bu tavaflar›n›n hepsinin
    yap›l›şlar›, farzlar› (şartlar›
    ve rükünleri), vacipleri, şartlar›
    ve sünnetleri ayn›d›r.
    a) Kudûm Tavaf›
    Sözlükte bir yere gelmek
    veya varmak anlam›na gelen
    “kudûm” kelimesi, bir hac terimi
    olarak; “ifrad hacc›” yapanlar›
    n Mekke’ye vard›klar›
    nda yapt›klar› ilk tavaft›r. Bu
    tavaf›n yap›lmas› sünnettir.
    İfrad hacc› niyetiyle ihrama giren ancak Mekke’ye uğramadan
    doğrudan Arafat’a ç›kan kimseler ile Arafat vakfesinden önce
    âdetleri kesilmeyen kad›nlar›n kudûm tavaf› yapmalar› gerekmez.
    Kad›nlar adetli iken ihram girerler veya ihrama girdikten
    sonra adet görürlerse kudûm tavaf› yapmazlar. Arafat’a ç›kmadan
    önce temizlenirlerse kudûm tavaf› yaparlar.
    İhrama girip Mekke’ye vard›ktan sonra hemen kudûm tavaf›
    yap›lmay›p Arafat’a ç›k›ncaya kadar mazeretsiz olarak geciktirmek
    caiz ise de Mekke’ye var›r varmaz yap›lmas› daha faziletlidir.
    Çünkü Peygamberimiz (a.s.), Mekke’ye vard›ğ›nda ilk iş
    olarak abdest alm›ş, sonra da Kâ’be’yi tavaf etmiştir.115
    Mekkeliler ile H›ll ve Harem bölgelerinde ikamet edenler,
    kudûm tavaf› yapmazlar.

Şafiî mezhebine göre k›ran hacc› yapacak olanlar›n da Mekke’ye
vard›klar›nda yapacaklar› ilk tavaf Kudûm tavaf›d›r. Çün-
115 Buhârî, Hac, 62. II, 162.
63
kü K›ran hacc›na niyet edenlerin hem hac, hem de umre için bir
tavaf ve sa’y yapmalar› yeterlidir.116
“K›ran hacc› yapan” kimsenin hem umre hem de hac menasikini
hac aylar› içinde ayn› ihramla ayr› ayr› yapmas› gerekir.117
Dolay›s›yla bu kimsenin Mekke’ye vard›ğ›nda yapacağ› ilk tavaf,
temettu hacc›nda olduğu gibi umre tavaf›d›r.118
Kudûm tavaf›n›n ard›ndan hacc›n sa’yini yapacak olan erkekler
ve çocuklar, tavaf›n ilk üç şavt›nda “remel” yaparlar. Remel
yapmak âfâkiler için sünnettir. Remel yap›lan tavaflarda ›zt›ba
yapmak da sünnettir.
b) Ziyaret Tavaf›
Ziyaret veya diğer ad›yla ifâza tavaf›, hacc›n rüknüdür.
“Ve Beyt-i Atîk’i (Kâ’be’yi) tavaf etsinler”119 âyetinde kast
edilenin, bu tavaf olduğu hususunda din bilginleri aras›nda görüş
birliği vard›r. Ayette geçen “Tavaf etsinler” emri genel bir ifade
olduğu için, Mekkeli olan ve olmayan her hac› aday›n›n mutlaka
bu tavaf› yapmas› gerekir.
aa) Ziyaret Tavaf›n›n Geçerli Olmas›n›n Şartlar›:

  1. Arafat vakfesinin yap›lm›ş olmas›,
  2. Belirli vaktinde yap›lmas›.
    bb) Ziyaret Tavaf›n›n Vakti
    Kurban bayram›n›n ilk günü fecr-i sad›ğ›n doğmas› ile başlar.
    Daha önce yap›lmas› halinde geçerli olmaz. Çünkü bayram›n ilk
    gecesi fecrin doğuşuna kadar olan zaman, asl›nda Arafat vakfe-
    يقِ
    A
    وَلْيَطَّوَّفُوا بِالْبَيْتِ الْعَت
    64
    116 Tirmizî, Hac, 102.
    117 Kâsânî, II, 127. III, 283.
    118 Kinânî, II, 759-760.
    119 Hac, 22/29.
    sine tahsis edilmiştir. Bir rükne tahsis edilen zaman içinde başka
    bir rüknü yerine getirmek caiz olmaz.

Şafiî ve Hanbelî mezheplerine göre zilhicce ay›n›n dokuzunu
onuna bağlayan gecenin yar›s›ndan itibaren yap›labilir.120 Bu
görüşün sahipleri şu rivayetleri delil alm›şlard›r:
Hz.Aişe’den rivayet edilmiştir: “Peygamber (s.a.v) Kurban
bayram›n›n ilk gecesinde eşi Ümmü Seleme’yi (önceden) gönderdi.
O da fecr-i sad›ktan önce şeytan› taşlad›, sonra da gidip
ziyaret tavaf›n› yapt›.”121
Ebu Yusuf ve İmam Muhammed ile Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî
mezheplerine göre ziyaret tavaf›n›n bayram›n ilk üç günü
içinde yap›lmas› sünnettir. Ömrün sonuna kadar her hangi bir
vakitte de yap›labilir. Ancak mazeretsiz olarak üçüncü günden
sonraya b›rak›lmas› mekruhtur. Bu görüşte olanlar, şu hadis-i şerîf’i
delil alm›şlard›r:
عَلَيْهِ وَسَلَّمَ زُرْتُ قَبْلَ أَنْ أَرْمِىَ ا ُ R ل لِلنَّبِيِّ صَ َّ H قَالَ رَجُ
قَالَ لَا حَرَجَ قَالَ آخَرُ حَلَقْتُ قَبْلَ أَنْ أَذْبَحَ قَالَ لَا حَرَجَ
تُ قَبْلَ أَنْ أَرْمِىَ قَالَ لَا حَرَجَ f قَالَ آخَرُ ذَبَ ْ
عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بِأُمِّ ا ُ R عَنْ عَائِشَةَ أَﻧَّﻬَا قَالَتْ أَرْسَلَ النَّبِىُّ صَ َّ
رِ فَرَمَتِ الْجَمْرَةَ قَبْلَ الْفَجْرِ ثُمَّ مَضَتْ f سَلَمَةَ لَيْلَةَ النَّ ْ
فَأَفَاضَتْ
120 Kâsânî, II, 127.
121 Ebu Davud, Menasik, 66, II, 481.
65
Abdullah b.Abbas (r.a) tan rivayet edilmiştir:
Sahabeden biri Hz.Peygamber’e;
-”Şeytan taşlamadan ziyaret tavaf›n› yapt›m, (olur mu?” diye
sordu. Hz. Peygamber (a.s),
“Zarar› yok, (olur)” cevab›n› verdi.
Bir başka sahâbî,
-”Kurban kesmeden t›raş oldum, (olur mu)” diye sordu. Hz.
Peygamber (a.s.),
-”Zarar› yok, (olur)” buyurdu.
Bir başka sahâbî,
-”Şeytan taşlamadan kurban kestim (olur mu) diye sordu. Hz.
Peygamber (a.s.),
-”Zarar› yok (olur) buyurdu”.122
Bu rivayette de görüldüğü gibi hac amellerinin birbirinden
önceye al›nmas›ndan veya sonraya b›rak›lmas›ndan dolay› her
hangi bir ihlal söz konusu olmamakta ve ceza terettüp etmemektedir.
Kald› ki ziyaret tavaf›n›n son vaktini belirleyen bir delil de
mevcut değildir.
Ebu Hanife’ye göre farz tavaf›n, bayram›n ilk üç gününde
yap›lmas› vaciptir. Bu günlerde yap›lamayan farz tavaf daha
sonra yap›labilir, ancak vacip terk edildiği için dem gerekir.
c) Veda Tavaf›
Âfâkî hac›lar›n Mekke’den ayr›lmadan yapmalar› gereken
son tavafa veda veya sader (ayr›lma) tavaf› denir. “Sader” kelimesi
ayr›lma anlam›na gelir.
Veda tavaf›, hacc›n aslî vaciplerinden biridir.123
İmam Malik’e göre veda tavaf› sünnettir.
Hac menasikini tamamlay›p Mekke’den ayr›lacak olan hac›-
66
122 Buhârî, Eyman ve’n-Nüzur, 15, VII, 226.
123 Abdülğanî el-Mekkî, s. 79.
lar, Kâ’be ile vedalaşmak üzere veda tavaf›n› yaparlar. Peygamberimiz
(a.s);
“(Sizden) biri, son olarak Kâ’be’yi ziyaret etmeden (Mekke’den)
ayr›lmas›n”124 buyurmuştur.
Harem ve H›ll bölgesi sakinlerinin “veda tavaf›” yapmalar›
gerekmez. Yapmaya başlamalar› durumunda da bu tavaf› tamamlamalar›
gerekir. Çünkü başlanan bir ibadeti -nafile bile olsa

  • tamamlamak vaciptir.
    Âfâkî olup da Kurban bayram›n›n üçüncü gününden önce
    Mekke’de sürekli ikamete niyet edenler de veda tavaf› yapmazlar.
    Bu hususta görüş birliği vard›r.
    Ebû Hanîfe’ye göre bayram›n üçüncü gününden sonra Mekke’de
    sürekli ikamete niyet eden âfâkîlerin de “veda tavaf›” yapmalar›
    vaciptir.
    Veda tavaf›n› yapmadan yola ç›kan kimse, mîkât mahallini
    geçmemişse dönüp tavaf›n› yapmas› gerekir. Mîkat mahallini
    geçmişse art›k dönmesi gerekmez ancak vacibi terk ettiği için
    dem gerekir.
    Eğer Mîkat s›n›r›n› geçtikten sonra dönüp veda tavaf› yapmak
    isterse, mîkât mahallinde umre ihram›na girer, umreyi tamamlar,
    sonra “veda tavaf›” yapar, böylece ceza kalkar.
    Âdet ve loğusa halindeki kad›nlar›n veda tavaf› yapmalar› vacip
    değildir. Veda tavaf› yapmadan Mekke’den ayr›labilirler.
    Ancak bu durumdaki kad›nlar›n, Mescid-i Haram’›n kap›s›na gelip,
    dua ederek ayr›lmalar› müstehapt›r.
    Veda tavaf›n› yapacak olan kişi, “veda tavaf›” diye belirlemeden
    sadece tavafa diye niyet etse yeterlidir. Farz olan ziyaret tavaf›
    ndan sonra nafile tavaf yapm›ş ise, veda tavaf yapma imkân›
    اخِرُ عَهْدِهِ بِالْبَيْتِ A د حَتَّى يَكُونَ H لَا يَنْفِرَنَّ أَحَ
    124 Müslim, Hac, 379, I, 963.
    67
    bulamadan Mekke’den ayr›ld›ğ› takdirde, yapt›ğ› nafile tavaf veda
    tavaf› yerine geçer, her hangi bir şey laz›m gelmez.
    Veda tavaf›n› yapt›ktan sonra hemen Mekke’den ayr›lmak
    sünnet ise de ayr›lmay›p baz› işlerle meşgul olsa yeniden veda
    tavaf› yapmas› gerekmez.125

Şâfii mezhebine göre, veda tavaf›n›n, bütün işler bitirildikten
sonra tam yola koyulmak üzere iken yap›lmas› ve yap›ld›ktan
hemen sonra dönüş yolculuğuna başlanmas› vaciptir.
Tavaftan hemen sonra yola ç›kmay›p mazeretsiz olarak bekleyen
veya eşya sat›n almak, borç ödemek, arkadaşa uğramak,
hasta ziyaret etmek gibi yolculukla ilgili olmayan baz› işlerle
meşgul olan kimsenin veda tavaf›n› yeniden yapmas› gerekir.
Fakat tavaftan sonra, erzak sat›n almak, eşyay› bagaja vermek
gibi yolculukla ilgili baz› işlerle meşgul olan kimsenin –araya fas›
la girmiş olsa bile- yeniden tavaf yapmas› gerekmez.126
Veda tavaf› yapt›ktan sonra, Peygamberimiz (a.s.)’in yapt›ğ›
gibi iki rekat namaz k›lar, başkalar›na s›k›nt› vermeyecek ve izdihama
sebep olmayacak ise ve imkân bulursa Hacer-i Esved ile
Kâ’be’nin kap›s› aras›nda bulunan ve Mültezem denen yere gelir,
sağ eli Kâ’be’nin kap›s›na, sol eli de Hacer-i Esved’e doğru
açarak göğsünü ve yüzünü Kâ’be’nin duvar›na dayar ve bu vaziyette
dua eder.
Mültezem’de bu şekilde dua etme konusunda sahabeden Amr
b. Şuayb şöyle demiştir:
فَلَمَّا جِئْنَا دُبُرَ الْكَعْبَةِ قُلْتُ أَلَا تَتَعَوَّذُ قَالَ طُفْتُ مَعَ عَبْدِ ا ِ
S مِنَ النَّارِ ثُمَّ مَضَى حَتَّى اسْتَلَمَ الْحَجَرَ وَأَقَامَ بَ َْ نَعُوذُ بِا ِ
68
125 Kâsânî, II, 142-143.
126 Nevevî, el-İzâh, s. 405-412.
“(Ashaptan) Abdullah’la birlikte tavaf yapt›m. Kâ’be’nin arka
taraf›na geldiğimizde kendisine istiazede bulunmayacak m›-
s›n? dedim. Cehennem ateşinden Allah’a s›ğ›n›r›z dedi. Sonra
tavafa devam etti, Hacer-i Esved’i istilâm etti. Hacer-i Esved ile
Kâ’be’nin kap›s› aras›nda durdu. Kollar›n› iki yana açarak göğsünü,
yüzünü ve (yan tarafa aç›lm›ş) kollar›n› Kâ’be’nin duvar›-
na yaslad›. Sonra da; Resulüllah (s.a.v) in böyle yapt›ğ›n› gördüm
dedi.127
Mültezem’den sonra Hatim’e gider, alt›n oluğun alt›nda durup
dua eder, daha sonra zemzem içerek Mescid-i Haram’dan
ayr›l›r.128
d) Umre Tavaf›
Umre tavaf› bütün mezheplere göre umrenin farzlar›ndan biridir.
Bu tavaf›n ilk dört şavt› rükündür. Yedi şavta tamamlanmas›
ise vaciptir. Umre tavaf›n›n vakti, umre ihram›na girilmesinden
sonra başlar. Son vakti için bir s›n›r yoktur. Umre ihram›
nda iken her hangi bir vakitte yap›labilir.129
e) Nezir Tavaf›
Kâ’be’yi tavaf etmeyi adayan kimsenin bu adağ›n› yerine ge-
الرُّكْنِ وَالْبَابِ فَوَضَعَ صَدْرَهُ وَوَجْهَهُ وَذِرَاعَيْهِ وَكَفَّيْهِ هَكَذَا
ا ُ R صَ َّ هكَذَا رَأَيْتُ رَسُولَ ا ِ A وَبَسَطَهُمَا بَسْطًا ثُمَّ قَالَ
ُعَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَفْعَلُه
127 Ebu Davud. Menasik, 55, II, 452.
128 İbn Abidîn, Muhammed b. Emîn, Reddü’l-Muhtâr alâ’d-Dürri’l-Muhtâr
Şerhu Tenvîri’l-Ebsâr, II, 524. İstanbul, 1984.
129 Aliyyü’l-Kârî, el-Meslekü’l-Mütekass›t fi’l-Menseki’l-Mütevass›t, s. 158
(Abdülgani el-Mekki’nin İrşadü’s-Sari adl› eseriyle birlikte), Darü’lKütübi’l-
İlmiyye, Beyrut 1998.
69
tirmesi vaciptir. Nezredilen tavaf belli bir zaman ile kay›tlanm›ş
ise bu kayda uyulmas› gerekir.
f) Nafile Tavaf
Mekke’de bulunulan süre içinde farz ve vacip tavaflar d›ş›nda
yap›lan tavaflara nafile (tatavvu) tavaf denir.
Sahabeden Abdullah b. Abbas, tâbiînden Atâ b. Ebî Rebah,
Said b. Cübeyr ve Mücâhid b. Cebr’in görüşlerine göre; Mekkeli
olmayanlar›n Mekke’de bulunduklar› süre içinde Mescid-i Haram’da
nafile namaz k›lmaktan çok nafile tavaf yapmalar› daha
faziletlidir. Bu sebeple Mekkeli olmayanlar›n Mekke’de bulunduklar›
sürece nafile umre yerine nafile tavaf yapmay› tercih etmeleri
uygun olur.130
g)Tahiyyetü’l-Mescid Tavaf›
Kudûm, ziyaret, umre, veda ve nezir tavaf› yapmak durumunda
olmayan kimselerin Mescid-i Haram’a her gittiklerinde “Tahiyyetü’l-
Mescid” tavaf› yapmalar› müstehapt›r.
Yukar›da say›lan tavaflardan birinin yap›lmas› halinde bu tavaf,
“Tahiyyetü’l-Mescid” tavaf› yerine de geçer.131

  1. TAVAFIN GEÇERLİ OLMASININ ŞARTLARI
    a) Niyet
    Tavaf›n geçerli olmas› için niyet etmek şartt›r. Niyetsiz yap›
    lan tavaf geçerli olmaz. Ancak niyette farz tavaf, umre tavaf›,
    veda tavaf› şeklinde belirleme yap›lmay›p mutlak olarak “tavaf
    yapmaya” niyet edilse yap›lan geçerli olur. Mesela farz tavaf›
    yapmak isteyen bir kimse “farz tavaf› yapmaya niyet ettim” değil
    de “tavaf etmeye niyet ettim” dese bu tavaf farz tavaf olarak
    geçerli olur.

70
130 İbn Abidîn, II, 502. Nevevî, el-Mecmu’, VIII, 78.
131 Aliyyü’l-Kârî, 159.
Şafiî mezhebine göre “ziyaret” ve “kudûm” tavaf› için niyet
şart değildir. Çünkü hacca niyet edilirken bu tavaflara da niyet
edilmiş olur. Bu ikisinin d›ş›ndaki tavaflar için niyet etmek şartt›
r.132
Niyetin Hacer-i Esved hizas›n› geçmeden yap›lmas› gerekir.
Tavaf yapacak kimse, Hacer-i Esved’i geçtikten sonra niyet etse,
yapt›ğ› bu şavt geçerli olmaz. Şavt› tamamlamadan geri dönüp
tekrar Hacer-i Esved hizas›na gelirse, bu niyet geçerli olur. Geri
dönmezse yapt›ğ› ilk şavt geçerli olmaz, bundan sonra yapacağ›
şavt, ilk şavt olur.
b) Tavaf› Belirlenen Vakitte Yapmak.
Kudûm tavaf›, hac ihram›na girdikten sonra ve Arafat vakfesinden
önce,
Umre tavaf›, ihrama girdikten sonra;
Ziyaret tavaf›, kurban bayram›n›n birinci günü fecr-i sad›ğ›n
doğuşundan sonra,
Veda tavaf›, hac menâsikinin tamamlanmas›ndan sonra yap›l›r.


Şâfiî ve Hanbelî mezheplerine göre ziyaret tavaf›, zilhiccenin
dokuzunu onuna bağlayan gecenin yar›s›ndan itibaren yap›-
labilir.133
c) Tavaf› Kâ’be’nin çevresinde ve Mescid-i Haram’›n
içinde yapmak.
Kâ’be’nin etraf›nda (metafta) veya metaf› çevreleyen kapal›
k›s›mlarda ve buralar›n üst katlar›nda yap›lmas› gerekir. Mescidi
Haram’›n d›ş›ndan dolanarak yap›lan tavaf geçerli olmaz.
d) Tavaf›n en az dört şavt›n› yapmak.
Tavaf›n ilk dört şavt› farz, tavaf› yedi şavta tamamlamak vaciptir.
Dört şavt› yapan kimsenin tavaf› geçerli olur, eksik kalan
132 Nevevî, el-İzâh, s. 229.
133 Nevevî, el-İzâh, s. 348.
71
şavtlar usulüne uygun olarak telafi edilirse her hangi bir ceza gerekmez.
134


Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerinde ise tavaf› yedi şavta
tamamlamak farzd›r. Bu mezheplere göre bir şavt›n eksik b›-
rak›lmas› durumunda tavaf geçerli olmaz ve bunun ceza ile telafisi
de mümkün değildir. Eksik kalan şavt›n tamamlanmas› gerekir.
135

  1. TAVAFIN VACİPLERİ
    a) Tavaf› abdestli yapmak
    Tavaf yapan kişinin abdestsiz, cünüp, âdetli ve loğusa olmamas›
    gerekir.
    Peygamberimiz (a.s.) Mekke’ye geldiklerinde ilk iş olarak
    abdest alm›ş, sonra da Kâ’be’yi tavaf etmiş,136 âdetli olan eşi Hz.
    Aişe’ye,
    “Hac yapan kimsenin her yapt›ğ›n› yap, sadece Kâ’be’yi tavaf
    etme”137 buyurmuştur.
    Tavaf esnas›nda abdesti bozulan kişi tavaf› b›rak›p abdest
    alarak kald›ğ› yerden tavafa devam eder, dilerse tavaf› yeniden
    yapabilir.
    Tavaf› abdestsiz, cünüp, loğusa veya âdetli olarak yapan kimse
    henüz Mekke’den ayr›lmam›ş ise bu tavaf› yeniden yapar. Tavaf›
    yeniden yapmadan mîkât s›n›rlar›n›n d›ş›na ç›karsa ceza gerekir.
    (bk. 4. bölüm 2/e, f, g maddeleri)

بِالْبَيْتِ
A
C اَنْ لَاتَطُو w ى الْحَاجُّ غَ َْ
A
ى مَايَقْض
A
فَاقْض
72
134 bk. Hacda Kurallara Ayk›r› Davran›şlar ve Cezalar› bölümü
135 Kinânî, II, 781-783.
136 Buhârî, Hac, 62. III, 162-163.
137 Buhârî, Hayz 1. I, 77.
Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre tavaf eden kimsenin
cünüp, âdetli ve loğusa olmamas› ve abdestli bulunmas› tavaf›
n vacibi değil tavaf›n geçerli olmas›n›n şart›d›r. Dolay›s›yla
abdestsiz ve cünüp kimse ile âdetli ve loğusa olan han›mlar›n
yapt›klar› tavaf geçerli olmaz. Bu eksikliğin ceza ile telafi edilmesi
mümkün değildir. Mutlaka tavaf›n yeniden yap›lmas› gerekir.
Mâlikî mezhebine göre kad›n›n âdet döneminde iki kanama
aras›ndaki kesinti süresi temizlik hali say›l›r. Dolay›s›yla bu durumdaki
kad›n›n bu ara sürede gusledip ibadetlerini yapmas› gerekir.
Buna göre ziyaret tavaf›n› özel hali nedeniyle yapamayan
ve Mekke’den ayr›lmak zorunda kalan bir kad›n, arada kesinti
olmas› halinde gusledip ziyaret tavaf›n› yapabilir ve her hangi
bir ceza da gerekmez.138
Temettu hacc› yapmak üzere umre ihram›na girdikten sonra
âdet gördüğü için umre tavaf›n› yapamayan ve Arafat’a ç›kma
zaman›na kadar temizlenemeyen kad›n, umresini iptal eder, hac
ihram›na girer ve Arafat’a gider. Bu durumda yapt›ğ› hac ifrad
hacc› olur. Hac menâsikini tamamlad›ktan sonra, iptal ettiği umresini
kaza eder ve ceza olarak bir dem keser.


Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre bu durumdaki
bir kad›n, umresini iptal etmez, k›ran hacc›na niyet eder ve vakfesini
yapmak üzere Arafat’a gider. Arafat dönüşünde hac ve
umre niyetiyle bir tavaf ve bir sa’y yapar.139
b) Tavaf› Avret Mahalli Örtülü Olarak Yapmak
Tavaf esnas›nda kad›n ve erkeklerin avret yerlerini örtülü tutmalar›
gerekir. Cahiliyye döneminde insanlar, Kâ’be’yi ç›plak
138 Mâlik b. Enes, el-Esbahî, el- Müdevvenetü’l- Kübrâ, I, 171. Beyrut, 1999,
Kinânî, II, 767. Vehbe ez-Zuhaylî, el-F›khü’l-İslamî ve Edilletüh, I, 610.
Dimaşk, 1997.
139 Tirmizî, Hac, 102. III, 83-84.
73
olarak tavaf ederlerdi. Resulüllah (s.a.v), Kâ’be’ nin ç›plak olarak
tavaf edilmesini men etmiştir:
“Bu y›ldan sonra hiçbir müşrik haccetmez, Kâ’beyi hiçbir
ç›plak kimse tavaf etmez.”140
Dolay›s›yla veda ve ziyaret tavaflar›n› avret yerleri aç›k olarak
yapan kimsenin, tavaf› yeniden yapmas› gerekir. Yeniden
yapmazsa dem gerekir.
İmam Muhammed’e göre nafile tavaf› avret yeri aç›k olarak
yapan kimse, bu tavaf› Mekke’de iken yeniden yapmas› daha uygundur.
Ancak yeniden yapmay›p memleketine dönerse sadaka
vermesi gerekir.


Şâfiî mezhebine göre tavaf esnas›nda kad›n ve erkeklerin avret
yerlerinin örtülü olmas›, tavaf›n geçerlilik şartlar›ndan biridir.
Tavaf yapmakta olan bir kimsenin kendi kusur ve ihmali sebebiyle
avret yeri aç›l›rsa, tavaf›n avret mahalli aç›k olarak yap›lan
k›sm› geçersiz olur, geçersiz yap›lan k›sm›n yeniden yap›lmas›
gerekir. Fakat kendi kusur ve ihmali olmaks›z›n avret yeri aç›l›r
ve hemen örtünürse tavaf› bozulmaz.141
c) Teyamün
“Teyamün” sağdan yapmak demektir. Hacer-i Esved’in bulunduğu
köşe Kâ’be’nin sağ taraf› kabul edilir. Dolay›s›yla tavaf,
Kâ’be’nin sağ›ndan, sol omuz Kâ’be’ye dönük olarak yap›l›r.
d) Tavaf›n İlk Şavt›na Hacer-İ Esved’in Hizas›n› Geçmeden
Başlamak
Tavaf edecek kimsenin, tavafa Hacer-i Evsed’in hizas›n› geç-
نH ك وَلَا يَطُوفُ بِالْبَيْتِ عُرْيَا H  جُّ بَعْدَ الْعَامِ مُ ِْ o لَا َُ
74
140 Buhârî. Hac, 67, II, 164.
141 Nevevî, el-Mecmu’, VIII, 21.
meden başlamas› vaciptir. Hacer-i Esved’in hizas›n› geçtikten
sonra tavafa niyet ederse bu şavt geçerli olmaz.142
e) Tavaf› Yürüyerek Yapmak
Gücü yetenlerin tavaf› yürüyerek yapmalar› vaciptir. Dinen
geçerli bir mazereti olmaks›z›n tekerlekli sandalye ve benzeri
araçlarla yap›lan tavaf geçerli olmaz, bu tavaf›n yeniden yap›lmas›
gerekir. Yap›lmad›ğ› takdirde dem gerekir. Fakat geçerli
bir mazeret varsa tavaf, sandalye ve benzeri bir araçla yap›labilir.
Yürüyemeyecek kadar hasta, topal, kötürüm ve yaşl› olmak
dinen geçerli olan mazeretlerdir.


Şâfiî mezhebine göre, tavaf›n yürüyerek yap›lmas› vacip değil,
sünnettir.143
f) Tavaf› Hatim’in D›ş›ndan Yapmak
Tavaf›n Hatîm’in d›ş›ndan yap›lmas› vaciptir. Hatim’in içinden
yap›lan şavt geçerli olmaz, yeniden yap›lmas› gerekir. Çünkü
hatimin çevrelediği alan Kâ’be’den say›lmaktad›r. Bunu Hz.
Aişe’nin rivayet ettiği şu hadisten anlamaktay›z:
“Peygamber (s.a.v)’e sordum:
-Hatim Kâ’be’den midir?
-Evet, Kâ’be’dendir, dedi.
-Öyle ise neden Kâ’be’ye dahil etmediler? Dedim.
142 Kâsânî, II, 130; Abdülğanî el-Mekkî, 169.
143 Nevevî, el-Mecmu’, VIII, 37. Delil olarak şu rivayeti esas alm›şlard›r: Hz.
Aişe validemiz,
“Resulüllah (s.a.v) veda hacc›nda Kâ’be’yi deveye binmiş vaziyette tavaf
etti. Elindeki sopas›yla da Hacer-i Esved’i istilam ediyordu” demiştir.
(Nesâî, Menâsik, 140. V, 224.)
جَنِهِ f ٍ يَسْتَلِمُ الرُّكْنَ بِمِ ْ w بَعِ R حَجَّةِ الْوَدَاعِ حَوْلَ الْكَعْبَةِ عَ َ C ِ طَافَ رَسُولُ ا ِ
75
-Kavmin (Kureyşliler) Kâ’be’yi yeniden inşa s›ras›nda Hatimi
de içine alacak kadar geniş yapmak için yeterli paray› bulamad›,
dedi.
-Kâ’be’nin kap›s› neden yüksekte kalm›ş? Dedim.
-Kavmin dilediği kimselerin Kâ’be’ye girmelerine izin vermek,
istemediği kimselere de engel olmak için böyle yapt›. Kureyş,
cahiliye dönemini henüz geride b›rakm›ş olmasalard› ve
itiraz edeceklerinden çekinmemiş olsayd›m Hatim’i Kâ’be’ye
dahil eder ve Kâ’be’nin kap›s›n› da yer seviyesine indirirdim dedi.
144
g) Tavaf› Yedi Şavta Tamamlamak
Ziyaret, veda ve umre tavaflar›n›n ilk dört şavt›n› yapmak
farz, tavaf› yedi şavta tamamlamak ise vaciptir.


Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre tavaf›n yedi
şavta tamamlanmas› farzd›r.
h) Tavaf Namaz› K›lmak
Her tavaftan sonra iki rekat tavaf namaz› k›l›n›r. Bu namaz›n
birinci rekat›nda Fatiha’dan sonra Kâfirun, ikinci rekat›nda ise
İhlas suresi okunur. Namazdan sonra şu duan›n okunmas› müstehapt›
r:
هذَاالْمسَْجِدُ الْحَرَامُ وَبَيْتُكَ الْحَرَامُ وَاَنَا A هذَا بَلَدُكَ وَ A لّهُمَّ A اَل
عَبْدُكَ وَابْنُ عَبْدِكَ وَابْنُ أَمَتِكَ وَقَدْ جِئْتُكَ طَالِبًا مَرْضَاتَكَ
كُلِّ RA ى اِنَّكَ عَ
A
ْن‘ وَارْ َ
A
‚ ذلِكَ فَاغْفِرْ A بِ R وَأَنْتَ مَنَنْتَ عَ ََّ
رH ي
A
ىْءٍ قَد [َ
76
144 Buhârî, Hac, 42, II, 156.
“Allah’›m! Buras› senin beldendir. Şu da Mescid-i Haram ve
sayg›n evindir. Ben de senin kulunum ve kulunun çocuğuyum.
Buraya Senin r›zan› kazanmak için geldim. Sen de bunu bana
lütfettin. Beni bağ›şla ve bana merhamet et. Şüphesiz sen her şeye
gücü yetensin.”
Tavaf namaz› tavaf›n vacibi değil müstakil bir ibadettir. Bu
sebeple terkinden dolay› dem gerekmez. Ancak bu namaz› k›lmayan
kimse, günahkâr olur.


Mâlikî mezhebine göre tavaf namaz›n› k›lmayan kimseye
dem gerekir.
Şâfiî ve Hanbelî mezheplerine göre tavaf namaz› k›lmak
sünnettir.
Tavaftan sonra eğer kerahet vakti değilse bu namaz, geciktirilmeksizin
Makam-› İbrahim’in arka taraf›nda k›l›n›r. Ancak izdiham
varsa tavaf yapanlara engel olmamak için Mescid-i Haram’›
n her hangi bir yerinde k›l›nmas› daha uygun olur. Bu namaz
her hangi bir sebeple Mescid-i Haram’da k›l›namazsa Harem
d›ş›nda da k›l›nabilir.


Şâfiî mezhebine göre tavaf namaz› kerahet vaktinde de k›l›-
nabilir.145
Tavaf namaz› k›lmadan iki tavaf› peş peşe yapmak Hanefî ve
Malikî mezheplerine göre mekruhtur.146 Şâfiî ve Hanbelî mezheplerine
göre bunun bir sak›ncas› yoktur.147
145 bk. Nesai, Mevakit, 41. I, 284.
146 Nevevî, el-İzah, s. 246.
147 Kinânî, II, 853-860; Nevevî, el-Mecmu’, VIII, 72-73.
77

  1. TAVAFIN SÜNNETLERİ
    a) Tavafa başlarken Hacer-i Esved veya hizas›na “Rükni
    Yemânî” taraf›ndan gelmek ve Hacer-i Esved’in hizas›nda
    tavafa başlamak.
    b) Tavaf›n başlang›c›nda ve her şavt›n sonunda Hacer-i
    Evsedi istilâm etmek.
    Tavaf edecek kimse tavafa başlarken Hacer-i Esved hizas›na
    gelince durmaks›z›n “bismillahî Allahü ekber” diyerek Hacer-i
    Esved’i “istilâm” eder. Bunu tavaf›n her şavt›nda tekrarlar.
    Kalabal›k değilse ve kimseye eziyet vermeyecekse Hacer-i
    Esved’i öper.148 Hz. Ömer (r.a) Hacer-i Esved’i öpmüş ve; “çok
    iyi biliyorum ki sen faydas› da zarar› da olmayan bir taş parças›
    s›n. Eğer Rasulullah (a.s.)’in öptüğünü görmeseydim seni öpmezdim”
    demiştir.149 Kalabal›k varsa Hacer-i Esved-i öpmez. Hacer-
    i Esved’i öpmek müstehap, insanlar› itip kakmak ve onlara
    eziyet vermek ise günaht›r. Müstehap bir fiil îfa etmek için günah
    işlenmez.
    Her şavt›n baş›nda,
    “Allah’›m! Sana iman ederek, Kitab›n› tasdik ederek, Sana
    verdiğim sözü yerine getirerek Peygamberin Muhammed (s.a.v)
    in sünnetine uyarak Beytini tavaf ediyorum” der.
    Tavaf›n her şavt›nda “Rükn-i Yemânî” de istilâm edilir, ancak
    öpülmez. Konuyla ilgili olarak sahebeden Abdullah b. Ömer
    (r.a),
    يقًا بِكِتَابِكَ وَوَفَاءً بِعَهْدِكَ وَاتِّبَاعًا
    A
    يمَانًا بِكَ وَتَصْد
    A
    لّهُمَّ ا A اَل
    عَلَيْهِ وَسَلَّمَ ا ُ R َمَّدٍ صَ َّ Y لِسُنَّةِ نَبِيِّكَ ُ
    78
    148 İbn Mace, Menasik, 27. II, 981-982. Tirmizî, Hac, 37. III; 215.
    149 Buhârî, Hac, 50. II, 160. Ebû Dâvud, Menasik, 47, II, 439.
    “Resulüllah (s.a.v) tavaf›n her şavt›nda Rükn-i Yemani ile
    Hacer-i Esved’i istilâm etmeden geçmezdi” demiştir.150
    Hacer-i Esved’i istilâm, sünnet, Rüknü Yemânî’yi istilâm ise
    müstehapt›r. Diğer köşeler istilâm edilmez.151
    c) Remel yapmak
    Remel, koşmaks›z›n çal›ml› ve süratli bir şekilde yürümektir.
    Sonunda sa’y yap›lacak tavaflar›n ilk üç şavt›nda erkeklerin
    remel yapmalar› sünnettir. “Metaf”ta izdiham varsa “remel” yap›
    lmaz. Çünkü kalabal›kta remel yapmak mümkün olmaz. Remel
    yapacağ›m diye insanlara eziyet vermek kesinlikle doğru değildir.
    Remel esnas›nda şu duan›n okunmas› müstehapt›r:
    “Allah’›m! Hacc›m› mebrur, zenbimi mağfur, sa’yimi meşkur
    eyle.”
    d) Izt›ba yapmak
    Izt›ba”; omuzlara al›nan “rida”n›n bir ucunu sağ koltuk alt›ndan
    geçirip sol omuz üzerine at›p sağ omuzu ve sağ kolu aç›k b›-
    rakmak demektir.
    Erkeklerin kendisinden sonra sa’y yap›lacak tavaflarda ›zt›ba
    yapmalar› sünnettir. Ard›ndan sa’y yap›lmayan tavaflarda ›zt›ba
    yap›lmaz.
    Tavaf sona erince ›zt›ba da sona ereceğinden tavaf namaz› k›-
    l›n›rken aç›kta b›rak›lan omuz örtülür. Çünkü tavaf namaz›n›
    omuz ve kol aç›k iken k›lmak mekruhtur.
    ورًا وَسَعْيًا مَشْكُورًا وَذَنْبًا مَغْفُورًا > لّهُمَّ اجْعَلْهُ حَجًّا مَ ُْ A اَل
    عَلَيْهِ وَسَلَّمَ لَا ا ُ R صَ َّ عَنِ ابْنِ عُمَرَ قَالَ كَانَ رَسُولُ ا ِ
    كُلِّ طَوْفَةِ C يَدَعُ أَنْ يَسْتَلِمَ الرُّكْنَ الْيَمَانِىَّ وَالْحَجَرَ ِ
    150 Ebu Davud, Menasik, 48, II, 440-441.
    151 Tirmizî, Hac, 35. III, 213.
    79
    Peygamber efendimiz, ile ashab› Hudeybiye antlaşmas›n›n
    yap›ld›ğ› senede ifa edemedikleri umreyi ertesi sene kaza etmek
    üzere Mekke-i Mükerreme’ye girmelerinin arefesinde müşrikler,
    müslümanlar› kastederek “S›tman›n bitkin düşürdüğü bir topluluk
    yar›n Mekke’ye gelecek” diye dedikoduya başlam›şlard›.
    Peygamber efendimiz de, kendisinin ve ashab›n›n bitkin düşmediklerini,
    aksine güçlü olduklar›n› onlara göstermek maksad›yla
    Kâ’be’yi tavaf ederken remel ve ›zt›ba yapm›ş, ashab›n›n da
    böyle yapmalar›n› emretmiştir.
    Abdullah b. Abbas (r.a), “Resulüllah (s.a.v) ve ashab›, C’irâne’de
    umre için ihrama girdiler. Kâ’be’yi tavaf ederken remel
    yapt›lar ve ridalar›n› sağ koltuklar›n›n alt›na al›p ucunu da sol
    omuzlar›n›n üzerine atarak ›zt›ba yapt›lar” demiştir.152
    e) Tavaf› mümkün Oldukça Kâ’be’nin Yak›n›nda Yapmak
    Bu sünneti yerine getirmek için, erkekler, başkalar›na eziyet
    vermeden ve kendileri de eziyet görmeden mümkün olduğu kadar
    Kâ’be’ye yaklaşarak tavaflar›n› yaparlar.
    Kad›nlar, mümkün olduğu kadar tenha yerden tavaf etmeye
    çal›şmal›d›rlar.
    f) Müvâlât
    Tavaf›n şavtlar›n›, ara vermeden peş peşe yapmak sünnettir.
    Bir kimsenin tavaf esnas›nda abdesti bozulsa veya kendisinde
    ابَهُ f عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَأَصْ َ ا ُ R صَ َّ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ أَنَّ رَسُولَ ا ِ
    اعْتَمَرُوا مِنَ الْجِعْرَانَةِ فَرَمَلُوا بِالْبَيْتِ وَجَعَلُوا أَرْدِيَتَهُمْ تَحْتَ
    ى“ عَوَاتِقِهِمُ الْيُ َْ R آبَاطِهِمْ قَدْ قَذَفُوهَا عَ َ
    80
    152 Ebu Davud, Menasik, 50, II, 444. Kinânî, II, 801-808.
    guslü gerektiren bir hal vuku bulsa abdestini tazeler veya boy abdesti
    al›r, tavaf›na kald›ğ› yerden devam edebilir. Ancak tavaf›
    bütünüyle yeniden yapmas› daha faziletlidir. Tavaf tamamlanmadan
    ezan okunursa, tavafa ara verip namaz› k›ld›ktan sonra tavafa
    kald›ğ› yerden devam edebilir.
    Cenaze namaz› veya nafile bir namaz k›lmak için tavafa ara
    vermek mekruhtur.

Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre tavaf›n şavtlar›n› peş
peşe yapmak vacip, Şâfiî mezhebine göre sünnettir. Tavafa ara
veren kimsenin bu tavaf› yeninden yapmas› gerekir. Bu itibarla
tavaf›n şavtlar›n› ara vermeden yapmaya özen gösterilmelidir.153
g) Duâ etmek
Tavaf esnas›nda istenilen dua yap›labileceği gibi Kurân-› Kerim
de okunabilir. Ancak Peygamber efendimizin okumuş olduğu
dualar›154 okumak daha fazîletlidir. Buna göre;

  • Her şavt›n başlang›c›nda;
    وَلَاحَوْلَ > اَكْ َُ وَا ُ هَ اِلَّا ا ُ A وَلَااِل وَالْحَمْدُ ِِ انَ ا ِ f سُبْ َ
    يقًا
    A
    نًا بِكَ وَتَصْد • ي َ
    A
    لّهُمَّ ا A يمِ اَل
    A
    الْعَظ
    ّ
    R الْعَ ِ وَلَاقُوَّةَ اِلَّا بِا ِ
    153 Kinânî, II, 791-793. Nevevî, el-İzâh, s. 242.
    154 Peygamberimiz (a.s.) tavaf ederken
    diye dua etmeyi ve
    tesbihat›n› okumay› tavsiye etmiştir. İbn Mâce, Menasik, 32. II, 985-986.
    وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ اِلَّا بِا ِ > اَكْ َُ وَا ُ هَ اِلَّا ا ُ A وَلَا اِل وَالْحَمْدُ ِِ انَ ا ِ f سُبْ َ
    C الدُّنْيَا حَسَنَةً وَ ِ C اتِنَا ِ A خِرَةِ رَبَّنَا A الدُّنْيَا وَالْا C ى اَسْأَلُكَ الْعَفْوَ وَالْعَافِيَةَ ِ
    A
    لّهُمَّ اِنّ A اَل
    خِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ A الْا
    81
    “Allah’› noksan s›fatlardan tenzih ederim. Her türlü övgü Allah’a
    mahsustur. Allah’tan başka ilah yoktur. Allah en büyüktür.
    Kuvvet ve kudret ancak yüce ve azametli Allah sayesinde vard›r.
    Allah’›m! Sana iman ederek, Kitab›n› tasdik ederek, Sana verdiğim
    söze bağl› kalarak, Peygamberin Muhammed (a.s.)’›n sünnetine
    uyarak tavaf ediyorum”
  • Kâ’be’nin kap›s›n›n önünde veya hizas›nda;
    “Allah’›m! Bu ev senin evindir, bu harem senin haremindir,
    güvenlik senin güvenliğindir, buras›, cehennem ateşinden sana
    s›ğ›nanlar›n makam›d›r”
  • Rükn-i Yemanî ile Hacer-i Esved aras›nda;
    “Rabbimiz! Dünyada bize bir iyilik ver, âhirette de bir iyilik
    ver ve bizi cehennem azab›ndan koru” dualar›n›n okunmas› müstehapt›
    r.
    h) Tavaf› Huşu İle Yapmak
    Tavaf eden kimse, ibadet halinde bulunduğunun bilincinde
    olmal›, huşua ayk›r› davran›şlardan kaç›nmal›d›r.155
    خِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ A الْا C الدُّنْيَا حَسَنَةً وَ ِ C اتِنَا ِ A رَبَّنَا
    هذَا A لّهُمَّ اِنَّ الْبَيْتَ بَيْتُكَ وَالْحَرَمَ حَرَمُكَ وَالْأَمْنَ أمنك وَ A اَل
    مَقَامُ الْعَائِذِ بِكَ مِنَ النَّارِ
    ا ُ R َمَّدٍ صَ َّ Y بِكِتَابِكَ وَوَفَاءً بِعَهْدِكَ وَاتِّبَاعًا لِسُنَّةِ نَبِيِّكَ ُ
    عَلَيْهِ وَ سَلَّمَ
    82
    155 Kinânî, s.177, 180.
    ›) Tavaftan Sonra Zemzem İçmek
    Zemzem içerken e’ûzü besmele çekilir ve
    “Allah’›m! Senden yararl› ilim, bol r›z›k, her türlü dert ve
    hastal›ktan şifa istiyorum”156 diye dua edilir.
    Mümkün olursa zemzem ile abdest al›n›r, ancak zemzem istincada
    ve necasetlerin temizlenmesinde kullan›lmaz.
    Peygamberimiz (a.s.);
    “Zemzem hangi maksatla içilirse o maksat içindir” buyurmuştur.
    157
    i) Vücutta, Elbisede ve Metafta Necaset Bulunmamas›
    Tavaf eden kimsenin bedeninde, giysilerinde veya metafta
    pislik bulunmamas› sünnet,158 diğer mezheplere göre şartt›r.159
    Buna göre bir kimse elbise veya bedeninde necaset varken tavaf
    etse Hanefî mezhebine göre tavaf geçerli olur ancak bu kimse
    mekruh işlemiş olur. Diğer mezheplere göre bu tavaf geçerli
    olmaz, yeniden yap›lmas› gerekir.
    بَ لَهُ „ مَاءُ زَمْزَمَ لمِاَ ُِ
    فَاءً مِنْ كُلِّ [ ّى اَسْأَلُكَ عِلْمًا نَا فِعًا وَرِزْقًا وَاسِعًا وَ ِ
    A
    لّهُمَّ اِن A اَل
    دَاءٍ وَسَقَمٍ
    156 Tirmizî, Hac, 33. III, 211.
    157 İbn Mâce, Menâsik, 78. II, 1018.
    158 Abdülğanî el-Mekkî, 167; Nevevî, el-İzâh, s. 211-212; Kâsânî, II, 129.
    159 İbn Kudâme, IV, 626. Bu mezheplerin delilleri;
    “Beyti tavaf etmek de namaz (k›lmak) gibidir. Dolay›s›yla tavaf ederken
    fazla konuşmay›n” anlam›ndaki hadistir (Nesaî, Menasik, 136, V, 222.).
    ة فَاَقِلُّوا مِنَ الْكَلَامِ H اَلطَّوَافُ بِالْبَيْتِ صَلَا
    83
    Mescid-i Haram, Ka’be ve Mes’a’n›n d›ştan genel görünümü
    Mes’a’n›n İçten Görünümü
    84
    IV. SA’Y
    Sözlükte; iş yapmak, yürümek ve koşmak anlamlar›na gelen
    “Sa’y”; hac ibadeti ile ilgili bir terim olarak, hac veya umre için
    yap›lan bir tavaftan sonra, Mescid-i Haram’›n doğu taraf›nda bulunan
    Safa ve Merve tepeleri aras›nda, Safa’dan başlayarak dört
    kere gidip üç kere gelmek demektir.
    Safa’dan Merve’ye gidiş bir şavt, Merve’den Safa’ya dönüş
    de bir şavt olmak üzere sa’y toplam yedi şavttan ibarettir.
    Sa’y; Hz. İbrahim’in eşi Hacer’in, oğlu İsmail’e su bulmak
    için Safa ve Merve tepeleri aras›nda yedi sefer gidip gelmesine
    dayanmaktad›r. Onlar›n hat›ras›na binaen bu iki tepe aras›nda
    sa’y yap›lagelmiş, İslâm hacc›nda da sa’y yapmak meşru k›l›nm›
    şt›r. Şu ayet sa’yin meşru oluğunu ifade etmektedir.
    “Şüphesiz Safa ve Merve Allah’›n (dininin) nişanelerindendir.
    Onun için her kim hac veya umre niyetiyle Kâ’be’yi
    ziyaret eder ve onlar› tavaf ederse bunda bir günah yoktur”.
    160
    Ayette geçen “tavaf etmek”ten maksat, “sa’y etmek”tir.
    Sa’y, hacc›n aslî vacibidir. Meşru bir mazeret olmadan terk
    edilirse dem gerekir. Meşru bir mazeret sebebiyle terk edilirse
    bir şey gerekmez. Hastal›k, yol güvenliğinin bulunmamas› ve
    hapsedilmek gibi kişinin iradesi d›ş›nda oluşan mazeretler meşrû
    mazeretlerdir.*

فَمَنْ حَجَّ الْبَيْتَ اَوِاعْتَمَرَ عَائِرِ ا ِ [ اِنَّ الصَّفَا وَالْمَرْوَةَ مِنْ َ
ِمَا + فَلاَ جُنَاحَ عَلَيْهِ اِنَّ يَطَوَّفَ ِ

  • (Abdulğanî el-Mekkî, s. 66)
    160 Bakara, 2/158
    85
    Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre sa’y etmek hacc›
    n ve umrenin rükünlerinden biridir. Sa’y yap›lmazsa hac ve
    umre geçerli olmaz.161
    Sa’yin vacip mi rükün mü olduğu konusundaki ihtilaf; umre
    ile ilgili yukar›da zikredilen âyette hükmün aç›kça belirtilmemiş
    olmas› ve konu ile ilgili hadislerin farkl› yorumlanmas›ndan kaynaklanmaktad›
    r.
    Peygamberimiz (a.s.)
    “Sa’y edin, çünkü Allah sa’y etmeyi size yazd›” buyurmuştur.
    162
    Sa’yin farz olduğu görüşünde olanlar, bu hadisin, sa’yin farz
    oluşuna delil teşkil ettiğini, zira hadiste geçen “size yazd›” ifadesinin
    “size farz k›ld›” anlam›nda olduğunu söylemektedirler.163
    Hanefi bilginlere göre; yukar›da zikredilen sa’y ile ilgili âyetin
    delaleti zannîdir. Âyet, sa’yin farz olduğuna kesin olarak delalet
    etmez. Böyle bir delil ile bir amelin farz oluşu değil, ancak
    vacip oluşu sabit olur. Konu ile ilgili olarak zikredilen hadis ise
    zay›ft›r; sahih olduğu kabul edilse bile, sa’yin farz olduğunu kesin
    olarak ifade etmez. Çünkü “yazmak” ifadesi her zaman farziyet
    anlam› taş›maz.164
  1. SA’YİN FARZLARI (ŞARTLARI VE RÜKÜNLERİ)
    Sa’yin geçerli olmas› için yerine getirilmesi gereken şartlar vard›
    r. Bunlar› şu şekilde s›ralamak mümkündür:
    كَتَبَ عَلَيْكُمُ السَّعْىَ اِسْعَوْا فَاِنَّ ا َ
    86
    161 Şirbînî, II, 285. İbn Rüşd, s.278.
    162 Ahmed, VI, 420.
    163 Şirbînî, II, 285; İbn Rüşd, s. 278.
    164 Kâsânî, II, 133-134; İbn Hümâm, II, 471-472.
    a) Hac Sa’yini, İhrama Girdikten Sonra Yapmak
    Hac sa’yinin as›l vakti, farz tavaftan sonrad›r. Ancak hac için
    ihrama girmiş olan bir kimse, dilerse Arafat’a ç›kmadan önce nâfile
    bir tavaf›n peşinden hacc›n sa’yini yapabilir. Bu durumda
    sa’yin mutlaka ihraml› olarak yap›lmas› gerekir:
    İfrat veya k›ran hacc› yapanlar, isterlerse kudûm tavaf›n›n peşinden
    veya daha sonra Arafat’a ç›kmadan önce hacc›n sa’yini yapabilirler.
    Ancak kudûm tavaf›n›n peşinden yap›lmay›p daha sonra yap›
    ld›ğ› takdirde nafile bir tavaf›n peşinden yap›lmas› müstehapt›r.
    Temettü hacc› yapanlar, umreyi tamamlad›ktan sonra Arafat’a
    ç›kmadan önce hacc›n sa’yini yapmak isterlerse, hac niyeti ile
    ihrama girip nafile bir tavaf yapt›ktan sonra hacc›n sa’yini yapabilirler.
    Bu kimseler, ihrama girmeden hacc›n sa’yini yapamazlar.*
    Hacc›n sa’yi, Arafat vakfesinden önce yap›lmam›ş ise ziyaret
    tavaf›ndan sonra ihraml› veya ihrams›z olarak yap›labilir.
    b) Hac Sa’yini, Hac Aylar› Girdikten Sonra Yapmak
    Hac aylar›ndan önce hac için ihrama girilebilir ise de hacc›n
    menâsikinden hiç biri hac mevsiminden önce yap›lamaz, yap›ld›
    ğ› takdirde geçerli olmaz.
    Hacc›n sa’yini, kurban bayram›n›n 1, 2 ve 3. günlerinde (10,
    11 ve 12 Zilhicce) yapmayan kimse daha sonra ülkesine dönmeden
    sa’yini yapabilir, her hangi bir ceza da gerekmez.
    Eğer hacc›n sa’yini yapmadan önce ülkesine dönmüş ise, dînen
    geçerli bir mazereti de yoksa dem gerekir. Bu kimse Mekke’ye
    dönüp hacc›n sa’yini yapmak isterse, Mîkat s›n›rlar›n›
    geçmeden önce umre için ihrama girer, umresini tamamlad›ktan
    sonra nafile bir tavaf›n peşinden hacc›n sa’yini yapar, böylece
    dem cezas›ndan kurtulur.165
  • (Abdulğanî el-Mekkî, s. 193; Zuhaylî, III, 2229)
    165 Kâsânî, II, 135.
    87
    Dînen geçerli olan mazeret, hastal›k ve tabî afetler gibi mazeretlerdir.

Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerininin görüşü de bu yöndedir.
166
c) Geçerli Bir Tavaftan Sonra Yapmak
Sa’y, müstakil bir ibadet değildir, bu itibarla geçerli bir tavaftan
sonra yap›lmas› gerekir. Ancak tavaf›n hemen ard›ndan yap›
lmas› şart değildir, fas›la verilebilir, ancak fas›la verilmesi
mekruhtur.167
d) Sa’yi Safa ve Merve tepeleri aras›nda yapmak.
e) Sa’ye Safa Tepesinden Başlay›p Merve Tepesinde
Bitirmek.
Sa’ye Safa tepesinden başlanmazsa ilk şavt geçerli olmaz.
Çünkü Hz. Peygamber (a.s.,
“Sa’ye, Allah’›n ayette ilk önce zikrettiği Safa’dan başl›yoruz”
168 buyurmuş169 ve sa’ye Safa’dan başlam›şt›r.
f) Sa’yin En Az Dört Şavt›n› Yapmak
Sa’yin ilk dört şavt›n› yapmak rükün, yediye tamamlamak
ise vaciptir. Bir şeyin yar›s›ndan fazlas› o şeyin tamam› hükmündedir.
Bu itibarla en az dört şavt yapan kimse sa’yi yapm›ş
say›l›r. Geri kalan şavtlar yap›lmazsa her şavt için bir sadaka-i f›-
t›r gerekir. Sa’y bütünüyle terk edilirse dem gerekir.


بِهِ ‚A تَعَا نَبْدَأُ بِمَا بَدَأَ ا ُ
88
166 Bâşnefer, s. 218.
167 Kâsânî, 134. Şirbînî, II, 256.
168 “Şüphesiz, Safâ ve Merve Allah’›n (dininin) nişanelerindendir…” (Bakara,
2/158) ayeti kast edilmektedir.
169 Buhârî, Hac, 57. II, 161.
Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre sa’yi yedi şavta
tamamlamak rükündür.170 Çünkü Peygamberimiz (a.s.),
“Ey insanlar! Hac menâsikinizi (benden) al›n›z (öğreniniz)”
171 buyurmuş ve kendisi de sa’yi yedi şavt olarak yapm›şt›
r.172

  1. SA’YİN VACİPLERİ
    a) Gücü Yeten Kimsenin Sa’yi Yürüyerek Yapmas›
    Hanefî ve Mâlikî mezheplerine göre gücü yeten kimsenin
    sa’yi yürüyerek yapmas› vaciptir. Gücü yettiği halde sa’yi tekerlekli
    sandalye ile yapmak dem gerektirir.
    Hasta, yürüyemeyecek kadar yaşl› ve özürlü olanlar, tekerlekli
    sandalye ile sa’y yapabilirler.

Şâfiî ve Hanbelî mezheplerine göre sa’yi yürüyerek yapmak
sünnettir.
b) Sa’yi Yedi Şavta Tamamlamak
Sa’yin şavtlar›n› yediye tamamlamak vaciptir. Dördüncü şavttan
sonra terk edilen her şavt için sadak-i f›t›r gerekir.173


Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre ise yedi şavta tamamlamak
rükündür.174 Bir şavt eksik olsa bile sa’y geçerli olmaz.
َا النَّاسُ خُذُوا مَنَاسِكَكُمْ i اَ ُّ
170 Şirbinî, II, 255.
171 Nesâî, Menâsik, 220. V, 270
172 Tirmizî, Hac, 38; III, 216.
173 Abdülğanî el-Mekkî, s. 197.
174 Şirbînî, II, 255.
89
c) Umre’nin Sa’y’ini İhraml› Olarak Yapmak
Umre yapmak üzere niyet edip ihrama giren kimsenin, umre
sa’yini, umre tavaf›ndan sonra ihramdan ç›kmadan önce yapmas›
vaciptir.
Bir kimse umre tavaf›n› yapt›ktan sonra Sa’y yapmadan önce t›-
raş olup ihramdan ç›kar, Umre’nin Sa’y’ini ihrams›z olarak yaparsa
dem gerekir.
d) Safa ile Merve Aras›ndaki Mesafenin Tamam›n› Yürümek
Safa ile Merve aras›ndaki mesafe eksik b›rak›lmadan yürünmelidir.
Yürünen mesafenin toplam› 4 tam şavt› tamaml›yorsa Sa’y geçerlidir.
Ancak eksik b›rak›lan her şavt için sadaka-i f›t›r gerekir.(*)

  1. SA’YİN SÜNNETLERİ
    a) Sa’yi, tavaf› yapt›ktan ve tavaf namaz›n› k›ld›ktan sonra ara
    vermeden yapmak.
    b) Sa’yi abdestli olarak yapmak.
    c) Elbisede ve bedende namaza mani pislik (necaset) bulunmamas›.
    d) Hacer-i Esvedi istilâm ettikten sonra Safa tepesine doğru
    ilerlemek.
    e) Safa ve Merve tepelerine ç›k›ld›ğ›nda Kâ’be’ye yönelerek
    tekbir, tehlil ve salavat getirmek ve dua etmek. Dua s›ras›nda elleri
    açarak göğe doğru kald›rmak menduptur.
    f) Sa’yin her şavt›nda Kâ’be’yi görebilecek şekilde Safa ve
    Merve tepeleri üzerine ç›kmak. En üst k›s›mlara doğru t›rmanmağa
    çal›şmak ise mekruhtur.
    g) Her şavtta, Safa ile Merve tepeleri aras›ndaki iki yeşil ›ş›k
    aras›nda “hervele” yapmak. Kad›nlar hervele yapmazlar.
    90
  • Abdulğanî el-Mekkî, s. 197
    h) Sa’y s›ras›nda tekbir, tehlil ve dua ile meşgul olmak.175
    i) Sa’yin şavtlar›n› peş peşe yapmak.

Mâlikî mezhebine göre şavtlar› peş peşe yapmak sa’yin geçerlilik
şart›d›r. Bu şarta uyulmadan yap›lan sa’yin iade edilmesi
gerekir.

  1. SA’YİN YAPILIŞI
    Tavaf tamamlan›p Hacer-i Esved istilâm edildikten sonra
    sa’yin yap›lacağ› yere doğru ilerlenir. Safa tepesine yaklaş›ld›-
    ğ›nda,
    “Şüphesiz Safa ile Merve Allah’›n (dininin) nişanelerindendir.
    Onun için her kim hac veya umre niyeti ile Kâ’be’yi
    ziyaret eder ve onlar› da tavaf ederse bunda bir günah yoktur.
    Her kim gönlünden koparak bir hay›r işlerse şüphesiz
    Allah onu bilir, karş›l›ğ›n› verir”176 anlam›ndaki âyet okunur
    ve sa’ye niyet edilir.
    Umre sa’yinin niyetini,
    وَاطٍ [ الصَّفَا وَالْمرَْوَةِ سَبْعَةَ اَ ْ S يدُ اَنْ اَسْعَى مَا بَ َْ
    A
    ّى اُر
    A
    لّهُمَّ اِن A اَل
    ‚A تَعَا سَعْىَ الْعُمْرَةِ ِ
    فَمَنْ حَجَّ الْبَيْتَ اَوِاعْتَمَرَ عَائِرِ ا ِ [ اِنَّ الصَّفَا وَالْمَرْوَةَ مِنْ َ
    ا فَاِنَّ ا َ w ِمَا وَمَنْ تَطَوَّعَ خَ ًْ + فَلاَ جُنَاحَ عَلَيْهِ اَنْ يَطَوَّفَ ِ
    مH ي
    A
    ر عَل H اكِ [َ
    175 Müslim, Hacc, 272, 275. I, 933.
    176 Bakara, 2/158.
    91
    “Allah’›m! Senin r›zan için Safa ile Merve aras›nda yedi şavt
    olarak umrenin sa’yini yapmaya niyet ediyorum” diye;
    Hacc›n sa’yinin niyetini ise;
    “Allah’›m! Senin r›zan için Safa ile Merve aras›nda yedi şavt
    olarak hacc›n sa’yini yapmaya niyet ediyorum” diye yap›l›r.
    Sa’y yapacak kimse, Kâ’be görülebilecek kadar Safa tepesine
    ç›kar. Kâ’be’ye dönerek:
    Ve
    diye tekbir ve tehlil getirir, ellerini kald›rarak dua eder. Buradan
    Merve tepesine doğru yürümeğe başlar. Yürürken yine tekbir,
    tehlil ve dua ile meşgul olur. Yeşil ›ş›klarla belirlenmiş olan yere
    gelindiğinde erkekler “hervele” yapar. Sonra normal yürüyüşe
    devam eder. Merve tepesine yaklaş›ld›ğ›nda… ayetini
    okunur. Merve tepesine ç›k›p Kâ’be’ye döner, tekbir ve tehlil getirir,
    ellerini kald›r›p dua ve niyazda bulunur. Böylece bir şavt tamamlam›
    ş olur. Tekrar Safa tepesine doğru yürür. Yeşil ›ş›klar›n
    bulunduğu yerde yine erkekler süratli ve çal›ml› bir şekilde koşarak
    yürürler. Yürüyüş s›ras›nda tekbir, tehlil ve dua ile meşgul
    olur. Safa tepesine ulaş›ld›ğ›nda ikinci şavt› tamamlam›ş olur.
    Şavtlar Safa’dan Merve’ye dört gidiş ve Merve’den Safa’ya
    اِنَّ الصَّفَا
    يكَ لَهُ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ
    A
    „ وَحْدَهُ لَا َ هَ اِلَّا ا ُ A لَااِل
    رH ي
    A
    يْئٍ قَد [ كُلِّ َ RA عَ
    الْحَمْدُ وَ ِِ > اَكْ َُ اَ ُ > اَكْ َُ وَا ُ هَ اِلَّا ا ُ A لَااِل > اَكْ َُ اَ ُ > اَكْ َُ اَ ُ
    وَاطٍ [ الصَّفَا وَالْمرَْوَةِ سَبْعَةَ اَ ْ S عى مَا بَ َْ A يدُ اَنْ اَسْ
    A
    ّى اُر
    A
    لّهُمَّ اِن A اَل
    ‚A تَعَا سَعْىَ الْحَجِّ ِ
    92
    üç dönüş olmak üzere yedi şavt tamamlan›ncaya kadar devam
    eder. Şavtlar yap›l›rken tekbir ve tehlil d›ş›nda mesnun dualar
    veya Kur’ân okunur.
    V. ARAFAT VAKFESİ
    “Arafat”177, Mekke’nin 25 km. güney doğusunda ova görünümünde
    düz bir alan›n ad›d›r. Doğu, kuzey ve güneyi dağlarla
    çevrilidir.
    Hz. Adem ile Havva’n›n cennetten indirildikten sonra buluştuklar›
    yere “Arafat”, buluştuklar› güne “arefe” denilmiştir.178
    Arafat, H›ll bölgesinde Harem s›n›rlar› d›ş›nda kal›r. Harem
    s›n›r› ile Arafat aras›nda Urene vadisi, Arafat’›n ortas›nda “Cebel-
    i Rahme” (rahmet dağ›), bat›s›nda Nemîre Mescidi vard›r.
    Günümüzde Arafat, ağaçland›r›lm›ş ve dokuz oto yol ile Müzdelife’ye
    bağlanm›şt›r
    Hacc›n aslî rüknü olan vakfe, Arafat’ta yap›l›r.
    Sözlükte belirli bir yerde bir süre kalmak anlam›na gelen
    “vakfe”; bir hac terimi olarak, hac yapma niyetiyle ihrama girmiş
    olan bir kimsenin Zîlhicce ay›n›n 9. günü zevalden sonra
    Arafat’ta bir müddet kalmas› demektir.
    Arafat vakfesi yap›lmadan hac ibadeti yerine getirilmiş olmaz.
    Şu âyetler, Arafat vakfesine işaret etmektedir:
    “Arafat’tan ayr›l›p (Müzdelife’ye) ak›n edînce Meş’ari
    Haramda Allah’› an›n”.179
    عِنْدَ الْمشَْعَرِ الْحَرَامِ فَاِذَا اَفَضْتُمْ مِنْ عَرَفَاتٍ فَاذْكُرُوا ا َ
    177 Arafat kelimesi sözlükte; bilme, anlama ve tan›ma anlamlar›ndaki “a-r-f”
    kökünden türemiştir.
    178 Kurtubî, II, 415.
    179 Bakara, 2/198.
    93
    “Sonra insanlar›n ak›n ettiği yerden (Arafat’tan) siz de
    ak›n edin…”180
    Kureyşliler daha önceleri Müzdelife’de vakfe yaparlar, Harem
    ehli olduklar› gerekçesiyle Arafat vakfesi yapmazlard›.181
    Yüce Allah bu âyet ile Arafat’ta vakfe yap›lmas›n› kesin olarak
    emretmiştir. Peygamberimiz (a.s) da “Hac, Arafat’t›r”
    buyurmuştur.182
    اَلْحَجُّ عَرَفَةُ
    يضُوا مِنْ حَيْثُ اَفَاضَ النَّاسُ
    A
    ثُمَّ اَف
    94
    180 Bakara, 2/199.
    181 Müslim, Hac, 151-152. I, 893-894. Kâsânî, II, 125.
    182 Nesâî, Menâsikü’l-hacc›, 203. V, 256. İbn Mâce, Menâsik, 57.
    II, 1003. Tirmizî’nin rivayeti
    “Hac, Arafat’t›r, hac Arafat’t›r, hac Arafat’t›r” şeklindedir. Tirmizî, Tefsîr,
  2. V, 214. Ebû Dâvûd’un rivayeti ise,
    “Hac Arafat günüdür” şeklindedir. Menasik, 69. II, 485.
    اَلْحَجُّ يَوْمُ عَرَفَةَ
    ت H ت اَلْحَجُّ عَرَفَا H ت اَلْحَجُّ عَرَفَا H اَلْحَجُّ عَرَفَا
    تH اَلْحَجُّ عَرَفَا
    Vakfe’nin hacc›n rüknü olduğu konusunda ümmetin icma›
    has›l olmuştur.183
    Arafat vakfesinin şartlar›, vacipleri, sünnet ve müstehaplar›
    vard›r.
  3. Arafat Vakfesinin Rüknü
    Arafat vakfesinin bir rüknü vard›r, o da Arafat s›n›rlar› içerisinde
    belirlenen zaman diliminde k›sa bir süre bulunmakt›r.
    Bir kimse ihraml› olarak belirlenen zaman dilimi içerisinde
    bilerek veya bilmeyerek, uyan›k veya uyuyarak, ay›k veya bayg›
    n olarak, oturarak, yürüyerek veya vas›ta içerisinde, abdestli
    veya abdestsiz, cünüp, adetli ve loğusal›, niyetli veya niyetsiz k›-
    sa bir süre Arafat’ta bulunsa vakfe yapm›ş olur.
  4. Arafat Vakfesinin Geçerli Olmas›n›n Şartlar›
    Arafat vakfesinin geçerli olmas›n›n üç şart› vard›r:
    a) Hac için ihrama girmiş olmak
    b) Vakfeyi Arefe günü (9 Zilhicce) güneşin zeval noktas›na
    gelmesinden kurban bayram›n birinci günü (10 Zilhicce) fecr-i
    sad›ğa kadar olan süre içinde yapmak.

Hanbelî mezhebine göre vakfe, Arefe günü fecr-i sad›ktan
bayram›n birinci günü fecr-i sad›ğa kadar yap›labilir.
c) Vakfeyi Arafat’ta yapmak. Arafat s›n›rlar› d›ş›nda yap›lan
vakfe geçerli olmaz.


Mâlikî mezhebine göre, ayr›ca gecenin bir cüz’ünde Arafat’ta
bulunmak vakfenin geçerli olmas› için şartt›r. Güneş batmadan
önce Arafat’tan ayr›l›p bir daha dönmeyen kimsenin hacc›
bât›l olur.184
183 Kâsânî, II, 125. İbn Rüşd, I, 424.
184 İbn Rüşd, I, 426. Kurtubî, II, 417. İbn Kudâme, V, 24
95
Süresi içinde k›sa da olsa bir müddet Arafat’ta vakfe yapmayan
kimse hacca yetişememiş olur. Bu kimsenin daha sonraki
y›llarda yeniden haccetmesi gerekir.

  1. Arafat Vakfesinin Vacibi
    Arefe günü gündüz Arafat’a ç›km›ş olanlar›n güneş bat›ncaya
    kadar Arafat’ta beklemeleri vaciptir.
    Peygamberimiz (a.s.), güneş bat›ncaya kadar Arafat’ta beklemiştir.
    185
    Gündüz Arafat’ta bulunmay›p güneş batt›ktan sonra Arafat’a
    gelenler, Arafat vakfesini yapm›ş olurlar, bu kimseler için her
    hangi bir ceza da gerekmez.

Mâlikî mezhebine göre Arafat’ta güneş bat›ncaya kadar beklemek
gerekmez. Az da olsa gündüz Arafat’ta bulunmakla vacip
yerine gelmiş olur. Vakfe yapan kimse gündüz Arafat’tan ayr›lmas›
durumunda vakfesinin geçerli olabilmesi için geceleyin gelip
k›sa bir süre de olsa Arafat’ta bulunmas› gerekir.186

  1. Vakfenin Yap›lacağ› Yer
    Urene vadisi187 hariç Arafat’›n her taraf› vakfe yeridir. Peygamberimiz
    (a.s.),
    “ Arafat’›n her yeri vakfe yeridir”188
    وَارْتَفِعُوا عَنْ بَطْنِ عُرَنَةَ
    ف H عَرَفَةُ كُلُّهَا مَوْقِ
    96
    185 Ebû Dâvûd, Menâsik, 61, II, 467. Ahmed, I, 75.
    186 Kâsânî, II, 127. Şirbînî, II, 262-263. İbn Kudâme, V, 155
    187 İbn Mâce, Hac, I, 1002. Mâlik, Hac, I, 388. Ahmed, IV, 82. Kâsânî, II,
    151.
    188 Müslim, Hac, 149. I, 893.
    “(Ancak) Urene Vadisi’nden uzak durun” buyurmuştur.189
    Urene vadisi, Harem s›n›r› ile Arafat aras›ndaki mevkidir, Arafat’a
    dahil değildir.
    Mekke istikametinde bulunan Urene vadisi d›ş›nda Arafat’›n
    her hangi bir yerinde vakfe yapan kimse hacc›n bu aslî rüknünü
    yerine getirmiş olur.
  2. Vakfenin Yap›lacağ› Zaman
    Vakfenin yap›lacağ› zaman, Arefe günü (9 Zilhicce) güneşin
    zevalinden sonra başlar, kurban bayram›n birinci günü (10 Zilhicce)
    fecr-i sad›ğa kadar devam eder.
    Bu zaman diliminde Arafat’ta vakfe yapmayan kimse hacc›n
    bu aslî rüknünü yerine getirmemiş ve neticede hac yapmam›ş
    olur. Arefe günü öğle vaktinden önce, bayram›n birinci günü sabah
    namaz› vaktinin girdiği andan sonra yap›lan vakfe geçerli olmaz.
    “Fecir doğmadan önce Arafat’a yetişen kimse hac yapm›ş
    olur”,190
    “Kim Müzdelife gecesi sabah namaz›ndan önce Arafat’a gelirse
    hacc› tamam olmuştur”191 anlam›ndaki hadisler, Arafat vakfesinin
    son zaman›n› bildirmektedir.
    ْعٍ فَقَدْ تَمَّ حَجُّهُ ” فَمَنْ جَاءَ قَبْلَ صَلاَةِ الْفَجْرِ لَيْلَةَ َ
    وَمَنْ اَدْرَكَ عَرَفَةَ قَبْلَ اَنْ يَطْلُعَ الْفَجْرُ فَقَدْ اَدْرَكَ الْحَجَّ
    189 İbn Mâce, Menâsik, 55. II, 1002.
    190Tirmizî, Tefsîr, 3. V, 214
    191 İbn Mâce, Menâsik, 57. No: 3015. II, 1003. Bir diğer hadis şöyledir:
    “Kim Müzdelife gecesi sabah namaz›ndan önce Arafat’a gelirse hacc› tamam
    olmuştur” Ebû Dâvûd, Menasik, 69. II, 485.
    ْعٍ فَتَمَّ حَجُّهُ ” مَنْ جَاءَ قَبْلَ الصُّبْحِ مِنْ لَيْلَةِ َ
    97
    Peygamberimiz (a.s.) zevalden sonra vakfe yapm›ş192 ve
    “Hacc›n menâsikini benden al›n›z” buyurmuştur.193

Ahmed b. Hanbel’e göre Arafat vakfesinin zaman›, Arefe
günü fecri sad›kla başlar, bayram›n birinci günü fecr-i sad›kla
sona erer.
İmam Mâlik’e göre Arafat vakfesinin vakti, Arefeyi bayrama
bağlayan gece vaktidir. Az da olsa Arafat’ta geceleyin vakfe
yapmayan kimse Arafat vakfesi yapmam›ş say›l›r.
Arafat’ta vakfe yapmayan kimse hac yapmam›ş olur. Bu kimsenin
başka bir y›l yeniden hac yapmas› gerekir.194

  1. Arafat Vakfesinin Sünnetleri
    a) Arefe günü sabah› güneş doğduktan sonra Mina’dan Arafat’a
    hareket etmek.
    b) Zeval vaktinden önce Arafat bölgesinde bulunmak.
    c) Mümkünse vakfe için gusletmek.
    d) Öğle namaz› öncesinde Nemîre Mescidi’nde hutbe okunmas›.
    e) Oruçlu olmamak.
    f) Vakfe esnas›nda abdestli ve k›bleye yönelik bulunmak.
    g) Mümkün olduğu kadar vakfeyi “Cebelü’r-Rahme” denilen
    tepenin yak›n›nda yapmak.
    h) Öğle vakti olunca öğle ve ikindi namazlar›n› birleştirerek
    k›lmak (cem‘-i takdîm).
    ىّ مَنَاسِكَكُمْ
    A
    خُذُوا عَن
    98
    192 Kâsânî, II, 126
    193 Müslim, Hac, 310. I, 893.
    194 Kâsânî, II, 126-127. İbn Kudâme, V,24; Şirbînî, II, 262-264. İbn Rüşd, I,
  2. Kurtubî, II, 416.
    Peygamberimiz (a.s.) Arafat’ta öğle namaz› ile ikindi namaz›
    n› öğle vaktinde birleştirerek k›lm›şt›r.195
    Ebû Hanîfe’ye göre öğle ile ikindi namaz›n›n cem‘-i takdîm
    ile k›l›nabilmesi için; Arefe günü hac için ihraml› olarak Arafat’ta
    bulunmak ve namaz› Mescid-i Nemîre’de “cemâat-i kübrâ” ile
    k›lmak gerekir. Aksi halde her namaz kendi vaktinde k›l›n›r.
    Ebû Yûsuf ve İmam Muhammed ile Şâfiî, Hanbelî ve Mâlikî
    mezheplerine göre, Arefe günü hac için ihraml› olanlar›n,
    öğle ile ikindi namazlar›n›; ister Nemîre Mescidi’nde ister çad›rlarda,
    ister cemaatle, ister münferit olsun herkesin cem‘-i takdîm
    ile k›lmas› sünnettir.196
    Cem-i takdîm ile namaz şöyle k›l›n›r: Ezan okunduktan
    sonra önce öğle namaz›n›n ilk sünneti k›l›n›r, sonra kamet getirilir
    ve öğlenin farz› k›l›n›r, tekrar kamet getirilir ve ikindinin
    farz› k›l›n›r. İki farz aras›nda sünnet ve nafile k›l›nmaz. Her iki
    farzdan sonra telbiye ve teşrik tekbirleri okunur.
    ›) Vakfeyi, cem‘-i takdîm ile k›l›nan namazdan sonra yapmak.
    Vakfe esnas›nda ayakta durmak oturmaktan daha faziletlidir.
    i) Gün boyunca, Kur’an okumak, telbiye, zikir, tehlîl, tekbir,
    tespih, dua ve istiğfar gibi ibadetleri çokça yapmak.
    Mukim olanlar, Arafat’ta öğle ve ikindi namazlar›n› tam k›-
    larlar. Namazlar› tam k›lanlar da cem-i takdîm yaparlar.
    Hacda seferilik:
    Hanefî mezhebine göre Arafat öncesi Mekke’de 15 gün ve
    daha fazla, diğer mezheplere göre giriş ve ç›k›ş günleri hariç 4
    gün ve daha fazla kalan kimse mukîm say›l›r ve namazlar›n› tam
    k›lar. Bu sürelerden az kalacak olan kimse ise seferî say›l›r ve
    dört rekatl› namazlar› iki rekat olarak k›lar.197 Ancak İmam Ma-
    195 Nesâî, Menâsik, 201. V, 254.
    196 Kâsânî, II, 152-153. Şirbînî, II, 260. İbn Kudâme, V,12-13. İbn Rüşd, I,
    424-425.
    197 Kâsânî, II, 152. Şirbînî, II, 260. Tirmizî, Hac, 52, III, 229.
    99
    lik’e göre mukîm olsun misafir dolsun Arafat’ta herkesin namazlar›
    seferî olarak k›lmas› sünnettir.198
    Cemaatle k›l›nan namazlarda imam mukim ise namazlar› tam
    k›ld›r›r. Cemaat misafir de olsa imama uyarak namaz› tam k›lar.
    Arafat, Müzdelife ve Mina’da da hüküm ayn›d›r. (Kâsanî II, 152)
    Arafat vakfesi, Cuma gününe rastlarsa mukîm olsun veya misafir
    olsun Cuma namaz› Arafat’ta vakfe yapanlara farz olmaz.199
    VI. MÜZDELİFE VAKFESİ
    “Müzdelife”200, Arafat ile Mina aras›nda Harem s›n›rlar› içinde
    bir bölgenin ad›d›r. Mina ile Müzdelife aras›nda “Muhass›r
    Vadisi”, Müzdelife s›n›rlar› içerisinde Kuzeh dağ› üzerinde
    “Meşar-i Harem” ad›nda bir tepe vard›r.
    Akşam ile yats› namaz› cem edilerek k›l›nd›ğ› için Müzdelife
    bölgesine “cem’” ( ) ismi verilmiştir.201
    Kur’an-› Kerîm’de Müzdelife vakfesine,
    “Arafat’tan ayr›l›p (seller gibi Müzdelife’ye) ak›n edînce
    Meş’ar-i Haramda Allah’› an›n”202 anlam›ndaki âyet işaret etmektedir.
    Peygamberimiz (a.s.)
    هذِهِ هَهُنَا ثُمَّ اَقَامَ مَعَنَا وَقَدْ وَقَفَ قَبْلَ A مَعَنَا صَلاَتَنَا R مَنْ صَ َّ
    ذلِكَ بِعَرَفَةَ لَيْلاً اَوْﻧَﻬَارًا فَقَدْ تَمَّ حَجُّهُ A
    عِنْدَ الْمشَْعَرِ الْحَرَامِ فَاِذَا اَفَضْتُمْ مِنْ عَرَفَاتٍ فَاذْكُرُوا ا َ
    ْع”َ
    100
    198 Tirmizî, Hac, 52, III, 229.
    199 Kâsânî, II. 151-152. İbn Rüşd, I, 425. Kurtubî, II, 418-420. Şirbînî, II,
    260-263.
    200 Müzdelife kelimesi, ileri geçmek ve yaklaşmak anlam›ndaki “izdilâf” kökünden
    türemiştir.
    201 Kurtubî, II, 421. İbn Kudâme, V, 35.
    202 Bakara, 2/198.
    “Kim burada (Müzdelife’de) (sabah) namaz›n› k›lar, sonra
    bizimle burada bulunur, öncesinde gece veya gündüz Arafat’ta
    vakfe yaparsa hacc› tamam olmuştur.”203
    Müzdelife’de vakfe yapmak hacc›n vaciblerindedir.204
  3. Müzdelife Vakfesinin Rüknü
    Müzdelife s›n›rlar› içerisinde belirlenen zaman diliminde k›-
    sa bir süre bulunmak veya buradan geçmek rükündür.
    Bir kimse bilerek veya bilmeyerek, uyan›k veya uyuyarak,
    ay›k veya bayg›n, oturarak, yürüyerek veya vas›ta içerisinde, ab-
    203 Nesâî, Menasikü,, 211. V, 263. Ebû Dâvûd, Menâsik, 69. II, 487. Ahmed,
    IV, 261. Dârimî, Hac, II, 59. bk. İbn Mâce, Menâsik, 57, II, 1004.
    204 Kâsânî, II, 135-136. Şirbînî, II, 264-265. İbn Kudâme, V, 35.
    101
    destli veya abdestsiz, cünüp, adetli ve loğusal›, niyetli veya niyetsiz
    olarak Müzdelife Vakfesini yapsa vacip yerine getirilmiş
    olur.205
  4. Müzdelife Vakfesinin Geçerli Olmas›n›n Şartlar›
    a) Hac İçin İhraml› Olmak
    Diğer hac menasiki gibi Müzdelife vakfesi de ihrams›z geçerli
    olmaz.
    b) Arafat Vakfesini Yapm›ş Olmak
    Arafat vakfesini yapmayan kimsenin hacc›, dolay›s›yla Müzdelife
    vakfesi geçerli olmaz.
    c) Vakfeyi Müzdelife S›n›rlar› İçinde Yapmak
    Muhass›r vadisi d›ş›nda206 Müzdelife’nin her yerinde vakfe
    yap›labilir. Peygamberimiz (a.s.),
    “Müzdelife’nin her taraf› vakfe yeridir,”207
    “(Ancak) Muhassir Vadisi’nden uzak durun”208 buyurmuş,
    Akabe cemresine at›lacak taşlar› buradan toplatm›şt›r.209
    d) Vakfeyi Belirli Zaman İçinde Yapmak
    Müzdelife vakfesinin zaman›, bayram›n birinci günü fecr-i
    sad›ktan güneşin doğmas›na kadar olan süredir.

رٍِ
َسّY عُوا عَنْ بَطْنِ ُ ارْتَفِ وَ
فH اَلْمُزْدَلِفَةُ كُلُّهَا مَوْقِ
102
205 Kâsânî, II, 136. Şirbînî, II, 264.
206 Muhassir vadisi Mina’ya dahildir. Nesâî, Menâsik, 204. V, 258. Kâsânî,
II, 136.
207 Nesâî, Menâsik, 212. V, 265. Müslim, Hac, 310. I, 893.
208 İbn Mâce, Menâsik, 55. 3013. II. 1002.
209 Nesâî, Menâsik,, 204, 217, 218. V, 258, 268, 269.
Şâfiî ve Hanbelî mezheplerine göre Arefe gününü bayrama
bağlayan gecenin yar›s›ndan güneşin doğmas›na kadar geçen süredir.
(Gece yar›s›, güneşin bat›ş› ile fecr-i sâd›k aras›ndaki sürenin
ortas›d›r).210
Mâlikî mezhebine göre arefe günü akşam› güneşin bat›ş›ndan
bayram sabah› güneşin doğmas›na kadar olan süredir.211

  1. Müzdelife Vakfesinin Vacipleri
    Ebû Hanîfe ve İmam Muhammed’e göre Müzdelife’de akşam
    ve yats› namazlar›n› ister münferit ister cemaatle olsun, yats›
    vakti içinde cem’-i te’hîr ile k›lmak vâciptir. Abdullah ibn
    Ömer,
    “Allah’›n Elçisi, akşam namaz› ile yats› namaz›n› Müzdelife’de
    birleştirerek k›ld›. Akşam› üç, yats›y› iki rekat olarak bir
    kametle k›ld›” demiştir.212
    Hanefî mezhebinden Ebû Yusuf ile Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî
    mezheplerine göre Müzdelife’de akşam ile yats› namazlar›-
    n› cem-i te’hîr ile k›lmak sünnettir.
    Bu namazlar yats› vaktinin ç›kmas›ndan endişe edilmedikçe
    Arafat’ta veya yolda k›l›nmaz; k›l›nd›ğ› takdirde, henüz yats›
    vakti ç›kmadan Müzdelife’ye ulaş›l›rsa, Ebû Hanîfe ve İmam
    Muhammed’e göre yeniden k›l›n›r. Diğer müçtehitlere göre
    Müzdelife’ye ulaşmadan k›l›nmas› mekruh ise de k›l›nd›ğ› takdirde
    iadesi gerekmez.
    الْمغَْرِبَ R الْمغَْرِبِ وَالْعِشَاءِ بِجَمْعٍ صَ َّ S بَ َْ َعَ رَسُولُ ا ِ ”َ
    بِاِقَامَةٍ وَاحِدَةٍ S ثَلاَثًا وَالْعِشَاءَ رَكْعَتَ ِْ
    210 Kâsânî, II, 136. Şirbînî, II, 264. İbn Kudâme, V, 286-287.
    211 Başnefer, s.254.
    212 Müslim, Hac, 290. II, 938. Nesâî, Menâsik, 207. V, 260. Peygamberimizin
    Müzdelife’de akşam ile yats› cem ederek k›ld›ğ›na dair bir çok hadis vard›r.
    bk. Müslim, Hac, 276-290, 291, 292. İbn Mâce, Menâsik, 60. II, 1005.
    103
    Cem’-i takdîm ve cem’-i te’hîr ile k›l›nan namazlarda, iki
    farz aras›nda başka namaz k›l›nmas› mekruhtur. Bu sebeple akşam›
    n sünneti ve yats›n›n ilk sünneti k›l›nmaz. Yats›n›n son sünnetiyle
    vitir k›l›n›r. Cem-i te’hîr ile namaz, bir ezan ve bir kametle
    k›l›n›r. Yats› namaz› için ayr›ca ezan ve ikamet gerekmez.
    213
  2. Müzdelife Vakfesinin Sünnetleri
    a) Arefe gününü bayram gününe bağlayan geceyi burada geçirmek
    b) Vakfeyi Kuzeh dağ› üzerindeki Meş‘ar-i Harâm civar›nda
    yapmak
    c) Sabah namaz›n› erkence k›lmak
    d) Sabah namaz›ndan sonra telbiye, tekbir, tehlîl, zikir, dua
    ve istiğfar ile vakfeyi ortal›k ayd›nlan›ncaya kadar sürdürmek
    e) Ortal›k iyice ayd›nland›ktan sonra güneş doğmadan Mina’ya
    hareket etmek
    Sünnetlerin terk edilmesi ile bir ceza gerekmez, ancak sünneti
    terk eden kimse sünnet sevab›ndan mahrum kalm›ş olur.
    Mazereti olanlar›n, Müzdelife’den geçerek Mina’ya veya
    Mekke’ye gitmeleri caizdir. Nitekim Peygamberimiz (a.s), eşlerini
    ve zay›f kimseleri geceden Mina’ya göndermiştir.214
    VII. MİNA’DA YAPILAN GÖREVLER
    “Mina”, Müzdelife ile Mekke aras›nda Harem s›n›rlar› içinde
    bir bölgenin ad›d›r.
    Kurban bayram› günleri (Zilhicce 10, 11, 12 ve 13) Mina’da şeytan
    taşlama, kurban kesme ve t›raş olmak üzere 3 görev îfa edilir.
    Fecr-i sad›k’a kadar veya gecenin çoğunu Müzdelife’de geçirmek
    Hanefîlere göre sünnet; Şafiî ve Hanbeli’lere göre va-
    104
    213 Mergînânî, I. 146. Kâsânî, II, 154-155. Şirbînî, II, 264. İbn Rüşd, I, 427-
  3. İbn Kudâme, V. 29-30. Kurtubî, II, 428
    214 Nesâî, Menâsik, 208, 214. V, 261-262, 266.
    cip; Malikîlere göre gecenin herhangi bir saatinde k›sa bir sürede
    olsa bulunmak vacip, fecr-i sad›k’a kadar gecelemek ise sünnettir.*
  4. REMY-İ CİMAR
    Sözlükte küçük taşlar atmak anlam›na gelen “remy-i cimar”,
    bir hac terimi olarak “cemerat” diye adland›r›lan belli yerlere
    belli zamanda ve belli say›da taş atmak demektir.
    Yüce Allah, İbrahim Peygambere, oğlu İsmail’i kurban etmesini
    emrettiğinde şeytan bu emri yerine getirmelerine engel olmaya
    çal›şm›şt›. Bunun üzerine Hz. İbrahim, eşi Hacer ve oğlu
    İsmail, şeytan›n bu tuzağ›n› fark edip onu taşlam›şlard›. İşte
    “remy-i cimar”, bu olay› sembolize etmektedir. Burada şeytana
    karş› direniş ve protesto söz konusudur.215
    Şeytan taşlama vazifesi, Mina’da Kurban bayram› günlerinde
    îfa edilir. Şeytan taşlama ittifakla hacc›n aslî vaciplerinden biridir.”
    216 Bu görevin terk edilmesi dem gerektirir.
    Şeytan taşlama günlerinde Mina’da gecelemek sünnettir.

Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre kurban bayram›
n›n 1. gününü 2. gününe, 2. gününü 3. gününe ve eğer dördüncü
günü kalacaksa 3. gününü 4. gününe bağlayan gecenin yar›-
dan çoğunu Mina’da geçirmek vaciptir. Mazeretsiz olarak bu
görevin terki dem gerektirir.217


  • Başnefer, s. 254.
    215 Taberî, XII, 23/83-85. Zuhaylî, III, 2253.
    216 Serahsî Şemsüddîn, el-Mebsut, IV, 65. Dârü’l-Marife, Beyrut, 1993. Nevevî,
    el-Mecmu’ VIII, 164; Makdisi, eş-Şerhü’l-Kebir, V, 123; Başnefer,
  1. bk. Müslim, Hac, 310, I, 943.
    217 Nevevî, el-İzah, 359; İbn Kudame, V, 46-47; Abdülganî el-Mekkî, s. 260.
    Cezirî, 668.
    105
    Mina’da şeytan›n taşland›ğ› “Cemerat” diye an›lan üç yer
    vard›r.
  2. “Cemre-i Suğrâ” (Küçük Cemre): Mescid-i Hayf taraf›ndad›
    r. Bu cemreye halk aras›nda “Küçük Şeytan” denir.
  3. “Cemre-i Vustâ” (Orta Cemre): Mekke cihetinde Küçük
    Cemreden sonra 150 m. mesafede yer al›r. Bu cemreye halk aras›
    nda “Orta Şeytan” denir.
  4. “Cemre-i Akabe” (Büyük Cemre): Mina’n›n Mekke istikametindeki
    s›n›r›nda yer al›r. Bu cemreye halk aras›nda “Büyük
    Şeytan” denir.
    a) Remy-i Cimar’›n Vakti, Hükmü Ve Uygulanmas›
    Cemrelere taş atman›n zaman›, kurban bayram› günleridir.
    Bu günlerin ilkine “Yevm-i Nahr” (Kurban Kesme Günü), kalan
    üç güne ise “Eyyam-› Teşrik” (Teşrik Günleri) denir. İlgisi nedeniyle
    bu günler, “Eyyam-› Mina” (Mina Günleri) olarak da an›-
    l›r.
    106
    aa) Bayram›n Birinci Günü
    Bayram›n birinci günü, büyük şeytan denilen Akabe Cemresi’ne
    yedi taş at›l›r. Bu taşlar›n at›lma zaman›; Hanefi ve Mâlikî
    mezheplerine göre fecr-i sad›ktan itibaren başlar, ikinci gün,
    fecr-i sad›ğa kadar devam eder. Bu zaman diliminde taşlar at›lmazsa
    dem gerekir.
    Ebû Yusuf ile İmam Muhammed’e göre, vaktinde at›lamayan
    taşlar, bayram sonuna kadar kaza şeklinde at›labilir ve bundan
    dolay› ceza da gerekmez.218

Şâfiî ve Hanbelî mezheplerine göre, Akabe Cemresi’ne taş
atma Arefe gününü birinci gününe bağlayan gece yar›s›ndan itibaren
başlar, bayram›n 4. günü güneşin batmas›na kadar devam
eder. Bu günde at›lmas› gereken taşlar bayram›n dördüncü günü
güneş bat›m›na kadar at›lsa caiz olur, her hangi bir ceza da gerekmez.
219
Bayram›n birinci günü Mina’ya gelindiğinde yukar›da zikredilen
süre içerisinde Akabe cemresine gidilir. Uygun bir yerden
رَغْمًا لِلشَّيْطَانِ وَحِزْبِهِ > اَكْ َُ اَ ُ بِسْمِ ا ِ
218 Abdülganî el-Mekkî, 245-247; İbn Kudame, III, 46-47; Cezîrî, I, 668. Şirbînî,
II, 271.
219 Nevevî, el-İzah, s. 311. Serahsî, IV, 65; Kinânî, III, 1213; Makdisi, eş-Şerhü’l-
Kebir, V, 89.
F›k›h kaynaklar›nda; bayram›n birinci günü Cemre-i Aka’be’ye at›lacak
taşlar›n güneşin doğuşundan sonra at›lmas›n›n müstehap, zeval vaktinden
sonra at›lmas›n›n caiz, güneş bat›m›ndan sonra at›lmas›n›n mekruh
olduğu şeklindeki görüşler yer almaktad›r. Geceleyin taş atman›n mekruh
görülmesi, yeterli ayd›nlatman›n yap›lamad›ğ› eski devirlerde gece karanl›
ğ›nda at›lan taşlar›n yerini bulamamas› ve başkalar›na zarar verme ihtimali
bulunmas› ihtimalinden kaynaklanmaktad›r. Günümüzde bu tür sak›
ncalar ortadan kalkt›ğ›ndan geceleyin taş at›lmas› mekruh olmaktan ç›km›
şt›r.
107
“Allah’›n ad›yla… Allah en büyüktür, şeytan ve taifesini kastederek
taş at›yorum220 duas› okunarak taşlar at›l›r.221
Nohut büyüklüğündeki taşlar, sağ elin baş parmağ›yla işaret
parmağ›n›n uçlar› aras›nda tutulur, kol fazla kald›r›lmadan at›l›r.
Taşlar at›ld›ktan sonra beklenmeksizin oradan uzaklaş›l›r.
Dua etmek için beklenmez, dua yürürken yap›l›r.
Cemre-yi Akabe’ye ilk taş›n at›lmas›yla telbiyeye son verilir.
Temettu veya k›ran hacc› yapan kimse, bayram›n birinci günü
Akabe Cemresi’ne taş att›ktan sonra kurban›n› keser veya vekâleten
kestirir. Günümüzde kurbanlar, daha önce paras› yat›r›lmak
suretiyle İslâm Bankas› arac›l›ğ› ile kestirilmektedir. T›raş
olup ihramdan ç›kar. Böylece birinci “tehallül” gerçekleşir.
108
220 İbn Âbidîn, II, 513. bk. Nesâî, Menâsik, 204. V, 258.
221 İbn Âbidîn, II, 513
Bundan sonra “cinsel ilişki” d›ş›ndaki bütün ihram yasaklar› sona
erer.
Bundan sonra Mescid-i Haram’a gidip ziyaret tavaf›n› yapar.
Böylece “ikinci tehallül” de gerçekleşmiş ve ihramla ilgili bütün
yasaklar kalkm›ş olur. Daha önce yapmam›şsa hac sa’yini
yapar.
Tavaf ve Sa’yini yapan kimse, Mina’ya döner, bayram›n 1, 2
ve 3. günlerinde (eyyam-i teşrik) Mina’da geceler. Eyyam-i Teşrik
gecelerini Mina’da geçirmek sünnettir. Bu sünnet terk edilirse
her hangi bir ceza gerekmez. Günümüzde mevcut şartlar sebebiyle
Eyyam-i Teşrik geceleri Mina’da geçirilmemektedir.


Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre Eyyam-i Teşrik
gecelerini Mina’da geçirmek vaciptir.222
Bayram›n birinci günü Akabe Cemresi’ne at›lacak yedi taş›n
Müzdelife’de toplanmas› müstehapt›r. Diğer günlerde cemrelere
at›lacak taşlar, Müzdelife, Arafat, Mina, Mekke veya her hangi
bir yerden toplanabilir.
Cemrelere at›lacak taşlar›n cemrelerin yan›ndan veya temiz
olmayan yerlerden toplanmas›, büyük taşlar›n k›r›larak küçük
parçalara bölünmesi mekruhtur.
bb) Bayram›n İkinci ve Üçüncü Günleri:
Bayram›n ikinci ve üçüncü günleri cemrelere taş atma zaman›,
zevalden sonra başlar, fecr-i sad›ğa kadar devam eder. Peygamberimiz
(a.s) ikinci ve üçüncü günde cemrelere taş› öğleden
sonra atm›şt›r.223
Öğle vaktinden önce ve fecr-i sad›ktan sonra at›lan taşlar ge-
222 Şirbînî, II, 265.
223 Ahmed, I, 328. Ebu Hanife’ye göre bayram›n 3. günü Mina’dan ayr›lacak
olan kimsenin, bu günün taşlar›n› zevalden önce atmas› caizdir. Abdülganî
el-Mekkî s. 265-267.
109
çerli olmaz. Öğleden sonra at›lmas› gereken bu taşlar at›lmaz ve
kurban bayram›n›n 4. günü güneş bat›ncaya kadar kaza da edilmezse
dem gerekir.224
Bayram›n ikinci ve üçüncü günü s›ras›yla küçük, orta ve büyük
şeytana yedişer taş at›l›r. Bu s›raya uymak sünnettir. S›raya
uyulmamas› durumunda her hangi bir ceza gerekmez.


Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre s›raya uyulmas›
ise vaciptir. Bu mezheplere göre s›raya uyulmad›ğ› takdirde
dem gerekir.
cc) Bayram›n Dördüncü Günü:
Bayram›n dördüncü günü Mina’da kalmayacak olan kimseler
bugünün taşlar›n› atmakla yükümlü değillerdir.
“Kim iki gün içinde acele edip (Mina’dan Mekke’ye) dönerse,
ona günah yoktur. Kim geri kal›rsa, ona da günah
yoktur”225 anlam›ndaki âyet buna işaret etmektedir..
Bayram›n dördüncü günü Mina’da kalmayacak olan kimsenin,
üçüncü günün taşlar›n› att›ktan sonra fecr-i sad›ktan önce
Mina’dan ayr›lmas› gerekir. Belirlenen zamanda ayr›lmazsa dördüncü
günün taşlar›n› da atmas› gerekir.


Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre bayram›n dördüncü
günü Mina’da kalmayacak olan kimsenin üçüncü günü
güneşin batmas›ndan önce Mina’dan ayr›lmas› gerekir.
Bayram›n üçüncü günü Mina’dan ayr›lmaya “Nefr-i Evvel”
denir.
فَلاَ اِثْمَ عَلَيْهِ وَمَنْ تَأَخَّرَ فَلاَ اِثْمَ عَلَيْهِ S يَوْمَ ِْ
A
C فَمَنْ تَعَجَّلَ
110
224 Şevkânî, Muhammed b. Ali, Neylü’l-Evtâr. IV, 308. Bask› yeri ve tarihi
yok.
225 Bakara, 2/203.
Dördüncü günün taşlar›n› atma zaman›, zevalden sonra başlar
güneşin batmas›yla sona erer.
Bu günün taşlar› da önce küçük, sonra orta ve daha sonra da
büyük şeytana olmak üzere yedişer taş at›l›r.
dd) Cemrelere At›lan Taşlar›n Say›s›
Şeytan taşlamada;
Birinci gün, Akabe Cemre’sine 7,
İkinci gün, küçük, orta ve büyük cemrelere yedişerden 21,
Üçüncü gün, küçük, orta ve büyük cemrelere yedişerden 21,
Dördüncü gün, küçük, orta ve büyük cemrelere yedişerden 21
olmak üzere toplam 70 taş at›l›r.
Bayram›n üçüncü gününde Mina’dan ayr›lan kimse, dördüncü
günü taş atmayacağ› için ilk üç günde toplam 49 taş atm›ş
olur.
Dördüncü günü at›lacak taşlar toplanm›ş ise bu taşlar uygun
bir yere b›rak›l›r.
Ebû Hanîfe’ye göre bayram›n dördüncü günü Mina’da kalanlar
için, bu günün taşlar›n›n zeval vaktinden önce cemrelere
at›lmas› caiz, Ebû Yusuf ve Muhammed’e göre caiz değildir.226
ee) At›lmayan Taşlar›n Kazas›
Taşlar, her gün için belirlenen zamanda at›lmazsa ertesi günü
veya en geç dördüncü gün güneş bat›m›ndan önce at›lmal›d›r,
aksi takdirde dem gerekir.
Sadece Ebû Hanîfe’ye göre her gün at›lmas› gereken taşlar
zaman›nda at›lmazsa daha sonra kaza edilmez. Zaman›nda at›lmad›
ğ› için dem gerekir.227
226 Serahsî, IV, 68. Nevevî, el-Mecmu’,VIII, 207, 226. Kinânî, III, 1210,
1216,1217. Abdülganî el-Mekkî, s. 267.
227 Makdisi, eş_Şerhü’l-Kebir, V, 89. Abdülganî el-Mekkî, s. 268. Cezirî, I,
668; Nevevî, el-İzâh, 366.
111
b) ŞEYTAN TAŞLAMANIN GEÇERLİ OLMASININ
ŞARTLARI

  1. At›lan taşlar›, dikili sütunlara isabet ettirmek veya yak›
    nlar›na düşürmek
    Uzağa düşen taş geçerli olmaz.
  2. Taşlar›, cemrelere el ile f›rlatarak atmak
    Taş›n at›lmas› gereken yere el ile konmas› halinde at›ş geçerli
    olmaz.
  3. Taş›n, at›lmas› gereken yere atan›n fiili sonucunda
    ulaşm›ş olmas›.
  4. Taşlar›n her birini ayr› ayr› atmak
    Taşlar›n hep birden at›lmas› halinde tek taş at›lm›ş say›l›r.
  5. Meşru mazereti bulunmayan kimselerin, taşlar› bizzat
    kendilerinin atmas›
    Bu kimselerin taşlar›n› başkalar›na att›rmalar› geçerli olmaz.
    Hastal›k, yaşl›l›k, kötürüm olmak, çok zay›f olup izdihamdan
    zarar görecek halde bulunmak ve benzeri durumlar meşru mazerettir.
    Bu tür mazereti olan kimseler taşlar›n› vekaleten başkalar›
    na att›rabilirler. Vekâletin câiz olabilmesi için, kişinin mutlaka
    bizzat taş atmaktan âciz olmas› gerekir.Vekil olanlar, önce kendi
    taşlar›n›, daha sonra vekili olduğu kimselerin taşlar›n› atarlar.
    228
  6. At›lan şeyin, taş veya taş hükmünde olmas›
    Kurumuş çamur, tuğla, kiremit ve mermer parças› taş hükmündedir.
    Demir, tahta, plastik ve benzeri taş ve toprak cinsinden
    olmayan şeylerin at›lmaz› caiz değildir.

Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre at›lan şey mutlaka
taş olmal›d›r.
112
228 Nevevî, el-Mecmu’,VIII, 221.

  1. Taşlar›n, belirlenen vakitler içinde at›lmas›.
  2. At›lmas› gereken taşlar›n tamam›n› veya en az dördünü
    atmak
    Cemreye taş atma görevinin yerine getirilmiş olabilmesi için
    en az dört taş at›lmas› gerekir. Dört taştan sonra eksik b›rak›lan
    her taş için bir fitre miktar› sadaka verilir.229
    c) ŞEYTAN TAŞLAMANIN SÜNNETLERİ
  3. Tertibe uymak.
    Önce küçük, sonra orta, daha sonra büyük cemreye taş at›l›r.
    Bu s›raya uymak Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre
    ise vaciptir. Bu mezheplere göre tertibe uymayanlar›n taşlar›-
    n› yeniden atmalar› gerekir. Atmad›klar› takdirde dem gerekir.
  4. Akabe cemresine at›lacak taşlar› Müzdelife’de toplamak.
    Diğer cemrelere at›lacak taşlar, cemarat d›ş›nda her hangi bir
    yerden toplanabilir.
  5. Mina’ya var›r varmaz ilk iş olarak cemreyi taşlamak.
  6. Akabe cemresine ilk taş› atmakla birlikte telbiyeye son
    vermek
  7. Taşlar› atarken
    duas›n› okumak
  8. Yedi taş› peş peşe atmak
  9. Küçük ve orta cemreleri taşlad›ktan sonra uygun bir yerde
    k›bleye yönelerek dua etmek.
    Büyük cemreyi taşlad›ktan sonra, beklenilmez, dua yürürken
    yap›l›r.
    رَغْمًا لِلشَّيْطَانِ وَحِزْبِهِ > اَكْ َُ اَ ُ بِسْمِ ا ِ
    229 İbn Kudame, V, 87. Abdülganî el-Mekkî, s. 268-271; Cezirî, I, 668. Nevevî,
    el-İzâh, 366.
    113
  10. At›lan taşlar›n nohut tanesi büyüklüğünde olmas›.230
  11. At›lacak taşlar›n temiz olmas›.
    10.Taşlar› sağ elin işaret ve baş parmaklar›n›n ucuyla tutup
    atmak.231
  12. Taşlama yaparken sağ eli, baş›n hizas›n› geçmeyecek kadar
    kald›rmak.
  13. Bayram›n birinci günü Akabe cemresine kuşluk vaktinde
    atmak;
    Diğer günlerde cemreleri zeval vaktinden sonra taşlamak gerekir.
    Öncesinde yap›lan taşlama geçerli olmaz.232
    d) ŞEYTAN TAŞLAMANIN MEKRUHLARI
  14. Cemrelere nohut tanesinden büyük taş, terlik, şemsiye ve
    benzeri şeyler atmak.
  15. Cemre mahallinden taş al›p atmak.
  16. Belirlenenden fazla say›da taş atmak.
  17. Taşlar› f›rlatmaks›z›n elle b›rakmak.
  18. Temiz olmayan taşlar› atmak.
  19. Büyük taş parçalar›n› k›rarak atmak.
  20. Cemerat aras›nda tertibe uymamak.

Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre tertibe uymak
vaciptir. Bu şarta uyulmad›ğ› takdirde yeniden at›lmas› gerekir.
At›lmazsa dem gerekir.233
114
230 bk. Nesaî, Hac, 217, V, 268.
231 Vehbe Zuhaylî, III, 2260-2262.
232 Ebu Hanîfe’ye göre bayram›n üçüncü günü Mina’dan ayr›lacak olanlar›n
taşlar›n› zevalden önce atmalar› caizdir. Abdülğanî el-Mekkî, s. 265-267.
233 Abdülğanî el-Mekkî, s. 277. Nevevî, el-İzah, s. 366.

  1. HEDY
    Hac ve umre ile ilgili olarak kesilen kurbanlara “hedy” denir.
    Yüce Allah’›n hoşnutluğunu kazanmak maksad›yla harem bölgesine
    veya Kâ’be’ye hediye edildikleri için bu kurbanlara
    “hedy” ad› verilmiştir.
    Kurban bayram› günlerinde kesilen, hac ve umre ile ilgili olmayan
    kurbanlara ise “udhiyye” denir.
    “Udhiyye” olarak kesilecek hayvanda aranan şartlar, “hedy”
    olarak kesilecek hayvanda da aran›r. Buna göre hedy; deve, s›ğ›r
    ve davar cinsinden olur. Koyun ve keçi bir kişi için, deve ve s›-
    ğ›r ise yedi kişi için kurban edilebilir.
    Koyun kesmek, s›ğ›r veya devenin yedide birine ortak olmaktan
    daha fazîletlidir.
    Hac ve umre ile ilgili olarak kesilen koyun ve keçiye “dem”,
    s›ğ›r ve deveye “bedene” denir.
    Deve veya s›ğ›ra ortak olanlar›n hepsinin maksad› Allah r›zas›
    için kurban etmek olmal›d›r. Ortak amaçlar› kurban etmek ol-
    115
    duğu takdirde kiminin ceza kurban›, kiminin şükür kurban›, kiminin
    akîka kurban›, kiminin adak kurban› olarak kesmiş olmas›
    n›n ortakl›ğa bir zarar› olmaz.

Şâfiî ve Hanbelî mezheplerine göre, ortaklar›n hepsinin kurban
niyetiyle bu hayvanlara ortak olmas› şart değildir. Ortaklar›
n bir k›sm› ibadet niyetiyle bir k›sm› et niyetiyle ortak olabilir.
234
a) Hedy Kurban› İle Yükümlü Olanlar
Temettu ve k›ran hacc› yapanlar ile ihram yasaklar›na veya
hacla ilgili baz› kurallara ayk›r› davrananlar “hedy” kurban› kesmekle
yükümlüdürler. İfrad hacc› ve umre yapanlar, bir ihram
yasağ›n› yahut hac veya umrenin vaciplerinden birini terk etmedikleri
takdirde “hedy” kurban› kesmekle yükümlü değildirler.
Ancak isterlerse Allah r›zas› için nafile hedy kesebilirler.
b) Hedyin Çeşitleri
Hedy, vacip ve nafile olmak üzere iki k›s›md›r.
aa) Vacip Olan Hedy
Vacip olan hedy kurban› beş çeşittir.

  1. Temettu Ve K›ran Hedyi
    Temettu ve k›ran hacc› yapan kimselerin kesmekle yükümlü
    olduğu kurband›r.
    “Kim umre yap›p (ihramdan ç›karak) hacca kadar (ihraml›
    ya yasak olan şeylerden) yararlan›rsa, kolay›na gelen kurban›
    kesmesi gerekir”235 anlam›ndaki âyette kastedilen “hedy”, temettu
    hacc› yapan kimselerin kesmekle yükümlü olduğu kurband›
    r.
    دْىِ 4 مِنَ ا َْ “ الْحَجِّ فَمَااسْتَيْ ََ ‚ فَمَنْ تَمَتَّعَ بِالْعُمْرَةِ اِ َ
    116
    234 Nevevî, el-Mecmu’ VIII, 369-370.
    235 Bakara, 2/196.
    Sahabeden Abdullah b. Mesud ile Abdullah b. Ömer; k›ran
    hacc›n› temettu hacc›na k›yaslayarak, k›ran hacc› yapanlar›n da
    temettu yapanlar gibi kurban kesmelerinin vacip olduğunu söylemişler
    ve görüşlerinin gerekçesini şöyle aç›klam›şlard›r: Temettu
    yaparak bir yolculukla iki ibadeti bir arada ifa eden kişinin
    kurban kesmesi gerektiğine göre, k›ran hacc› yaparak ayn› ihramla
    iki ibadeti bir arada ifa eden kişinin de ayn› şekilde kurban
    kesmesi gerekir.236
    Bu kurban “şükür kurban›”d›r. Çünkü k›ran ve temettu hacc›
    yapan kimse, bir hac mevsiminde hem umre hem hac yapma imkân›
    elde etmiştir. Kurban, buna şükür olarak kesilmektedir.

Şâfiî mezhebine göre ise temmettu ve k›ran hacc› yapan kimselerin
kestikleri kurban, ceza yani “telâfî kurban›”d›r. Çünkü temettu
hacc›nda âfâkîler hac için ihrama mîkatta değil Harem
bölgesinde girmektedirler. K›ran hacc› yapan kimse ise umre ve
hacc› tek ihramla yapmaktad›r. Her iki durumda da bir eksiklik
söz konusudur. Kurban, bu eksikliği telafi için kesilmektedir.237

  1. Ceza Hedyi
    “Cezâ hedyi”; hac ve umrenin vaciplerinden birinin terki veya
    baz› ihram yasaklar›na uyulmamas› sebebiyle kesilmesi vacip
    olan kurbana denir.
  2. İhsâr Hedyi
    Hac veya umre yapmak üzere ihrama girdikten sonra baz› sebeplerle
    Arafat vakfesi, ziyaret tavaf› veya umre tavaf› yapma
    imkân› elde edemeyen kimsenin kesmesi vacip olan kurband›r.
  3. Fevât Hedyi
    Hac ihram›na giren kimsenin, Arafat vakfesini yapamad›ğ›
    için hacc› kaç›rmas› sebebiyle kesmesi vacip olan kurband›r.

236 Nevevî, el-İzâh, s. 137.
237 Nevevî, el-İzâh, s. 469; Abdülğanî el-Mekkî, s. 518.
117
Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre hac yapmak
üzere ihrama giren kimse, Arafat vakfesini yapamazsa, umre yaparak
ihramdan ç›kar. Bu hac; ister farz, ister vacip, ister nafile
olsun, ertesi sene kaza edilir. Kaza edilirken bir de fevat kurban›
kesilir.
Hanefî mezhebine göre bu hac kaza edilirken dem gerekmez.
238

  1. Adak Hedyi
    Harem bölgesinde kesilmek üzere adanan kurband›r.
    bb) Nafile Hedy
    Hac veya umre maksad›yla Mekke’ye giden kimsenin, yükümlü
    olmad›ğ› halde Allah r›zas› için kestiği kurband›r.
    Peygamberimiz (a.s.) veda hacc›nda nafile olarak yüz deve
    kurban etmiştir. Hz. Ali,
    “Peygamber (s.a.v) yüz deve kurban etti. Etlerini dağ›tmam›
    emretti, ben de dağ›tt›m” demiştir.239
    c) Hedyin Kesim Yeri
    Vacip veya nafile bütün hedy kurbanlar›n›n Harem bölgesinde
    kesilmesi vaciptir. Harem d›ş›nda kesilen hedy kurbanlar› geçerli
    olmaz. Bu kurbanlar›n Mina’da kesilmesi daha fazîletlidir.
    “Mina’n›n her yerinde kurban kesilebilir.”240
    Muhsar kimse de kurban›n› Harem bölgesinde kestirir.

ومِهَا f عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مِائَةَ بَدَنَةٍ فَأَمَرَنِى بِلُ ُ ا ُ R أَهْدَى النَّبِىُّ صَ َّ
فَقَسَمْتُهَا
118
238 Abdülğanî el-Mekkî, s. 470; Kinânî, III, 1313. Başnefer, Said b. Abdülkadir,
el-Haccü ve’l-Umre, s 148. Beyrut 2003.
239 Buhârî, Hac, 122. II, 186.
240 Müslim, Hac, 310. I, 893.
Şâfiî mezhebine göre ise ihsar hedyi, mahsur kal›nan yerde
de kesilebilir.241
d) Hedyin Kesim Zaman›

  1. Adak hedy ile nafile hedyin kesim zaman›, Kurban bayram›
    n›n birinci günü güneşin doğmas›ndan sonra bayram namaz›
    n›n akabinde başlar ve bayram›n dördüncü günü güneşin bat›-
    ş›na kadar devam eder. Bu süre içinde gece ve gündüz kesilebilir.
    242
    Zaman›nda kesilmeyen adak hedyinin kaza edilmesi vaciptir.
    Zaman›nda kesilmeyen nafile hedy kaza edilmez.
  2. Ceza hadyinin kesim zaman›; ihlalin gerçekleşmesiyle
    başlar.
  3. Fevât Hedyi, hacc›n kaza edildiği zamanda kesilir.
  4. Temettu ve K›ran Hedyinin zaman›;
    Ebû Yûsuf ve İmam Muhammed ile Mâlikî ve Hanbelî
    mezheplerine göre temettu ve k›ran hedyinin kesim zaman›, kurban
    bayram›n›n ilk günü fecr-i sad›ktan itibaren başlar. Bu kurban›
    n bayram›n üçüncü günü güneş bat›ncaya kadar kesilmesi
    sünnettir. Bu süre içerisinde kesilmeyip daha sonraya ertelenmesi
    mekruh ise de ceza gerekmez.
    Ebû Hanîfe’ye göre ise bu hedyin kesim zaman›, kurban
    bayram›n›n ilk günü fecr-i sad›ktan itibaren başlar. Bu kurban›n
    bayram›n üçüncü günü güneş bat›ncaya kadar kesilmesi vaciptir.
    Bu süre içerisinde kesilmemesi durumunda biri kazâ, biri de
    ceza olarak iki kurban kesmek gerekir.

Şâfiî mezhebine göre temettu ve k›ran hedyinin kesim zaman›,
hac ihram›na girme vaktiyle başlar. Ancak temettu hacc› yapan
kimse umreyi tamamlad›ktan sonra hac için ihrama girme-
241 Nevevî, el-İzah, s. 500.
242 Mevsîlî, I, 222. Nevevî, el-İzâh, s. 337. Başnefer, s. 158.
119
den önce bu hedyi kesebilir. Bu hedyin kesiminin son vakti yoktur.
Ancak Kurban bayram›nda kesilmesi daha fazîletlidir.243
e) Hedy Kurbanlar›n›n Etleri
Temettu ve k›rân hedyleri ile nâfile olarak kesilen hedylerin
etlerinden kesen dahil zengin ve fakir herkes yiyebilir.
Ceza hedyi ile adak fevât ve ihsâr hedylerinin etlerinden, kurbanlar›
kesenler ile bakmakla yükümlü olduklar› kimseler ve
zenginler yiyemezler.*


Şâfiî mezhebine göre temettu ve k›ran hacc› yapanlar›n kestikleri
hedyler, “şükür hedy” olmay›p “ceza hedy” olduğundan
bu kurbanlar›n etlerinden kurbanlar› kesenler ile bakmakla yükümlü
olduklar› kimseler ve zenginler yiyemezler.
Bu etlerin; sadece Harem bölgesi fakirlerine verilmesi şart
değildir, Harem d›ş›ndaki yoksullara da gönderilebilir.
f) Kurban Yerine Oruç
Temettu veya k›ran hedyi kesmesi vacip olan ancak kurbanl›
k hayvan bulamayan veya bulup da sat›n alacak imkân› olmayan
kimselerin, üç gün hac esnas›nda, yedi gün de hacdan sonra
olmak üzere toplam 10 gün oruç tutmalar› gerekir. Konuyla ilgili
ayet-i kerimede şöyle buyrulmaktad›r:
“Kim umre yap›p (ihramdan ç›karak) hacca kadar (ihraml›
ya yasak olan şeylerden) yararlan›rsa, kolay›na gelen kurba-
ْ دْىِ فَمَنْ َ 4 مِنَ ا َْ “ الْحَجِّ فَمَااسْتَيْ ََ ‚ فَمَنْ تَمَتَّعَ بِالْعُمْرَةِ اِ َ
ةH الْحَجِّ وَسَبْعَةٍ اِذَا رَجَعْتُمْ تِلْكَ عَ ََ C لثَةِ اَيَّامٍ ِ A دْ فَصِيَامُ ثَ ›َِ
ةH كَامِلَ
120
243 Abdülğanî el-Mekkî, s. 290-291; Nevevî, el-İzâh, 338.

  • Abdulğanî el-Mekkî, s. 518-519.
    n› kesmesi gerekir. (Kurban alma imkân›) bulamayan kimse
    üçü hacda, yedisi de döndüğünüzde (memleketinizde) tam on
    gün oruç tutar”.244
    İlk üç günlük orucun, hac aylar› içinde, ihrama girdikten sonra
    ve kurban bayram›ndan önce tutulmas› gerekir. Bu üç günlük
    orucun peş peşe tutulmas› daha faziletli ise de şart değildir.
    Üç gün oruç tutulduktan sonra, kurban kesme günlerinde henüz
    traş olmadan kurban kesme imkân› doğarsa kurban›n kesilmesi gerekir.
    Kurban kesme imkân› bulunmas› halinde oruç tutmak kurban
    yerine geçmez. Ancak, traş olduktan veya kurban kesme günlerinden
    sonra bu imkân elde edilirse kurban kesmek gerekmez.
    Yaşl›lar ile tedavisi imkâns›z hastal›ğ› olanlar›n, oruç yerine fidye
    vermeleri caiz olmaz.245 Bu durumdaki kimseler, kurban kesmeden
    ve oruç tutmadan ihramdan ç›kabilirler. Ancak -yap›lan hac çeşidine
    göre- biri “k›ran” veya “temettu”, diğeri de kurban kesmeden
    ihramdan ç›kmalar› sebebiyle zimmetinde iki kurban borcu kal›r.
    Daha sonra imkân bulduklar›nda bu kurbanlar› kestirirler.
    Hacdan sonra tutulmas› gereken yedi günlük orucun Mekke’den
    ayr›lmadan tutulmas› mümkün ise de döndükten sonra
    memlekette tutulmas› daha fazîletlidir. Hacdan sonra tutulmas›
    gereken yedi günlük orucun peş peşe tutulmas› efdal olmakla
    birlikte şart değildir.

Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre hacda tutulmas›
gereken üç günlük orucu hacda iken mazeretleri sebebiyle tutamayanlar
bu oruçlar› hacdan sonra kaza edebilirler ve kendilerine
her hangi bir ceza gerekmez.246 Kurban bulamad›ğ› için üç
günlük oruca başlad›ktan sonra kurban bulan kimse, orucuna devam
eder, art›k kurban kesmesi gerekmez.247
244 Bakara, 2/196.
245Abdülğanî el-Mekkî, s. 442-443.
246 Nevevî, el-İzah,s. 472; Kinânî, II, 7537-538.
247 Nevevî, el-İzah, s. 473; Kinânî, II, 537.
121
g) Udhiye Karban›
Udhiye; Hanefilere göre ak›ll›, ergen, mukim ve dinen zengin
say›lan; Şafiî, Malikî ve Hanbelilere göre mukim veya misafir
her müslüman›n kesmekle yükümlü olduğu bir ibadettir. Hükmü
İmam Evzaî, İmam Sevri, İmam Ebu Hanife, İmam Muhammed,
İmam Züfer, bir rivayete göre İmam Ebu Yusuf ile İmam Malik
ve Caferilere göre vaciptir. İmam Şafiî, İmam Ahmed b. Hanbel
ve Malikiler ile bir rivayete göre İmam Ebu Yusuf’a göre
müekked sünnettir.
Dinen zengin olan müslüman Hacta ister mükim, ister misafir
olsun Hanefi ve Malikilere göre udhiyye kurban› kesmekle
yükümlü değildir.
Şafiî ve Hanbelilere göre hacta dinen zengin olan müslümanlar
udhiye kurban› kesmekle yükümlüdür. (Başnefer, 160-161) Hz.
Aişe (r.anha) Hz. Peygamberin Mina’da eşleri ad›na bir s›ğ›r
udhiye kurban› kestirdiğini söylemiştir. (Müslim, Hac, 119)
Buna göre udhiye kurban› kesmek isteyen zengin müslüman
bu kurban› Mekke’de kesebileceği gibi memleketinde de kestirebilir.
h) Kurban Etleri
Hanefî ve Malikîlere göre temettu ve k›ran hacc› yapan kimseler
kestikleri hedy kurbanlar› ile nafile olarak kesilen kurban
etlerinden kurban kesenler yiyebilirler. Ceza kurbanlar›n›n etlerine
yiyemezler.
Şafiî ve Hanbelîlere göre ise sadece nafile kurban kesenler bu
karban›n etinden yiyebilirler. Temettu K›ran ve Ceza kurban›
kesenler bu kurban›n etlerinden yiyemezler. Çünkü Temettu ve
K›ran hacc› yapanlar›n kestikleri kurbanlar da ceza kurban› hükmündedir.
(Başnefer, s. 162-162)
122

  1. SAÇLARI TIRAŞ ETMEK VEYA KISALTMAK
    Hacc›n aslî vaciplerinden biri de, temettu veya k›ran hacc›
    yapanlar›n bayram›n birinci günü Mina’da Akabe cemresini taşlay›
    p kurban kestikten sonra saçlar›n› t›raş etmeleri veya k›saltmalar›
    d›r. İfrat hacc› yapanlar kurban kesmekle yükümlü olmad›
    klar› için Akabe cemresini taşlad›ktan sonra t›raş olabilirler.
    Saçlar› t›raş etmenin veya k›saltman›n, hac ve umre menâsikinden
    olduğu şu ayet-i kerimeyle bildirilmiştir:
    “Andolsun, Allah, Peygamberinin rüyas›n› doğru ç›kard›.
    Allah dilerse, siz güven için de başlar›n›z› kaz›tm›ş veya saçlar›
    n›z› k›saltm›ş olarak,korkmadan Mescid-i Haram’a gireceksiniz.”
    248
    Saçlar› dipten t›raş etmek, k›saltmaktan efdald›r.
    Kad›nlar, saçlar›ndan parmak ucu kadar keserler.

Şafî mezhebine göre t›raş olmak veya saçlar› k›saltmak, hacc›
n vacibi değil, rüknüdür. Terk edilmesi halinde başka bir şeyle
telafisi mümkün değildir. Aksi takdirde bu kimse hac yapmam›
ş olur.
a) T›raş Olman›n Zaman›
Hacda saçlar› t›raş etme veya k›saltman›n zaman›, bayram›
n ilk günü fecr-i sâd›ktan sonra başlar.
Ebû Yûsuf ve İmam Muhammed ile Şâfiî ve Hanbelî mezheplerine
göre bayram›n ilk üç gününde t›raş olmak veya saçlar›
k›saltmak sünnettir. Geciktirilmesi mekruh ise de ceza gerektir-
رَسُولَهُ الرُّؤْيَا بِالْحَقِّ لَتَدْخُلُنَّ الْمسَْجِدَ الْحَرَامَ لَقَدْ صَدَقَ ا ُ
ينَ
A
رُؤُوسَكُمْ وَمُقَصِّر Sَ
A
َلِّق Y ُ Sَ
A
امِن A اءَ ا ُ [ اِنْ َ
248 Fetih, 48/27.
123
mez. Ancak t›raş olmad›kça ihramdan ç›k›lm›ş olmaz ve ihram
yasaklar› devam eder.249
Ebû Hanîfe’ye göre, bayram›n üçüncü günü güneş bat›ncaya
kadar t›raş olmak veya saçlar› k›saltmak vaciptir. Geciktirilmesi
durumunda dem gerekir.250


Şâfiî, ve Hanbelî mezheplerine göre saçlar› t›raş etmenin veya
k›saltman›n vakti, arefe gününü bayrama bağlayan gece yar›-
s›ndan sonra; Mâlikî mezhebine göre Akabe Cemresine taş at›ld›
ktan sonra başlar.251
Umrede saçlar› t›raş etme veya k›saltman›n vakti,
sa‘y’den sonrad›r.
b) Saçlar› T›raş Etmenin veya K›saltman›n Yeri
Ebû Hanîfe ve İmam Muhammed’e göre, ister hac, ister
umre için olsun, saçlar› t›raş etmenin veya k›saltman›n yeri Harem
bölgesidir. Harem bölgesi d›ş›nda yap›lan t›raş geçerli ise de
vacip terk edildiği için dem gerekir.
Ebû Yûsuf ile Şâfiî ve Hanbelî mezheplerine göre, bu vecîbenin
Harem bölgesinde yap›lmas› sünnettir.252
c) T›raş Edilecek Veya K›salt›lacak Saç›n Miktar›
Saçlar›n t›raş edilmesi veya k›salt›lmas›nda vacip olan miktar,
baş›n en az dörtte biridir. Baş›n sadece dörtte birinde veya
daha az k›sm›nda saç varsa, hepsinin t›raş edilmesi veya k›salt›lmas›
gerekir.253
Saçlar›n tamam›n›n t›raş edilmesi veya k›salt›lmas› ise sünnettir.
124
249 Nevevî, el-İzâh, s. 343.
250 Abdülğanî el-Mekkî, s. 395.
251 Nevevî, el-İzah, s. 343.
252 Nevevî, el-Mecmu’ VIII, 191; Kinânî, III,1162-1163.
253 Abdülğanî el-Mekkî, s.252-253. Nevevî, el-İzah, 342-346.
Erkeklerin saçlar›n› t›raş ederken veya k›salt›rken sakal ve b›-
y›klar›ndan da biraz almalar› müstehapt›r.
Saç› olmayanlar›n t›raş aletini başlar›n›n üzerinde dolaşt›rmalar›
vaciptir.


Şâfiî mezhebine göre baştaki saç›n tamam›n› t›raş etmek, erkekler
için daha faziletli olmakla birlikte üç telin kesilmesi, kopar›
lmas› veya ucundan kesilmesi de yeterli olur.254
Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre, saçlar›n tamam›n›n t›-
raş edilmesi veya k›salt›lmas› vaciptir.255
Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre saç› dökülmüş
olan kimselerin, t›raş b›çağ›n› başlar›n›n üzerinde dolaşt›rmalar›
müstehapt›r.256
Kad›nlar, saçlar›n› t›raş etmeyip k›saltmalar› gerektiği hususunda
mezhepler aras›nda görüş birliği vard›r. Bu konuda Peygamberimiz
(a.s.) şöyle buyurmuştur:
“Kad›nlar›n saçlar›n› t›raş etmeleri gerekmez. Onlara düşen,
saçlar›n› sadece k›saltmakt›r.”257 Kad›nlar›n saçlar›n› parmak
ucu kadar k›saltmalar› yeterlidir.
d) T›raş İle Diğer Menâsik Aras›nda Tertip
Peygamber efendimiz veda hacc›nda bayram sabah› Akabe
cemresini taşlad›ktan sonra Mina’ya dönmüş, kurbanlar›n› kesmiş,
sonra t›raş olmuştur. Ayn› günü Kâ’be’ye gitmiş ve ziyaret
tavaf›n› yap›p Mina’ya geri gelmiştir.258

A
النِّسَاءِ التَّقْص R النِّسَاءِ الْحَلْقُ اِنَّمَا عَ َ R لَيْسَ عَ َ
254 Abdülğanî el-Mekkî, s. 252; Nevevî, el-Mecmu’ VIII,182.
255 Kinânî, III,1159-1160.
256 Nevevî, Mecmû, VIII, 192-193. Bâşnefer, s. 297.
257 Ebu Davud, Menasik 79, II, 502.
258 Müslim, Hac, 333, I,947.
125
Taş atma, kurban kesme ve t›raş olma menâsiki aras›nda Peygamber
efendimizin takip ettiği s›raya uyman›n vacip veya sünnet
oluşu konusunda müçtehitler farkl› görüşler ortaya koymuşlard›
r.
Ebû Yûsuf ve İmam Muhammed ile Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî
mezhebine göre tertibe uymak sünnettir. Bu tertibe uyulmad›
ğ› takdirde her hangi bir ceza gerekmez. Buna şu hadis delildir:
Sahabeden biri Hz.Peygamber’e,

  • “Şeytan taşlamadan ziyaret tavaf›n› yapt›m. (Olur mu?) diye
    sordu. Hz.Peygamber,
  • “Zarar› yok. (Bir şey gerekmez)” buyurdu. Bir başka sahâbî,
  • “Kurban kesmeden t›raş oldum, (bir sak›ncas› var m›?) diye
    sordu.Hz.Peygamber,
  • “Zarar› yok.(Bir şey gerekmez)” buyurdu. Bir başka sahâbî,
  • “Şeytan taşlamadan kurban kestim, (ne dersiniz?) dedi.
    Hz.Peygamber,
  • “Zarar› yok. (Bir şey gerekmez)” buyurdu. 259
    Hadis-i şerîften anlaş›ld›ğ›na göre bir kimse önce taş at›p, ard›
    ndan kurban keserek t›raş olabileceği gibi kurban› kestikten
    عَلَيْهِ وَسَلَّمَ زُرْتُ قَبْلَ اَنْ اَرْمِىَ ا ُ R صَ َّ
    ىّل لِلنَّبِ H قَالَ رَجُ
    اخَرُ حَلَقْتُ قَبْلَ اَنْ اَذْبَحَ قَالَ لَا حَرَجَ A قَالَ لَا حَرَجَ قَالَ
    تُ قَبْلَ اَنْ اَرْمِىَ قَالَ لَا حَرَجَ f اخَرُ ذَبَ ْ A قَالَ
    126
    259 Buhârî, el-Eyman ve’n-Nüzur, 15, VII, 226; Hac, 135, II, 187. Halebî, İbrahim
    b. Muhammed b. İbrahim, Mülteka’ l-Ebhur, I, 210, thk.Vehbi Süleyman
    Ğavucî el-Elbânî, Beyrut, 1989. Kinânî, III,1171-1173; Makdisi,
    eş-Şerhü’l-Kebir, V. 63.
    sonra taş at›p t›raş olabilir veya t›raş olduktan sonra taş at›p kurban
    kesebilir.
    Ebû Hanîfe’ye göre, bunlar›n ilk üçünde Hz. Peygamber’in
    takip ettiği s›raya uymak vaciptir. Aksi halde dem gerekir. Ancak,
    ifrad hacc› yapanlar›n nâfile olarak kurban kesmeleri durumunda
    tertibe uymalar› vacip değil, sünnettir.260

Mâlikî mezhebine göre Akabe Cemresi’ne taş atman›n, t›raş
ve tavaftan önce yap›lmas› vaciptir.261
Ziyaret tavaf›n› taş, kurban ve t›raştan sonra yapmak ittifakla
sünnettir.
Tertibe uymak isteyen kimse eğer ifrad hacc› yap›yorsa
Akabe Cemresi’ne taşlar›n› at›p t›raş olduktan sonra, temettu‘
veya k›ran hacc› yap›yorsa taş at›p kurbanlar›n› kestikten sonra
t›raş olup ihramdan ç›kar.
T›raş olabilecek duruma gelen kimseler saçlar›n› kendileri t›-
raş edebilecekleri gibi henüz kendileri t›raş olmadan başka ihraml›
olan kimseleri de t›raş edebilirler. Fakat t›raş olmad›kça
veya saçlar›n› k›saltmad›kça ihram yasaklar›n› işleyemezler.
e) İhramdan Ç›kma (Tahallül)
Saçlar›n t›raş edilmesi veya k›salt›lmas› ile ihramdan ç›k›lm›ş
olur. İhramdan ç›k›nca, elbise giyme, koku sürünme, saç, sakal,
b›y›k ve t›rnak kesme gibi ihram yasaklar› sona erer. Buna “tehallül”
denir.
Hacda biri cinsel ilişki d›ş›ndaki yasaklar›n, diğeri ise, cinsel
ilişki yasağ›n›n kalkmas› olmak üzere iki çeşit “tehallül” vard›r.

  1. İlk Tahallül
    Cinsel ilişki d›ş›ndaki ihram yasaklar› bayram›n birinci günü
    260 İbn Âbidîn, II, 555.
    261 Kinânî, III, 1173.
    127
    t›raş olmakla sona erer. Bu hususta Peygamberimiz (a.s.) şöyle
    buyurmuştur:
    “(Akabe Cemresine) taş at›p t›raş olduğunuzda kad›nlara yaklaşmak
    d›ş›nda, koku sürünmek ve elbise giymek (gibi yasaklanan)
    her şey size helal olur.”262
    İhraml› kişi, Akabe cemresini taşlam›ş, kurban kesmiş, hatta
    ziyaret tavaf›n› yapm›ş olsa bile t›raş olmad›kça ihramdan ç›km›
    ş olmaz.263

Şâfiî mezhebine göre ilk tahallül; cemerata taş atmak, t›raş
olmak veya farz tavaftan herhangi ikisini yapmakla gerçekleşir.
264
Eğer daha önce hacc›n sa’yi yap›lmam›ş ve tavaftan sonra yap›
lacak ise “tahallül”, tavaf ile birlikte sa’yi de yapmakla gerçekleşir.
Bu “tehallül”den sonra nikah k›yma, fâhiş mübâşeret265 ve
cinsel ilişki d›ş›nda bütün ihram yasaklar› sona erer.
Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre ihraml› kişi, bayram›n
birinci günü Akabe cemresini taşlad›ktan sonra başka bir şey
yapmadan ilk tahallül gerçekleşmiş ve ihramdan ç›km›ş olur.266

  1. İkinci Tehallül
    Cinsel ilişki dahil olmak üzere ihram yasaklar›n›n tamam›yla
    ىْءٍ [ يبُ وَالثِّيَابُ وَكُلُّ َ
    A
    اِذَا رَمَيْتُمْ وَحَلَقْتُمْ فَقَدْ حَلَّ لَكُمُ الطّ
    اِلَّا النِّسَاءُ
    128
    262 Ahmed b. Hanbel, VI, 143
    263 Abdülğani el-Mekk, s.254-255.
    264 Şirbinî, II, 272-273; Kinânî, III,1183; Zuhaylî; III,2289-2290; Kinânî,
    III;1183.
    265 Fâh›ş mübâşeret; eşlerin ç›plak bedenle birbirlerine sar›lmalar› demektir.
    266 Şirbinî, III, 1183-1186.
    ortadan kalkmas› demektir. İkinci tehallül, ziyaret tavaf›n›n da
    yap›lmas›yla gerçekleşir.
    T›raş olmay› tavaftan sonraya b›rakm›ş olan kişi, tavaftan
    sonra t›raş olunca, birinci ve ikinci tehallülü birlikte gerçekleştirmiş
    olur.

Şâfii, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre sa’y, hacc›n
rüknü olduğundan, eğer Arafat vakfesinden önce yap›lmam›ş
ise, ikinci tehallülün gerçekleşmesi için ziyaret tavaf›n›n ard›ndan
sa’yin de yap›lmas› gerekir.
İkinci tehallülün gerçekleşebilmesi için; Akabe cemresini
taşlama, kurban kesme, t›raş olma, ziyaret tavaf› ve sa’yin mutlaka
yap›lm›ş olmas› gerekir. Bunlardan biri eksik olsa ikinci tehallül
gerçekleşmez.
129
130
İKİNCİ BÖLÜM
İHSAR VE FEVAT
I. İHSAR
Sözlükte engellemek ve al›koymak anlam›na gelen “ihsar”,
bir hac terimi olarak, hac veya umre için ihrama giren kimsenin,
her hangi bir sebeple, ihram›n gereğini -umre için tavaf›, hac için
Arafat vakfesini ve ziyaret tavaf›n›- yerine getirmesinin engellenmesi
demektir. Engellenen bu kimseye “muhsar” denir.

  1. İhsara Sebep Olan Engeller
    İhsara sebep olan engeller; düşman, hastal›k, paras›z kalmak,
    hapse at›lmak, ayağ› k›r›lmak ve yurt d›ş›na ç›k›lmas›na izin verilmemesi
    gibi sebeplerdir.267

Şâfiî ve Hanbelî mezheplerine göre, “ihsar” sadece düşman
engellemesi ile268 Mâlikî mezhebine göre ise düşman engellemesi,
haks›z yere hapsedilmek, terör ve anarşi ç›kmas› ile gerçekleşir.
269
Bu konudaki görüş ayr›l›ğ›n›n sebebi,
مِنَ “ تُْمْ فَمَا اسْتَيْ ََ
 ِ نْ اُحْ فَاِ ةَ ِِ مُّوا الْحَجَّ وَالْعُمْرَ وَاَتِ
لَّهُ Y دْىُ َِ 4 ّى يَبْلُغَ ا َْ A دْىِ وَلَا تَحْلِقُوا رُؤُسَكُمْ حَت 4 ا َْ
267 Kâsânî, II, 175.
268 Şirbînî, II, 313; İbnü Kudâme, IV, 606.
269 Keşnâvî, Ebu Bekir b. Hasan, Eshelü’l-Medârik Şerhu İrşâdi’s-Salik fî
F›khi İmami’l-Eimmeti Mâlik, I, 317. Dâru’l-Kütübi’l-İlmiyye, birinci
bask›, Beyrut, 1995.
131
“Hacc› ve umreyi Allah için tamamlay›n. Eğer engellenmiş
olursan›z, art›k size kolay gelen kurban› gönderin. Bu
kurban yerine ulaş›ncaya kadar başlar›n›z› t›raş etmeyin”270
anlam›ndaki âyetin farkl› şekillerde yorumlanm›ş olmas›ndan
kaynaklanmaktad›r.
Hanefîler ayette geçen;
“Engellenirseniz” ifadesinin mutlak oluşundan hareketle düşman
dahil her türlü engelin ihsar sebebi olacağ›n› söylemişlerdir.
Şâfiî ve Hanbelîler ise, ayetin, Hudeybiye bar›ş›nda, müşriklerin
Hz. Peygember’i umre yapmaktan engellemesi üzerine
indiğini, dolay›s› ile ayetteki “eğer engellenirseniz” ifadesini
“eğer düşman taraf›ndan engellenirseniz” şeklinde anlamak gerektiğini
söylemişlerdir.271

  1. İhsar›n Sonuçlar›
    İhramdan ç›kmak isteyen muhsar,
    Eğer harem bölgesinde ise niyet eder ve ihsar kurban› keserek
    ihramdan ç›kar.
    Eğer Harem bölgesi d›ş›nda ise, Harem bölgesinde kesilmek
    üzere bir kurbanl›k hayvan› -yahut ücretini- gönderir. Bu
    kurban, kesilince ihramdan ç›km›ş olur. Ayr›ca saçlar›n t›raş
    edilmesi veya k›salt›lmas› gerekmez. Kurban yerine ulaş›p kesilmeden
    ihram yasaklar›ndan hiç biri işlenmez, işlenirse dem gerekir.
    İhsar kurban›n›n harem bölgesi d›ş›nda kesilmesi caiz değildir.
    Çünkü ayetteki
    لَّهُ Y دْىُ َِ 4 ّى يَبْلُغَ ا َْ A حَت
    تُْمْ
    ِ نْ اُحْ وَاِ
    132
    270 Bakara, 2/196.
    271 Şirbînî, II, 315.
    “Kurban yerine var›ncaya kadar baş›n›z t›raş etmeyin”
    ifadesi bunu gerektirmektedir.
    “Muhsar”, eğer sadece umre veya ifrad hacc› için ihrama girmişse
    bir adet, k›rân hacc› için ihrama girmişse iki adet “ihsar
    hedyi” kestirir.272
    Hac veya umre için ihrama giren kimse, muhsar durumuna
    düşer, sonra Arafat’ta vakfe yapma imkân› bulursa ihsar durumu
    sona ermiş olur. Çünkü Hz. Peygamber (s.a.v.),
    “Hac Arafat’t›r. Kim Müzdelife gecesinde güneşin doğmas›ndan
    önce Arafat’a gelirse hacca yetişmiştir” buyurmuştur.273
    Bu kimse hacc›n diğer menâsikini usulüne göre yapar.
    İhsar sebebiyle ihramdan ç›kan kimse, farz olsun, vacip olsun
    veya nafile olsun, tamamlayamad›ğ› hac veya umresini daha
    sonra kaza eder.274
    İhsar sebebi ile ihramdan ç›kan kimse eğer ifrad hacc›na niyet
    etmiş ise, bir umre ve bir hac kaza eder. K›ran hacc›na niyet
    etmiş ise, iki umre bir hac kaza eder. Yaln›zca umreye niyet etmiş
    ise bir umre kaza eder.275

Şâfiî mezhebine göre;
İhsar kurban›n›n Harem bölgesinde kesilmesi şart değildir.
Bu kurban, ihsar›n vuku bulduğu yerde kesilebilir.276 Çünkü Hz.
ْعٍ قَبْلَ طُلُوعِ الْفَجْرِ فَقَدْ اَدْرَكَ ” اَلْحَجُّ عَرَفَةُ مَنْ جَاءَ لَيْلَةَ َ
الْحَجَّ
272 Kâsânî, II, 179.
273 Tirmizi, Hac, 57; III, 236.
274 Kâsânî, II, 182.
275 Mevsîlî, I, 169..
276 Şirbînî, II, 315.
133
Peygamber Hudeybiye bar›ş› gününde ihsar kurban›n› bulunduğu
yerde kesmiştir.277 Yap›lmakta olan hac ister k›ran hacc› olsun,
ister ifrad hacc› olsun, ihsar halinde bir tek kurban kesilir.
İhsar sebebi ile yar›da kalan hac veya umrelerden sadece farz
ve vacip olanlar›n kaza edilmesi gerekir, nafile hac ve umrenin
kaza edilmesi gerekmez. İfrat ve k›ran ihram›na niyet ettikten
sonra muhsar olanlar yaln›zca birer hac kaza ederler.
T›raş olmad›kça ihramdan ç›k›lmaz. Henüz ihsar hedyi kesilmeden
ihramdan ç›k›l›r veya ihram yasaklar› işlenirse dem gerekir.
278

  1. İhrama Girerken Şart Koşmak
    Bir kimse, ihrama girdikten sonra düşman engeli, hastal›k,
    paras›n› yitirip çaresiz kalmak gibi sebeplerden dolay› hac ibadetine/
    yolculuğuna devam edememesi halinde, kurban kesmeksizin
    ihramdan ç›kmay› şart koşabilir mi?

Hanefî ve Mâlikî mezheplerine göre ihrama girerken böyle
bir şart koşmak caiz değildir. İhraml› iken hacca devam etmeye
imkân bulamayan kimse ihsar hükümlerine tabidir.279
Hanbelî mezhebine göre böyle bir şart koşulabilir. Bir kimse
ihrama girerken “Eğer bir engel beni hac veya umremi tamamlamaktan
al›koyarsa ihramdan ç›kacağ›m yer, engellendiğim yerdir”
diye şart koşarsa bu şart geçerlidir. Dolay›s›yla bu kimse
muhsar olmas› halinde ihsar hedyi kesmeksizin t›raş olarak ihramdan
ç›kabilir. Yar›da b›rakt›ğ› hac veya umreyi kaza etmesi
de gerekmez.280
Bu görüşün dayanağ› Hz. Aişe’nin rivayet ettiği şu hadistir:
134
277 Şirbînî, II, 314.
278 Nevevî, el-Mecmu’, VIII, 296.
279 İbnü Hümâm, II, 178.
280 Makdisi, eş-Şerhu’l-Kebîr, IV, 607.
“Resülullah (s.a.v.) Dubâ’a binti’z-Zübeyr’in yan›na girdi ve
ona,
-“Herhalde sen Hac yapmay› istiyorsun?” dedi. Dubâ’a,
-“Vallahi, hastay›m. (Hac yolculuğuna ç›karsam yar›da b›-
rakmak zorunda kalabilirim)” diye cevap verdi. Bunun üzerine
Resülullah ona,
“Hacca niyet et ve şart koş. (İhrama girerken) ‘Ey Allah›m!
İhramdan ç›kacağ›m yer, beni devam etmekten al›koyduğun yerdir’
de” buyurdu.281


Şâfiî mezhebine göre; sadece hastal›k sebebi ile muhsar olunmas›
halinde kurban kesmeden ihramdan ç›kmak şart koşulabilir.
Düşman engellemesi ve benzeri diğer sebeplerle muhsar olan
kimsenin şart koşmas› geçerli değildir. Çünkü konu ile ilgili hadiste
sadece hastal›k engeli söz konusu edilmektedir.282
II. FEVÂT
Sözlükte yetişememek anlaml›na gelen “fevat”; bir hac terimi
olarak, hac yapmak üzere ihrama girmiş olan bir kimsenin her
hangi bir sebeple Arafat vakfesine yetişememesi demektir. Buna
göre kurban bayram›n›n birinci günü fecr-i sad›ktan önce bir an
olsun Arafat’ta bulunamayan kimse hacca yetişememiş olur.
ِw ضُبَاعَةَ بِنْتِ الزُّبَ ْ RA عَ عَنْ عَائِشَةَ قَالَتْ دَخَلَ رَسُولُ ا ِ
ى اِلَّا وَجِعَةً
A
لَا اَجِدُن فَقَالَ لَهَا لَعَلَّكِ اَرَدْتِ الْحَجَّ قَالَتْ وَا ِ
ى
A
لِّى حَيْثُ حَبَسْتَن Y لّهُمَّ َِ A اَل
A
‚ ى قُو
A
طِžَ [ ا حُجِّى وَا ْ 4 فَقَالَ ََ
281 Buhârî, Nikah, 15, VI, 122-123.
282 Şîrâzî, II, 821. Şirbîn, II, 319.
135

  1. Fevât›n Sonuçlar›
    Hac için ihrama giren bir kimsenin Arafat’ta vakfeye yetişememesi
    halinde aşağ›daki sonuçlar ortaya ç›kar:
    a) İfrad hacc› için ihrama giren kimse, fevât durumunda,
    umre yaparak ihramdan ç›kar. Çünkü, ihrama giren kimse ancak
    hac veya umre yapt›ktan sonra ihramdan ç›kabilir. Bu sebeple,
    hacc› kaç›ran kimsenin t›raş olup ihramdan ç›kabilmesi için umre
    yapmas› gerekir. Yap›lan bu umre, ihsarl› kimselerin kestikleri
    “hedy” mesabesindedir. Bu sebeple hacca yetişemeyen kimsenin
    ayr›ca kurban kesmesi gerekmez. Ancak daha sonraki y›llarda
    hacc› kaza etmesi gerekir.283

Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre, ifrad hacc› için
ihrama giren ve Arafat vakfesine yetişemeyen kimse t›raş olup
ihramdan ç›kar. Hacc›n› daha sonra kaza eder ve kaç›rd›ğ› hacdan
dolay› da fevât kurban keser.284
b) K›ran hacc›na niyet eden ancak umre yapamayan ve Arafat
vakfesine yetişemeyen kimse önce umre yapar, t›raş olmadan
fevt ettiği hac için tavaf ve sa’y yapar, sonra t›raş olup ihramdan
ç›kar. Böylece k›ran hedyi kesmekten kurtulmuş olur.
K›ran hacc›na niyet edip umresini yapan ancak Arafat vakfesini
kaç›ran kimse, fevt ettiği hac için tavaf ve sa’y yapar, t›raş
olup ihramdan ç›kar. Böylece K›ran hacc› kurban› kendisinden
düşer.
Her iki durumda hacc›n› daha sonraki y›llarda kaza etmesi
gerekir.
c) Temettü hacc›na niyet eden kimse umresini yap›p ihramdan
ç›km›ş daha sonra hac için ihrama girmiş ancak Arafat vakfesini
kaç›rm›ş ise bir umre yap›p ihramdan ç›kar. Temettu hed-
136
283 Kâsânî, II, 220.
284 Şîrâzî, II,811
yi kesmez. Çünkü bir hac mevsiminde umre ve hacc› yapamam›
şt›r. Bu kimsenin veda tavaf› yapmas› da gerekmez. Daha sonraki
y›llarda hacc›n› kaza eder.285
285 Kâsânî, II, 220-221.
137
138
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
BEDEL HACCI
Sözlükte, karş›l›k ve yerine geçen anlamlar›na gelen “bedel”
bir hac terimi olarak, hac ibadetini bizzat kendisi yapamayan
kimsenin vekaleten bir başkas›na yapt›rmas›na denir.
İbadetler; a) namaz ve oruç gibi beden ile yap›lanlar, b) zekat,
kurban ve f›t›r sadakas› gibi mal ile yap›lanlar, c) hac gibi
hem mal, hem de beden ile yap›lanlar olmak üzere üç ana gruba
ayr›l›r.
Yap›lan bir ibadetin sevab› sağ ya da ölü bir kimseye bağ›şlanabilir,
o kimse bundan yararlan›r. Bu noktada, bir kimsenin
bizzat yerine getirmekle yükümlü olduğu ibadetleri vekalet yolu
ile başkas›na yapt›r›p yapt›ramayacağ› sorusu akla gelmektedir.
Bu konudaki temel prensipleri şöyle s›ralamak mümkündür:
Bedenle yap›lan ibadetlerde vekalet geçerli olmay›p, ibadetin
bizzat mükellefin kendisi taraf›ndan yerine getirilmesi gerekir.
Mesela, mükellef ne kadar hasta olursa olsun, onun yerine başkas›
namaz k›lamaz. Bizzat mükellef, kendisine tan›nan ruhsatlar
çerçevesinde namaz›n› k›lar. Oruç da böyledir.
Mal ile yap›lan ibadetlerde ise vekalet geçerlidir. Mesela bir
kimse, zekat olarak hesaplay›p ay›rd›ğ› meblağ›, ikinci bir kişi
arac›l›ğ› ile fakirlere ulaşt›rabilir, mal›n›n zekat›n› hesaplay›p fakirlere
vermek üzere başkas›n› vekil tayin edebilir.
Hem beden, hem mal ile yap›lan bir ibadet olan hacda ise,
bizzat mükellef taraf›ndan yap›lmas›na engel meşru bir mazeret
bulunmas› halinde vekalet geçerlidir. Mazeret bulunmad›ğ› taktirde
ise hacc›n vekalet yolu ile yap›lmas› geçerli değildir.
Vekalet konusunda farz, vacip ve nafile hac aras›nda fark
139
yoktur.286 Yani bir kimse şartlar oluştuğu taktirde farz olan hac
için vekil tayin edebileceği gibi, vacip veya nafile hac için de vekil
tayin edebilir.
I. BEDEL HACCININ MEŞRUİYYETİNİN DELİLLERİ
Başkas› ad›na hac yapman›n meşru oluşu şu hadislere dayanmaktad›
r:
“Has’am kabilesinden bir kad›n Veda Hacc› y›l›nda Resulullah’›
n yan›na gelerek; “Ey Allah’›n Resulü; Allah’›n hac ibadetini
kullar›na farz k›lan emri babama binek üzerinde duramayacak
derecede yaşl› iken ulaşt›. Babam›n yerine ben hac yapsam,
olur mu?” diye sordu; Resülullah “Evet” diye cevap verdi.287
İbni Abbas’tan şöyle rivayet edilmiştir:
ا ُ R صَ َّ
ىّ النَّبِ ‚ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ اَنَّ امْرَأَةً مِنْ جُهَيْنَةَ جَائَتْ اِ َ
ّى مَاتَتْ A عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَالَتْ اِنَّ اُمِّىَ نَذَرَتْ اَنْ تَحُجَّ حَت
اُمِّكِ RA ّى عَنْهَا اَرَأَيْتَ لَوْكَانَ عَ
A
اَفَاَحُجَّ عَنْهَا? قَالَ نَعَمْ حُج
اَحَقُّ بِالْوَفَاءِ فَاِنَّ ا َ ن اَكُنْتِ قَاضِيَتَهُ? اُقْضُوا ا َ H دَيْ
ة مِنْ خَثْعَمَ عَامَ حَجَّةِ الْوَدَاعِ قَالَتْ يَا رَسُولَ ا ِ H جَائَتْ اِمْرَأَ
اw ً
A
يْخًا كَب [ ى َ
A
الْحَجِّ اَدْرَكَتْ اَب C عِبَادِهِ ِ RA عَ يضَةَ ا ِ
A
اِنَّ فَر
ضى عَنْهُ اَنَّ اَحُجَّ A الرَّاحِلَةِ فَهَلْ يُقْ R يعُ اَنْ يَسْتَوِىَ عَ َ
A
لَايَسْتَط
عَنْهُ قَالَ نَعَمْ.
140
286 İbn Hümam, III, 134. Şîrâzî, II, 764.
287 Buhârî, Hac, 1; II, 140. Müslim, Hac, 71.bk. Müslim, Hac, 408. II, 974.
“Cüheyne kabilesinden bir kad›n Resulullah’a gelerek şöyle
dedi:
-Annem hac yapmay› adad› fakat hac yapamadan öldü. Onun
yerine ben hac yapay›m m›? Resülullah (s.a.v.) şöyle cevap verdi.
-Evet, onun yerine hac yap. Annenin borcu olsayd› onu ödemez
miydin? Allah’a olan borçlar›n›z› da ödeyin. Çünkü Allah’a
olan borç ödemede önceliklidir.”288
II. BEDEL GÖNDERMEYİ CAİZ KILAN ŞARTLAR

  1. Hac ibadeti ile yükümlü olan bir kimse; üzerine hac farz olduğu
    y›l bu görevi yerine getirmez, daha sonra hac yapmas›na
    engel bir durum ortaya ç›kar ve bu engelin ömrünün sonuna kadar
    devam edeceği bilinirse yerine bedel gönderir. Bu kimsenin
    bedel göndermesi ittifakla farzd›r. Sağl›ğ›nda bedel göndermemiş
    ise, ölümünden sonra yerine bedel gönderilmesini vasiyet etmesi
    gerekir. Vasiyet etmezse günahkar olur.289 Böyle bir vasiyette
    bulunmam›ş ise mirasç›lar› onun ad›nda vekaleten hac yapabilir
    veya vekil gönderebilirler.
  2. Hacc›n farz olmas› için gerekli şartlar› taş›d›ğ› halde sağl›k
    ve yaşl›l›k nedeniyle bizzat hac yapamayacak durumda olan
    kimselere hacc›n farz olup olmad›ğ› konusunda ihtilaf edilmiştir:
    a) Görme özürlü kimse hakk›nda Ebû Hanîfe’den iki rivayet
    vard›r. Meşhur olan rivayete göre ekonomik gücü olsa ve kendisine
    refakat edecek biri bulunsa bile a’ma kimseye hac farz değildir.
    Bu kimsenin bedel göndermesi de gerekmez.290
    İmam Muhammed ile Ebû Yusuf’un tercih ettikleri görüşe
    göre bu a’ma kimsenin ekonomik gücü ve kendisine refakat ede-
    288 Buhârî, el-Eymân ve’n-Nüzûr, 30, VII, 232.
    289 Kâsânî, II, 221.
    290 Abdülğanî el-Mekkî, s. 56.
    141
    cek biri varsa hac yapmas› farz olur. Diğer mezheplerin görüşleri
    de bu istikamettedir.291
    b) Hanefî ve Mâlikî mezheplerine göre bir kimsenin hac ile
    yükümlü olabilmesi için diğer şartlar›n yan›nda bedenen sağl›kl›
    olmas› da gerekir. Dolay›s›yla felçli, kötürüm ve tedavi imkân›
    olmayan hastalar ile çok yaşl› kimselere hac farz olmaz.292

Şâfiî ve Hanbelî mezheplerine göre ekonomik imkân› bulunan
ve diğer şartlar› da taş›yan ancak çok yaşl› olmas› veya felçli
ve kötürüm olma gibi bedensel bir engeli ve tedavisi imkâns›z
bir hastal›ğ› bulunmas› sebebiyle bizzat hacc› yapamayacak durumda
olan kimselerin yerlerine bedel göndermeleri gerekir.293
Bu kimselerin bedenen hac yapmaya güçleri yetmiyorsa da maddî
yönden yetmektedir. Bu görüşün delili yukar›da zikredilen hadislerdir.
Hanbelî mezhebine göre; hacca bedel gönderen kimse daha
sonra bizzat gitme imkân›n› elde etse bile yeniden hac yapmas›
gerekmez. Çünkü mükellef, vekalet yolu ile de olsa farz olan
hacc› yerine getirmiştir.294
III. BEDEL İÇİN VASİYETTE BULUNMANIN HÜKMÜ
Bir kimse kendisine haccetmek farz olduğu y›l, hacca gitmek
üzere yola ç›kar da hacc› tamamlamadan ölüm yatağ›na düşerse,
ölmeden önce vasiyette bulunmas› farz değildir.295 Fakat,
kendisine hac farz olduğu y›l hac yapmay›p sonraki y›llarda
memleketinde veya yolculuğunda ölen kimsenin, ad›na hac yap›
lmas›n› vasiyet etmesi farz olur.296
142
291 İbn Hümâm, II, 421. Semerkandî, II, 383. Kâsânî, II; 121. Şirbînî, II, 218.
292 İbn Hümâm, II, 421. Semerkandî, II, 383. Kâsânî, II; 121. Şirbînî, II, 218.
293 Şirbînî, II, 219. İbn Kudâme, IV, 351. İbn Rüşd, I, 391.
294 İbn Kudame, IV, 353.
295 İbnü Hümâm, II, 222.
296 İbnü Hümâm, II, 222.
Vekaleten hac için vasiyet konusunda genel vasiyet prensipleri
uygulan›r.
Ölen kişi, kendi ad›na hac yap›lmas›n› vasiyet etmiş ise, varislerin,
terekenin üçte birinden harcamak sureti ile onun ad›na
hac yapt›rmalar› gerekir.297 Şayet “Mal›m›n üçte birinin tamam›
ile benim için hac yapt›r›n” diye vasiyet eder ve bu para ile birden
fazla hac yapt›r›labilirse birden fazla hac yapt›r›l›r. Bu durumda
bütün haclar›n ayn› y›l içinde yapt›r›lmas› daha faziletlidir.
298


Şâfiî ve Hanbelî mezheplerine göre; farz hacc› eda etmeden
ölen kimsenin ad›na hac yap›lmas› konusunda vasiyet şart› aranmaz.
Ölenin vasiyeti bulunmasa bile, t›pk› borçlar›n›n miras›ndan
ödendiği gibi, genel vasiyet kurallar› dikkate al›nmadan,
hacca vekil gönderme masraflar› da mal›n›n tamam›ndan harcanarak
hac görevi yapt›r›l›r.299 Çünkü hac yapmak, Allah’›n insanlar
üzerindeki bir hakk›d›r. Bu hakk›n yerine getirilmesi gerekir.
Şu hadis, bu görüşün delilidir.300
Bir sahâbî,

  • “Ey Allah’›n Elçisi! Babam hac yapmadan öldü. Onun yerine
    hac yapay›m m›?” diye sordu. Hz.Peygamber (a.s.),
    جَّ اَفَاَحُجُّ عَنْهُ قَالَ اَرَاَيْتَ لَوْ oْ َُ ى مَاتَ وَ َ
    A
    اِنَّ اَب يَا رَسُولَ ا ِ
    اَحَقُّ ن اَكُنْتَ قَاضِيَهُ قَالَ نَعَمْ فَدَيْنُ ا ِ H يكَ دَيْ
    A
    اَب RA كَانَ عَ
    بِالْوَفَاءِ
    297 Kâsânî, II, 222.
    298 Kâsânî, II, 223.
    299 Şîrâzî, II, 637. İbn Kudame, IV, 375.
    300 Şirbînî, II, 219.
    143
  • “Baban›n borcu olsayd›, onu öder miydin?” dedi. Sahâbî,
    -”Evet” diye cevap verdi. Bunun üzerine Hz.Peygamber
    (a.s.),
  • “Allah’a olan borç ödenmeye daha lay›kt›r” buyurdu.301
    Bir kimse ölen anne ve babas›n›n yerine vekaleten hac yaparsa
    anne babas›n›n üzerinde hac borcu varsa yerine getirilmiş,
    yoksa hac sevab› kazanm›ş olur. Peygamberimiz (a.s.),
    “Kim annesinin veya babas›n›n yerine hac yaparsa onlar›n
    hacc›n› yerine getirmiş olur” buyurmuştur.302
    IV. BEDEL YOLU İLE HAC YAPMANIN ŞARTLARI
    Bedel yoluyla hac yapma konusunda gözetilmesi gereken bir
    tak›m şartlar vard›r. Bunlar› şöyle s›ralayabiliriz:
    1.Vekil olarak hacca gönderilecek kimsenin müslüman ve
    ak›ll› olmas›.
    Müslüman olmayan›n kendi ad›na yapacağ› hac geçersiz olacağ›
    için vekalet yolu ile yapacağ› hac da geçersiz olur. Mümeyyiz
    olmayan, yani iyiyi kötüden ay›ramayan çocuklar›n hac için
    vekalet yapmalar› caiz değildir.
    Vekilin daha önce kendi ad›na farz olan hacc› yerine getirmiş
    olmas› şart değildir. Çünkü yukar›daki hadiste de geçtiği üzere
    Hz. Peygamber (a.s.) Has’am’l› kad›na, kendi ad›na hac yap›p
    yapmad›ğ›n› sormadan, babas› ad›na hac yapabileceğini söylemiştir.
    Eğer, vekilin hac yapm›ş olmas› şart olsayd›, Resülullah
    o kad›na bunu sorard›.303

يهِ اَوْ اُمِّهِ فَقَدْ قَضَى عَنْهُ حَجَّتَهُ
A
مَنْ حَجَّ عَنْ اَب
144
301 Nesâî, Hac, 11, V, 118.
302 Dârekutnî, Hac, II. 259-260. İbn Kudâme, IV, 378. bk. Nesâî, Menâsik, 8,
V, 116.
303 Mevsilî, el-İhtiyâr, I, 171.
Şâfiî ve Hanbelî mezheplerine göre bedel olarak hac yapacak
kimsenin, kendi ad›na farz olan hacc› yapm›ş olmas› gerekir.
Farz olan hacc› yapmayan bir kimse bedel olarak hacca gidecek
olursa yapt›ğ› hac kendi ad›na geçerli olur.304 Delilleri şu hadistir:
İbn Abbas’tan rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber (a.s.),
bir adam›n, “Şübrime ad›na lebbeyk” diyerek telbiye getirdiğini
işitti ve,

  • Şübrime kim?” diye sordu. Adam,
  • “Kardeşimdir (veya yak›n›md›r)” dedi. Hz. Peygamber,
  • “Kendi ad›na hac yapt›n m›?” diye sordu. Adam,
  • “Hay›r” deyince, Hz. Peygamber (a.s.),
  • “Önce kendi ad›na hac yap, sonra Şübrime ad›na” buyurdu.
    305
  1. Vekilin, müvekkil ad›na hac yapmaya niyet etmesi
    Bütün ibadetler niyet ile geçerlilik kazan›r. Vekil gönderenin
    niyet emesi şart olduğuna göre, onun ad›na hac yapan vekilin de
    yine onun ad›na niyet etmesi şartt›r. Vekil, “Beni hacca gönderen
    falanca kişi için ihrama girdim” yahut “Hacca niyet ettim”
    diye niyet eder. Niyeti dili ile söylemeyip sadece kalbinden geçirmesi
    de kafi gelir. Kendisi için hac yapt›ğ› kimsenin ad›n›
    عَلَيْهِ وَسَلَّمَ سَمِعَ رَجُلًا ا ُ R عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ اَنَّ النَّبِىَّ صَ َّ

    A
    ‚ ب H ي
    A
    اَوْ قَر
    A
    ‚ خ H مَةُ قَالَ اَ >ُْ [ مَةَ قَالَ مَنْ ُ >ُْ [ يَقُولُ لَبَّيْكَ عَنْ ُ
    قَالَ حَجَجْتَ عَنْ نَفْسِكَ قَالَ لَا قَالَ حُجَّ عَنْ نَفْسِكَ ثُمَّ
    مَةَ >ُْ [ حُجَّ عَنْ ُ
    304 Şîrâzî, II, 676-677. İbn Kudame, IV,355.
    305 Ebu Davud, Menasik, 26, II, 403.
    145
    unutsa ve “Beni hacca gönderen şah›s için” diye niyet etse niyeti
    yine geçerli olur.
    Vekil, gönderen ad›na değil de kendi ad›na niyet etse, yahut
    birden fazla kişiye vekil olup onlar ad›na ayr› ayr› niyet etse,
    kendisi için hac yapm›ş olur. Ald›ğ› paralar› gönderene, yahut
    onun varislerine iade etmesi gerekir.
  2. Sağ olan müvekkilin vekile hac yapmas›n› bizzat söylemesi
    Böyle bir istek olmadan bir kimse ad›na başkas› taraf›ndan
    yap›lan hac, o kimseden hac farizas›n› düşürmez.
  3. Müvekkile hacc›n önceden farz olmuş olmas›
    Kendisine hac henüz farz olmam›ş bir kimse ad›na bir başkas›
    vekaleten hac yapsa bu hac nafile olur. Daha sonra ad›na hac
    yap›lan kimseye hac farz olursa, yeniden hac yapmas› gerekir.
  4. Vekil için ücret şart koşulmuş olmamas›
    İbadetler Allah r›zas› için yap›l›r, ücret karş›l›ğ›nda yap›lan
    ibadetler geçersizdir. Mesela bizzat hac yapmaktan aciz olan bir
    mükellefe, “Benim ad›ma hac yapman için seni şu kadar ücret
    karş›l›ğ›nda vekil k›ld›m diyerek hacca gönderse” bu hac geçersiz
    olur.306 Ancak, şart koşulmuş olmamak kayd›yla gönderen vekile
    teberruda bulunabilir.
  5. Vekilin masraflar›n›n tamam› yahut da çoğu müvekkilin
    mal›ndan karş›lanmas›
    Kendi paras› ile başkas› ad›na hac yapan kimse kendi ad›na
    hac yapm›ş olur. Fakat mirasç›lar bu hükmün d›ş›ndad›rlar.
    Bir kimsenin mirasç›s› kendi paras› ile onun ad›na hac yapabileceği
    gibi, başkas›na da yapt›rabilir. Gönderenin verdiği para
    yetmediği için vekil masraflar›n yar›ndan fazlas›n› kendi paras›
    146
    306 Aliyyü’l-kârî, s.475.
    ile karş›lar ve gönderen de bu fark› ödemezse hac vekil ad›na yap›
    lm›ş olur. Vekil ald›ğ› paray› gönderene iade eder.307
    Vekil, hac yolculuğu s›ras›nda israfa kaçmadan normal ihtiyaçlar›
    için harcama yapar, artan paray› dönüşte gönderene veya
    varislerine iade eder.308 Çünkü vekilin ald›ğ› meblağ›, ücret olarak
    değil, gidiş geliş masraflar›n› karş›lamak üzere alm›şt›r. Bu
    sebeple artan miktar›n iadesi gerekir.
    Buna göre, hac organizasyonunda görevli olan bir kimsenin
    yapt›ğ› bedel hac geçersiz olur. Çünkü görevlilerin bütün masraflar›
    hac organizasyonu taraf›ndan karş›lanmakta, bu durumda
    yukar›daki şarta ayk›r› olarak, hac giderleri, ad›na hac yap›lan
    kimsenin paras›ndan karş›lanm›ş olmamaktad›r.
  6. Vekilin, müvekkilin memleketinden yola ç›kmas›
    Vekil gönderene farz olan, memleketinden hac yapmas›d›r.
    Bu sebeple gönderen, yer belirlemeden, “Ad›ma hac yap›ls›n”
    diye vasiyet etmiş ise bu, “Ad›ma memleketimden hac yap›ls›n”
    şeklinde anlaş›l›r. Mesela, Mekke’de ölen bir Ankaral›, ölmeden
    önce ad›na hac yap›lmas›n› vasiyet etmiş ise vekilin Ankara’dan
    yola ç›kmas› gerekir.
    Ebû Yusuf’a göre; memleketi d›ş›nda ölüp kendisi için hac
    yap›lmas›n› vasiyet eden kimsenin sözü, geçerli olan uygulamaya
    hamledilir. Mesela, Mekke’de ölen bir kimse, “Ad›ma hac yap›
    ls›n” diye genel bir ifade kullanm›ş ise, Mekke’de bulunan biri
    vekil tayin edilebilir. Eğer, “Ad›ma k›ran hacc› yap›ls›n” demiş
    ise vekil, hacc› vasiyet eden kimsenin memleketinden yola
    ç›karak yapar. Çünkü Mekke’liler k›ran hacc› yapamaz.
    Eğer bir kimse hac yapmak üzere yola ç›km›ş, yolda ölmüş ve
    vasiyet etmiş ise bedelin, Ebû Hanife’ye göre memleketinden;
    Ebû Yûsuf ve İmam Muhammed’e göre vefat ettiği yerden
    gönderilmesi gerekir.
    307 Kâsânî, II, 222.
    308 Kâsânî, II, 223.
    147
    Eğer ölenin miras b›rakt›ğ› mal›n›n üçte biri, memleketinden
    hac yapmaya yetmiyorsa, istihsanen yettiği yerden hac yapt›r›-
    l›r.309
  7. Vekilin, müvekkilin hac ile ilgili şartlar›na ayk›r› davranmamas›
    Vekil gönderen kimse, vekile ifrad hacc› veya umre yapmas›
    n› söyler de vekil k›ran hacc› yaparsa, Ebû Hanife’ye göre yap›
    lan hac gönderen ad›na geçerli olmaz. Vekil, yap›lan masraflar›
    tazmin eder. Ebû Yusuf ve İmam Muhammed’e göre ise bu
    hac istihsanen geçerli olur.310
    Eğer gönderen, vekilin ifrad hacc› veya umre yapmas›n› ister
    ve vekil de temettü hacc› yaparsa, Hanefî ve Şâfiî mezheplerine
    göre hac, gönderen ad›na gerçekleşmez. Vekilin, masraflar›
    tazmin etmesi gerekir.311
    Vekilin, hem gönderen için, hem de kendi için hacca niyet etmesi
    caiz olmaz. Bu şekilde iki hacca birden niyet eden vekil,
    daha hac menasikine başlamadan kendi ad›na yapt›ğ› niyeti iptal
    ettiği taktirde, yapt›ğ› hac, gönderen ad›na yap›lm›ş olur. Aksi
    takdirde kendi ad›na hac yapm›ş olur.
    İki ayr› kişi ayn› şahs› vekil tayin etse ve vekil de her ikisi
    için birden hacca niyet etse, daha sonra niyetini bunlardan biri
    ad›na tahsis etmiş olsa bile, hiç birisi için hac yapm›ş olmaz,
    kendi ad›na hac yapm›ş olur. Her ikisinin verdiği meblağ› iade
    etmesi gerekir.312
    Hac yapmak üzere vekil k›l›nan kimse, gönderen ad›na hac
    yapt›ktan sonra kendi ad›na umre yapabilir. Yine, umre yapmak
    üzeren vekil k›l›nan kimse, gönderen ad›na umre yapt›ktan sonra
    kendi ad›na hac yapabilir. Ancak vekil kendi ad›na yapt›ğ›
    148
    309 Kâsânî, II, 222, Aliyyü’l-kârî, s. 483.
    310 Aliyyü’l-kârî, s. 488.
    311 Aliyyü’l-kârî, s. 488.
    312 Aliyyü’l-kârî, s. 490.
    menasik için beklediği günlerde yapt›ğ› masraflar› kendisi karş›-
    lar.
    Vekil, kendi ad›na yapacağ› hac ya da umreyi as›l görevinden
    önce yaparsa, yolculuğu kendi ad›na yapm›ş olacağ› için ald›ğ›
    paray› iade etmesi gerekir.
  8. Vekilin, hacc› bizzat kendisinin yapmas›
    Vekil; hastal›k, tutuklanma ve benzeri gerekçelerle, gönderenin
    izni olmadan vekaleti başkas›na havale ederse yap›lan hac
    gönderen ad›na gerçekleşmiş olmaz. Yap›lan masraflar gönderene
    tazmin edilir. Fakat, gönderen “dilediğin gibi yap” derse o
    takdirde yap›lan hac gönderen ad›na gerçekleşmiş olur.313
    V. NAFİLE HACDA VEKALET ŞARTLARI
    Nafile hacc›n vekalet yolu ile yap›labilmesi için; vekilin müslüman,
    ak›ll›, mümeyyiz olmas› ve kim ad›na nafile hac yap›l›-
    yorsa niyeti onun için yapmas› şartt›r. Vekalet yoluyla nafile hac
    yap›lmas› için bunlardan başka bir şart aranmaz. Çünkü nafile
    ibadetlerde hareket alan› daha geniştir.

Şâfiî ve Hanbelî mezhebine göre nafile hacda vekaletin geçerli
olmas› için vekilin kendi ad›na farz hacc› yapm›ş olmas›
şartt›r. 314
313 Aliyyü’l-kârî, s. 487.
314 Şîrâzî, II, 676-677. İbn Kudame, IV, 355.
149
150
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
HAC VE UMREDE KURALLARA AYKIRI
DAVRANIŞLAR VE CEZALARI
Hac ve umre ibadetlerinin edas›yla ilgili olarak ihraml› ve ihrams›
z iken uyulmas› gereken kurallar vard›r. Bunlara uyulmamas›
çeşitli cezalar gerektirir.
Hac ve umre ile ilgili cezalar; hac ve umrenin vaciplerini terk
etmekten doğan cezalar ve ihram yasaklar›n› ihlal etmekten doğan
cezalar olmak üzere iki k›sma ayr›l›r.
I. HAC VE UMRENİN VACİPLERİNİ TERK ETMENİN
CEZALARI
Hacc›n veya umrenin farzlar›n›n (rükün ve şartlar›n›n) yerine
getirilmemesi halinde yap›lan hac veya umre geçerli olmaz.
Farzlar› ihlalin başka bir şeyle telafisi mümkün değildir.
Hacc›n veya umrenin vaciplerinden birinin terk edilmesi durumunda
hac veya umre fasid olmaz ise de mazeret olmadan
terk edilmesi tahrimen mekruhtur.
Mazeret olmadan terk edilen veya zaman›nda yap›lmayan her
vacip için dem gerekir.315
Sadece umreyi veya sadece hacc› ilgilendiren bir vacibin terk
edilmesi sebebiyle tek ceza gerekir.
Hac veya umrenin biri “mustakil (aslî)” diğeri de her bir menasikin
vacibi (fer’î) olmak üzere iki çeşit vacibi vard›r.
Bu vaciplerden birinin, bir mazeret bulunmaks›z›n terk edil-
315 Aliyyü’l-kârî, s. 81.
151
mesi halinde dem gerekir. Bir mazeret sebebiyle terk edilirse her
hangi bir ceza gerekmez.
Hacc›n Mustakil / Aslî Vacipleri Şunlard›r:
a) Sa’y,
b) Müzdelife vakfesi,
c) Remy-i cimar (Şeytan taşlama),
d) Saçlar› t›raş etme veya k›saltma,
e) Veda tavaf›,
Sa’y, t›raş olma ve saçlar› k›saltma ayn› zamanda umrenin de
vaciplerindendir.
Bu müstakil vaciplerin d›ş›nda hac ve umre menasikine
bağl› (fer’î) vacipler de vard›r. Bu vaciplerin de bir mazeret olmaks›
z›n terk edilmesi halinde dem gerekir.

  1. Mikat Mahalli İle İlgili Cezalar
    İster hac, ister ticaret ve isterse ziyaret maksad›yla olsun
    Mekke’ye gitmek isteyen bir kimsenin mîkat mahallini ihrama
    girerek geçmesi vaciptir. Bu vacibin terk edilmesi halinde dem
    gerekir. Ancak dönüp Mîkat mahallinde ihrama girererse ceza
    düşer.
    Doğrudan Medine’ye gitmek üzere Cidde’ye gelen ancak her
    hangi bir sebepten dolay› Mekke’ye gitmek durumunda kalan
    kimse, Cidde’de ihrama girer ve herhangi bir ceza gerekmez.

Şâfiî mezhebine göre hac ve umre d›ş›nda bir maksatla Mekke’ye
gidecek olan kimselerin mikat mahallinde ihrama girmeleri
vacip değil, sünnettir. Dolay›s›yla mikat mahallini ihrams›z
geçmeleri halinde ceza gerekmez.316
2.Tavafla İlgili Cezalar
a) Bir kimse elbisesinde, bedeninde veya tavaf edilen yerde
152
316 Abdülganî el-Mekkî, s. 94; Nevevî, el-Mecmu’, VII, 14-15.
necaset varken tavaf yaparsa tavaf› geçerli olur. Ancak, necaseti
temizlemediği için günahakâr olmakla birlikte bu kimseye her
hangi bir ceza terettüp etmez.
Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre necasetten temizlik,
tavaf›n geçerlilik şart› olduğundan bu durumda yap›lan
tavaf geçerli olmaz. Mutlaka usulüne uygun olarak yeniden yap›
lmas› gerekir.
b) Bir kimse, avret yerleri bir rüku veya secde yapacak süre
bir uzvun 4’te bir kadar aç›k olarak tavaf etse tavaf› geçerli olur.
Ancak vacibi terk etmesi sebebiyle dem gerekir. Usulüne uygun
olarak tavaf› yeniden yaparsa ceza ortadan kalkar.
Bir uzvun dörtte birinden az› veya bir rüku veya secde
yapacak miktardan az süre aç›l›rsa tavaf geçerli olur. Ceza da
gerekmez. (Abdulgani el-Mekki, s. 168)


Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre tavafta avret
yerlerinin örtülü olmas› şartt›r. Dolay›s›yla avret yeri aç›k olarak
yap›lan tavaf geçerli olmaz. Tavaf›n mutlaka usulüne uygun
olarak yeniden yap›lmas› gerekir.
c) Tavaf› geri geri yürüyerek yapmak dem gerektirir. Yeniden
yap›lmas› durumunda bu ceza ortadan kalkar.


Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre bu şekilde yap›-
lan tavaf geçerli olmaz, yeniden yap›lmas› gerekir.317
d) Tavaf namaz› mustakil bir vaciptir, terk edilmesiyle her
hangi bir ceza gerekmez, ancak bu kimse vitir namaz› k›lmam›ş
gibi günahkâr olur.


Mâlikî mezhebine göre tavaf namaz›n› k›lmayan kimseye
dem gerekir.
317 Kinânî, II, 761-780.
153
Şâfiî ve Hanbelî mezheplerine göre göre tavaf namaz› k›lmak
sünnettir.318 Terk edilmesiyle her hangi bir ceza gerekmez.
Bu kimse kötü bir davran›şta bulunmuş olur.
e) Kudum tavaf›n›n tamam› veya şavtlar›n›n yar›dan fazlas›
cünüp ve adetli olarak yap›l›rsa dem,
Abdestsiz olarak yap›l›rsa her şavt için bir sadaka,
Son üç şavt› veya daha az› terkedilirse her şavt için bir sadaka
gerekir.319
Cezay› gerektirecek şekilde yap›lan tavaf yeniden yap›l›rsa
ceza düşer.


Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre abdestli olarak
yap›lmas› tavaf›n geçerlilik şart› olduğundan, cünüp veya abdestsiz
olarak yap›lan tavaf geçersizdir. Yeniden yap›lmas› gerekir.
320
f) Umre tavaf›n›n tamam›n› veya bir k›sm›n›, hatta bir şavt›n›
cünüp, abdestsiz, loğusa veya adetli olarak yapmak dem gerektirir.
Çünkü ihramdan ç›kabilmek için tavaf›n eksiksiz yap›lmas›
gerekir. Bu sebeple tavaftaki eksiklikler sadaka ile değil ancak
demle telafi edilebilir. İhramdan ç›kmadan yeniden yap›lmas› halinde
ceza ortadan kalkar.321 Hanefî bilginlerden İbn Nüceym’e
göre umre tavaf›n›n son üç şavt›n› veya daha az›n› abdestsiz olarak
yapan kimse, abdestsiz yapt›ğ› her şavt için sadaka verir.*
Umre tavaf›n›n son üç şavt›n› veya daha az›n› terk etmek
154
318 Kinanî, II, 853-860; Nevevî, el-Mecmu’, VIII,72-73
319 Meydânî, Abdülğanî el-Guneymî, el-Lübab fi Şerhi’l-Kitab, I, 184. 2. bask›.
Beyrut, 1996; Mevsîlî, I, 208; İbn Humam II, 458, 465.
320 Kinânî, II,761-762; Nevevî, el-Mecmu’, VIII, 20.
321 İbn Âbidîn, II, 551. İbn Nüceym, Zeynüddîn, Bahrü’r-Râik, III,24. İlmiye
Matbaas›, Kahire, 1311. Kinanî, II, 766-767.

  • İbn Nüceym III, 24.
    dem cezas›n› gerektirir. İhramdan ç›kmadan önce yap›l›rsa ceza
    düşer.**
    K›ran hacc›na niyet eden bir kimse, umrenin tavaf›n› abdestsiz
    yaparsa dem gerekir. Tavaf› yeniden yaparsa ceza düşer.
    Eğer abdestsiz yapt›ğ› tavaftan sonra sa’yi de yapm›ş ise bu sa’y
    geçerli olmaz. Çünkü sa’yin geçerli olabilmesi için ceza gerektirmeyen
    (muteber) bir tavaftan sonra yap›lmas› şartt›r. Dolay›-
    s›yla sa’yin yeniden yap›lmas› gerekir.322
    K›ran hacc› yapan kimse kudûm tavaf›n› abdestsiz olarak yaparsa
    tavaf› geçerli olmaz. Dolay›s›yla ceza gerektirmeyen (muteber)
    bir tavaftan sonra yap›lmad›ğ› için sa’yi de geçerli olmaz.
    Bu sa’yin daha sonra yeniden yap›lmas› gerekir.323
    Veda tavaf›n›n abdestsiz yap›lmas› durumunda her şavt için
    sadaka gerekir. Cünüp veya adetli olarak yap›lmas› veya yar›-
    dan çoğunun terk edilmesi halinde dem cezas› gerekir.*
    g) Ziyaret tavaf›n›n tamam›n› veya şavtlar›n›n yar›dan çoğunu
    cünüp, adetli ve loğusa olarak yapan kimseye bedene; abdestsiz
    olarak yapan kimseye dem gerekir. Mekke’de bulunduğu
    süre içinde tavaf› yeniden yaparsa ceza düşer.
    Ziyaret tavaf›n›n son üç veya daha az say›da şavt›n› abdestsiz,
    cünüp, loğusa veya âdetli olarak yapan kimseye, her şavt için
    bir fitre miktar› sadaka gerekir. Hac’da cinsel ilişki d›ş›ndaki ihram
    yasaklar›n›n sona erebilmesi için ziyaret tavaf›n›n yap›lmas›
    şart değildir. Bu sebeple son üç şavt›n veya daha az›n›n abdestsiz,
    cünup, loğusa veya adestli olarak yap›lmas› umrede olduğu
    gibi dem gerektirmez, bu eksiklikler sadaka ile telafi edilebilir.
    Ziyaret tavaf›n›n son üç şavt›n› veya daha az şavt›n› terk eden
    ** Abdulğanî el-Mekkî, s. 390; İbn Humam, II, 464.
    322 Abdülğani el-Mekkî, s. 390-391.
    323 Abdülğani el-Mekkî, s. 390-391.
  • Abdulğanî el-Mekkî, s. 388.
    155
    kimseye dem gerekir. Ancak abdest ald›ktan veya guslettikten
    sonra veya kad›nlar temizlendikten sonra şavtlar› yeniden yaparlarsa
    ceza düşer.324
    Bir mazeret olmaks›z›n ziyaret tavaf›n›n üç veya daha az say›
    da şavt›n› yapmayan, tavaf› tekerlekli sandalyeye binerek veya
    ç›plak olarak yapan kimseye dem gerekir. Yeniden yap›lmas›
    halinde ceza düşer.
    Ebu Hanife’ye göre ziyaret tavaf›, başlang›ç vaktinden itibaren
    ömrün sonuna kadar her hangi bir zamanda yap›labilir. Ancak
    bayram›n üçüncü günü güneş bat›ncaya kadar yap›lmazsa
    dem gerekir.325

Mâlikî mezhebine göre iki kanama aras›ndaki kesinti temizlik
say›ld›ğ›ndan adet halindeki kad›n›n kanamas› k›sa süre durursa,
kanaman›n durduğu süre içinde temiz say›l›r; gusledip ibadetlerini
yapmas› gerekir. Buna göre ziyaret tavaf›n› özel hali nedeniyle
yapamayan ve Mekke’den ayr›lmak mecburiyetinde kalan
bir kad›n›n kanamas› k›sa süre durduğunda gusledip tavaf›n›
yapmas› mümkün olur ki, bu durumda tavaf›n› temiz olarak yapm›
ş olduğu için her hangi bir ceza ödemesine de gerek kalmaz.326
Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre hadesten taharet,
tavaf›n geçerlilik şart› olduğundan; abdestsiz, cünüp, loğusa
ve adetli olarak yap›lan tavaf geçerli olmaz, yeniden yap›lmas›
gerekir.
Ziyaret tavaf›n›n son vakti için bir s›n›r bulunmad›ğ› görüşünde
olanlar şu rivayeti delil alm›şlard›r:
156
324 Abdülğanî el-Mekkî, s. 384.
325 Abdülğanî el-Mekkî, 381-385.
326 Mâlik b. Enes, I, 17. Kinânî, II, 767.Vehbe ez-Zühaylî, I, 610.
Abdullah b. Abbas (r.a)’dan rivayet edilmiştir:
Sahâbîlerden birisi Hz.Peygamber’e,

  • “Şeytan taşlamadan ziyaret tavaf›n› yapt›m (olur mu)?” dedi.
    Hz.Peygamber,
  • “Zarar› yok, (olur)” buyurdu. Bir başka sahâbî,
  • “Kurban kesmeden önce t›raş oldum (olur mu)? dedi.
    Hz.Peygamber,
  • “Zarar› yok, (olur)” buyurdu. Bir başka sahâbî,
  • “Şeytan taşlamadan önce kurban kestim (olur mu?” dedi.
    Hz.Peygamber,
  • “Zarar› yok, (olur)” buyurdu.327
    h) Vedâ tavaf›n›n tamam› veya şavtlar›n yar›dan çoğu terk
    edilirse veya tavaf cünüp ve adetli olarak yap›l›rsa dem gerekir.
    Bu tavaf›n son üç şavt›n›n veya daha az›n›n terk edilmesi veya
    tavaf›n abdestsiz yap›lmas› halinde terk edilen veya abdestsiz
    yap›lan her bir şavt için bir f›t›r sadakas› verilmesi gerekir.328
    Veda tavaf›n› yapmadan Mekke’den ayr›lan kimse, mikat
    mahallini geçmeden dönüp tavaf›n› yaparsa ceza düşer. Mîkad›
    geçtikten sona dönmek isterse mîkat mahallinde umre ihram›na
    R صَ َّ
    ىّل لِلنَّبِ H عَنْهُمَا قَالَ قَالَ رَجُ ا ُ ىَ ضِ رَ اسٍ عَنِ ابْنِ عَبَّ
    اخَرُ A عَلَيْهِ وَسَلَّمَ زُرْتُ قَبْلَ اَنْ اَرْمِىَ قَالَ لَا حَرَجَ قَالَ ا ُ
    تُ قَبْلَ اَنْ f اخَرُ ذَبَ ْ A حَلَقْتُ قَبْلَ اَنْ اَذْبَحَ قَالَ لَا حَرَجَ قَالَ
    اَرْمِىَ قَالَ لَا حَرَجَ
    327 Buhârî, Eyman ve’n-Nüzur, 15. VII, 226.
    328 Kinânî, III, 1237
    157
    girer, umresini yapt›ktan sonra veda tavaf›n› yapar. Bu durumda
    da ceza düşer.

Mâlikî mezhebine göre veda tavaf› sünnet olduğundan terk
edilmesi halinde her hangi bir ceza gerekmez.329

  1. Sa’y İle İlgili Cezalar
    Sa’yin geçerli olmas› için muteber bir tavaftan sonra yap›lmas›
    gerekir, aksi takdirde sa’y geçerli olmaz, yeniden yap›lmas›
    gerekir.330
    Mazeretsiz olarak sa’yi veya şavtlar›n›n yar›dan çoğunu terk
    etmek veya gücü yettiği halde sa’yi yürüyerek yapmamak dem
    gerektirir.
    Yürüyemeyecek kadar hasta olmak, kötürüm ve felçli olmak
    gibi bir mazeret sebebiyle terk edilmesi halinde her hangi bir ceza
    gerekmez.
    Sa’yin şavtlar›ndan üç veya daha az›n›n terk edilmesi halinde
    her bir şavt için bir sadaka-i f›t›r gerekir.
    Sa’yin şavtlar›nda Safa ile Merve aras›n›ndaki mesafenin tamamen
    yürünmeyip eksik b›rak›lmas› halinde bütün şavtlar için
    yürünen mesafe dört şavt› tamaml›yorsa sa’y geçerlidir. Ancak
    eksik b›rak›lan her şavt için bir sadaka-i f›t›r gerekir.331

Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre sa’y, hacc›n bir
rüknüdür. Terk edilmesi halinde hac geçerli olmaz. Her hangi
bir ceza ile telafisi de mümkün değildir. Mutlaka yap›lmas› gerekir.

  1. Arafat Vakfesiyle İlgili Cezalar
    Hanefi ve Hanbeli mezheplerine göre gündüz Arafat’a gelip
    158
    329 Kinânî, III, 1235.
    330 Kâsânî, II, 134
    331 Abdülğanî el-Mekkî, s. 394.
    vakfe yapan bir kimse güneş batmadan önce Arafat’tan ayr›l›rsa
    dem gerekir. Güneş batmadan önce Arafat’a geri dönerse ceza
    düşer. Güneş batt›ktan sonra dönerse art›k ceza düşmez.
    Say’in sünnetleri terkedilirse abdestsiz veya elbisede necaset
    varken say yap›l›rsa herhangi bir ceza gerekmez. Ancak sünnetleri
    terkeden kimse mekruh işlemiş ve sünnet sevab›ndan
    mahrum kalm›ş olur.

Şâfiî ve Mâlîkî mezheplerine göre Arafat’ta güneş bat›ncaya
kadar beklemek sünnet olduğundan güneş batmadan önce Arafat’›
n terk edilmesi halinde her hangi bir ceza gerekmez.332
Mâlikî mezhebine göre, gecenin bir cüz’ünde Arafat’ta bulunmak
vakfenin geçerli olmas› için şartt›r. Bu itibarla güneş
batmadan önce Arafat’tan ayr›l›p bir daha dönmeyen kimsenin
hacc› geçerli olmaz.333

  1. Müzdelife Vakfesiyle İlgili Cezalar
    Mazeretsiz olarak Müzdelife vakfesinin yap›lmamas› dem
    gerektirir.
    Müzdelife’de vakfe yapamayacak derecede hastal›k veya
    âciz olma yahut izdiham sebebiyle Müzdelife’ye zaman›nda ulaşamama
    ile kad›nlar›n kalabal›k aras›nda s›k›şma korkusu geçerli
    mazeretlerdir.334
  2. Şeytan Taşlama (Rem-yi Cimar) İle İlgili Cezalar
    Mazeretsiz olarak şeytan taşlamay› tamamen terk etmek veya
    bir günde at›lmas› gereken taşlar›n yar›dan çoğunu atmamak
    dem gerektirir.
    Her gün için at›lmas› gereken taşlar›n yar›dan az› at›lmam›ş
    ise, eksik b›rak›lan her bir taş için bir sadak-i f›t›r gerekir.
    332 Nevevî, el-İzâh, 289; Kinânî, III, 1031-1033. İbn Kudame, V, 23. Kâsânî,
    II, 127. Şirbînî, II, 262-263.
    333 İbn Rüşd, I, 426. Kurtubî, II, 417. İbn Kudâme, V, 22.
    334 Abdülğanî el-Mekkî, s. 394.
    159
    Ebu Yusuf ve İmam Muhammed ile Şâfiî ve Hanbelî mezheplerine
    göre at›lmayan veya eksik b›rak›lan taşlar, ertesi gün
    veya bayram›n son günü güneşin batmas›na kadar at›l›rsa ceza
    düşer.335
    Bayram›n birinci gününden sonraki taşlamalarda küçük, orta
    ve büyük şeytan şeklindeki s›raya uyulmas› sünnet’tir. Bu s›ralamaya
    uyulmamas› halinde her hangi bir ceza gerekmez.336

Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre bu s›ralamaya
uyulmamas› halinde dem gerekir. S›raya uyarak taşlar yeniden
at›l›rsa ceza düşer.

  1. Saçlar› T›raş Etmek Veya K›saltmak İle İlgili Cezalar
    İhraml› bir kimse t›raş olmadan veya saçlar› k›saltmadan ihramdan
    ç›kamaz.
    Ebu Yusuf ve İmam Muhammed ile Şâfiî ve Hanbelî mezheplerine
    göre t›raş›n bayram›n ilk üç günü yap›lmas› sünnet olduğundan
    t›raş›n ertelenmesi durumunda her hangi bir ceza gerekmez.
    337
    Ebu Hanife’ye göre Harem bölgesi d›ş›nda veya bayram›n
    üçüncü günü güneşin batmas›ndan sonra t›raş olup ihramdan ç›-
    k›lmas› halinde, t›raş vaktinden sonraya ertelendiği için dem gerekir.
    Hanefî mezhebine göre saçlar›n en az dörtte biri t›raş edilmeden
    veya k›salt›lmadan; Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre
    saçlar›n tamam› t›raş edilmeden veya k›salt›lmadan,338 Şâfiî mez-
    160
    335 Abdülğanî el-Mekkî, s. 396. Kinânî, III, 1208-1213; Nevevî, el-İzâh, 366;
    Makdisi, eş-Şerhü’l-Kebir,V, 88-89.
    336 Makdisi, eş-Şerhü’l-Kebir,V,86-87; Abdülğanî el-Mekkî, 268; Cezirî, I,
    668; Nevevî, el-İzâh, s. 366.
    337 Abdülğanî el-Mekkî, s. 395; Nevevî, el-İzâh, s. 376; Kinânî, III, 1156 –
    1163.
    338 Kinânî, III, 1159-1160.
    hebine göre en az üç saç tel kesilmeden ihramdan ç›k›lmaz: bu
    durumda ihram yasaklar›n›n ihlali halinde ceza gerekir.339
    Saçlar›n t›raş edilmesi hükmü erkeklere mahsustur. Kad›nlar,
    sadece saçlar›n›n ucundan parmak ucu kadar keserek ihramdan
    ç›karlar. Bu miktardan az kesilirse dem gerekir.
  2. Şeytan Taşlama, Kurban Kesme Ve T›raş Olma Aras›
    ndaki Tertibe Uymama İle İlgili Cezalar
    Ebû Yûsuf ve İmam Muhammed ile Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî
    mezheplerine göre Akabe Cemresine taş atmak, kurban kesmek
    ve t›raş olmak aras›ndaki tertibe uymak sünnet olduğundan
    tertibe uyulmamas› halinde herhangi bir ceza gerekmez.340
    Ebû Hanîfe’ye göre, bu tertibe uyulmas› vacip olduğundan
    terk edilmesi halinde dem gerekir.
    İfrad hacc› yapanlara şükür kurban› kesmek vacip olmad›ğ›ndan
    bu kimseler için sadece taş atma ve t›raş olma aras›nda tertip
    söz konusudur.341
  3. Hac Ve Umre İle İlgili Şükür Ve Ceza Kurbanlar›
    K›ran ve temettu kurbanlar› ile hacla ilgili adak ve ceza kurbanlar›
    Harem s›n›rlar› d›ş›nda kesilmesi halinde geçerli olmaz.
    Bu kurbanlar›n Harem bölgesinde yeniden kesilmesi gerekir.
    Ebu Yusuf ve İmam Muhammed ile Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî
    mezheplerine göre zikredilen kurbanlar›n bayramdan sonraya
    ertelenmesi nedeniyle her hangi bir ceza gerekmez.342
    Ebu Hanife’ye göre k›ran ve temettu kurbanlar›n›n bayram›n
    üçüncü günü güneşin batmas›na kadar kesilmemesi halinde dem
    gerekir.
    339 Abdülğanî el-Mekkî, s. 252; Nevevî, el-Mecmu’ VIII, 182.
    340 Halebî, I, 210. Kinânî, III, 1171-1173.
    341 İbn Âbidîn, II, 555.
    342 Nevevî, el-İzâh, s. 338. Bâşnefer, s. 158;
    161
    II. İHRAM YASAKLARI VE BU YASAKLARA UYMAMANIN
    CEZALARI
    Hac veya umre yapmak üzere ihrama giren kimse, daha önce
    helal olan baz› şeyleri, ihram süresi içinde kendisine haram k›lm›
    ş olur. Haram k›l›nan bu şeylere “ihram yasaklar›” denir. İhram
    yasaklar›n› ihlal etmek cezay› gerektirir. Yüce Allah,
    “Hac (aylar›), bilinen aylard›r. Kim o aylarda hacca başlarsa,
    art›k ona hacda cinsel ilişki, günaha sapmak, kavga etmek
    yoktur. Siz ne hay›r yaparsan›z Allah onu bilir. (Ahiret
    için) az›k toplay›n. Kuşkusuz, az›ğ›n en hay›rl›s› takva (Allah’a
    karş› gelmekten sak›nma)d›r. Ey ak›l sahipleri, bana karş›
    gelmekten sak›n›n”343 Peygamberimiz (a.s.)
    “Kim hac yapar da cinsel ilişkide bulunmaz, kötü söz söylemez
    ve günah işlemezse annesinden doğduğu günkü gibi (tertemiz
    olarak) döner”344 buyurmaktad›r.
    “Cezalar”; bedene, dem, sadaka-i f›t›r ve oruç olmak üzere 4
    çeşittir.
    “Bedene”, deve ve s›ğ›r cinsinden kurban; “dem” koyun ve
    keçi cinsinden kurban demektir.
    “Sadaka-i f›t›r”, fitre miktar› sadaka vermektir. Bu da bir insan›
    sabah akşam doyuracak g›da ya da bunun karş›l›ğ› parad›r.
    ْ يَفْسُقْ رَجَعَ كَيَوْمِ وَلَدَتْهُ اُمُّهُ مَنْ حَجَّ فَلَمْ يَرْفُثْ وَ َ
    يهِنَّ الْحَجَّ فَلاَ رَفَثَ وَلَا
    A
    ت فَمَنْ فَرَضَ ف H ر مَعْلُومَا H هُ[ اَلْحَجُّ اَ ْ
    ٍ يَعْلَمْهُ ا ُ w الْحَجِّ وَمَا تَفْعَلُواْ مِنْ خَ ْ C فُسُوقَ وَلاَ جِدَالَ ِ
    الْأَلْبَابِ ‚ الزَّادِ التَّقْوَى وَاتَّقُونِ يَا أُوْ ِ w وَتَزَوَّدُوا فَإِنَّ خَ َْ
    162
    343 Bakara, 2/197.
    344 Buhârî, Hac, 4,II, 141.
    K›ran hacc› yapan bir kimseye, ihram yasaklar›ndan birine riayet
    etmemesi halinde biri umrenin, diğeri de hacc›n ihram› için
    iki ceza gerekir.
    Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre, ihram yasaklar›
    yla ilgili ihlaller için tek ceza yeterlidir.
    İhram yasaklar› ve bu yasaklara uymaman›n cezalar› şunlard›
    r:
  4. Giyim Yasaklar› Ve İlgili Cezalar
    a) İhraml› iken bir gündüz veya bir gece süreyle her hangi bir
    giysi ve ayakkab› giymek, sar›k takmak, şapka ve takke giymek;
    dörtte birini kaplayacak şekilde başa sarg› sarmak veya bandaj
    geçirmek ve yüzü örtmekle dem; giyim süresi bir gün veya bir
    geceden az olursa sadaka-i f›t›r gerekir.
    b) Yara bulunmas› gibi bir zaruret sebebiyle giysi giymek
    veya başa sarg› sarmak durumunda dem veya üç gün oruç ya da
    alt› fakire birer sadaka-i f›t›r vermek gerekir.
    c) Baş›n d›ş›nda vücudun her hangi bir yerine yara, k›r›k ve
    ç›k›k gibi her hangi bir sebeple sarg› sarmaktan dolay› ceza gerekmez.
    d) Kad›nlar ihraml› iken elbiselerini ve ayakkab›lar›n› ç›karmazlar›
    gerekmez, ancak yüzlerini aç›k tutmalar› gerekir. Yüzlerini
    bir gündüz veya bir gece süreyle örtmeleri dem; bir gündüz
    ve bir geceden az olursa sadaka-i f›t›r gerekir.345

Şâfiî ve Hanbelî mezheplerine göre erkeklerin yüzlerini örtmeleri
ceza gerektirmez.346
İhraml› iken dikişli de olsa bele kemer ve kuşak bağlamak,
boyunda çanta taş›mak, kol saati, künye, yüzük ve benzeri şeyler
taş›mak, ceket veya pardesüyü giymeksizin omuza almak,
345 Abdülğanî el-Mekkî, s. 341.
346 Nevevî, el-Mecmu’ VII, 280, Abdülğanî el-Mekkî, s. 341.
163
başkalar›na elbise giydirmek, terlik bulunamamas› halinde ayakkab›
n›n arka k›sm›n›n topuklar›n› ve aş›k kemiklerini aç›kta b›-
rakacak şekilde kesilerek giyilmesi ve kad›nlar›n eldiven giymeleri
ceza gerektirmez.347

  1. Güzel Koku Sürünme Yasaklar› Ve İlgili Cezalar
    a) İhraml› iken vücuda, yat›lacak yere veya ihram örtüsüne
    koku sürmek, jöle, ruj, oje, briyantin, parfüm ve sprey kullanmak
    cezay› gerektirir. Kullan›lan bu maddelerin etkisi bir gündüz veya
    bir gece sürerse dem, daha az sürerse sadak-i f›t›r gerekir.
    b) İhraml› bir kimsenin uzuvlar›ndan birinin tamam›na koku
    sürmesi veya muhtelif organlardan koku sürülen yerlerin toplam›
    bir organ kadar olursa dem; koku sürülen k›s›m bundan az
    olursa sadaka-i f›t›r gerekir.
    Koku sürülmesi konusunda baş, sakal ve b›y›k ayr› ayr› birer
    organ say›l›r.
    c) Vücudun tamam›na veya birkaç organ›na ayn› yerde bir seferde
    koku sürülürse bunlar›n hepsi için bir dem yeterlidir. Birkaç
    organa ayr› ayr› mekanlarda koku sürülmesi halinde ise her
    bir organ için bir dem gerekir.
    d) Göze üç defa kokulu sürme çekmek dem, bir iki defa çekmek
    ise sadaka-i f›t›r gerektirir.
    e) Erkeklerin ihram örtülerinin, kad›nlar›n da elbiselerinin eni
    boyu birer kar›ştan fazla bir k›sm›na koku sürmeleri dem; daha
    az miktarda sürmeleri sebebiyle sadaka-i f›t›r gerekir
    f) İhraml› iken saçlar› boyamak veya k›na yakmak dem gerektirir.
    Şâfiî mezhebine göre k›na, koku cinsinden say›lmad›ğ› için
    ceza gerektirmez.
    Şâfiî ve Hanbelî mezheplerine göre kokulu da olsa sabun
    kullan›lmas› caizdir.
    164
    347 Kâsânî, II, 187; Kinânî, II, 572-581; Nevevî, el-İzâh, s. 150.
    İhraml› iken tedavi amac›yla merhem veya kokusuz krem
    sürmek, güzel koku koklamak, koku sat›lan dükkanlara girip
    orada beklemek ve başkalar›na koku sürmek ceza gerektirmez.348
  2. Saç Ve Tüyleri Giderme Yasağ› Ve İlgili Cezalar
    İhraml› iken saç, sakal, b›y›k, koltuk alt› ve kas›k tüyleri ile
    vücudun her hangi bir yerindeki tüyleri t›raş etmek veya her hangi
    bir şekilde gidermek ceza gerektirir.349
    a) Baş›n yahut sakal›n tamam›n› veya en az dörtte birini t›raş
    etmek ya da k›saltmak dem, bundan daha az k›sm› t›raş etmek
    sadaka-i f›t›r gerektirir.*
    b) Baş›n, sakal›n, koltuk altlar›n›n ve bedendeki bütün tüylerin
    ayn› mekânda birlikte t›raş edilmesi durumunda bunlar›n tamam›
    için bir dem; bunlar›n ayr› ayr› mekânlarda t›raş edilmeleri
    halinde her biri için ayr› bir dem gerekir.
    Şafiî mezhebine göre kesilen saç az da olsa dem cezas› gerekir.
    Malikî mezhebine göre sakal›n tamam› kesildiği zaman dem
    gerekir.**
    İmam Muhammed’e göre bu cezalar ihlalin yap›lmas›ndan
    sonra ödenmemiş ise bilahare hepsi için bir dem yeterli olur.
    c) Ensenin tamam›n› t›raş etmek dem; ensenin bir k›sm›n›,
    b›y›ğ›n tamam›n› veya bir k›sm›n› t›raş etmek sadaka-i f›t›r gerektirir.
    d) Koltuk altlar›ndan birinin veya her ikisinin tüylerini gidermek
    dem; birinin tüylerinden bir k›sm›n› veya miktar› ne olursa
    olsun göğüs, bacak ve kollardaki tüyleri gidermek sadaka-i f›t›r
    gerektirir.350
    348 Abdülğanî el-Mekkî, s. 344-360. Nevevî, el-İzâh,157. Cezirî, I, 650-651;
    Kinânî, II, 598-601.
    349 Nevevî, el-Mecmu’ VII, 262.
  • Hidaye, I, 161.
    ** Hidaye, I, 161.
    350 Abdülğanî el-Mekkî, 361-362. Kâsanî, II, 194.
    165
    e) İhraml› bir kimsenin, ihrams›z bir kimseyi t›raş etmesi sadaka-
    i f›t›r gerektirir.
    f) Umre veya hacta t›raş olabilecek duruma gelen bir kimse
    kendisi traş olup ihramdan ç›kmadan ihraml› birini traş edebilir
    ve herhangibir ceza gerekmez.

Şâfiî ve Hanbelî mezheplerine göre ihraml› kimsenin ihrams›
z bir kimseyi t›raş etmesinden dolay› ceza gerekmez.
Mâlikî mezhebine göre ihraml›n›n ihrams›z kimseyi t›raş etmesi
dem gerektirir.351
g) Kaş›n›rken saçtan veya sakaldan üç tel düşerse, yar›m sadaka-
i f›t›r gerekir.
Hastal›ktan dolay› dökülen saçlar için ceza gerekmez.

  1. T›rnak Kesme Yasağ› Ve İlgili Cezalar
    İhraml› iken el veya ayaklar›n t›rnaklar›n kesmek cezay› gerektirir.
    a) El ve ayaklar›n bütün t›rnaklar›n›n ayn› zaman ve mekânda
    bir defada kesilmesi halinde bir dem; ayr› ayr› yerlerde kesilmesi
    halinde her bir el ve ayak için ayr› ayr› dem; el veya ayaklar›
    n her birinin dörder veya daha az say›da t›rnaklar›n›n kesilmesi
    halinde kesilen her bir t›rnak için bir sadaka-› f›t›r gerekir.
    K›r›lan t›rnaklar›n kopar›lmas› veya kesilip at›lmas› ceza gerektirmez.
    b) İhraml› kimsenin, ihraml› veya ihrams›z başka birinin t›rnaklar›
    n› kesmesi sadaka-i f›t›r gerektirir.

Şâfii, Mâliki ve Hanbelî mezheplerine göre ihrams›z bir
kimsenin t›rnağ›n› kesmek ceza gerektirmez.352
166
351 Kinânî, II, 611.
352 Abdülğanî el-Mekkî, s. 366; Nevevî, el-Mecmu’, VII, 262; İbn Kudame,
V, 148.

  1. Cinsel İlişki Yasağ› ve İlgili Cezalar
    İhraml› iken cinsel ilişkide bulunmak cezay› gerektirir.
    a) İhrama girdikten sonra Arafat vakfesini yapmadan önce
    bilerek cinsel ilişkide bulunan hac› aday›n›n hacc› bütün mezheplerin
    ittifak› ile fasit olur. Bu kimse, hacc› tamamlar. Ertesi
    y›l veya imkân bulduğu en k›sa zamanda ifsad ettiği hacc›n› kazâ
    eder. Ayr›ca ihram yasağ›na uymad›ğ› için kendisine dem;353

Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre bedene gerekir.
354
b) Arafat vakfesinden sonra, t›raş olup ihramdan ç›kmadan
(yani ilk tahallülden) önce cinsel ilişkide bulunan kimsenin hacc›
fasit olmaz ancak bedene gerekir.
Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre Arafat vakfesinden
sonra, birinci tahallülden önce cinsel ilişkide bulunan kimsenin
hacc› fasit olur. Bu kimse hacc›n› tamamlar. Daha sonra
hacc›n› kaza eder ve ihram yasağ›n› ihlal etmesi sebebiyle bedene
keser.355
c) İlk tehallülden sonra henüz ziyaret tavaf›n› yapmadan önce
cinsel ilişkide bulunan kimsenin Hanefi, Şâfii ve Hanbelî
mezheplerine göre hacc› bozulmaz, ancak dem gerekir.
Hanefî mezhebine göre k›ran hacc› yapan kimse bu yasağ› işlerse
kendisine biri hac, diğeri de umre için olmak üzere iki dem
gerekir.
Hanbelî mezhebine göre bu fiili işleyen kimsenin, ziyaret tavaf›
n› yapabilmesi için yeniden ihrama girmesi gerekir.
d) Umre için ihrama girdikten sonra umre tavaf›n›n en az dört
353 Abdülğanî el-Mekkî, s. 375.
354 Nevevî, el-İzâh, s. 171-172. İbn Kudâme, IV, 530-531. Başnefer, s. 104-
105.
355 Nevevî, el-İzâh, s. 170.
167
şavt› yapmadan önce cinsel ilişkide bulunan kimsenin umresi fasit
olur. Bu kimse umresini tamamlar ve ihramdan ç›kar. Daha
sonra bozulan umresini kaza eder ve yap›lan ihlal sebebiyle bir
dem gerekir.
Tavaf ve say’ini yapt›ktan sonra traş olup ihramdan ç›kmadan
önce cinsel ilişkide bulunan kimsenin umresi geçerli olur. Ancak
dem gerekir.


Şâfiî mezhebine göre umrenin her hangi bir aşamas›nda, Mâlikî
ve Hanbelî mezheplerine göre sa’y yapt›ktan sonra t›raş olmadan
önce cinsel ilişkide bulunan kimsenin umresi bozulur. Bu umrenin
kaza edilmesi ve ihram yasağ›n› ihlalden dolay› da bir dem
gerekir.
e) İhraml› iken eşini şehvetle öpmek, okşamak, sar›l›p kucaklamak
gibi davran›şlar dem gerektirir.
f) Boşalma olsa bile şehvetle bakmak veya düşünmekten dolay›
ceza gerekmez.
g) Mastürbasyon sonucu boşalma olursa dem gerekir, boşalma
olmazsa her hangi bir ceza gerekmez.


Şâfiî mezhebine göre ihraml› kimsenin eşiyle sevişmesi veya
istimna yaparak boşalmas› halinde dem; üç gün oruç tutma veya
fakirlere alt› fitre miktar› sadaka verme ş›klar›ndan birini tercih
etme muhayyerliği vard›r.356

  1. Kara Hayvanlar›n› Avlama Yasağ› Ve İlgili Cezalar
    Hac veya umre için ihramda bulunan kimselerin, kara hayvanlar›
    n› avlamalar› cezay› gerektirir. Bu yasağ›n delili aşağ›da
    zikredilen âyet ile hadistir:
    168
    356 Abdülğanî el-Mekkî, s. 380-381; Nevevî, el-İzâh, 170; Malik b. Enes, II,
    186; Kinânî, II, 626-631. Dimyatî, Seyyid el-Bekri Muhammed Şeta, İânetü’t-
    Talibin, II, 324. Dâru İhyâi’t-Türasi’l-Arabi, 4. bask›, Beyrut, tarihsiz.
    “Ey iman edenler! İhraml› iken (karada) av hayvan› öldürmeyin.
    Kim (ihraml› iken) onu kasten öldürürse (kendisine)
    bir ceza vard›r. (Bu ceza), Kâ’be’ye ulaşt›r›lmak üzere, öldürdüğünün
    dengi olup, içinizden iki adil kimsenin takdir
    edeceği bir kurbanl›k hayvan; veya yoksullar› yedirmek suretiyle
    kefaret; yahut onun dengi oruç tutmakt›r.”357
    “Allah Mekke’yi haram (dokunulmaz) k›lm›şt›r. Benden önce
    kimseye helal k›l›nmam›ş ve benden sonra kimseye de helal k›l›-
    nacak değildir. (Sadece Mekke fethi s›ras›nda) gündüzün bir
    vaktinde bana helal k›l›nd›. (Bundan sonra art›k buran›n otlar›
    biçilmez, ağaçlar› kopar›lmaz, av hayvanlar› ürkütülmez, (Sahibini
    bulmak amac›yla) ilân eden kişi d›ş›nda hiç kimse buran›n
    yitiğini al›p götüremez.”358
    İhraml› kimse karada yaşayan her hangi bir av hayvan›n› avlasa;
    ‚ وَلَا لأَِحَدٍ بَعْدِى اُحِلَّتْ ِ R مَكَّةَ فَلَمْ تَحِلَّ لأَِحَدٍ قَبْ ِ حَرَّمَ ا ُ
    جَرُهَا وَلَا يُنَفَّرُ [ خَلَاهَا وَلَا يُعْضَدُ َ R تَ َ  سَاعَةً مِنْ ﻧَﻬَارٍ لَا ُْ
    صَيْدُهَا وَلَا تُلْتَقَطُ لُقَطَتُهَا اِلَّا لمِعَُرِّفٍ
    م وَمَنْ قَتَلَهُ مِنْكُمْ H امَنُوا لَاتَقْتُلُوا الصَّيْدَ وَاَنْتُمْ حُرُ A ينَ
    A
    َاالَّذ i اَ ُّ ¤ يَا
    ذَوَا عَدْلٍ
    A
    كُمُ بِه o ء مِثْلُ مَاقَتَلَ مِنَ النَّعَمِ َْ H ا¤ ِدًا فَجَزَ
    مُتَعَمّ
    اَوْ عَدْلُ S َ
    A
    ة طَعَامُ مَسَاك H مِنْكُمْ هَدْيًا بَالِغَ الْكَعْبَةِ اَوْ كَفَّارَ
    ذلِكَ صِيَامًا A
    357 Mâide, 5/95.
    358 Buhârî, Cenaiz, 77, II, 95.
    169
    a) Bu hayvan›n k›ymeti takdir edilir.
    b) Belirlenen meblağ her birine bir fitre miktar› olmak üzere
    Harem’deki fakirlere dağ›t›l›r.
    c) Veya her fitre miktar› için bir gün oruç tutulur.
    d) Veya bu meblağ ile bir hedy sat›n al›nabiliyorsa, Harem
    bölgesinde bir hedy kesilir.
    e) Takdir edilen meblağ hedy bedelinden fazla ise, artan k›sm›
    n sadaka olarak dağ›t›lmas› gerekmez.
    İhraml› olsun olmas›n bir kimsenin; y›lan, akrep, kuduz köpek
    ve fare gibi zararl› hayvanlar› öldürmesi, kurumuş ot ve
    ağaçlar› kesip koparmas› yasak değildir.359
  2. Harem Bölgesi Bitkileri İle İlgili Yasaklar Ve Cezalar›
    Harem Bölgesinde kendiliğinden yetişen ağaç ve bitkileri kesip
    koparmak cezay› gerektirir.
    Bu tür bitki ve ağaçlar› koparan ve kesen kimsenin bunlar›n
    bedelini sadaka olarak dağ›tmas› gerekir.
    Bir kimsenin Harem bölgesindeki arazisinde bulunan bitki ve
    ağaçlar› kesmesi cezay› gerektirmez.
    İnsanlar taraf›ndan yetiştirilen bitki ve ağaçlar›n koparal›p
    kesilmesi yasak değildir.

Şâfiî ve Hanbelî mezheplerine göre büyük ağaçlar› kesen bir
kimseye dem; küçük ağaçlar› kesen kimseye ise sadaka-i f›t›r
gerekir.360
Medine’de ve civar›nda kendiliğinden yetişen bitki ve ağaçlar›
n kesip kopar›lmas› yasak değildir.
Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre Medine ve civar›
ndaki bitki ve ağaçlar›n kopar›lmas› veya kesilmesi yasakt›r.
170
359 Müslim, Hacc, 66-72, I, 856-857. Abdülğanî el-Mekkî, 412-429.
360 Kinânî, II, 710-725.
Ancak yasağ›n ihlal edilmesi halinde maddî her hangi bir ceza
gerekmez.361

  1. İhraml› Kimsenin Evlenmesi
    İhraml› kimsenin evlenmesinde veya evlendirilmesinde her
    hangi bir sak›nca yoktur. Çünkü Abdullah ibn Abbas’›n rivayetine
    göre Peygamberimiz (a.s.) ihraml› iken Meymune ile evlenmiştir.
    362

Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre ihraml› kimsenin
evlenmesi, velayeti alt›ndaki kimseleri evlendirmesi yasakt›
r. Bu mezheplerin delilleri
“İhraml› kimse evlenmez, evlendirilmez ve başkalar›na evlenme
teklifinde bulunmaz”363 anlam›ndaki hadistir. Dolay›s›yla nikâh
akdi yap›lan eşlerin her ikisinin veya ikisinden birinin, ya da
nikâhlar›nda haz›r bulunan velilerinin ihraml› olmas› halinde yap›
lan nikâh akdi geçersizdir.
İhraml› iken nişanlanmak ise mekruhtur.
İhraml› bir kimsenin ihraml› olmayan kimselerin nikâh şahitliğini
yapmas›nda her hangi bir sak›nca yoktur.364

  1. Cezalarda Muhayyerlik
    Giyim, koku sürünme, t›raş olma ve t›rnak kesme yasaklar›n›
    dem gerektirecek şekilde365 ihlal eden kimseye dem gerekir. Bu
    konuya esas al›nan deliller şu âyet ile hadistir:
    طُبُ  رِمُ وَلَا يُنْكَحُ وَلَا َْ f لَا يَنْكِحُ الْم ُْ
    361 Nevevî, el-İzâh, s. 493.
    362 Müslim, Nikah, 46. II, 1031.Buhârî, Cezâü’s-Sayd›, 12. II, 214.
    363 Müslim, Nikah, 41, II, 1030.
    364 Nevevî, el-İzâh, 167. Kinânî, II, 620-625.
    365 bk. Dördüncü bölüm II-1, 2, 3 ve 4. maddeler.
    171
    “İçinizden her kim hastalan›r veya baş›ndan rahats›z olur
    (da t›raş olmak zorun da kal›r) sa fidye olarak ya oruç tutmas›,
    ya sadaka vermesi, ya da kurban kesmesi gerekir.”366
    Sahabeden Ka’b b. Ucre’nin şöyle dediği rivayet edilmiştir:
    “Hudeybiye musalahas› esnas›nda Hz.Peygamber yan›ma
    geldi. Baş›mdaki bitler yüzüme dökülüyordu. Bana;
  • “Baş›ndaki haşereler seni rahats›z ediyor mu?” diye sordu.
    Ben,
  • “Evet” deyince,
  • “T›raş ol, üç gün oruç tut veya alt› fakiri doyur, yahut bir
    kurban kes” buyurdu.367
    Hanefî bilginler, âyet ve hadisin ifade ettiği ruhsat› (yani
    dem, üç gün oruç tutma ve alt› fakire birer sadaka-i f›t›r verme
    cezalar›ndan birini seçme muhayyerliğini) “hastal›k” ve
    “eza” bulunmas› şartlar›na bağlam›şlard›r. Çünkü âyet bu hususu
    aç›kça ifade etmektedir. Dolay›s›yla dem gerektiren bir ihram
    R النَّبِىُّ صَ َّ R عَنْهُ قَالَ اَتَى عَ ََّ عَنْ كَعْبِ بْنِ عُجْرَةَ رَضِىَ ا ُ
    وَجْهِى R عَلَيْهِ وَسَلَّمَ زَمَنَ الْحُدَيْبِيَةِ وَالْقَمْلُ يَتَنَاثَرُ عَ َ ا ُ
    فَقَالَ اَيُؤْذِيكَ هَوَامُّ رَأْسِكَ قُلْتُ نَعَمْ قَالَ فَاحْلِقْ وَصُمْ
    اَوِ انْسُكْ نَسِيكَةً S ثَلَاثَةَ اَيَّامٍ اَوْ اَطْعِمْ سِتَّةَ مَسَاكِ َ
    ة مِنْ صِيَامٍ H فَفِدْيَ
    A
    اَذًى مِنْ رَاْسِه
    A
    ¤ يضًا اَوْ بِه
    A
    فَمَنْ كَانَ مِنْكُمْ مَر
    اَوْصَدَقَةٍ اَوْنُسُكٍ
    172
    366 Bakara, 2/196.
    367 Ahmed b. Hanbel, IV, 241
    yasağ›n› mazeretsiz olarak ihlal eden kimse muhayyer değildir,
    kendisine mutlaka dem gerekir.368

Şâfiî ve Mâlikî mezheplerine göre mazeretli veya mazeretsiz,
bilerek veya bilmeyerek elbise giyen, koku sürünen; eşini
şehvetle öpmek, okşamak ve sar›l›p kucaklamak gibi davran›şlarda
bulunan, istimna yapan, t›raş olan veya t›rnaklar›n› kesen
ihraml› kimseler dem, üç gün oruç tutma ve alt› fakire birer
sadaka-i f›t›r verme ş›klar›ndan birini seçmekte muhayyerdirler.
Delil olarak yukar›daki âyet ve hadisin ifade ettiği genel muhayyerlik
hükmünü esas alm›şlard›r.
Hanbelî mezhebine göre sadece t›raş olan ve t›rnaklar›n› kesen
kimseler bu muhayyerlikten yararlanabilirler.369

  1. Bilgisizlik, Unutma Ve Zorlanman›n Cezalara Etkisi
    İster mazeretli, ister mazeretsiz olsun ihram yasaklar›n› ihlal
    etmek ceza gerektirir. Bu ihlaller sebebiyle ceza gerekmesi için;
    yap›lan işin ihlal olduğunu bilerek veya bilmeyerek, kasten veya
    hatâen, zorlama ile veya ihtiyâri olarak, uykuda veya uyan›k
    iken veya unutarak yapmak aras›nda fark yoktur. Ancak bu ihlallerin
    kasten yap›lmas› günaht›r. Bu itibarla cezan›n d›ş›nda tövbe
    ve istiğfar etmek de gerekir.

Şâfiî ve Hanbelî mezheplerine göre; yasak olduğunu bilmeyerek,
yan›larak veya unutarak t›raş olmak, t›rnak kesmek ve kara
hayvanlar›n› avlamak gibi yok etme (itlaf) türünden yasaklar›
ihlal eden kimseye ceza gerekir.
Bilmeyerek, yan›larak veya unutarak koku sürünmek, elbise
giymek ve cinsel ilişkide bulunmak gibi yararlanma (istimta) türünden
olan yasaklar› ihlal eden kimse için ceza gerekmez.
368 Abdülğanî el-Mekkî, s. 368.
369 İbn Kudame, V, 143. Nevevî, el-İzâh, s. 476-477. Dimyatî, II, 324.
173
Hanbelî mezhebine göre bilerek veya unutarak veya yan›larak
cinsel ilişki bulunan kimseye ceza gerekir, ancak kendisiyle
zorla cinsel ilişkiye girilen kimseye ceza gerekmez.
Şâfiî mezhebine göre kendisiyle zorla cinsel ilişkiye girilen
ve saç› zorla t›raş edilen kimseye ceza gerekmez.370

  1. Cezalar›n Ödenme Zaman› Ve Yeri
    Hac ve umrede ihlal edilen bir kural›n cezas›n› ödemek için
    belirli bir zaman yoktur. Bu cezalar, ihlalin yap›l›ş›ndan sonra
    ömrün sonuna kadar her zaman ödenebilir. Ancak, cezalar›n bir
    an önce yerine getirilmesi efdaldir. Cezay› ölümüne kadar yerine
    getirmeyen veya bunu vasiyet etmeyen kimse günahkâr olur.
    Ölen kimse vasiyette bulunmam›ş olsa bile varislerin bu cezay›
    ödemeleri geçerli olur.
    Oruç, sadaka ve bedel ödeme cezalar›n›n belirli bir yeri yoktur,
    istenilen her yerde eda edilebilirler.
    Ceza kurbanlar› ise (hac ile ilgili diğer kurbanlar gibi) ancak
    Harem bölgesinde kesilir.371
    Sadakalar›n ve kurban etlerinin, sadece Harem bölgesindeki
    yoksullara verilmesi şart değildir. Başka yerlerdeki yoksullara
    da verilebilir.
  2. İhraml›ya Mübah Olan Şeyler
    Hac veya umre ihram›nda bulunan kimsenin yapmas› mübah
    olan baz› şeyler şöyle s›ralanabilir:
  3. Bal›k ve su ürünlerini avlamak.
  4. Kümes hayvanlar›n› kesmek.
  5. Kokusuz sabun kullanmak.
  6. Sürme çekmek.
    174
    370 Dimyatî, II, 326; İbn Kudame, V, 153-154; Nevevî, VII, 361-364, 372,
  7. Vehbe, Zuhaylî, III, 2307. bk. İbn Mâce, Talak, 16, I, 659.
    371 Nevevî, el-İzâh, 490; Abdülğanî el-Mekkî, 395,423; Vehbe Zuhaylî, III,
    2329-2330; İbn Kudame, V, 210-212.
  8. Sünnet olmak.
  9. Şemsiye kullanmak, ağaç ve çad›r gibi şeylerin alt›nda gölgelenmek.
  10. Bele kemer ve para çantas› bağlamak.
  11. Çanta ve benzeri şeyleri boyuna asmak.
  12. Silah taş›mak, yüzük ve kol saati takmak.
  13. Y›lan, akrep, fare, kara sinek, bit, pire ve y›rt›c› hayvanlar›
    öldürmek.
  14. İhram örtülerini ç›kar›p y›kamak, başka bir örtü ile değiştirmek.
  15. Dişleri f›rçalamak.
  16. K›r›lan t›rnağ› kesip atmak.
  17. Kan ald›rmak,
  18. Diş çektirmek.
  19. İğne vurdurmak.
  20. Yara üzerine sarg› sarmak.
  21. Boyundan aşağ›s›n› yorgan ve battaniye gibi bir şeyle örtmek.
  22. Palto ve ceket gibi bir şeyi giymeden omuzlara almak.
  23. İhrams›z kişi taraf›ndan avlanan kara av›n›n etinden yemek.
  24. Koku sat›lan dükkana girmek ve oturmak.
  25. Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre ihraml› olmayan
    kimseleri t›raş etmek ve onlar›n t›rnaklar›n› kesmek.372
    372 Nevevî, el-İzâh,165,189-190. Abdülğanî el-Mekkî, 135-138; Kinânî, II,
    611; İbn Kudame, V, 148. Vehbe Zuhaylî, III, 2315-2316.
    175
    176
    BEŞİNCİ BÖLÜM
    HACCIN YAPILIŞI
    Hac, Mekke’deki Kâ’be, Safa-Merve, Mina, Müzdelife ve
    Arafat olmak üzere kutsal mekanlarda Peygamberimizin öğrettiği
    şekilde îfa edilen bir ibadettir.
    I. HZ. PEYGAMBERİN HACCI
    Peygamberimiz (a.s.), hicretin onuncu y›l›n›n Zilkade ay›nda
    Hac için haz›rlanmaya başlad›. Bunu Müslümanlara duyurarak
    onlar›n da haz›rlanmalar›n› istedi. Onunla birlikte haccetmek isteyenler
    Medine’de topland›lar. Peygamberimiz (a.s.), hicrî 26
    Zilkade 10, milâdî, 22 Şubat 632 Cumartesi günü, k›z› Fât›ma,
    han›mlar› ve Müslümanlarla birlikte Medine’den hareket etti.
    Yan›na kurbanl›k yüz deve ald›. Zülhuleyfe denilen yere vard›-
    ğ›nda öğle namaz›n› seferî olarak iki rekat k›ld› ve ihrama girdi.
    4 Zilhicce Pazar günü kuşluk vakti Mekke’ye ulaşt›. Kâ’be’yi
    tavaf edip iki rekat namaz k›ld› ve Safâ ile Merve aras›nda sa’y
    etti. Hac süresince Mekke’nin Ebtah mevkiinde kendisi için kurulan
    çad›rda konaklad›, perşembe gününe kadar burada kald›.
    Ayn› gün (8 Zilhicce Terviye günü) Mina’ya hareket etti. Öğle,
    ikindi, akşam ve yats› namazlar›n› Mina’da k›ld›. Geceyi de burada
    geçirdi. Ertesi sabah, namaz› k›ld›ktan sonra güneş doğuncaya
    kadar burada kald›. Arafat’taki Nemîre mevkiinde kendisi
    için çad›r kurulmas›n› emretti. Sonra Mina’dan hareket edip
    Müzdelife’den geçerek Cuma günü, Arafat’ta haz›rlanan çad›rda
    konaklad›. Zeval vaktinden sonra çad›r›ndan ç›k›p Kasvâ adl›
    devesine binerek Arafat vadisinin ortas›na geldi. Urene vadisinde
    meşhur Veda Hutbe’sini okudu. Bir ezan okutarak ayr› ayr›
    kametlerle öğle ile ikindi namazlar›n› birlikte k›ld›rd›ktan sonra
    177
    devesinin üzerinde Arafat’a ç›kt›. K›bleye dönüp akşama kadar
    dua ile meşgul oldu. Arafat’ta iken, kendisine, ilâhî tebliğ görevinin
    tamamland›ğ›n› bildiren Mâide suresinin 3. âyeti nazil oldu.
    Güneş batt›ktan sonra Arafat’tan ayr›ld› ve Müzdelife’ye
    geldi. Yats› vaktinde, akşam namaz›yla yats› namaz›n› birleştirerek
    akşam› üç, yats›y› da iki rekat olarak k›ld›rd›. Geceyi Müzdelife’de
    geçirdi. Ertesi sabah, yani Cumartesi (bayram›n birinci)
    günü sabah namaz›n› Müzdelife’de k›ld›ktan sonra Meş’ar-i
    Haram’a geldi. Cemre-i Akabe’ye (büyük şeytana) yedi adet küçük
    taş att›ktan sonra Mina’ya gitti. Burada yine deve üstünde
    bir konuşma yapt›. Kurbanl›k olarak haz›rlad›ğ› yüz deveden altm›
    ş üçünü, ömrünün her y›l› için bir deve hesab›yla bizzat kendisi
    kurban olarak kesti. Diğer develeri de damad› Hz.Ali kesti.
    Kurban etinden bir parça yiyen Peygamberimiz, geri kalan›n›
    Müslümanlara dağ›tt›. Daha sonra t›raş olup ihramdan ç›kt›. Sonra
    Kâ’be’ye gidip tavaf yapt› ve öğle namaz›n› k›ld›. Tekrar Mina’ya
    dönerek bayram günlerini burada geçirdi. Bayram›n ikinci,
    üçüncü ve dördüncü günleri taşlamalar›n› tamamlad›. Bayram’›
    n ikinci günü Mina’da Müslümanlara üçüncü konuşmas›n›
    yapt›. Bayram›n dördüncü günü Mina’dan tekrar Mekke’ye gelip
    vedâ tavaf›n› yapt›ktan sonra 29 Zilhicce 10 / 26 Mart 632 tarihinde
    Medine’ye döndü.373
    Peygamberimiz (a.s.) hac ibadeti ile ilgili âyet nazil olduktan
    sonra yapt›ğ› bu son hacc›nda Müslümanlara hac menâsikinin
    nas›l yap›lacağ›n› sözlü ve uygulamal› olarak öğretmiştir. Hadis
    ve f›k›h kitaplar›m›zda hacc›n yap›l›ş› ile ilgili bilgiler, Peygamber
    efendimizin hac konusundaki sözlerine ve uygulamas›na dayanmaktad›
    r. Mezhepler aras›ndaki farkl›l›klar, Peygamberimizden
    ayn› konuda aktar›lan değişik rivayetlerin bulunmas›ndan
    kaynaklanmaktad›r.
    Peygamberimiz ile birlikte hac yapan sahabeden, menâsikin
    178
    373 Ebû Dâvûd, Menâsik, 57-67. II, 455-482. İbn Mâce, Menâsik, 84. II, 1022.
    Kâsânî, II, 143-149.
    tertibi ve yap›l›ş›yla ilgili farkl› uygulamalar olmuş, durum kendisine
    sorulduğunda;
    “olur, zorluk yok” buyurmuştur.374 Mesela “Şeytan taşlamadan
    ziyaret tavaf›n› yapt›m”, “kurban kesmeden t›raş oldum”, “Şeytan
    taşlamadan kurban kestim olur mu”? diye soran kimselere
    “zarar› yok, olur” cevab›n› vermiştir.375
    Giriş bölümünde mahiyetlerini aç›klad›ğ›m›z üç çeşit hac
    vard›r: Temettu, k›ran ve ifrad hacc›. Peygamberimiz (a.s.) ile
    birlikte hac yapan sahabeden bir k›sm› ifrad hacc›, bir k›sm›, temettu
    hacc› bir k›sm› da k›ran hacc› yapm›şt›r.376 Peygamber
    efendimizin yapt›ğ› hacc›n ifrad,377 k›ran378 veya temettu379 olduğuna
    dair rivayetler vard›r.
    İhram öncesi haz›rl›k döneminden başlayarak temettu, k›ran
    ve ifrad haclar›n›n uygulan›ş›n›, hadis ve f›k›h kaynaklar›nda
    mevcut bilgilere göre tertibe uygun olarak hacc› şöyle anlatabiliriz:
    II. HACCA HAZIRLIK
    Hac yapacak kimse ihrama girmeden önce haz›rl›klar›n› yapar.
    Gerekiyorsa koltuk alt› ve kas›k k›llar›n› giderir, saç sakal t›-
    raş› olur, b›y›klar›n› düzeltir, t›rnaklar›n› keser ve boy abdesti
    al›r. Boy abdesti alma imkân› yoksa abdest al›r, vücuduna güzel
    اِفْعَلْ وَلَا حَرَجَ
    374 Buhârî, Hac, 135, II, 187-188; Müslim, Hac, 331-334, I, 949-950. Ebû Dâvûd,
    Menâsik, 279, II, 501.
    375 Buhârî, Eymân ve’n-Nüzur, 15.VII, 226.
    376 Ebû Dâvûd, Menâsik, 23. II, 377-390.
    377 Ebû Dâvûd, Menâsik, 23. II, 377. İbn Mâce, Menâsik, 37. II, 988. Tirmizî,
    Hac, 10. III; 183.
    378 Ebû Dâvûd, Menâsik, 24. II, 391. Tirmizî, Hac, 11. III; 184.
    379 Ebû Dâvûd, Menâsik, 24. II, 397. İbn Mâce, Menâsik, 37. II, 989. Tirmizî,
    Hac, 11. III; 185.
    179
    koku sürünür. İhrama girmeden önce gusül temizlik maksad›yla
    yap›ld›ğ›ndan adetli kad›nlar da boy abdesti al›rlar. Gusletmek
    mümkün değilse abdest al›rlar.
    Erkekler, atlet, kilot, çorap, elbise ve ayakkab›lar›n› ç›kar›rlar.
    İzâr ve ridâ ad› verilen iki parça ihram örtüsüne bürünürler.
    Arkas› ve üzeri aç›k terlik giyerler.
    Bele kemer bağlamakta, s›rta çanta almakta ve şemsiye kullanmakta
    bir sak›nca yoktur.
    Kad›nlar elbise ve ayakkab›lar›n› ç›karmazlar, başlar›n› açmazlar,
    eldiven giyebilirler, ancak yüzlerini örtmemeleri gerekir.
    Kerahet vakti değilse ihram›n sünneti niyeti ile iki rekat ihram
    namaz› k›lar. Namaz›n birinci rekat›nda Fatiha suresinden
    sonra “Kâfirûn” suresini, ikinci rekat›nda yine Fatiha suresinden
    sonra “İhlas” suresini okur. Temettu, k›ran veya ifrad haclar›ndan
    hangisini yapacaksa ona niyet eder.
    III. TEMETTU, KIRAN VE İFRAD HACCININ
    YAPILIŞI
  26. TEMETTU HACCI
    Temettu hacc›; hac mevsimi içinde umre yap›p ihramdan ç›kt›ktan
    sonra vakti gelince ihrama girip hac yapmaktan ibarettir.
    Temettu hacc› yapacak olan kimse haz›rl›k safhas›ndan sonra
    umreye niyet eder.
    a) İhrama Girme
    Temettu hacc› yapacak kimse mîkât s›n›rlar›n› geçmeden veya
    hava alan›nda ihrama girer. İhrama, niyet etmek ve telbiye getirmek
    suretiyle girilir. Bundan sonra ihram yasaklar› başlam›ş olur.
    Kâ’be’ye var›ncaya kadar her f›rsatta yüksek sesle telbiye, tekbir,
    tehlîl ve salavât-› şerife380 getirerek yolculuğa devam eder.
    180
    380 İbn Mâce, Menasik, 16. II, 975. Tirmizî, Hac, 15. No: 829. III, 192.
    Kad›nlar telbiye, tekbir, tehlîl ve salavât-› şerife’yi yüksek sesle
    söylemezler.
    Mekke’ye yaklaş›p Harem bölgesine girince,
    “Allah’›m! Buras› senin haremindir, emin k›ld›ğ›n yerdir. Beni
    cehenneme girmekten koru. Kullar›n› dirilttiğin gün beni azab›
    ndan güvende k›l, beni dostlar›ndan ve itaatkâr olanlardan eyle”
    diye dua eder.
    Mekke’ye abdestli girmek sünnet, gündüz girmek müstehapt›
    r.
    Mekke’de otele veya eve yerleşip dinlendikten sonra mümkünse
    boy abdesti, mümkün değilse abdest al›r, yaya veya vas›-
    ta ile Mescid-i Haram’a gider. Tekbir, tehlil ve salavat-› şerîfe
    okuyarak yola devam eder.
    “Allah’›m! Rahmet kap›lar›n› bana aç ve beni kovulmuş şeytandan
    koru” diye dua ederek Mescid-i Haram’a girer. Beytullah’›
    görünce üç defa tekbir ve tehlil getirir ve şu duay› okur.
    هذَا A لّهُمَّ A . اَل > اَكْ َُ وَا ُ هَ اِلَّا ا ُ A وَلَااِل وَالْحَمْدُ ِِ انَ ا ِ f سُبْ َ
    يمًا.
    A
    يفًا وَتَكْر
    A
     يمًا وَتَ ْ
    A
    فْتَهُ وَكَرَّمْتَهُ فَزِدْ تَعْظ „ بَيْتُكَ عَظَّمْتَهُ وَ ََّ
    يِّنَا رَبَّنَا بِالسَّلَامِ f لّهُمَّ اَنْتَ السَّلاَمُ وَمِنْكَ السَّلَامُ فَ َ A اَل
    يمِ
    A
    ى مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّج
    A
    َتِكَ وَاَعِذْن ‘ اَبْوَابَ رَ ْ
    A
    ‚ لّهُمَّ افْتَحْ A اَل
    ى عَذَابَكَ
    A
    امِنّ A النَّارِ وَ R ى عَ َ
    A
    رِّمْن f هذَا حَرَمُكَ وَاَمْنُكَ فَ َ A لّهُمَّ A اَل
    ى مِنْ اَوْلِيَائِكَ وَاَهْلِ طَاعَتِكَ
    A
    يَوْمَ تَبْعَثُ عِبَادَكَ وَاجْعَلْن
    181
    “Allah, her türlü noksan s›fatlardan münezzehtir. Her türlü
    övgü Allah’a mahsustur, Allah’tan başka ilah yoktur. Allah en
    büyüktür. Allah’›m! Bu senin Evindir. Onu Sen yücelttin,Sen şereflendirdin,
    Sen değerli yapt›n.Onun yüceliğini, şerefini ve değerini
    art›r. Ya Rabbi! Onun değerini art›ran, onu şereflendiren,
    ona sayg› gösteren kimsenin şerefini, sayg›nl›ğ›n›, heybetini, yüceliğini
    ve iyiliğini art›r. Allah’›m! Sen selams›n ve selamet ancak
    sendendir. Bizi selametle yaşat ve selamet yurdun olan cennetine
    koy. Ey Celal ve ikram sahibi Allah’›m! Sen her şeyden
    yücesin ve her şeyden üstünsün”.
    Bildiği başka dualar› da okuyabilir. Tavafa başlamadan önce
    telbiyeyi keser.381
    b) Tavaf
    Hacer-i Esved hizas›na gelir, yönünü Hacer-i Esved’e döner,
    ellerini omuz hizas›na kadar kald›r›p
    diyerek Hacer-i Esved’i selamlar ve umre tavaf›na niyet edip tavafa
    başlar,
    Tavaf ederken mesnun olan veya bildiği dualar› okur veya
    sessizce tekbir ve tehlil getirir veya Kur’ân okur.
    Tavaf’ta “›zt›bâ” ve ilk üç şavtta “remel” yapar.382 “Metaf”ta
    izdiham varsa “remel” yapmaz. Çünkü kalabal›kta remel yapmak
    mümkün olmaz. Remel yapacağ›m diye insanlara eziyet
    vermek kesinlikle doğru değildir.
    اَكْ َُ اَ ُ بِاسْمِ ا ِ
    وَاَدْخِلْنَا الْجَنَّةَ دَارَكَ دَارَ السَّلَامِ تَبَارَكْتَ وَتَعَالَيْتَ يَا ذَا
    الْجَلَالِ وَالْاِكْرَامِ
    182
    381 Abdülğanî el-Mekkî, s. 510.
    382 İbn Mâce, Menasik, 29-30. II, 983-984. Tirmizî, Hac, 33. III; 211.
    Tavaftan sonra “Mültezem”de ve Hatîm’de dua eder. Mümkünse
    Makam-› İbrahim’in arkas›nda, değilse uygun bir yerde
    iki rekat “tavaf namaz›” k›lar. Tavaf namaz›nda birinci rek’atta
    Fatiha suresinden sonra “Kâfirûn”, ikinci rekatta “İhlas” suresini
    okur.383 Namazdan sonra dua eder. Sonra Hacer-i Esved’in hizas›
    na gelip istilâm eder.384
    c) Sa’y
    Umrenin sa’yini yapmak üzere Safa’ya gider. Yönünü
    Kâ’be’ye döner, tekbir, tehlil, tesbih ve salat ü selam getirir, ellerini
    aç›p dua eder, sonra,
    “Allah’›m! Senin r›zan için Safa ile Merve aras›nda yedi şavt
    olarak umrenin sa’yini yapmak istiyorum” diyerek Sa’y yapmaya
    niyet eder.
    Sa’y yaparken mesnun veya bildiği dualar› okur, sessizce tekbir,
    tehlil, tesbîh ve tahmîd getirir veya Kur’ân okur. Her şavtta
    yeşil ›ş›kl› sütunlar aras›nda “hervele” yapar. Sa’yi tamamlay›nca
    Merve tepesinde dua eder.
    Sa’yi yapt›ktan sonra berberde veya evde veya otelde saç t›-
    raş› olur veya saç›n› k›salt›r, böylece ihramdan ç›kar ve bu şekilde
    umre ibadetini tamamlam›ş olur.
    Kad›nlar, “hervele” yapmazlar.
    Umresini yapan kimse Arafat’a ç›kacağ› terviye gününe (8
    Zilhicce) kadar Mekke’de vaktini ibadetle geçirir. Beş vakit namaz›
    n› Mescid-i Haram’da cemaatle k›lmaya gayret eder. Bolca
    وَاطٍ [ الصَّفَا وَالْمرَْوَةِ سَبْعَةَ اَ ْ S عى مَا بَ َْ A يدُ اَنْ اَسْ
    A
    ّى اُر
    A
    لّهُمَّ اِن A اَل
    ‚A تَعَا سَعْىَ الْعُمْرَةِ ِِ
    383 Tirmizî, Hac, 43. III, 221.
    384 Tirmizî, Hac, 33. III, 211.
    183
    tavaf yapar. Çarş›-pazar dolaşarak veya evde oturup yatarak vaktini
    boş yere geçirmez.
    d) Hac İçin İhrama Girmek
    “Terviye” günü (8 Zilhicce) “hacca haz›rl›k” başl›ğ› alt›nda
    zikrettiğimiz haz›rl›ğ› yapar. İki rekat “ihram namaz›” k›lar,
    hac yapmaya,
    “Allah’›m! Hac yapmak istiyorum. Onu bana kolaylaşt›r ve
    onu kabul buyur” diyerek hacca niyet eder ve telbiye getirir.
    Böylece hac ihram›na girmiş olur ve ihram yasaklar› başlar.
    Bu arada arzu eder ve vakit de müsait olursa nafile bir tavaftan
    sonra hacc›n sa’yini yapabilir.
    Bayram›n birinci günü Cemre-yi Akabe’ye taş at›ncaya kadar
    her f›rsatta telbiye, tekbir, tehlîl ve salavât-› şerife getirir.
    e) Arafat Vakfesi
    Terviye günü (zilhicce 8) sabah namaz›ndan sonra Mina’ya
    gidip burada gecelemek ve Arefe günü (zilhicce 9) sabah namaz›
    ndan sonra Arafat’a gitmek sünnet385 ise de günümüzde izdiham
    nedeniyle terviye günü sabah namaz›ndan itibaren gündüz
    veya gece otobüslerle doğrudan Arafat’a ç›k›lmaktad›r.
    Arafat’ta arefe günü öğle vaktine kadar çad›rlarda vaktini namaz
    k›larak, Kur’ân okuyarak, dua, zikir ve tövbe ederek, yap›-
    lan vaazlar› ve konuşmalar› dinleyerek geçirir. Abdestli bulunmaya
    özen gösterir. Öğle vakti yaklaş›nca abdestsiz ise abdest
    al›r, namaza haz›rlan›r.
    Öğle namaz›n› öğle vaktinde ikindi namaz› ile birlikte cem-i
    takdim ile k›lar. Namazdan sonra ayakta k›bleye dönerek “Arafat
    Vakfe”si yapar.
    ىّ
    A
    هُ مِن ¤ وَتَقَبَّلْ
    A
    ‚ رِْهُ
    يدُ الْحَجَّ فَيَسّ
    A
    ىّ اُر
    A
    لّهُمَّ اِن A اَل
    184
    385 Tirmizî, Hac, 50. III, 227.
    Güneşin batmas›na kadar Arafat’ta kal›r, vaktini ibadetle geçirir.
    Güneş batt›ktan sonra Müzdelife’ye hareket eder. Akşam
    namaz›n› Arafat’ta ve yolda k›lmaz.
    f) Müzdelife Vakfesi
    Müzdelife’ye ulaş›nca uygun bir yere yerleşir. Burada akşam
    ve yats› namazlar›n› yats› vaktinde cem-i te’hîr ile k›lar.
    Müzdelife’de geceler. Vaktini namaz, dua, zikir ve Kur’an
    okuyarak geçirir. Sabah namaz›n› erkence k›lar, namazdan sonra
    “Müzdelife Vakfesi”ni ayakta yapar, dua eder. Güneş doğmadan
    önce Mina’ya hareket eder.
    g) Akabe Cemresine Taş Atmak
    Bayram›n birinci günü sabah namaz›ndan sonra Müzdelife’den
    Mina’ya gelince eşyas›n› çad›ra b›rak›r. Çad›rda dinlenir,
    uygun bir zamanda Akabe Cemresi’ne gider ve yedi taş atar.
    Taş att›ktan sonra beklenmeksizin oradan uzaklaş›r. Dua etmek
    için beklenmez, duay› yürürken yapar.
    Cemre-yi Akabe’ye ilk taş›n at›lmas›yla telbiyeye son verilir.
    Şeytan taşlama görevini sağl›ğ› yerinde olan kimsenin bizzat
    kendisinin yapmas› gerekir. Hastalar vekalet ile att›rabilirler.
    h) Şükür Kurban› Kesmek
    Şeytana taş att›ktan sonra Harem bölgesi s›n›rlar› içinde kurban
    keser veya vekâlet yolu ile kestirir. Bu kesilen kurban şükür
    kurban›d›r (hedy).
    ›) T›raş Olmak
    Kurban kestikten sonra saç t›raş› olur veya saç›n› k›salt›r ve
    böylece ihramdan ç›km›ş olur. Cinsel ilişki d›ş›ndaki diğer ihram
    yasaklar› kalkar.
    “Şeytan taşlama”, “kurban kesme” ve “t›raş olma” görevleri
    aras›nda s›raya uymak cumhura göre “sünnet”, sadece Ebû
    Hanîfe’ye göre “vacip”tir. Günümüzde kurbanlar İslâm Bankas›
    arac›l›ğ› ile kestirildiğinden bu üç görev aras›ndaki tertibe
    185
    uyulmas› zaman almaktad›r. Bu itibarla “şeytan taşlama” ve
    “t›raş olma” ars›ndaki s›raya uymak yeterlidir.386
    Bayram›n 2, 3 ve 4. günleri şeytan taşlama zaman›, ittifakla
    öğle ezan›n›n okunmas›ndan itibaren başlar, fecr-i sad›ğa kadar
    devam eder.
    i) Ziyaret Tavaf›
    Bayram›n birinci günü “şeytan taşlama”, “kurban kesme”
    ve “t›raş olma” görevlerini yapt›ktan sonra ayn› gün imkân
    olursa, Mekke’ye gider ve farz olan ziyaret tavaf›n› yapar.
    Bu tavaf›n en geç bayram›n 3. günü güneş bat›m›ndan önce
    yap›lmas› cumhura göre sünnet, Ebû Hanîfe’ye göre vaciptir.
    Tavafa,
    “Allah’›m! Hacc›n tavaf›n› yapmak istiyorum. Onu bana kolaylaşt›
    r ve onu kabul buyur” diye niyet eder. Tavaf› daha önce
    tarif edildiği şekilde yapar. Hac sa’yini daha önce yapmam›ş ise
    tavafta “›zd›ba” ve ilk üç şavtta “remel” yapar.
    “Allah’›m! R›zan için Safa ile Merve aras›nda hacc›n sa’yini
    yapmak istiyorum. Onu bana kolaylaşt›r ve onu kabul buyur “ diyerek
    niyet eder ve usulüne uygun olarak sa’yini yapar.
    Bayram›n birinci günü ziyaret tavaf›n› ve sa’yi yapt›ktan son-

    A
    ‚ ِرْهُ
    فَيَسّ وَةِ الصَّفَا وَالْمَرْ S عى مَا بَ َْ A يدُ اَنْ اَسْ
    A
    ّى اُر
    A
    لّهُمَّ اِن A اَل
    ‚A تَعَا وَاطٍ سَعْىَ الْحَجِّ ِِ [ ىّ سَبْعَةَ اَ ْ
    A
    وَتَقَبَّلْهُ مِن
    ّى
    A
    وَتَقَبَّلْهُ مِن
    A
    ‚ ِرْهُ
    كَ الْحَرَامِ فَيَسّ افَ بَيْتِ يدُ طَوَ
    A
    ّى اُر
    A
    لّهُمَّ اِن A اَل
    ‚A تَعَا وَاطٍ طَوَافَ الْحَجِّ ِِ [ سَبْعَةَ اَ ْ
    186
    386 Buhârî, Eymân ve’n-Nüzur, 15. VII, 226..
    ra Mina’ya döner. Bayram›n ikinci ve üçüncü günlerini Mina’da
    geçirir.
    j) Cemrelere Taş Atmak
    Bayram›n 2. ve 3. günleri zeval vaktinden sonra s›rayla Küçük,
    Orta ve Akabe cemrelerine yedişer taş atar. Küçük ve Orta
    cemrelere taş att›ktan sonra uygun bir yere çekilerek dua eder.
    Akabe Cemresine taş att›ktan sonra dua etmez ve oradan hemen
    ayr›l›r.
    Bu iki gün zevalden önce “şeytan taşlama” yap›lmaz. Yap›lm›
    ş ise zevalden sonra yeniden at›l›r.
    Bayram›n 3. günü Mina’da kalmay›p Mekke’ye gidecek olursa
  27. günü at›lacak olan 21 taş› uygun bir yere b›rak›r.
    Bayram›n 4. günü tan yeri ağarmaya başlamadan önce Mina’dan
    ayr›lmazsa 4. gün her üç cemreye s›rayla yedişer taş atar.
    Mekke’den ayr›lacaklar› güne kadar ibadet, tavaf, zikir, dua
    ve Kur’an okuma ile meşgul olurlar.
    k) Veda Tavaf›
    Bütün işlerini bitirdikten sonra Mekke’den ayr›lmadan önce
    “vedâ tavaf› yapar”, böylece hac görevini tamamlam›ş olarak
    memleketine veya Medine’ye gider.387
  28. KIRAN HACCI
    K›ran hacc›, hem umreye hem hacca niyet edilerek bir hac
    mevsiminde bir ihramla yap›lan hacd›r. Temettu hacc› gibi K›ran
    hacc›n› da sadece âfâkiler yapabilir. Harem bölgesi sakinleri k›-
    ran hacc› yapamazlar.
    a) “Hacca haz›rl›k” aşamas›ndan sonra umre ve hac yapmaya,
    ىّ
    A
    وَ تَقَبَّلْهُمَا مِن
    A
    ‚ ا ƒ رِْ َُ
    يدُ الْعُمْرَةَ وَالْحَجَّ فَيَسّ
    A
    ىّ اُر
    A
    لّهُمَّ اِن A اَل
    387 Mergînânî, I, 137-151. Kâsânî, II, 143-159.
    187
    “Allah’›m! Umre ve hac yapmak istiyorum. İkisini bana kolaylaşt›
    r ve kabul buyur” diyerek niyet eder ve telbiye getirir.
    b) Bu aşamadan sonra temettu hacc›nda zikrettiğimiz şekilde
    hareket eder. Kâ’be’ye var›nca umre tavaf›n› ve peşinden umre
    sa’yini yapar.
    Sa’y bittikten sonra t›raş olup ihramdan ç›kmaz. İhram
    yasaklar›na uymaya devam eder.
    Umre sa’yi yap›nca gerekiyorsa biraz dinlenir, sonra ayr›ca
    “kudûm tavaf›” yapar ve peşinden “tavaf namaz›” k›lar. İsterse
    “hac sa’yini” bu kudûm tavaf›n›n arkas›ndan yapabilir. Kudûm
    tavaf›n›n peşinden sa’y yapacak ise tavafta ›zt›bâ‘ ve ilk üç
    şavtta remel yapar. İsterse Sa’yi yapmaz daha sonra “ziyaret tavaf›
    n›n” peşinden yapar.
    d) Terviye günü temettu hacc›nda olduğu gibi Mina’ya veya
    doğrudan Arafat’a ç›kar, Arafat vakfesini, sonra Müzdelife vakfesini
    yapar.
    Bayram›n birinci günü büyük şeytana 7 taş atar, şükür kurban›
    n› keser.
    Kurban kestikten sonra saç t›raş› olur veya saç›n› k›salt›r ve
    ihramdan ç›kar. Böylece cinsel ilişki d›ş›ndaki diğer bütün ihram
    yasaklar› kalkar.
    Mekke’ye gider ve hacc›n tavaf›n› yapar. Arafat vakfesinden
    önce yapmam›ş ise hacc›n sa’yini de yapar.
    Bayram›n ikinci ve üçüncü günleri öğleden sonra cemrelerden
    her birine yedişer taş atar.
    Memleketine dönmeden önce “veda tavaf›” yapar ve hacc›n›
    böylece tamamlam›ş olur.
    Temettu hac›ndan farkl› olarak K›ran hacc›nda;
  • Umre ve hacca birlikte niyet edilir.
  • Umrenin tavaf ve Sa’yi yap›ld›ktan sonra ihramdan ç›k›lmaz.
  • Kudûm tavaf›, umre tavaf› ve sa’yinden sonra yap›l›r.
    188
  1. İFRAD HACCI
    İfrad; bir hac mevsiminde umre yapmay›p sadece hac yapmakt›
    r.
    a) “Hacca haz›rl›k” aşamas›ndan sonra âfâkî olan kimse
    “mîkât” s›n›rlar›n› geçmeden, “Haram veya H›ll bölgesinde yaşayan
    kimse” ise bulunduğu yerde hac yapmaya,
    “Allah’›m! hac yapmak istiyorum. Onu bana kolaylaşt›r ve
    kabul buyur” diyerek niyet eder ve telbiye getirir. Böylece ihrama
    girmiş ve ihram yasaklar› başlam›ş olur.
    b) Kâ’be’ye var›nca kudûm tavaf›n› yapar.
    İsterse bu tavaftan sonra hacc›n sa’yini yapabilir Tavaftan
    sonra ihraml› kalmaya ve ihram yasaklar›na uymaya devam
    eder.
    c) Terviye günü temettu ve k›ran hacc›nda olduğu gibi Arafat’a
    ç›kar, Arafat vakfesini, sonra Müzdelife vakfesini yapar.
    Bayram›n birinci günü büyük şeytana 7 taş atar. İfrad hacc›
    yapan kimsenin, şükür kurban› kesmesi vacip değildir, isterse
    nafile olarak kurban kesebilir.
    Bundan sonraki aşamada diğer hac çeşitlerinde olduğu gibi
    hareket eder.
    IV. İFRAD, TEMETTU VE KIRAN HACCI ARASINDAKİ
    FARKLAR
  2. İfrad hacc›nda, hacdan önce umre yap›lmaz. K›ran ve temettu
    hacc›nda yap›l›r.
  3. İfrad hacc›nda sadece hacca; temettu hacc›nda sadece umreye,
    k›ran hacc›nda ise hem umreye hem hacca niyet edilir.
  4. İfrad ve k›ran hacc›nda ihrama girdikten sonra kurban bay-
    ىّ
    A
    وَ تَقَبَّلْهُ مِن
    A
    ‚ رِْهُ
    يدُ الْحَجَّ فَيَسّ
    A
    ىّ اُر
    A
    لّهُمَّ اِن A اَل
    189
    ram›n›n ilk günü belirli Menasik yap›ld›ktan sonra ihramdan ç›-
    k›l›r. Temettu hacc›nda ise umre yapt›ktan sonra ihramdan ç›k›-
    l›r. Terviye günü (8 Zilhiccenin) yeniden hac için ihrama girilir
    ve bayram›n ilk günü belirli Menasik yap›ld›ktan sonra ihramdan
    ç›k›l›r.
  5. İfrad hacc›nda Mekke’ye ilk gelişte kudûm tavaf› yap›l›r.
    K›ran hacc›nda önce umre tavaf› ve sa’yi, peşinde kudûm tavaf›
    yap›l›r. Temettu hacc›nda ise umre tavaf› ve sa’yi yap›l›r. Kudûm
    tavaf› yap›lmaz.
  6. İfrad hacc›nda şükür kurban› kesmek vacip değildir. Temettu
    ve k›ran hacc›nda vaciptir.
  7. İfrad hacc›n› herkes yapabilir. K›ran ve temettu hacc›n› ise
    sadece afakiler yapabilir.
    V. HACDA KADINLAR
    İlgili bölümlerde anlat›lm›ş olmakla birlikte önemine binaen
    hacda kad›nlar ile ilgili hususlar›n burada özetlenmesi yararl› görülmüştür.
    Hac ve umre ibadetinde kad›nlar ile erkekler aras›nda biri yükümlülük
    diğeri uygulama olmak üzere iki konuda farkl›l›k vard›
    r.
  8. Yükümlülük Bak›mdan Farklar
    Erkeklerden farkl› olarak kad›nlara hacc›n farz, umrenin sünnet
    veya Şâfiî ve Hanbelî mezheplerine göre farz olabilmesi için
    şu iki şart›n da bulunmas› gerekir.
    a) Can, mal ve namus güvenliğinin sağlanm›ş olmas›.
    b) Eşi ölmüş veya boşanm›ş kad›nlar›n iddet süresini doldurmuş
    olmalar›.388
    190
    388 Bu iki maddenin izâh› için giriş bölümüne bak›n›z s…..
  9. Uygulamadaki Farklar
    Hacc›n uygulamas›nda erkekler ile kad›nlar aras›nda baz›
    farklar vard›r. Bu farklar› şöyle s›ralayabiliriz.
    a) İhram Yasaklar›ndaki Farklar.
    Kad›nlar ihraml› iken mutat giysilerini ve ayakkab›lar›n› giymeye
    devam ederler, başlar›n› örterler, ancak yüzlerini aç›k tutarlar.
    b) Telbiye, tekbir, tehlil ve salavat-› şerîfe getirirken ve dua
    yaparken seslerini yükseltmezler.
    c) Tavafta ›zt›bâ‘ ve remel, sa‘yde ise hervele yapmazlar.
    d) İhramdan ç›kmak için saçlar›n› t›raş etmezler, sadece saçlar›
    n›n uçlar›ndan bir parmak ucu kadar keserler.
    e) Adet ve loğusa halindeki kad›nlar, tavaf›n d›ş›nda, hacc›n
    bütün menâsikini yapabilirler. Bu hallerinde iken farz olan ziyaret
    tavaf›n› bayram›n ilk üç gününden sonra yapmalar› veya vedâ
    tavaf›n› terk etmeleri sebebiyle her hangi bir ceza gerekmez.
    f) İfrad hacc› için ihrama girdikten sonra âdet gören kad›nlar,
    kudûm tavaf› yapmazlar. Temizlenmeden Arafat’a ç›kmak durumunda
    kal›rlarsa Arafat’a ç›karlar, Müzdelife vakfesini ve şeytan
    taşlama görevini yaparlar, Ziyaret tavaf›n› temizlendikten
    sonra yaparlar.
    g) Temettu‘ hacc› için ihrama girdikten sonra âdet gören kad›
    nlar, Arafat’a ç›kmadan önce temizlenmezlerse umre ihram›n›
    iptal ederler ve Arafat’a ç›karken hac için ihrama girerler. Bu şekilde
    hareket eden kad›nlar ifrad hacc› yapm›ş olurlar; şükür kurban›
    kesmeleri gerekmez. Hacdan sonra iptal ettikleri umreyi kazâ
    ederler ve bu sebeple ceza kurban› keserler.
    Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre hac için ihrama
    girmekle umre ihram› bozulmaz. Bu şekilde hareket eden kad›nlar,
    umre ihram›n› hac ihram› ile birleştirmiş say›ld›klar›ndan k›-
    ran hacc› yapm›ş olurlar ve k›ran hedyi kesmeleri gerekir.
    191
    h) K›ran hacc› için ihrama girdikten sonra âdet gören kad›nlar,
    umre yapmadan önce Arafat’a ç›kmak durumunda kal›rlarsa,
    umre niyetleri bozulmuş say›ld›ğ›ndan ifrad hacc› yapm›ş olurlar.
    Bu durumdaki kad›nlar›n şükür kurban› kesmesi gerekmez.
    Fakat hacdan sonra bozulan umreyi kazâ ederler ve bozduklar›
    için bir ceza kurban› keserler.
    Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre, umre tavaf›n›
    yapmadan Arafat’a ç›kmakla umre bozulmuş say›lmaz. Yapt›klar›
    hac yine k›ran hacc› olur ve hedy kurban› kesmeleri gerekir.
    192
    ALTINCI BÖLÜM
    UMRE
    Sözlükte; ziyaret etmek, uzun ömürlü olmak, evi mamur etmek,
    bir yerde ikâmet etmek, korumak, mal› çok olmak ve Allah’a
    kulluk etmek anlamlar›ndaki “a-m-r” kökünden türeyen
    “umre”; bir hac terimi olarak belirli bir zamana bağl› olmaks›-
    z›n ihrama girip tavaf ve sa‘y yapt›ktan sonra t›raş olup ihramdan
    ç›karak yap›lan bir ibadettir.
    Hac ibadetinden fark›, bir zamanla s›n›rl› olmamas›, Arafat
    ve Müzdelife vakfesi ile kurban kesme ve şeytan taşlama görevlerinin
    bulunmamas›d›r. Bu bak›mdan hacca, “hacc-› ekber” (büyük
    hac), umreye de “hacc-› asgar” (küçük hac) denir.
    I. UMRENİN HÜKMÜ
    Müslüman›n ömründe bir defa umre yapmas› Hanefî ve Mâlikî
    389 mezheplerine göre müekked sünnet, Şâfiî390 ve Hanbelî391
    mezhebine göre ise farzd›r.
    Hanefî bilginlerden umrenin, vitir namaz›, kurban ve f›t›r sadakas›
    gibi vacip olduğu görüşünde olanlar da vard›r.392
    Umrenin hükmü konusundaki ihtilaf;
    “Hacc› ve umreyi Allah için tamamlay›n…”393 anlam›ndaki
    وَ اَتِمُّوا الْحَجَّ وَالْعُمْرَةَ ِِ
    389 İbn Rüşd, I, 395.
    390 Şirbînî, II, 206.
    391 Muğnî, V, 6.
    392 Kâsânî, II, 226.
    393 Bakara, 2/196.
    193
    âyete getirilen farkl› yorumlar ile bu konuda farkl› rivayetlerin
    bulunmas›ndan kaynaklanmaktad›r.
    Âyet-i kerîme, farz olsun nafile olsun hac ve umre ibadetine
    başlan›nca bu görevin yar›m b›rak›lmay›p tamamlanmas› gerektiğini
    ifade ettiği gibi
    “Orucu akşama kadar tamamlay›n”394 anlam›ndaki âyette
    olduğu gibi “hac görevini yerine getirin” (ekîmû) anlam›n› da
    ifade eder.395
    İmam Şâfiî ve İmam Ahmed b. Hanbel, bu âyeti hac ve umre
    görevini yerine getirin şeklinde bir emir olarak anlam›şlar,
    umrenin farz olduğu içtihad›nda bulunmuşlard›r.396 Ayr›ca şu rivayetleri
    de görüşlerine delil olarak alm›şlard›r:397
    Hz. Aişe,
    -”Ey Allah’›n Elçisi! Kad›nlar›n cihat yapmas› gerekli midir”
    diye sormuş, Hz. Peygamber (a.s.),
    -Evet (onlara) içinde savaş bulunmayan cihat (yani) hac ve
    umredir gereklidir” buyurmuştur.398
    R هَلْ عَ َ عَنْهَا قَالَتْ قُلْتُ يَارَسُولَ ا ِ عَنْ عَائِشَةَ رَضِىَ ا ُ
    يهِ الْحَجُّ
    A
    د لَاقِتَالَ ف H د قَالَ نَعَمْ عَلَيْهِنَّ جِهَا H النِّسَاءِ جِهَا
    ة وَالْعُمْرَ ُ
    اللَّيْلِ ‚ اَتِمُّوا الصِّيَامَ اِ َ
    194
    394 Bakara, 2/187.
    395 Kurtubî, I, 365. Taberî, Ebû Ca’fer Muhammed b. Cerîr, Câmiu’l-Beyân
    an Te’vîli Âyi’l-Kur’ân, II, 2/206-211. Dâru’l-fikr, Beyrut,
    1988.
    396 Muğnî, V, 13. İbn Rüşd, I, 395.
    397 Şirbînî, II, 206-207.
    398 İbn Mâce, Menasik, 8, II, 968. Şirbînî, II, 206-207.
    “Umre küçük hacd›r”,399
    Sahabeden Ebû Rezîn el-Ukeylî,
  • “Ey Allah’›n Elçisi! Babam ihtiyar bir insand›r. Ne hac ve
    umre ne de yolculuk yapmaya gücü yeter. (Ne yapmas› gerekir)”
    diye sormuş, Hz. Peygamber (a.s.) da,
    -”Baban›n yerine sen hac ve umre görevi yap” buyurmuştur.
    400
    Umrenin farz olmad›ğ› görüşünde olanlar ise;
    “…Gücü yetenlerin haccetmesi Allah’›n insanlar üzerinde
    bir hakk›d›r”401 anlam›ndaki âyette ve İslâm’›n beş temel
    esas›n› beyan eden hadis-i şerifte402 umrenin geçmemiş olmas›n›
    umrenin farz olmad›ğ›na delil getirmişlerdir. Şu hadisleri de görüşlerine
    delil olarak zikretmişlerdir.
    عH د وَالْعُمْرَةُ تَطَوَّ H اَلْحَجُّ جِهَا
    يلاً
    A
    النَّاسِ حِجُّ الْبَيْتِ مَنِ اسْتَطَاعَ اِلَيْهِ سَب R عَ َ وَ ِِ
    خH يْ [ اِنَّ اَبِى َ اَنَّهُ قَالَ يَا رَسُولَ ا ِ
    ىّزِينِ الْعُقَيْلِ عَنْ اَبِى رَ
    يعُ الْحَجَّ وَالْعُمْرَةَ وَلَا الظَّعْنَ قَالَ احْجُجْ عَنْ
    A
    لَا يَسْتَط wH
    A
    كَب
    يكَ وَاعْتَمِرْ
    A
    اَب
    اَلْعُمْرَةُ هِىَ الْحَجَّةُ الصُّغْرَى
    399 Muğnî, V, 14.
    400 Ebû Dâvûd, Menâsik, 26. II, 402. İbn Mace, Menasik, 10, II, 970.
    401 Al-i İmrân, 3/ 97.
    402 Müslim, Îmân, 1. 5. I, 37, 40. bk. Buhârî, Îman, 37. I, 8.
    195
    “Hac, farz, umre nafile bir ibadettir”403
    Cabir ibn Abdullah’›n bildirdiğine göre bir sahâbî Peygamberimize,
  • “Ey Allah’›n Elçisi! Umre farz m›d›r diye sormuş, Hz. Peygamber
    (a.s.) da
  • “Hay›r, umre yapman senin için daha hay›rl›d›r” buyurmuştur.
    404
    Umrenin farz olduğu içtihad›nda bulunanlar›n görüşlerine delil
    olarak zikrettikleri hadiste geçen “umreye küçük hac” denilmesini
    “sevab›n› beyan içindir” şeklinde aç›klam›şlard›r.405
    Abdullah ibn Ömer’in bildirdiğine göre Peygamberimiz (a.s.)
    dört defa umre yapm›ş,406 umre yap›lmas›n› teşvik etmiş ve;
    “Umre, daha sonraki umreye kadar, ikisi aras›nda işlenen
    ورُ لَيْسَ لَهُ > الْعُمْرَةِ تُكَفِّرُ مَا بَيْنَهُمَا وَالْحَجُّ الْمَ ُْ ‚ اَلْعُمْرَةُ اِ َ
    ء اِلَّا الْجَنَّةُ H جَزَا
    لَكَ wH ب قَاَل لَا وَ اَنْ تَعْتَمِرَ خَ ْ H اَلْعُمْرَةُ اَهِىَ وَاجِ يَا رَسُولَ ا ِ
    196
    403 İbn Mâce, Menâsik, 8, II, 968. Tirmizî, Hac, 88. III, 270. Kâsânî, II,
    226.Taberî, II, 2/212. Muğnî, V, 13.
    404 Taberî, II, 2/212.Tirmizî, Hac, 88. III, 270. Ahmed, III, 316.
    405 Kâsânî, II, 226. Mergînânî, I, 182-183. Nesefî, Ebû’l-Berekât Abdullah b.
    Ahmed b Mahmûd, Medâriku’t-Tenzîl ve Hakâiku’t-Te’vîl, I, 280. (Mecmûatün
    mine’t-Tefâsîr), İstanbul, bask› yer yok. El-Beydâvî, Ebû Saîd
    Abdullah b. Omer, Envâdu’t-Tenzîl ve Esrâru’t-Te’vîl, I, 280. (Mecmûatün
    mine’t-Tefâsîr), İstanbul, bask› yer yok. El-Hâzin, Alâüddîn Ali
    b. Muhammed b. İbrahîm, Lübâbü’t-Te’vîl fî Meânî’t-Tenzîl, I, 281.
    (Mecmûatün mine’t-Tefâsîr), İstanbul, bask› yer yok. Sahabe ve tabiinden
    umreye farz ve sünnet diyenler olmuştur. Taberî taraflar›n görüşlerini ve
    delillerini beyan ettikten sonra umrenin farz değil sünnet olduğu
    görüşünün daha isabetli olduğunu söylemiştir. Taberî, II, 2/208-212.
    406 Tirmizî, Hac, 93. III, 275.
    günahlar için kefârettir. Allah kat›nda makbul hacc›n karş›l›ğ›
    ise ancak cennettir”407 buyurmuştur.
    II. UMRENİN SÜNNET (YAHUT VACİP VEYA FARZ)
    OLMASININ ŞARTLARI
    Bir insana umrenin sünnet, (yahut vacip veya farz) olabilmesi
    için müslüman, ak›ll›, buluğa ermiş, özgür, ekonomik gücü yeterli
    ve sağl›kl› olmas›, yol güvenliği bulunmas› ve kad›n›n can,
    mal ve namus güvenliğinin sağlanm›ş olmas› gerekir.408
    III. UMRENİN ZAMANI
    Hacc›n ancak hac aylar›nda yap›labilmesine karş›l›k umre
    için belirlenmiş her hangi bir zaman yoktur. Arefe ve bayram
    günleri (teşrik tekbirlerinin getirildiği 5 gün) d›ş›nda her zaman
    umre yap›labilir.
    Arefe günü sabah›ndan bayram›n 4. günü güneş bat›ncaya kadarki
    süre içinde umre yapmak tahrîmen mekruhtur. Çünkü bu
    günler hac menâsikinin yap›ld›ğ› günlerdir.
    Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre hac için niyetli
    olmayanlar; teşrîk günleri dahil y›l›n her gününde umre yapabilirler.
    Mâlikî mezhebine göre hac için niyetli bulunanlar, bayram›n
  1. günü güneş bat›ncaya kadar, Şâfiî mezhebine göre ise vedâ tavaf›
    d›ş›nda hacc›n bütün menâsiki tamamlanmad›kça umre yapamazlar.
    409
    Umrenin Ramazan ay›nda yap›lmas› daha faziletlidir. Peygamberimiz
    (a.s.),
    407 Tirmizî, Hac, 90. III, 272.
    408 Muğnî, V, 13.
    409 Mergînânî, I, 182. Kâsânî, II, 227.
    197
    “Ramazan ay›nda yap›lan umre, hacca denktir” buyurmuştur.
    410
    IV. UMRENİN FARZLARI (ŞARTI VE RÜKNÜ)
    Umrenin iki farz› vard›r; ihrama girmek ve Kâ’be’yi tavaf etmek.
    İhrama girmek şart›, Kâ’be’yi tavaf etmek ise rüknüdür.
    Şâfiî ve Hanbelî mezheplerine göre ihrama girmek, Kâ’be’yi
    tavaf etmek, sa’y yapmak ve t›raş olup ihramdan ç›kmak umrenin
    rüknüdür.
    Mâlikî mezhebine göre, ihrama girmek, Kâ’be’yi tavaf etmek
    ve sa’y yapmak rükün, t›raş olmak ise vaciptir.
    Âfâkîler mîkât s›n›rlar›ndan, H›ll bölgesinde ikamet edenler,
    bulunduklar› yerden, Harem bölgesinde ikamet edenler “H›ll”
    bölgesine ç›karak mesela Ci’râne ve Ten’îm gibi Harem bölgesi
    d›ş›ndaki bir yerde ihrama girerler.
    Hac bahsinde anlat›lan ihram›n farz, vacip ve sünnetleri ile
    ihrama girme yerleri aynen umre için de geçerlidir.411
    V. UMRENİN VACİPLERİ
    Umrenin iki vacibi vard›r. Safa ile Merve aras›nda sa’y
    yapmak ve saçlar› t›raş ettirmek veya k›saltmak.
    İhram yasaklar›na uymayan veya bir vacibi terk eden kimseye
    dem gerekir.
    Umre için ihraml› iken cinsel ilişkide bulunmak, tavaf yapmamak
    veya Şavtlar›n çoğunu yapmamak umrenin bat›l olmas›-
    na sebep olur. Bu kimsenin ceza kurban› kesmesi (dem) ve umresini
    yeniden yapmas› gerekir.
    رَمَضَانَ تَعْدِلُ حَجَّةً
    A
    C ة H عُمْرَ
    198
    410 Tirmizî, Hac, 90. III, 276.
    411 Geniş bilgi için birinci bölümde yer alan ihram bahsine bak›n›z.
    İmam Şâfiî’ye göre bu kimsenin bedene kesmesi ve umresini
    yeniden yapmas› gerekir.
    Umrenin tavaf›ndan sonra, sa’yden önce veya tavaf ve sa’yden
    sonra t›raş olmadan önce cinsel ilişkide bulunan kimsenin
    umresi bat›l olmaz, ancak dem gerekir.412
    VI. UMRENİN SÜNNETLERİ
    Umrenin ihram, tavaf ve sa’y ile ilgili sünnetleri, hacc›n sünnetleriyle
    ayn›d›r.
    VII. UMRENİN YAPILIŞI
    a) Umre yapmak isteyen kimse; gerekiyorsa koltuk alt› ve kas›
    k k›llar›n› giderir, saç sakal t›raş› olur, b›y›klar›n› düzeltir, t›rnaklar›
    n› keser ve boy abdesti al›r, boy abdesti alma imkân› yoksa
    abdest al›r, vücuduna güzel koku sürünür.
    Erkekler, atlet, kilot, çorap, elbise ve ayakkab›lar›n› ç›kar›rlar.
    İzâr ve ridâ ad› verilen iki parça ihram örtüsüne bürünürler.
    Ridân›n uçlar›n› birbirine bağlamak veya iğne ile tutturmak
    mekruhtur.
    Ayaklar›na arkas› ve üzeri aç›k terlik giyerler.
    Bele kemer bağlamada, s›rta çanta almada ve şemsiye kullanmada
    bir sak›nca yoktur.
    Kad›nlar elbise ve ayakkab›lar›n› giymeye devam ederler,
    başlar›n› açmazlar, yüzlerini de örtmezler.
    b) İhram›n sünneti niyeti ile iki rekat ihram namaz› k›larlar.
    Namaz›n birinci rekat›nda Fatiha suresinden sonra “kâfirûn” suresini,
    ikinci rekat›nda ise yine Fatiha suresinden sonra “ihlâs”
    suresini okurlar.
    412 Kâsânî, II, 228.
    199
    Umre yapmak isteyen kimse âfâkî ise mîkât s›n›rlar›n› geçmeden,
    H›ll bölgesinde ikamet ediyorsa bulunduğu yerde, Harem
    bölgesinde bulunuyorsa H›ll bölgesinde mesela Ten’im’e
    giderek ihrama girer.
    İhrama, niyet etmek ve telbiye getirmek suretiyle girilir. Niyet,
    umre yapacağ›n›n kalben belirlenmesi demektir. Niyetin,
    “Allah’›m! Umre yapmak istiyorum. Onu bana kolaylaşt›r ve
    onu kabul buyur” diyerek diliyle ifade edilmesi müstehapt›r.
    Niyet ettikten sonra,
    “Buyur Allah’›m buyur! Buyur, senin hiçbir ortağ›n yoktur.
    Buyur, şüphesiz her türlü övgü, nimet, mülk ve hükümranl›k sana
    mahsustur. Senin ortağ›n yoktur ”413 diyerek telbiye getirir.
    Böylece ihrama girmiş ve ihram yasaklar› başlam›ş olur.
    Mekke’ye var›ncaya kadar vas›talara binişte ve indiği yerde,
    kafilelerle karş›t›ğ›nda, şehirlere girdiğinde, akşam ve sabah, gece
    ve gündüz, vas›tada, yürürken, otururken, yatarken, ayakta
    iken, inişte, yokuşta, mekan değiştikçe ve farz namazlar›n arkas›
    ndan her f›rsatta telbiye, tekbir, tehlîl ve salavât-› şerife yüksek
    sesle414 söyleyerek yolculuğuna devam eder.
    Telbiyeyi her söyleyişte üç defa tekrarlamak, sonra tekbir,
    tehlîl ve salavât-› şerife okumak müstehapt›r.
    c) Mekke’ye yaklaş›p Harem bölgesine girince
    يكَ لَكَ لَبَّيْكَ اِنَّ الْحَمْدَ
    A
    „ لّهُمَّ لَبَّيْكَ لَبَّيْكَ لَا َ A لَبَّيْكَ اَل
    يكَ لَكَ
    A
    „ وَالنِّعْمَةَ لَكَ وَالْمُلْكَ لَا َ
    ىّ
    A
    ى وَ تَقَبَّلْهَا مِن
    A
    رِْهَا ل
    يدُالْعُمْرَةَ فَيَسّ
    A
    ىّ اُر
    A
    لّهُمَّ اِن A اَل
    200
    413 Ebû Dâvûd, Menâsik, 27; II, 404. İbn Mace, Menasik, 15. II, 974.
    414 İbn Mace, Menasik, 16. II, 975.
    “Allah’›m! Buras› senin haremindir, emin k›ld›ğ›n yerdir. Beni
    cehenneme girmekten koru. Kullar›n› dirilttiğin gün beni azab›
    ndan güvende k›l, beni dostlar›ndan ve itaatkâr olanlardan eyle”
    diye dua eder.
    Mekke’ye abdestli girmek sünnet, gündüz girmek müstehapt›
    r.
    Mekke’de otele veya eve yerleşip dinlendikten sonra mümkünse
    boy abdesti, mümkün değilse abdest al›r, yaya veya vas›-
    ta ile Mescid-i Harem’e gider. Yolda tekbir, tehlil, telbiye ve salavat-›
    şerife getirir. Tevazu ve sayg› ile
    “Allah’›m! Rahmet kap›lar›n› bana aç ve beni kovulmuş şeytandan
    koru” diye dua ederek Mescid-i Harem’e girer.
    Beytullah’› görünce üç defa tekbir ve tehlil getirir ve şu duay›
    okur.
    هذَا A لّهُمَّ A اَل > اَكْ َُ وَا ُ هَ اِلَّا ا ُ A وَلَااِل وَالْحَمْدُ ِِ انَ ا ِ f سُبْ َ
    يفًا
    A
     فْتَهُ وَكَرَّمْتَهُ فَزِدْهُ تَعْظيمًا وَتَ ْ „ بَيْتُكَ عَظَّمْتَهُ وَ ََّ
    يِّنَا رَبَّنَا f لّهُمَّ اَنْتَ السَّلَامُ وَ مِنْكَ السَّلَامُ فَ َ A يمًا. اَل
    A
    وَتَكْر
    بِالسَّلَامِ وَ اَدْخِلْنَا الْجَنَّةَ دَارَكَ دَارَ السَّلَامِ تَبَارَكْتَ وَتَعَالَيْتَ
    يَا ذَا الْجَلَالِ وَالْاِكْرَامِ
    يمِ
    A
    ى مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّج
    A
    اَبْوَابَ رَحْمَتِكَ وَاَعِذْن
    A
    ‚ لّهُمَّ افْتَحْ A اَل
    ى عَذَابَكَ
    A
    امِنّ A النَّارِ وَ R ى عَ َ
    A
    رِّمْن f هذَا حَرَمُكَ وَاَمْنُكَ فَ َ A لّهُمَّ A اَل
    ى مِنْ اَوْلِيَائِكَ وَاَهْلِ طَاعَتِكَ
    A
    يَوْمَ تَبْعَثُ عِبَادَكَ وَاجْعَلْن
    201
    “Allah’› noksan s›fatlardan tenzih ederim, Her türlü övgü Allah’a
    mahsustur, Allah’tan başka ilah yoktur. Allah en büyüktür.
    Allah’›m! Bu senin Evindir. Onu Sen yüceltin,Sen şereflendirdin,
    Sen değerli yapt›n.Onun yüceliğini, şerefini ve değerini art›r. Ya
    Rabbi! Onun değerini art›ran, onu şereflendiren, ona sayg› gösteren
    kimsenin şerefini, sayg›nl›ğ›n›, heybetini, yüceliğini ve iyiliğini
    art›r. Allah’›m! Sen selams›n ve selamet ancak sendendir.
    Bizi selametle yaşat ve selamet yurdun olan cennetine koy, ey
    Celal ve ikram sahibi Allah’›m! Sen her şeyden yücesin ve her
    şeyden üstünsün”
    Bildiği başka dualar› da okuyabilir. Tavafa başlamadan önce
    telbiyeyi keser.415
    d) Hacer-i Esved hizas›na gelir, yönünü ona döner, ellerini
    omuz hizas›na kadar kald›r›p
    diyerek Hacer-i Esved’i selamlar, tekbir, tehlil ve tahmîd getirir.
    Kalabal›k değilse ve kimseye eziyet vermeyecekse Hacer-i Esved’i
    öper,416 kalabal›k ise Hacer-i Esved-i öpmez. İstilam, sünnet,
    insanlar› itip kakmak ve eziyet vermek günaht›r. Sünneti ifa
    etmek için günah işlenmez.
    e) Umre tavaf› yapmaya niyet eder. Niyetini,
    “Allah’›m! Senin için umre tavaf›n› yedi şavt olarak yapmak
    istiyorum. Onu benim için kolaylaşt›r ve kabul eyle” diyerek
    yapmas› müstehapt›r.
    ّى
    A
    وَ تَقَبَّلْهَا مِن
    A
    ‚ ِرْهَا
    فَيَسّ رَةِ يدُ طَوَافَ الْعُمْ
    A
    ّى اُر
    A
    لّهُمَّ اِن A اَل
    ‚A تَعَا وَاطٍ ِِ [ سَبْعَةَ اَ ْ
    > اَكْ َُ اَ ُ بِاسْمِ ا ِ
    202
    415Abdülğanî el-Mekkî, s. 510. Mevsîlî, I, 203.
    416 İbn Mace, Menasik, 27. II, 981-982.
    Tavaf›n›, Kâ’be’yi soluna al›p “Hatîm”in d›ş›ndan dolanarak
    yapar. Her şavtta Rüknü Yemânî ve Hacer-i Esved’i uzaktan
    diyerek istilâmda bulunur. Hacer-i Esved’i istilâm, sünnet,
    Rükn-i Yemânî’yi istilâm ise müstehapt›r. Rükn-i Yemânî öpülmez,
    diğer köşeler istilâm edilmez.
    Tavaf s›ras›nda mesnun dualar› veya bildiği dualar› okur ve
    sessizce tekbir ve tehlil getirir veya Kur’ân okur.
    Tavaf›n ilk dört şavt› farz; tavaf’› cünüp, adetli ve nifâs halinde
    değilken ve abdestli olarak yapmak, avret yerlerini örtmek,
    tavaf› Kâ’be’yi soluna alarak yapmak, tavafa Hacer-i Esved hizas›
    ndan başlamak, tavaf› Hatîm’in d›ş›ndan dolanarak yapmak,
    gücü yetenin tavaf› yürüyerek yapmas› ve şavt› yediye tamamlamak
    vaciptir. Bunlardan biri terk edilirse dem gerekir.
    Tavaf’ta “›zt›bâ‘“ ve ilk üç şavtta “remel” yapar.417
    Tavaf yedi şavta tamamlad›ktan sonra “Mültezem”de ve Hatîm’de
    dua eder. Mümkünse Makam-› İbrahim’in arkas›nda değilse
    uygun bir yerde iki rekat “tavaf namaz›” k›lar, bu namaz›
    k›lmak vaciptir. Namazdan sonra dua eder, peşinden zemzem
    içer ve Hacer-i Esved’i istilâm eder.
    f) Umrenin sa’yini yapmak üzere Safa’ya gider. Yönünü
    Kâ’be’ye döner, tekbir, tehlil, tahmîd ve salat-ü selam getirir,
    dua eder. Sa’y yapmaya niyet eder. Niyetini,
    “Allah’›m! Senin r›zan için Safa ile Merve aras›nda yedi şavt
    وَاطٍ [ الصَّفَا وَالْمرَْوَةِ سَبْعَةَ اَ ْ S عى مَا بَ َْ A يدُ اَنْ اَسْ
    A
    ّى اُر
    A
    لّهُمَّ اِن A اَل
    ‚A تَعَا سَعْىَ الْعُمْرَةِ ِِ
    اَكْ َُ اَ ُ بِاسْمِ ا ِ
    417 İbn Mace, Menasik, 29-30. II, 983-984.
    203
    olarak umrenin sa’yini yapmaya niyet ediyorum” diyerek yapmas›
    müstehapt›r.
    Sa’yini yedi şavt olarak Safa’da başlay›p Merve’de bitirir.
    Sa’y yaparken mesnun dualar› veya bildiği dualar› okur ve sessizce
    tekbir ve tehlil getirir veya Kur’ân okur. İki yeşil ›ş›k aras›
    nda “hervele” yapar. Sa’yi tamamlay›nca Merve’de dua eder.
    Umre’nin sa’yi vaciptir. Terk edilirse dem gerekir.
    g) Berberde veya evde veya otelde saç t›raş› olur veya saçlar›
    n› k›salt›r, böylece ihramdan ç›kar ve bu şekilde umre ibadetini
    yapm›ş olur.
    h) Kad›nlar, “remel” ve “hervele” yapmazlar. Tekbir, tehlil
    ve telbiyede seslerini yükseltmezler. İhramdan ç›kmak için saçlar›
    n›n ucundan parmak ucu kadar kesmeleri yeterlidir. Kad›nlar
    adetli iken tavaf yapmazlar.418
    204
    418 Kâsânî, II, 143-149.
    YEDİNCİ BÖLÜM
    MEDİNE-İ MÜNEVVERE’Yİ VE
    HZ. PEYGAMBER’İN KABRİNİ ZİYARET
    I. MEDİNE-i MÜNEVVERE
    Medine, Suudi Arabistan’›n Hicaz bölgesinde, Mekke’nin
    yaklaş›k 450 km. kuzeyinde ve K›z›ldeniz k›y›s›ndan iki yüz km.
    kadar içeride yer alan bir şehirdir. İslâm’dan önceki ad› “Yesrib”
    iken, Hicretten sonra Hz. Peygamber taraf›ndan “el-Medine” diye
    adland›r›lm›şt›r.419 Zamanla, “Peygamber’in Şehri” anlam›na,
    “Medinetü’n-Nebi” ve “Allah Resulü’nün nuru ile ayd›nlanm›ş
    şehir” anlam›na “el-Medinetü’l-Münevvere” diye de an›lmaya
    başlam›şt›r.
    Medine, Hz. Peygamber’in hicret yurdudur. Mekkeli müşriklerin
    bask› ve eziyetleri sonucu Allah’›n Resulü buraya s›ğ›nm›ş,
    peygamberlik hayat›n›n son on y›ll›k k›sm›n› burada geçirmiş,
    Kur’an’›n büyük bir k›sm› bu topraklarda inmiştir. Yine, ilk İslâm
    devleti Resülullah’›n öncülüğünde Medine’de kurulmuş, İslâm’›
    n nuru dünyaya buradan yay›lm›şt›r. Allah’›n Resülü son
    nefesini burada vermiş, yine burada toprağa verilmiştir.
    Her müslüman, o büyük peygamberin yaşad›ğ›, İslâm’› tebliğ
    ettiği yerleri görmek, onun soluduğu havay› solumak arzusunu
    içinde taş›r. İşte bu sebeple, daha ilk dönemlerden itibaren müslümanlar,
    Hz. Peygamber’in mescidinin, kabrinin, Uhud şehitliğinin
    ve Baki mezarl›ğ›n›n bulunduğu ve İslâm tarihinin bir çok
    önemli olay›n›n gerçekleştiği Medine-i Münevvere’yi ziyaret
    419 Ahmed, IV, 285.
    205
    206
    ede gelmişler, bu ziyareti gerçekleştirmek için adeta f›rsat kollam›
    şlard›r. Özellikle Medine’ye uzak ülke ve beldelerde oturanlar
    aç›s›ndan, hac yolculuğu, Resülüllah’›n mescidini ve kabrini ziyaret
    için iyi bir f›rsatt›r.
    II. MESCİD-İ NEBEVİ’NİN FAZİLETİ
    Hz. Peygamber (s.a.v.) in Medine’ye hicretinden hemen sonra
    ashab›yla birlikte inşa ettiği ve Mescid-i Nebevî yahut Mescid-
    i Resül diye an›lan Medine Mescidi, Mescid-i Haram ve
    Mescid-i Aksa’dan sonra yer yüzündeki en faziletli mescittir.
    Resülüllah’›n kabr-i şerifi de Mescid’in doğu yönünde bulunan
    hücrede yer almaktad›r. Mescid’in genişletilmesi sebebi ile günümüzde
    bu hücre mescidin içinde kalm›şt›r. Hz. Ebubekir ile
    Hz. Ömer’in kabirleri de ayn› yerdedir.
    Resülüllah Efendimiz,
    “Mescid-i Haram, Mescid-i Aksa ve benim şu mecidim (Mescid-
    i Nebi)’den başka hiç bir mescid için (namaz k›lmak, ibadet
    etmek maksadi ile) yolculuk yapmak uygun olmaz”420 anlam›ndaki
    hadisi şerifi ile, Mecscid-i Nebi’yi ziyaretin ve orada ibadet
    etmenin faziletini ifade buyurmuştur. Yine,
    “Benim şu mescidimde k›l›nan bir vakit namaz, Mescid-i Ha-
    يمَا سِوَاهُ مِنَ
    A
    هذَا تَعْدِلُ اَلْفَ صَلَاةٍ ف A ى
    A
    مَسْجِد
    A
    C ة H صَلَا
    الْمسََاجِدِ اِلَّا الْمَسْجِدُ الْحَرَامُ
    لَا تُشَدُّ الرِّحَالُ اِلَّا لِثَلَاثَةِ مَسَاجِدَ الْمسَْجِدُ الْحَرَامُ وَالْمسَْجِدُ
    هذَا A صى وَمَسْجِدِى A الْأَقْ
    420 Buhârî, Savm, 67; II, 250.
    207
    ram d›ş›ndaki diğer mescitlerde k›l›nacak bin vakit namaza
    denktir”421 anlam›ndaki hadisi ile de bu mescid-i şerifin faziletini
    dile getirmiştir.
    III. PEYGAMBERİMİZİN KABRİNİ ZİYARETİN HÜKMÜ
    Peygamberimizin kabrini ziyaret etmek menduptur. Şu hadisi
    şeriflerde kabrinin ziyaret edilmesi tavsiye ve teşvik edilmiştir:
    “Kim kabrimi ziyaret ederse ona şefaatim vacip olur”422
    “Kim hac yapar da ölümümden sonra kabrimi ziyaret ederse,
    beni hayat›mda ziyaret etmiş gibi olur.”423
    ى
    A
    حَيَات
    A
    C ى
    A
    ى كَانَ كَمَنْ زَارَن
    A
    ى بَعْدَ مَوْت
    A
    مَنْ حَجَّ فَزَارَ قَ ْ
    ى
    A
    فَاعَت [ ى وَجَبَتْ لَهُ َ
    A
    مَنْ زَارَ قَ ْ
    208
    421 Nesâî, Mesâcid, 4; II, 33.
    422 Beyhaki, Muhammed b. Hüseyn b. Ali, es-Sünenü’l-Kübrâ, V, 402.
    Daru’l-Kütübi’l-İlmiyye, Birinci Bask›, Beyrut, 1994.
    423 Beyhaki, V, 403.
    Bu hadisi şerifler ve benzerlerinden hareketle her devirde İslâm
    bilginleri Resülüllah’›n kabr-i şerifini ziyaret etmenin en faziletli
    menduplardan biri olduğunu ifade etmişler, hatta Hanefi
    bilginlerinden baz›lar› gücü yerinde olanlar için, bu ziyaretin vacip
    derecesine yaklaşan bir sünnet olduğunu söylemişlerdir.424
    IV. MESCİD-İ NEBEVİ’Yİ VE PEYGAMBERİMİZİN
    KABRİNİ ZİYARETİN ÂDÂBI
    Resülüllah Efendimiz,
    “Bir kimse bana selam verince Allah bana ruhumu iade eder,
    ben de o kimsenin selam›n› al›r, ona karş›l›k veririm”425 buyurmuştur.
    Peygamber Efendimizi ziyaret etmeğe niyet eden kimse,
    mescidini ziyaret etmeğe niyet eder ve bu ziyaret ile Allah’›n r›-
    zas›n› kazanmay› amaçlar.Yolculuğu s›ras›nda her zamankinden
    daha çok salat-ü selam getirir. Medine’ye yaklaş›p Mescid-i Nebiyi
    ve civar›n› görünce salat-ü selam› daha da artt›r›r ve
    “Ey Allah’›m! Bu, Peygamber’inin haremidir. Onu benim
    hakk›mda cehennem ateşinden, azaptan ve kötü hesaptan korun-
    مِنَ النَّارِ وَاَمْنًا مِنَ
    A
    ‚ هذَا حَرَمُ نَبِيِّكَ فَاجْعَلْهُ وِقَايَةً A لّهُمَّ A اَل
    الْعَذَابِ وَسُوءِ الْحِسَابِ
    ّى اَرُدُّ عَلَيْهِ A ى حَت
    A
    رُوح R عَ ََّ اِلَّا رَدَّ ا ُ R مَا مِنْ اَحَدٍ يُسَلِّمُ عَ ََّ
    424 Mevs›lî, I, 175.
    425 Ebû Dâvûd, Menâsik, 100; I,534.
    Hadiste geçen “ Allah ruhumu bana iade eder” ifadesi, Hz. Peygamber’in
    ruhunun bedeni ile ilişkisinin devam ettiğin ifade etmektedir. Yoksa her
    selam verilişinde Hz. Peygamber’in bedenine döndürülüp tekrar geri al›nd›
    ğ›n› ifade etmemektedir.
    209
    ma vesilesi k›l” diye dua eder. Mümkünse Medine’ye girdiğinde
    gusleder veya abdest al›r. Temiz elbiseler giyinir, güzel koku sürünür,
    Mescide ulaşt›ğ›nda,
    “Allah’›n ad›yla ve Resülullah’›n dini üzere (bu ziyareti yap›-
    yorum) Ey Rabbim, (gireceğim yere) doğruluk ve esenlik içinde
    girmemi sağla. Ç›kacağ›m yerden de beni doğruluk ve esenlik
    içinde ç›kar. Kat›ndan bana yard›mc› bir kuvvet ver”426 Ey Allah’›
    m! Peygamber’in Muhammed’e ve onun aile fertlerine salât
    ve selam et. Günahlar›m› bağ›şla, rahmet ve ihsan›n›n kap›lar›-
    n› bana aç” diye dua eder. Sağ ad›m›n› atarak tevazu ve sayg› ile
    içeriye girer. Kerahet vakti değilse iki rekat tahiyyetülmescid namaz›
    k›lar. Bu namaz› mümkünse, Hz.Peygamberin kabrinin bulunduğu
    hücre ile minberinin aras›nda bulunan ve “Ravza-i Mutahhare”
    diye an›lan yerde, değilse mescidin uygun bir yerinde
    k›lar. Resülullah (s.a.v.)
    “Evimle minberimin aras› cennet bahçelerinden bir bahçedir,
    minberim de (Kevser) Havuzumun üzerindedir”427 buyurmuştur.
    RA ى عَ
    A
    نْ َ اضِ الْجَنَّةِ وَمِ نْ رِيَ ة مِ H ضَى رَوْ
    A
    نْ َ ى وَمِ
    A
    بَيْت S مَا بَ َْ
    ى
    A
    حَوْض
    ى مُدْخَلَ صِدْقٍ
    A
    رَبِّ اَدْخِلْن مِلَّةِ رَسُولِ ا ِ RA وَعَ بِسْمِ ا ِ
    اwً
    A
    مِنْ لَدُنْكَ سُلْطَانًا نَص
    A
    ‚ رَجَ صِدْقٍ وَاجْعَلْ ¦ ى ُْ
    A
    وَاَخْرِجْن
    ى وَافْتَحْ
    A
    ذُنُوب
    A
    ‚ َمَّدٍ وَاغْفِرْ Y الِ ُ A RA َمَّدٍ وَعَ Y ْ RA لّهُمَّ صَلِّ عَ A اَل
    َتِكَ وَفَضْلِكَ ‘ اَبْوَابَ رَ ْ
    A
    ‚
    210
    426 İsra, 17/80.
    427 Buhârî, Mescid-ü Mekke, Fadlü’s-Salâti Fî Mescid-i Mekka; II, 57.
    Tahiyyetülmescid namaz›n› k›ld›ktan sonra, bu nimete ulaşt›-
    ğ› için şükür secdesi yapar veya iki rekat şükür namaz› k›lar,
    sonra kabr-i şerife doğru ilerler, Peygamber Efendimiz’in mübarek
    baş› hizas›na gelince iki metre kadar mesafede yüzü kabre,
    s›rt› k›bleye dönük olarak durur. Resülüllah’›n kendisini gördüğü,
    söylediklerini işittiği, kendisine muka’belede bulunacağ› bilinci
    ve duas›n›n kabul edileceği inanc› ile şöyle selam verir ve
    dua eder:
    اَلسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا رَسُولَ ا ِ
    اَلسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا نَبِىَّ ا ِ
    اَلسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا صَفِىَّ ا ِ
    َةِ ‘ اَلسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا نَبِىَّ الرَّ ْ
    يعَ الْاُمَّةِ
    A
    ف[ اَلسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا َ

    A
    اَلسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا سَيِّدَ الْمرُْسَل
    Sّ َ
    A
    اَلسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا خَاتَمَ النَّبِي
    اَلسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا مُزَمِّلُ
    اَلسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا مُدَّثِّرُ
    َمَّدُ Y اَلسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا ُ
    َدُ ‘ َا النَّبِىُّ اَ ْ i اَلسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا اَ ُّ
    ينَ
    A
    ينَ الَّذ
    A
    الطَّاهِر S َ
    A
    اَهْلِ بَيْتِكَ الطَّيِّب RA اَلسَّلَامُ عَلَيْكَ وَعَ
    211
    “Allah’›n selam› üzerine olsun ey Allah’›n Resülü.
    Allah’›n selam› üzerine olsun ey Allah’›n Nebisi.
    Allah’›n selam› üzerine olsun ey Allah’›n seçkin Peygamberi.
    Allah’›n selam› üzerine olsun ey rahmet Peygamberi.
    Allah’›n selam› üzerine olsun ey ümmetin şefaatçisi.
    Allah’›n selam› üzerine olun ey Peygamberlerin efendisi.
    Allah’›n selam› üzerine olsun ey nebilerin sonuncusu.
    Allah’›n selam› üzerine olsun “Ey örtünüp bürünen Peygamber”
    عَنَّا جَزَاكَ ا ُ ا.w ً
    A
    عَنْهُمُ الرِّجْسَ وَطَهَّرَهُمْ تَطْه اَذْهَبَ ا ُ
    زى نَبِيًّا عَنْ قَوْمِهِ وَرَسُولًا عَنْ اُمَّتِهِ A اَفْضَلَ مَا جَ
    قَدْ بَلَّغْتَ الرِّسَالَةَ وَاَنَّكَ رَسُولُ ا ِ هَ اِلَّا ا ُ A هَدُ اَنْ لَااِل [ اَ ْ
    تَ الْحُجَّةَ f تَ الْاُمَّةَ وَاَوْضَ ْ f وَاَدَّيْتَ الْاَمَانَةَ وَنَصَ ْ
    حَقَّ جِهَادِهِ ا ِ
    A
    C وَجَاهَدْتَ
    يلَةَ وَابْعَثْهُ مَقَامًا
    A
    يلَةَ وَالْفَض
    A
    َمَّدًا نِالْوَس Y اتِ سَيِّدَنَا ُ A لّهُمَّ A اَل
    ى اَنْ يَسْأَلَهُ
    A
    اتِهِ ﻧِﻬَايَةَ مَا يَنْبَغ A ى وَعَدْتَهُ وَ
    A
    ْمُودًا نِالَّذ Yَ
    السَّائِلُونَ
    ِ
    ىّ ِالْاُمِّ
    ىَّمَّدٍ عَبْدِكَ وَرَسُولِكَ النَّبِ Y سَيِّدِنَا ُ RA لّهُمَّ صَلِّ عَ A اَل
    الِA RA يمَ وَعَ
    A
    اِبْرَاه RA الِهِ وَاَزْوَاجِهِ وَذُرِّيَّاتِهِ كَمَا صَلَّيْتَ عَ A RA وَعَ
    RA َمَّدٍ كَمَا بَارَكْتَ عَ Y الِ ُ A RA َمَّدٍ وَعَ Y ُ RA يمَ وَبَارِكْ عَ
    A
    اِبْرَاه
    د. H ي
    A
    § د َ H ي
    A
    ‘ اِنَّكَ َ S َ
    A
    الْعَالَم C يمَ ِ
    A
    الِ اِبْرَاه A RA يمَ وَعَ
    A
    اِبْرَاه
    212
    Allah’›n selam› üzerine olsun ey Muhammed,
    Allah’›n selam› üzerine olsun ey Nebi Ahmed.
    Allah’›n selam› sana ve Allah’›n kirlerini giderip tertemiz k›ld›
    ğ› güzel ve temiz ev halk›na olsun.
    Allah bizden yana seni, bir nebiyi kavminden yana ve bir resülü
    ümmetinden yana mükafatland›rd›ğ› en yüksek derece ile
    mükafatland›rs›n.
    Şahadet ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur ve sen Allah’›n
    Resülü’sün. Peygamberlik görevini ve emaneti yerine getirdin.
    Ümmete nasihat ettin, Kur’an’› aç›klad›n, Allah yolunda hakk›yla
    cihad ettin.
    Allah’›m! Efendimiz Muhammed (s.a.v.)’e vesileyi ve fazileti
    ver ve onu kendisine vaad ettiğin “Makam-› Mahmûd”a gönder.
    Ona, senden istenebilecek en büyük mükafâtlar› ver.
    Allah’›m! Efendimiz, kulun ve ve Resûlün, ümmi Nebi’n Muhammed’e
    ve onun Aile fertlerine, eşlerine ve soyuna salât et,
    t›pk› İbrahim (a.s.)a ve onun aile fertlerine salât ettiğin gibi ya
    Rabbi.
    Efendimiz Muhammed (a.s.)’› ve onun aile fertlerini mübarek
    k›l, t›pk› İbrahim (a.s.)’a ve onun aile fertlerini mübarek k›ld›ğ›n
    gibi ya Rabbi!” diye selam verir ve dua eder.
    Kendisi vas›tas› ile Resülüllah’a selam gönderilmiş ise;
    “Ya Resülullah! Filanca kişinin sana selam› var, Allah kat›nda
    kendisi için şefaatçi olman› istiyor; ona ve bütün müslümanlara
    şefaat eyle” diye selam› iletir.
    Peygamberimiz (a.s.)’a sağl›ğ›nda nas›l sayg› göstermek gerekiyor
    idiyse, vefat›ndan sonra da ayn› şekilde ona sayg›l› davranmak
    gerekir. Onun mescidinde ve kabr-i şerifinin yan›nda yüksek
    رَبِّكَ ‚A مِنْ فُلَانٍ يَسْتَشْفِعُ بِكَ اِ اَلسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا رَسُولَ ا ِ

    A
    يعِ الْمسُْلِم
    A
    فَعْ لَهُ وَلِجَم [ فَا ْ
    213
    sesle konuşulmaz, kabrin yan›na fazla yaklaş›lmaz, duvarlar›na el
    ve yüz sürülmez, s›rt veya göğüs ile duvarlar›na yaslan›lmaz, etraf›
    nda tavaf edilmez, başkalar›na rahats›zl›k verilmez. Bu tür
    davran›şlar bidattir. Ziyaret süresince Allah’›n Resulünün sağ
    olup hücre-i saadetinde istirahat etmekte olduğu düşüncesi ile hareket
    edilmelidir. Unutmamak gerekir ki, o makam, Allah Teala’n›
    n baz› sahabîleri “Ey iman edenler! Seslerinizi Peygamber’in
    sesinin üstüne yükseltmeyin”428 diye uyard›ğ› makamd›r.
    Dua, salât ve selamdan sonra, bir metre kadar sağa ilerleyerek
    Hz. Ebubekir (r.a.) ›n baş›n›n hizas›nda durur:
    “Allah’›n selam› üzerine olsun ey Allah Resûlü’nün halifesi.
    يفَةَ رَسُولِ ا ِ
    A
    اَلسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا خَل
    الْغَارِ C ِ اَلسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا صَاحِبَ رَسُولِ ا ِ
    الْاَسْفَارِ C يقَهُ ِ
    A
    اَلسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا رَف
    ارِ¨ الْاَ َْ C ينَهُ ِ
    A
    اَلسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا اَم
    عَنَّا اَفْضَلَ مَا جَزَى اِمَامًا عَنْ اُمَّةِ نَبِيِّهِ لَقَدْ خَلَفْتَهُ جَزَاكَ ا ُ
    مَسْلَكٍ w يقَهُ وَمِنْهَاجَهُ خَ َْ
    A
    بِاَحْسَنِ خِلْفَةٍ وَسَلَكْتَ طَر
    وَقَاتَلْتَ اَهْلَ الرِّدَّةِ وَالْبِدَعِ وَمَهَّدْتَ الْاِسْلَامَ وَوَصَلْتَ
    S ُ
    A
    ّى اَتَاكَ الْيَق A اً لاَِهْلِهِ حَت
    © ا بِالْحَقِّ نَا ِ مً تَزَلْ قَائِ ْ الْاَرْحَامَ وَ َ
    وَبَرَكَاتُهُ. َةُ ا ِ ‘ فَالسَّلَامُ عَلَيْكَ وَرَ ْ
    214
    428 Hucürât, 49/2.
    Allah’›n selam› üzerine olsun ey Allah Resûlü’ün s›ğ›nd›ğ›
    mağaradaki arkadaş›.
    Allah’›n selam› üzerine olsun ey Allah Resülünün yolculuk
    arkadaş›.
    Alah’›n selam› üzerine olsun ey onun s›rlar›n›n güvenilir saklay›
    c›s›.
    Allah seni bizden yana, bir önderi, peyganberinin ümmetinden
    yana mükafatland›rd›ğ› en yüksek derece ile mükafatland›rs›
    n. Hiç şüphe yok, sen Allah’›n Resülüne en güzel şekilde halifelik
    yapt›n, onun yolunu en iyi şekilde takip ettin. Dinden dönenlerle
    ve bidatç›larla savaşt›n, akrabal›k bağlar›n› gözettin.
    Ölünceye kadar hakk› daima ayakta tuttun, hakl› olana yard›m
    ettin. Allah’›n selam›, rahmeti ve bereketi üzerine olsun” diye selam
    verip dua eder.
    Bir metre kadar sağa doğru ilerleyerek Hz. Ömer(r.a.)’›n baş›
    hizas›na gelir. Burada;

    A
    الْمُؤْمِن wَ
    A
    اَم اَلسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا
    اَلسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا مُظْهِرَ الْاِسْلَامِ
    رَِ الْاَصْنَامِ
    اَلسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا مُكَسّ
    ُ عَنَّا اَفْضَلَ الْجَزَاءِ وَرَضِىَ عَمَّنْ اِسْتَخْلَفَكَ فَلَقَدْ جَزَاكَ ا
    فَكَفَّلْتَ الْايَْتَامَ وَوَصَّلْتَ S َ
    A
    تَ الْاِسْلَاَم وَالْمسُْلِم  نَ َْ
    اِمَامًا مَرْضِيًّا Sَ
    A
    الْاَرْحَامَ وَقَوِىَ بِكَ الْاِسْلَامُ وَكُنْتَ لِلْمُسْلِم
    تَ> هُمْ وَجَ َْ w َ
    A
    مْلَهُمْ وَاَغْنَيْتَ فَق [ َعْتَ َ ” وَهَادِيًا مَهْدِيًّا َ
    وَبَرَكَاتُةُ. َةُ ا ِ ‘ هُمْ فَالسَّلَامُ عَلَيْكَ وَرَ ْ “ كَ َْ
    215
    “Allah’›n selam› üzerine olsun ey müminlerin emiri.
    Allah’›n selam› üzerine olsun ey müşriklerin bask›s› alt›nda
    iken müsülmanl›ğ›n› ortaya koyup ilan eden yiğit.
    Allah’›n selam› üzerine olsun ey putlar› k›ran Halife.
    Allah seni en güzel bir şekilde mükafatland›rs›n ve seni halife
    yapanlardan raz›. Çünkü sen İslâm’a ve müslümanlara yard›
    m ettin, yetimleri himayen alt›na ald›n, akrabal›k bağlar›n› gözettin.
    İslâm seninle güç kazand›. Müslümanlar için raz› olunan
    bir önder, doğru yola iletilmiş bir yol gösterici oldun.Onlar›n
    birliğini sağlad›n, fakir olanlar›n› zengin k›ld›n, eksiklerini tamamlad›
    n. Allah’›n selam›, rahmeti ve bereketi üzerine olsun”
    diye selam verip dua eder.
    Daha sonra tekrar Resülüllah’›n mübarek baş› hizas›na gelerek;
    ينَ قَضَاءَ
    A
    يدَةٍ قَاصِد
    A
    اسِعَةٍ وَنَوَاحٍ بَع [ لّهُمَّ اِنَّا جِئْنَا مِنْ بِلَادٍ َ A اَل
    ثِرِهِ فَاِنَّ الْخَطَايَا A مَا ‚A عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَالنَّظَرَ اِ ا ُ R حَقِّ نَبِيِّكَ صَ َّ
    قَدْ قَصَمَتْ ظُهُورَنَا وَالْاَوْزَارَ قَدْ اَثْقَلَتْ كَوَاهِلَنَا وَهُوَ
    مُودِ وَقَدْ قُلْتَ f الشَّافِعُ الْمشَُفَّعُ الْمَوْعُودُ بِالشَّفَاعَةِ وَالْمقََامِ الْم َْ
    وَاسْتَغْفَرَ وَلَوْ اَﻧَّﻬُمْ اِذْ ظَلَمُوا اَنْفُسَهُمْ جَاؤُكَ فَاسْتَغْفَرُوا ا َ
    ينَ
    A
    يمًا وَقَدْ جِئْنَا مُسْتَغْفِر
    A
    تَوَّابًا رَح مُ الرَّسُولُ لَوَجَدُوا ا َ 4َُ
    سُنَّتِهِ وَاَوْرِدْنَا حَوْضَهُ RA ينَا وَتَوَفَّنَا عَ
    A
    فِّعْهُ ف [ لّهُمَّ َ A لِذُنُوبِنَا اَل
    لّهُمَّ A ينَا اَل
    A
    فِّعْهُ ف [ لّهُمَّ َ A اَل Sَ
    A
    خَزَايَا وَلَا نَادِم w وَاسْقِنَا بِكَأْسِهِ غَ َْ
    ينَا
    A
    فِّعْهُ ف [َ
    216
    “Allah’›m! Uzak ülkelerden, uzak beldelerden, Peygamber’in
    Muhammed (s.a.v.)’e karş› görevimizi yerine getirmek ve onun
    b›rakt›ğ› hat›ralar› görmek maksad›yla geldik. Hatalar›m›z belimizi
    büktü, günahlar›m›z omuzlar›m›z› çökertti. Muhammed
    Mustafa ise şefaatinin kabul edileceği, övülmüş en yüce makama
    ç›kar›lacağ› vaad edilmiş şafaatçi bir Paygemberdir. Sen ise
    Kur’an’da;
    “Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de
    Allahtan günahlar›n›n bağ›şlanmas›n› dileseler ve Peygamber’e
    onlara bağ›şlama dileseydi, elbette Allah’› tövbeleri çok kabul
    edici ve çok merhametli bulacaklard›”429 buyuruyorsun. Biz de
    günahlar›m›z›n bağ›şlanmas›n› dilemek için geldik.
    Ey Allah’›m! Onu bize şefaatçi k›l, can›m›z› onun dini ve sünneti
    üzere al, terk edilmemiş ve pişman olmam›ş kimseler olarak
    bizi onun Kevser hacuzunun baş›nda topla ve onun kab›ndan bize
    su içir.
    Allah’›m! Onu bize şefaatç› k›l, Allah’›m! Onu bize şefaatç›
    k›l.
    ينَ
    A
    بَائِنَا وَاُمَّهَاتِنَا وَلاِِخْوَانِنَا الَّذ A لّهُمَّ رَبَّنَا اغْفِرْ لَنَا وَلاِ A اَل
    امَنُوا رَبَّنَا A ينَ
    A
    قُلُوبِنَا غِلًّا لِلَّذ
    A
    C سَبَقُونَا بِالْاِيمَانِ وَلَا تَجْعَلْ
    مH ي
    A
    ف رَح H اِنَّكَ رَؤُ
    خِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ A الْا C الدُّنْيَا حَسَنَةً وَ ِ C اتِنَا ِ A رَبَّنَا

    A
    الْمُرْسَل R م عَ َ H انَ رَبِّكَ رَبِّ الْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَ وَسَلَا f سُبْ َ
    S َ
    A
    رَبِّ الْعَالَم وَالْحَمْدُ ِِ
    429 Nisa, 4/64.
    217
    Allah’›m! Bizim günühlar›m›z›, bizden evvel iman ile göçmüş
    babalar›m›z›n, annelerimizin ve kardeşlerimizin günahlar›n› bağ›
    şla. Kalplerimizde iman edenlere karş› hiçbir kin tutturma.
    Ey Rabbimiz! “Şüphesiz sen çok esirgeyensin, çok merhamet
    edensin.
    Rabbimiz! Bize dünyada bir iyilik ver, ahirette de bir iyilik
    ver ve bizi cehennem azab›ndan koru.
    Şeref ve izzet sahibi Rabbimizi inanmayanlar›n yanl›ş nitelemelerinden
    tenzih ederim. Selam olsun peygamberlere, hamd olsun
    âlemlerin Rabbi olan Allah’a” diye dua eder. Dilerse orada,
    dilerse mescidin uygun olan her hangi bir yerinde başka dualarda
    bulunur, kendisi, ailesi ve yak›nlar› için dua eder.
    Dua ederken sesini fazla yükseltmez, aş›r›l›ğa kaçmaz, tevazu
    ve huşu içinde olur.
    “Rabbinize alçak gönüllüce ve için için dua edin. Çünkü
    O haddi aşanlar› sevmez”430 ayeti ›ş›ğ›nda hareket eder.
    Daha sonra Kabri Şerif ile Minber aras›nda bulunan “Ebû Lübâbe
    Sütunu”nun yan›na gelir, burada iki rekat namaz k›lar, istiğfarda
    bulunur.431 Daha sonra “Hannâne Sütunu”nun yan›na ge-
    ينَ
    A
    ِبُّ الْمُعْتَد o عًا وَخُفْيَةً اِنَّهُ لَا ُ « اُدْعُوا رَبَّكُمْ تَ َُّ
    218
    430 A’râf, 7/55.
    431 Ebû Lübabe, ikinci Aka’be biat›nda bulunmuş, Hz. Peygamber taraf›ndan
    kabilesine temsilci tayin edilmiş Medineli bir sahabidir.Eskiden müttefikleri
    ve komşular› olan Kureyza oğullar›n›n muhasara edildiği s›rada onlara,
    teslim olmalar›n›n ölüm anlam›na geleceğini işaret etmiş, daha sonra
    yapt›ğ›na pişman olmuş, tövbe etmiş ve Resülullah’›n yan›na gelmeden
    doğruca mescide giderek farz namazlar ve tabii ihtiyaçlar› d›ş›nda, affedilinceye
    kadar çözdürmemek üzere kendini bir direğe bağlam›şt›.Yiyip
    içmeden alt› gün bu direkte bağl› olarak kald›ktan sonra, affedildiğini bildiren
    ayet inince bizzat Hz. Peygamber taraf›ndan çözüldü. Bugün o
    direğin yerinde bulunan sütün “Üstuvânetü Ebî Lübâbe” (Ebû Lübâbe
    Sütunu) veya Üstüvânetü’t-Tevbe” (Tövbe Sütunu) diye an›lmaktad›
    r.(Asri Çubukçu, “Ebû Lübâbe el-Ensârî”, TDV İslam Ansiklopedisi)
    lir. Burada da dua eder, f›rsat bulursa namaz k›lar.432 Mescid’de
    bulunduğu süreyi Kur’an okuyarak, zikir, dua ve niyazda bulunarak
    değerlendirir.433
    V. MEDİNE’DE KALINACAK SÜRENİN DEĞERLENDİRİLMESİ
    Ziyaret eden kimse, Medine’de kald›ğ› sürece bu mübarek
    beldenin azameti, İslâmiyet aç›s›nda taş›d›ğ› önem, Hz. Peygamber
    (s.a.v.)’in hayat›ndaki yerini daima göz önünde bulundurur.
    Kainat›n Efendisinin hicret yurdu olan bu topraklarda onun yaşad›
    ğ› örnek hayat›n hat›ras›n› yaşamaya çal›ş›r. Vahyin indiği
    bu yerlerde Resülullah’›n dolaşt›ğ›, belki de şu anda bulunduğu
    yerde Kainat›n Efendisinin de bulunmuş olduğunu düşünür ve
    onunla ayn› havay› soluman›n hazz›n› tadar.
    Mümkün mertebe beş vakit namaz› Mescid-i Nebevi’de k›lmaya
    ve imkân oldukça oruçlu bulunmaya gayret eder, bu müstehapt›
    r. Her f›rsatta tasaddukta bulunur. Böyle bir f›rsat›n bir
    daha ele geçemeyeceği düşüncesi ve bilinci ile hareket eder.
    Medine’de bulunan mübarek mekanlar› ziyaret eder.
    Medine’den ayr›lma vakti gelen ziyaretçi, Mescid-i Nebi’de
    iki rekat namaz k›lar, dilediği gibi dua eder. Resülülah’›n kabrinin
    yan›na gelerek yukar›da zikredilen dualar› okur, arzu ettiği
    432 Peygamber Efendimiz, ilk zamanlarda Mescide hutbe okuyacağ› zaman bir
    hurma kütüğünün üzerine ç›kard›. Daha sonralar› haz›rlanan minber
    üzerinde hutbe okumaya başlay›nca kütük ağlay›p inlemeye başlam›ş, Hz.
    Peygamber minberden inerek onu eli ile s›vazlayarak teskin etmişti.
    (Buhârî, Cumu’a, 26; I,220) işte o hurma kütüğünün yerindeki sütün “elÜstüvânetü’l-
    Hanne” (Ağlayan Sütün) diye an›lmaktad›r.
    433 Peygamber Efendimizi ziyaret ile ilgili bilgiler için bk.Mevs›lî, I,175-178;
    Nevevî, el-Mecmû’, VIII,252-260. Kamil Miras, Sahih-i Buhârî Muhtasar›
    Tecrid-i Sarih Tercemesi ve Şerhi, IV, 1972. Diyanet İşleri Başkanl›
    ğ› Yay›nlar›, Üçüncü Bask›, Başnur Matbaas›, Ankara, 1972.
    219
    başka dualar yapar, bu mekanlara yeniden ulaşmay› Allah’tan
    diler. Mescitten ayr›l›rken;
    “Allah’›m! Resülünün haremine yapt›ğ›m bu ziyareti son ziyaretim
    k›lma. Mekke ve Medine haremlerine yeniden kolayl›kla
    gelmemi sağla. Dünya ve ahirtette afiyet içinde olmay› ve bağ›şlanmay›
    bana nasip et ve bizi ailelerimize güvenlik içinde ve bol
    kazançl› kimseler olarak döndür” diye dua eder.
    VI. MEDİNE’DEKİ BAZI MÜBAREK MEKANLAR
  2. Kuba Mescidi
    Kuba, Medine’ye yaya olarak bir saatlik mesafede bulunan
    meskûn mahaldir. Bu gün Medine’nin bir mahallesi haline gelmiştir.
    Hz. Peygamber (s.a.v.) Mekke’den Medine’ye hicreti s›-
    ‚ الْعَوْدَ اِ َ ‚ رَمِ رَسُولِكَ وَسَهِّلْ َِ f اخِرَ الْعَهْدِ بِ َ A لّهُمَّ لَا تَجْعَلْهُ A اَل
    الدُّنْيَا C يلًا سَهْلَةً وَارْزُقْنِى الْعَفْوَ وَالْعَافِيَةَ ِ
    A
    سَب S الْحَرَمَ ِْ
    .Sَ
    A
    غَانِم Sَ
    A
    اَهْلِنَا سَالِم ‚A خِرَةِ وَرُدَّنَا اِ A وَالْا
    220
    ras›nda Kuba’da konaklam›ş ve Buhâri’nin rivayetine göre burada
    on dört gün kalm›şt›r.434 Burada bulunduğu sürede Resûlüllah
    yap›m çal›şmalar›nda kendisinin de yer ald›ğ› İslâm’›n ilk mescidini
    yapt› ve içinde namaz k›ld›. Kuran-› Kerim’de “İlk günden,
    temeli takva (Allah’a karş› gelmekten sak›nmak) üzerine
    kurulan mescit, içinde namaz k›lmana elbette daha lay›kt›r”435
    anlam›ndaki ayette zikredilen mescit Kuba mescididir.
    Hz.Peygamber (a.s.), Medine’ye yerleştikten sonra da, genellikle
    cumartesi günleri binekle veya yaya olarak Kuba’y› ziyaret
    eder, mescitte namaz k›ld›ktan sonra Medine’ye dönerdi. Bir hadis-
    i şerifte,
    “Kuba Mescidi’nde k›l›nan bir vakit namaz bir umre yapmak
    gibidir”436 buyurulmuştur.
    Kuba mescidini ziyaret edip burada iki rekat namaz k›lmak
    müstehapt›r.
  3. Cuma Mescidi
    Resülullah, hicret yolculuğu
    s›ras›nda uğrad›ğ› ve bir mescid
    inşa ettiği Kuba’dan Medine’ye
    gitmek üzere bir Cuma günü yola
    ç›kt›.Yolu üzerinde bulunan Rânûna
    Vadisi’ne ulaşt›ğ›nda öğle
    vakti olmuştu. Allah’›n Resülü ilk
    Cuma namaz›n› burada k›ld›rd›.
    Namaz›n k›l›nd›ğ› bu yerde inşa
    edilmiş olan mesid, Cuma Mescidi
    ad›yla an›lmaktad›r.
    مَسْجِدِ قُبَاءَ كَعُمْرَةٍ
    A
    C ة H صَلَا
    434 Buhârî, Menâkibu’l-Ensâr, 46. IV, 258.
    435 Tevbe, 9/108.
    436 İbn Mâce, İkame, 197. I, 452.
    221
  4. Baki’ Mezarl›ğ› (Cennetü’l-Bakî’)
    Mescid-i Nebevi’nin yak›-
    n›nda bulunan bu mezarl›ğ›n
    yerini Hz. Peygamber (s.a.v)
    belirlemiştir. Mezarl›k olarak
    kullan›lmaya başlamadan önce
    Baki’, “ğarkad” denilen bir tür
    çal›l›k ile kapl› idi. Bu sebeple
    “Ğarkad” diye de an›l›r. Buraya
    muhacirlerden ilk defnedilen
    Osman b. Maz’ûn’dur. Daha
    sonralar› Hz. Peygamber’in oğlu İbrahim de buraya defnedildi.
    Yine Peygamberimizin k›zlar›ndan Rukiyye, Zeynep, Fat›ma
    ve torunu Hasan da buraya defnedildi. Yine Peygamberimizin
    amcas› Abbas, Halas› Safiyye binti Abdülmuttalip, Hz. Osman,
    Abdurrahman b. Avf, Sa’d ibn-i Ebi Vakkas ve Ebû Hüreyre gibi
    bir çok İslâm büyüğü burada yatmaktad›r.
  5. Mescidü’l-K›bleteyn (İki K›bleli Mescid)
    İslâm’›n ilk y›llar›nda namaz Küdüs’teki Mescid-i Aksâ’ya
    doğru k›l›n›yordu. Peygamber Efendimiz k›blenin Mekke’deki
    Mescid-i Haram olmas›n›, namazlar›n Mescid-i Haram taraf›na
    dönülerek k›l›nmas›n› arzu ediyor ve bu yönde vahy gelmesini
    bekliyordu. Resûlüllah’›n Medine’ye hicret etmesiniden on alt›
    ay sonra idi. Bir gün Hz. Peygamber
    (s.a.v.) Seleme oğullar›
    mescidinde sahabileri ile
    birlikte öğle namaz›n› k›l›yordu.
    Namaz›n ilk iki rekat› tamamland›
    ğ› s›rada k›blenin
    Mescid-i Haram olmas› yönündeki
    beklentisini gerçekleştiren
    vahiy geldi:
    “(Ey Peygamberim!) Biz
    222
    senin çok defa yüzünü göğe doğru çevirip durduğunu (vahiy
    beklediğini) görüyoruz. (Merak etme,) elbette seni hoşnut olacağ›
    n k›bleye çevireceğiz. (Bundan böyle) yüzünü Mescid-i
    Haram yönüne çevir. (Ey müslümanlar!) Siz de nerede olursan›
    z yüzünüzü hep onun taraf›na çevirin.”437
    Bu ayetin inmesi üzerine Peygamberimz (a.s.) ve onunla birlikte
    namaz k›lanlar yüzlerini ters yöne yani Mekke’deki Mescidi
    Haram yönüne çevirip namaz› öyle tamamlad›lar. Böylece namaz›
    n ilk iki rekat› eski k›ble olan Mescid-i Aksâya doğru, son
    iki rekat› ise yeni k›bleye, Mescid-i Haram’a doğru k›l›nm›ş oldu.
    Bundan dolay› içinde bir tek namaz›n iki ayr› k›bleye doğru
    k›l›nd›ğ› bu mescide, “İki K›bleli Mescid” anlam›na “Mescidü’l-
    K›bleteyen” denmiştir.
  6. Uhut Şehitliği
    Uhud, Medine’nin 5 km. Kuzeyinde yer alan bir dağ›n ad›d›r.
    Hz. Peygamber (s.a.v.), Hicretin 3. y›l›nda, bu dağ›n eteklerinde
    437 Bakara, 2/144.
    223
    Mekke’li müşrikler ile savaşm›şt›r. İslâm tarihinde Uhut savaş›
    diye an›lan bu savaşta aralar›nda Hz. Hamza, Abdullah b. Cahş,
    Mus’ab b. Umeyr, Hanzala b. Ebî Âmir ve Enes b. Nadr’›n da
    bulunduğu 70 sahabi şehit düşmüş ve buraya defnedilmişlerdir.
    Uhud şehitliğinin ziyaret edilmesi müstehap görülmüştür.
    Hz. Peygamber (a.s.),
    “Uhut bizi sever, biz de kendisini severiz” 438 buyurmuştur.
    224
    438 Buhârî, Cihad, 71, III, 223
    HAC VE UMRE İLE İLGİLİ TERİMLER
    ÂFÂK-ÂFÂKÎ
    Sözlükte ufuklar anlam›na gelen “âfâk”, “mîkât” s›n›rlar› d›-
    ş›nda kalan bölgelere, “âfakî” ise bu bölgede yaşayanlara denir.
    (bk. birinci bölüm ihram k›sm›).
    ALTINOLUK (MİZÂB)
    Kâ’be’nin dam›nda biriken yağmur sular›n›n d›şar›ya akmas›
    n› sağlamak amac›yla Hatîm’in bulunduğu taraftaki duvar›n
    üstüne yerleştirilen alt›ndan yap›lm›ş oluktur.
    ARAFAT
    Sözlükte; bilme, anlama ve tan›ma anlamlar›ndaki a-r-f kökünden
    türeyen “Arafat”, Mekke’nin 25 km. güney doğusunda
    ova görünümünde düz bir alan›n ad›d›r. Doğu, kuzey ve güneyi
    dağlarla çevrilidir. Arafat, H›ll bölgesinde Harem s›n›rlar› d›ş›nda
    kal›r. Harem s›n›r› ile Arafat aras›nda Urene vadisi vard›r.
    Arafat’›n ortas›nda “Cebel-i Rahme” (rahmet dağ›), bat›s›nda
    “Nemîre Mescidi” yer al›r. Arafat, günümüzde ağaçland›r›lm›ş
    ve dokuz oto yol ile Müzdelife’ye bağlanm›şt›r. Hacc›n aslî rüknü
    olan vakfe burada yap›l›r.
    AREFE GÜNÜ
    Sözlükte; bilme, anlama ve tan›ma anlamlar›ndaki a-r-f kökünden
    türeyen “Arefe” zilhicce ay›n›n 9. (kurban bayram›ndan
    bir önceki) gününe verilen isimdir. Arafat vakfesi bugün yap›l›r.
    BEDEL (NÂİB)
    Sözlükte karş›l›k, denk, eşit anlamlar›na gelen bedel, bir hac
    terimi olarak, üzerine hac farz olduğu halde bu ibadeti hastal›k
    ve yaşl›l›k gibi şer’î bir mazeret sebebiyle bizzat yapamayan
    kimsenin yerine hac yapan kimse demektir. (bk. bedel hacc› bölümü)
    225
    BEDENE
    Sözlükte büyükbaş hayvan anlam›na gelen “bedene”, bir hac
    terimi olarak hacda baz› ihram yasaklar›n›n ihlal edilmesi sebebiyle
    Harem bölgesinde kurban olarak kesilen deve veya s›ğ›r
    demektir (bk. ikinci bölüm).
    CEM-İ TAKDİM
    Sözlükte öne alarak birleştirme anlam›na gelen “cem-i takdim”,
    Arafat’ta öğle namaz› ile ikindi namaz›n›, öğle vaktinde
    peş beşe k›lmak demektir (bk. birinci bölüm Arafat Vakfesi).
    CEM-İ TE’HÎR
    Sözlükte geciktirerek birleştirme anlam›na gelen “cem-i
    te’hîr”, Müzdelife’de akşam namaz› ile yats› namaz›n›, yats›
    vaktinde peş beşe k›lmak demektir (bk. birinci bölüm Müzdrelife
    Vakfesi)
    CEMRE
    Sözlükte çak›l taş› ve ateş koru anlam›na gelen “cemre”, bir
    hac terimi olarak, haccedenlerin kurban bayram› günleri Mina’da,
    halk aras›nda şeytan diye isimlendirilen yerlere att›klar›
    küçük taşlar›n her birine denir. Bu taşlar›n at›ld›ğ› yere de mecazi
    olarak cemre denir. (bk. birinci bölüm Mina’daki görevler k›sm›)
    CEMRE-İ AKABE
    Mekke yönündeki cemrelerin ilkine verilen isimdir. Bu cemreye
    Büyük Cemre, halk aras›nda ise “Büyük Şeytan” denir.
    CEMRE-İ VUSTA
    Orta Cemre demektir. Mekke yönündeki ikinci cemredir.
    Halk aras›nda “Orta Şeytan” denir.
    CEMRE-İ ULÂ
    Birinci cemre demektir. Mekke yönünden üçüncü cemredir.
    Halk aras›nda bu cemreye “Küçük Şeytan” denir.
    226
    DEM
    Sözlükte kan anlam›na gelen “dem” bir hac terimi olarak, hac
    ve umre esnas›nda ibadet maksad›yla veya bir vacibin terki, geciktirilmesi
    ya da bir ihram yasağ›n›n ihlal edilmesi sonucu ceza
    olarak koyun veya keçi kesilmesi anlam›na gelir. (bk. birinci bölüm
    mina’daki görevler k›sm›)
    EYYÂM-I MİNA
    Mina günleri demektir. Zilhicce ay›n›n 10, 11, 12 ve 13. günleridir.
    Bu günlerde hac›lar Mina’da bulunurlar ve şeytan taşlama
    görevini yaparlar.
    EYYAM-I NAHR
    Kurban kesme günleri demektir. Zilhicce ay›n›n 10., 11. ve
  7. günleridir.
    EYYAM-I TEŞRÎK
    Teşrîk günleri demektir. Zilhiccenin 9-13. günleridir. Bu
    günlerde teşrîk tekbirleri al›n›r.
    “Teşrik” Arap dilinde etleri doğray›p kurutmak demektir.
    Vaktiyle bayram›n birinci günü Mina’da kesilen kurbanlar›n etleri,
    bayram›n 2., 3. ve 4. günlerinde güneşte kurumaya b›rak›l›rd›.
    Bu sebeple bu üç güne et kurutma günleri anlam›nda “Eyyam-›
    Teşrik” denilmiştir.
    FEVAT
    Sözlükte yitirmek, zaman›n› kaç›rmak anlamlar›na gelen “fevat”,
    süresi içinde Arafat vakfesine yetişememek, vakfenin zaman›
    n› kaç›rmak demektir.
    HAC
    Sözlükte; sayg› duyulan büyük ve önemli bir şeye yönelmek,
    ziyaret etmek, bir yere gidip gelmek, delil getirmek suretiyle ile
    galip gelmek anlamlar›na gelen “hac” kelimesi bir f›k›h terimi
    olarak; belirlenmiş zaman içinde Kâ’be, Arafat, Müzdelife ve
    227
    Mina’da belli dînî görevleri yerine getirmek suretiyle yap›lan
    ibadet demektir.
    HACER-İ ESVED
    Siyah taş demektir. Kâ’be’nin doğu köşesinde bulunan 18-19
    cm kuturunda k›rm›z›ms›, siyah ve parlak bir taşt›r. İbrâhim ve
    İsmail (a.s) taraf›ndan Kâ’be inşa edilirken Ebû Kubeys dağ›ndan
    getirilmiştir. Kâ’be’nin doğu köşesine, tavafa başlang›ç işareti
    olarak konulmuştur. (bk. Birinci bölüm tavaf k›sm›)
    HAREM BÖLGESİ
    Sözlükte yasak bölge anlam›na gelen “Harem Bölgesi” Mekke
    ve çevresine verilen bir isimdir. Mekke ve çevresine bu ismin
    verilmesi, zararl›lar d›ş›ndaki hayvanlar›n›n öldürülmesinin ve
    bitkilerinin kopar›lmas›n›n yasak olmas› sebebiyledir.
    Harem bölgesinin s›n›rlar›n› ilk defa Cibrîl’in rehberliğiyle
    Hz. İbrâhim (a.s.) belirlemiş, s›n›rlar› gösteren işaretler daha
    sonra Hz. Peygamber (a.s.) taraf›ndan yenilenmiştir. Bu s›n›rlar›
    n Kâ’be’ye en yak›n›, Mekke’ye 8 km. mesafede Medine istikametinde
    “Ten‘îm”; en uzak olanlar› ise Tâif yönünde “Ci‘râne”
    ve Cidde istikametinde Hudeybiye yak›nlar›nda “Aşâir”dir.
    Diğerleri; Irak yolu üzerinde “Seniyyetülcebel”, Yemen yolu
    üzerinde “Edâtü Libn” ve Arafat s›n›r›nda “Batn-› Nemîre”dir.
    Kur’ân-› Kerîm’de Kâ’be’ye “el-beytü’l-harâm” (Mâide
    5/2) onu çevreleyen mescide “el-mescidü’l-harâm” (İsrâ 17/1)
    denildiği gibi, bu mescidin içinde bulunduğu Mekke şehri de
    “harem” (Kasas 28/57, Ankebût 29/67) yani “sayg›ya lây›k” sözüyle
    vas›fland›r›lm›şt›r (bk. birinci bölüm İhram k›sm›).
    HILL BÖLGESİ
    Sözlükte serbest bölge anlam›na gelen “H›ll Bölgesi”; Harem
    Bölgesini çevreleyen, Zülhuleyfe, Cuhfe, Karn, Yelemlem ve
    Zât-› Irk ad›ndaki yerleşim yerlerini birleştiren itibâri daire ile
    Harem s›n›rlar› aras›nda kalan bölgedir. Bu bölgeye “h›ll” ad›;
    228
    harem bölgesinde haram olan işlerin burada helal olmas› sebebiyle
    verilmiştir (bk. birinci bölüm İhram k›sm›).
    HATÎM
    Kâ’be’nin kuzeyinde Rükn-i Irâkî ile Rükn-i Şâmî aras›ndaki
    bat› duvar›n›n karş›s›nda, yerden 1 m yükseklikte 1.5 m kal›nl›
    ğ›nda yar›m daire şeklindeki duvara denir. Hatîm, Kâ’be’den
    say›l›r. Tavaf, Hatim’in d›ş›ndan yap›l›r. (bk. Birinci bölüm, tavaf
    k›sm›)
    HEDY
    Sözlükte hediye etmek, göndermek, yol göstermek, izinden
    gitmek anlamlar›na gelen hedy, bir hac terimi olarak, hac ve umre
    s›ras›nda Harem’de kesilen kurbanl›k hayvanlar, Kâ’be’ye ve
    Harem bölgesinde hediye olmak üzere kesilen kurban demektir
    (Bakara 2/196; Mâide 5/2, 95, 97; Fetih 48/25). (bk. birinci bölüm
    Mina’da yap›lacak görevler k›sm›)
    HERVELE
    Safa ile Merve tepeleri aras›nda sa’y yaparken yeşil ›ş›klar
    aras›nda k›sa ad›mlarla koşarak, canl› ve çal›ml› yürümek demektir.
    (bk. Birinci bölüm sa’y k›sm›).
    HICR-İ İSMAİL
    bk. H›cr-i Ka’be md.
    HICR-İ KA’BE (HATÎRA, HICR-İ İSMAİL)
    Kâ’be’nin kuzey-bat› duvar› ile Hatim aras›ndaki boşluğa
    denir. Buraya Hatîra ve Hicr-i İsmail de denir. Burada namaz
    k›l›p dua edilir. Hz. İbrâhim (a.s.) ile oğlu İsmail (a.s)’›n yapt›ğ›
    Kâ’be binas› bu k›sm› da içine al›yordu. M. 605 y›l›nda yap›lan
    tamirde bu k›s›m inşaat malzemesi yetmediği için Kâ’be d›ş›nda
    b›rak›lm›şt›r. Bu boşluk Hatîm ad› verilen yar›m daire şeklinde
    bir duvar ile çevrilidir.
    İFÂZA TAVAFI
    bk. Ziyaret Tavaf› md.
    229
    İFRAD HACCI
    Hac aylar›nda sadece hac yapmak üzere ihrama girilip umresiz
    olarak yap›lan hacd›r. Bir hac mevsiminde sadece hac yap›ld›
    ğ› için “tek yapma” anlam›nda ifrad denilmiştir
    İHRAM
    Sözlükte hürmet edilmesi gereken bir yere ya da zamana girmek
    anlam›na gelen “ihram”, hac ibadetiyle ilgili bir terim olarak;
    bir kimsenin, hac veya umre ya da hem hac hem umre yapmak
    niyeti ile, sair zamanlarda helal olan baz› davran›şlar› kendisine
    haram k›lmas› demektir (bk. birinci bölüm İhram k›sm›).
    İHSAR
    Sözlükte al›koymak, men etmek, engellemek ve âciz olmak
    anlamlar›na gelen ihsar, bir hac terimi olarak, hac veya umre
    yapmak üzere ihrama girdikten sonra, hac ve umrenin tamamlanmas›
    n›n engellenmesi; herhangi bir sebeple tavaf ve vakfe
    yapma imkân›n›n ortadan kalkmas› demektir. (bk. İhsar ve Fevat
    bölümü)
    İSTİLAM
    Sözlükte selâmlamak anlamlar›na gelen istilâm, bir hac terimi
    olarak, Kâ’be’yi tavaf ederken izdiham nedeniyle Hacer-i Esved’i
    öpmenin mümkün olmamas› durumunda el işareti ile selamlamak
    demektir.
    IZTIBÂ
    Sözlükte bir şeyi koltuğun alt›na sokmak anlam›na gelen ›zt›
    bâ, peşinden sa’y yap›lacak tavafta erkeklerin omuzlar›na ald›
    klar› “rida”n›n bir ucunu sağ koltuk alt›ndan geçirip sol omuzlar›
    üzerine at›p sağ omuzu ve sağ kolu aç›k b›rakmak demektir.
    Ard›ndan sa’y yap›lmayan tavaflarda ›zt›bâ yap›lmaz. (bk. birinci
    bölüm tavaf k›sm›)
    KÂ’BE
    Sözlükte geometrik şekillerden “küb” anlam›na gelen Kâ’be,
    230
    Mekke’de Mescid-i Haram denilen Cami-i Şerîfin ortas›nda yaklaş›
    k 13 m. yüksekliğinde, 11-12 m. eninde taştan yap›lm›ş kare
    şeklinde bir binad›r. Kur’ân’da Kâ’be; bu ismin (Mâide, 5/97)
    d›ş›nda,
    el-beytü’l-haram (sayg› duyulan ev) (Mâide, 5/2)
    el-beytü’l-muharrem (sayg›n k›l›nm›ş ev) (İbrâhim, 14/37.
    Mâide, 5/2)
    el-beytü’l-atîk (eski ev), (Hac, 22/29, 33),
    el-beytü’l-ma’mûr (imar edilmiş ev) (Tûr, 52/4) ve
    el-beyt (ev) (Bakara, 2/125, 127) isimleri ile zikredilmektedir.
    Kâ’be, Beytullah (Allah’›n evi) diye de an›l›r.
    Kâ’be’nin;
    Doğu köşesine, Rüknü Hacer-i Esved,
    Güney köşesine Rüknü Yemânî,
    Bat› köşesine Rüknü Şâmî,
    Kuzey köşesine, Rüknü Irâki denir.
    Kuzey bat› taraf›nda Hatîm ve Mîzâb-› Kâ’be,
    Kuzey doğu duvar›nda, kap›,
    Kuzey-doğu duvar› karş›s›nda Makam-› İbrâhim ve zemzem
    kuyusu,
    Doğu köşesinde Hacer-i Esved vard›r.
    Kur’ân’da Kâ’be’nin İbrâhim ve İsmail (a.s) taraf›ndan yap›ld›
    ğ› bildirilmektedir (Bakara, 2/124-129).
    Kâ’be günümüze kadar bir çok kere tamir edilmiştir. Kâ’be,
    her sene, üzerinde hac âyetlerinin yaz›l› olduğu siyah ipek örtü
    ile örtülür.
    KIBLE
    Sözlükte cihet, yön anlam›na gelen k›ble, dînî bir kavram
    olarak, Müslümanlar›n namazda yönelmiş olduklar› yön, Kâ’be
    manas›na gelir. Müslümanlar›n k›blesi, Mekke’de bulunan
    231
    Kâ’be’dir. Kâ’be’yi görenler için k›ble, Kâ’be’nin bizzat kendisidir.
    Kâ’be’yi görmeyenler için, Kâ’be’nin bulunduğu taraft›r.
    Kâ’be’nin göğe doğru ve dünyan›n merkezine doğru uzant›s› da
    k›bledir. Namazda bu cihete yönelmeye istikbâl-i k›ble denir.
    KIRAN HACCI
    Bir hac mevsimi içerisinde umre ile hac ihram›n› birleştirmek
    suretiyle yap›lan hacd›r. (bk. giriş bölümü)
    KUDÛM TAVAFI
    Sözlükte bir yere gelmek veya varmak anlam›na gelen “kudûm”
    kelimesi, bir hac terimi olarak; “ifrad hacc›” yapanlar›n
    Mekke’ye vard›klar›nda yapt›klar› ilk, k›ran hacc› yapanlar›n ise
    umreden sonra yapt›klar› ilk tavaft›r. (bk. giriş bölümü).
    KURBÂN
    Sözlükte yaklaşmak, Allâh’a yak›nlaşmaya vesile olan şey
    anlamlar›na gelen kurbân, dînî bir terim olarak, ibâdet maksad›
    yla, belirli şartlar› taş›yan hayvan› usulüne uygun olarak kesmeyi
    ve bu amaçla kesilen hayvan› ifade eder. Arapça’da bu şekilde
    kesilen hayvana udhiye denir. (bk. birinci bölüm Mina’daki
    görevler k›sm›)
    MAHREM
    Sözlükte haram, haram k›lmak ve haram k›l›nm›ş anlamlar›-
    na gelen mahrem, dîni bir kavram olarak, genelde Allâh’›n haram
    k›ld›ğ›, yasaklad›ğ› şeylere, özelde ise, kendileriyle evlenilmesi
    ebedî olarak haram olan kişilere denir.
    MAKAM-I İBRAHİM
    İbrâhim’in Makam› demektir. Hz. İbrâhim (a.s)’›n Kâ’be’yi
    inşâ ederken iskele olarak kulland›ğ› veya halk› hacca da’vet
    ederken üzerine ç›kt›ğ› taş›n bulunduğu yerdir. Bu yer,
    Kâ’be’nin doğu taraf›nda, zemzem kuyusu ile Kâ’be’nin kap›s›
    aras›ndad›r. Buradaki taşta ayak izi vard›r. Taş, cam bir fanus
    içine al›nm›şt›r.
    232
    MEKKÎ
    Mekke’de ve Harem bölgesinde, “Mîkat” s›n›rlar› içerisinde
    yaşayan kimselere denir.
    MENASİK
    İbadetgâh, ibadet usulü, kurban boğazlanacak yer, bir adam›n
    al›şt›ğ› yer anlamlar›na gelen mensek kelimesinin çoğulu olan
    menâsik, dînî bir kavram olarak, en geniş anlamda ibâdet, Allâh’a
    yak›nlaşmak için yap›lan her türlü itaat; hacda yerine getirilmesi
    gereken vazifeler; kurban kesmek ve kurban kesilen yer
    anlamlar›na gelmektedir. Ayn› kökten türeyen nüsük kelimesi
    de bu anlamdad›r. Ayr›ca hac menâsikine meşâir de denilmektedir.
    Kâ’be’yi tavaf etmek, Safa ile Merve aras›nda sa’y etmek,
    Arafat ve Müzdelife vakfeleri ve Şeytan taşlama hac menasiki
    aras›nda yer almaktad›r.
    MES’A
    Hac veya umre yapan kimselerin, Safa ile Merve aras›nda,
    sa’y ettikleri yere verilen isimdir. (bk. Sa’y)
    MESCİD-İ AKSÂ
    En uzak mescid demektir. Mescid-i Aksâ, Küdüs’tedir. Beyti
    Makdis (kutsal ev) ismiyle de an›lan ve Mescid-i Haram’dan
    sonra yeryüzünde yap›lan ikinci mesciddir (Buhârî, Enbiyâ, 10,
  8. Müslim, Mesacid, 1-2). Mescid-i Aksâ, Müslümanlar›n ilk
    k›blesi (Bakara, 2/144), Hz. Muhammed (a.s.)’in İsra olay›nda
    uğrad›ğ› (İsrâ, 17/1), Mirac›n başlad›ğ›, Hz. İsâ’ya kadar bir çok
    Peygamberin namaz k›ld›ğ› mesciddir.
    Günümüzde Mescid-i Aksâ; Kudüste, Süleyman Ma’bedînin
    güney taraf›ndaki camiye denilmektedir. Peygamberimiz ibâdet
    amac›yla seyahat edilebilecek üç mescidden birinin Mescid-i
    Aksâ olduğunu bildirmiştir. (İbn Mâce, Salât, 197).
    233
    MESCİD-İ HARAM
    Mekke’de ortas›nda Kâ’be’nin bulunduğu Cami-i Şeriftir.
    Halk aras›nda Harem-i Şerif de denir. Yer yüzünde ilk yap›lan
    mesciddir (Müslim, Mesâcid, 1).
    Mescid-i Haram’da k›l›nan namaz diğer mescidlerde k›l›nan
    namazlardan yüz bin kat daha fazla sevapt›r (İbn Mâce, Salat,
    195).
    MESCİD-İ NEMÎRE
    Mekke’de Arafat bölgesinin kuzey-bat› taraf›nda Müzdelife
    istikametinde Urene vadisi s›n›rlar› içinde bulunan mescidîn ad›-
    d›r. Hacda arefe günü arefe hutbesi bu mescitte okunur.
    MEŞ’AR-İ HARÂM
    Mekke’de, Arafat ile Mina aras›nda, Müzdelife’nin sonunda
    Kuzeh tepesinin civar›na verilen isimdir. Bu yer, sayg›n olmas›
    ve burada hacc›n şiarlar›ndan olan gecelemek, vakfe yapmak ve
    namaz k›l›p dua etmek gibi ibadetler yap›ld›ğ›ndan Meş’ar-› Haram
    diye isimlendirilmiştir (Bakara 2/198). Hz. Peygamber
    (a.s.), burada sabaha kadar kal›p dua etmiştir (Müslim, Hac,
    148). (bk. birinci bölüm Müzdelife k›sm›)
    MEŞÂİR (MEŞÂİRU’L-HACC)
    (bk. Menâsik)
    METAF
    Tavaf edilen yer anlam›na gelir. Mescid-i Haram içerisinde,
    Kâ’be’nin etraf›nda tavaf etmek için tahsis edilen yeri ifade eder.
    MÎKAT
    Harem Bölgesine veya Mekke’ye gelmek isteyen “Âfâkîlerin”
    ihrama girmeden geçemeyecekleri s›n›rlar› belirleyen noktalara
    denir.
    MİNA
    Mekke ile Müzdelife bölgesi aras›nda bulunan Harem s›n›rla-
    234
    r› içinde kalan bölgenin ad›d›r. Büyük, orta ve küçük cemreler
    buradad›r. Bayram günleri şeytan taşlama görevi burada yap›l›r.
    Hac ile ilgili kurbanlar burada kesilir. (bk. birinci bölüm Mina’da
    yap›lacak görevler k›sm›)
    MİZAB-I KÂ’BE
    bk. Alt›noluk.
    MUHRİM
    Hac veya umre ibadetini yapmak için “ihram”a giren kimseye
    ihramda bulunduğu sürede verilen isimdir (bk. İhram maddesi).
    MÜLTEZEM
    Hacer-i Esved’in bulunduğu köşe ile Kâ’be kap›s› aras›nda
    kalan k›sma denir. (bk. birinci bölüm Tavaf k›sm›)
    MÜZDELİFE
    İleri geçmek ve yaklaşmak anlam›ndaki “izdilâf” kökünden
    türeyen “Müzdelife”, Arafat ile Mina aras›nda Harem s›n›rlar›
    içinde bir bölgenin ad›d›r. Mina ile Müzdelife aras›nda “Muhass›
    r Vadisi”, Müzdelife s›n›rlar› içerisinde Kuzeh dağ› üzerinde
    “Meşar-i Harem” ad›nda bir tepe vard›r.
    Akşam ile yats› namaz› cem edilerek k›l›nd›ğ› için Müzdelife
    bölgesine “cem’” ( ) ismi de verilmiştir (Kurtubî, II, 421. İbn
    Kudâme, V, 283).
    RAVZA-İ MUTAHHARA
    Temiz bahçe demektir. Bu tâbir; Medîne’de Mescid-i Nebevî’de
    Peygamberimiz (a.s.)’in kabri ile minberi aras›ndaki bölüme
    denir. 10×20 = 200 metrekarelik bir aland›r. Peygamberimiz
    (a.s.) “Evimle minberim aras›, cennet bahçelerinden bir bahçedir”
    buyurmuştur. (Buhârî, Fadlü’s-Salat. 6).
    REMEL
    Sözlükte süratli gitmek, koşmak, bir şeyde ziyadelik, ilave gibi
    anlamlara gelen remel, dînî bir kavram olarak tavafta k›sa
    ْعْ”َ
    235
    ad›mlarla koşarak ve omuzlar› silkerek çal›ml› bir şekilde yürümek
    demektir. (bk. birinci bölüm Sa’y k›sm›)
    REMY-İ CİMAR
    Sözlükte remy atmak, ay›plamak ve yönelmek; cimar ise,
    çak›l taşlar› ve ateş koru, kor parçalar› demektir. Remy-i cimâr
    ise, taş atmak demektir. Dînî bir kavram olarak, haccedenlerin
    kurban bayram› günleri Mina’da, halk aras›nda şeytan diye isimlendirilen
    yerlere, usulüne uygun olarak, küçük taşlar atmalar›n›
    ifade etmektedir. (bk. birinci bölüm mina’da görevler k›sm›)
    RİDA
    Umre veya hac yapmak isteyen kimsenin ihrama girmek için
    mutat elbiselerini ç›kararak büründükleri iki parça havlu türü örtüden
    baş hariç vücudun belden yukar›s›n› örten k›sma denir.
    Belden aşağ›s›n› örten k›sma da “izâr” denir.
    İZAR
    bk. Rida
    RÜKN
    Sözlükte köşe ve bir şeyin asl› anlam›na gelen rükn, bir hac
    terimi olarak hac ve umre ibadetini meydana getiren ve yap›lmamas›,
    umre veya hacc› geçersiz k›lan temel menasik demektir.
    Ayr›ca Kâ’be’nin köşelerine de rükün denir. (bk. Kâ’be md)
    SAFA- MERVE
    Kâ’be’nin doğusunda bulunan iki tepenin isimleridir. Bugün
    Mescid-i Haram›n duvar› ile bitişik haldedirler. Hac menasikinden
    olan sa’y, bu iki tepe aras›nda yap›l›r.
    SA’Y
    Sözlükte çal›şmak, çal›ş›p kazanmak, gayret etmek, kastetmek,
    koşmak, yürümek gibi anlamlara gelen sa’y, dînî bir terim
    olarak, hac ve umre esnas›nda Kâ’be’nin doğusundaki Safâ ve
    Merve denilen iki tepeciğin aras›nda, Safâ’dan başlay›p Mer-
    236
    ve’de tamamlanmak üzere, yedi defa gidip gelmeyi ifade eder.
    (bk. birinci bölüm sa’y k›sm›).
    ŞAVT
    Sözlükte tur, bir turluk koşu, işin bir k›sm›, gaye, mesafe gibi
    anlamlara gelen şavt, dînî bir kavram olarak, tavafta Hacer-i
    Esved’den başlay›p Hatîmin d›ş›ndan Kâ’be’nin etraf›nda bir
    defa dolaşmay›; sa’yde ise, Safa ile Merve aras›ndaki her bir gidiş
    veya gelişi ifade eder. (bk. birinci bölüm Tavaf ve Sa’y k›-
    s›mlar›)
    TAHALLÜL
    Sözlükte haram iken helal olmak anlam›na gelen “tehallül”,
    ihram yasaklar›n›n sona ermesi, ihram’dan ç›kma demektir. İki
    tahallül vard›r. Kurban bayram›n›n birinci günü t›raş olduktan
    sonra birinci tahallül gerçekleşir. Bu durumda cinsel ilişki d›-
    ş›nda bütün ihram yasaklar› sona erer. Ziyaret tavaf›ndan sonra
    ikinci tehallül gerçekleşir. Bununla cinsel ilişki yasağ› da kalkar.
    TAKSİR
    Umre veya hac yapmak için ihrama giren kimsenin belli menasiki
    yapt›ktan sonra ihramdan ç›kmas› için saçlar›n› k›saltmas›-
    na denir.
    TAVAF
    Sözlükte bir şeyin çevresini dolaşmak, dönmek anlamlar›na
    gelen tavaf, dînî bir kavram olarak, Hacer-i Esved’in hizas›ndan
    başlayarak Kâ’be’yi sola almak suretiyle, yedi defa Kâ’be etraf›
    nda dönmek demektir. (bk. birinci bölüm Tavaf k›sm›)
    TEHLİL
    Dîn ›st›lah›nda, (Allah’tan başka ilah yoktur) anlam›ndaki “lâ
    ilâhe illâllah” tevhit cümlesini söylemeye denir.
    TEKBİR
    Dîn ›st›lah›nda, Allah en büyüktür, Allah her şeyden daha bü-
    237
    yüktür anlam›na gelen Allâh’ü ekber diyerek Allah’› azamet ve
    kibriya ile anmak demektir.
    TELBİYE
    Sözlükte emre icabet etmek anlam›na gelen “telbiye”, bir hac
    terimi olarak “lebbeyk” diye başlayan cümleleri söylemeye denir.
    TEŞRÎK TEKBİRİ
    Zilhiccenin 9-13. günlerinde farz namazlardan sonra
    cümlesini söylemeye denir.
    TEMETTU
    Sözlükte yararlanmak anlam›na gelir. Ayn› y›l›n hac aylar›nda
    önce umre yap›p ihramdan ç›kt›ktan sonra yeniden ihrama girip
    hac yapmaya temettu denir. (bk. giriş bölümü)
    TERVİYE
    Sözlükte suya kand›rmak anlam›na gelen terviye Zilhicce
    ay›n›n 8. günü, yani Kurban Bayram› arafesinden bir önceki güne
    denir.
    UDHIYYE
    Kurban bayram› günlerinde ibadet niyetiyle kesilen kurban
    demektir.
    UMRE
    Sözlükte ziyaret etmek, uzun ömürlü olmak, evi mamur etmek,
    bir yerde ikamet etmek, Allah’a kulluk yapmak, korumak
    ve mal çok olmak anlamlar›ndaki “a-m-r” kökünden türeyene
    “umre” bir hac terimi olarak belirli bir zamana bağl› olmaks›z›n
    ihrama girip tavaf ve sa‘y yapt›ktan sonra t›raş olup ihramdan ç›-
    karak yap›lan ibadete denir. (bk. … bölüm).
    VAKFE
    Sözlükte belirli bir yerde bir süre kalmak anlam›na gelen
    الْحَمْدُ وَ ِِ > اَكْ َُ اَ ُ > اَكْ َُ وَا ُ هَ اِلَّا ا ُ A لَااِل > اَكْ َُ اَ ُ > اَكْ َُ اَ ُ
    238
    “vakfe”; bir hac terimi olarak, hac yapma niyetiyle ihrama girmiş
    olan kimsenin Zîlhicce ay›n›n 9. günü öğleden sonra Arafat’ta
    ve ayn› gece Müzdelife’de bir müddet kalmas›d›r.
    ZEMZEM
    Kâ’be’nin doğusunda Yüce Allah’›n Hâcer ile oğlu İsmail’e
    ihsan ettiği suya denir.
    Temettu Hacc›na Göre
    HAC VE UMRE GÖREV TAKİP CETVELİ
  9. İhram Öncesi Haz›rl›k
    – Yak›nlar› ve çevresindekilerle helalleşir.
    – Gerekli vücut temizliği yap›l›r.
    – Yolda ve kutsal topraklarda kullan›lacak eşya haz›rlan›r.
  10. Umre İçin İhrama Girmek
    – Doğrudan Mekke’ye gidecek ise hava alanlar›nda veya mîkat
    s›n›rlar›n› geçmeden günlük elbiseler ç›kar›l›r “izâr” ve “ridâ”
    ya bürünülür.
    – Umreye niyet edilir ve telbiye getirilir.
    – İki rekat ihram namaz› k›l›n›r.
  11. Umrenin Tavaf›
    – Niyet edilerek tavafa Hacer-i Esved hizas›ndan başlan›r
    – Tavaftan sonra iki rekat namaz k›l›n›r.
  12. Umrenin Sa’yi
    – Tavaf namaz›ndan sonra Safâ’ya gidilir.
    – Kâ’be selamlan›p sa’ye niyet edilir.
    – Safâ-Merve aras›nda sa’y yap›l›r.
    – T›raş olup ihramdan ç›k›l›r.
  13. Hac İçin İhrama Girmek
    – Terviye Günü (8 Zilhecce) hac için haz›rl›k yap›l›r.
    239
    – Günlük elbiseler ç›kar›l›r “izâr” ve “ridâ”ya bürünülür.
    – Hacca niyet edilir ve telbiye getirilir.
    – İki rekat ihram namaz› k›l›n›r.
    – Vakit müsait olursa nafile bir tavaftan sonra hacc›n sa’yi
    yap›labilir.
  14. Arafat Vakfesi
    – Terviye günü kafile ile birlikte Arafat’a hareket edilir.
    – Arefe günü (9 Zilhicce) öğle vakti girince öğle ve ikindi namazlar›
    “cem-i takdim” ile k›l›n›r.
    – Namazdan sonra vakfe yap›l›r.
    – Güneş batt›ktan sonra kafile ile birlikte Müzdelife’ye hareket
    edilir.
  15. Müzdelife Vakfesi
    – Yats› vakti girince akşam ve yats› namazlar› “cem-i te’hîr”
    ile k›l›n›r.
    – Akabe Cemresi’ne at›lacak taşlar toplan›r. (Taşlar Müzdelife
    d›ş›nda bir yerden de toplanabilir)
    – Bayram›n birinci günü (10 Zihlhicce) Sabah namaz› k›l›nd›
    ktan sonra Müzdelife vakfesi yap›l›r.
    – Vakfeden sonra Mina’ya hareket edilir.
  16. Mina’daki Görevler
    – Bayram›n birinci günü çad›rlara yerleşilip dinlendikten sonra
    uygun zamanda gidip Akabe Cemresine (Büyük Şeytan’a) 7
    taş at›l›r
    – Kurban kesilir. (Kurban› k›ran ve temettu hacc› yapanlar
    keser. Kurbanlar, vekalet yolu ile İslâm Bankas›na kestirilmektedir.)
    – T›raş olup ihramdan ç›k›l›r. Böylece cinsel ilişki hariç ihram
    yasaklar› sona erer (İlk tehallül).
    – Mina çad›rlar›na dönülür veya Mekke’ye gidilir.
    240
  17. Farz Tavaf
    – Bayram›n birinci günü uygun bir zamanda farz tavaf yap›-
    l›r.
    – Önceden yap›lmam›ş ise hacc›n sa’yi yap›l›r. Böylece cinsel
    ilişki yasağ› da kalkm›ş olur.
  18. Bayram›n 2. ve 3. Günü Cemrelere Taş Atma
    – Bayram›n 2. günü zevalden sonra ertesi gün fecr-i sad›ğa
    kadar uygun bir zamanda s›ras›yla Küçük, Orta ve Büyük Cemrelere
    yedişer taş at›l›r.
    – Bayram›n üçüncü günü zevalden sonra ertesi gün fecr-i sad›
    ğa kadar uygun bir zamanda s›ras›yla Küçük, Orta ve Büyük
    Cemrelere yedişer taş at›l›r.
    – Mina’da kal›nd›ğ› takdirde Bayram›n dördüncü günü de zevalden
    sonra güneş bat›ncaya kadar uygun bir zamanda s›ras›yla
    Küçük, Orta ve Büyük Cemrelere yedişer taş at›l›r.
  19. Veda Tavaf›
    – Mekke’den ayr›lmadan önce veda niyetiyle bir tavaf yap›-
    l›r.
    241
    242
    MEZHEPLERE GÖRE HAC MENASİKİNİN HÜKÜMLERİ
    KONU HANEFÎLERE ŞAFİÎLERE MALİKÎLERE HANBELÎLERE
    GÖRE GÖRE GÖRE GÖRE
    Hacc›n hükmü Fevrî1 farz Terâhî2 farz Fevrî farz Fevrî farz
    Umrenin hükmü Sünnet Terâhî farz Sünnet Fevrî farz
    Hacca niyet (ihram) Şart Rükün Rükün Rükün
    Umreye niyet (ihram) Şart Rükün Rükün Rükün
    Mikatta ihrama girmek Vacip Vacip Vacip Vacip
    İhramdan hemen sonra telbiye getirmek Vacip Sünnet Vacip Sünnet
    İhramdan önce boy abdesti almak Sünnet Sünnet Sünnet Sünnet
    İhramdan önce güzel koku sürünmek Sünnet Sünnet Sünnet Sünnet
    İfrad ve K›ran hacc› yapanlar›n kudüm Sünnet Sünnet Vacip Sünnet
    tavaf› yapmalar›
    Tavafa niyet etmek Şart Sünnet Vacip Sünnet
    Tavafa Hacer-i Esved’den başlamak Vacip Şart Vacip Şart
    Teyamün Vacip Şart Şart Şart
    Gücü yetenin tavaf› yürüyerek yapmalar› Vacip Sünnet Vacip Şart
    Tavaf yaparken abdestli olmak, Vacip Şart Şart Şart
    cünüp veya âdetli olmamak
    Tavaf› yaparken, beden, elbise ve Sünnet Şart Şart Şart
    metaf›n temiz olmas›
    Tavaf› Hatim’in d›ş›ndan yapmak Vacip Şart Şart Şart
    243
    Tavaf› Mescid-i Haram içinde yapmak Şart Şart Şart Şart
    Tavaf› yedi şavta tamamlamak Vacip Şart Şart Şart
    Tavaf›n şavtlar›n› peş peşe yapmak Sünnet Sünnet Vacip Vacip
    Tavaf esnas›nda avret yerlerini örtmek Vacip Şart Şart Şart
    Tavaf namaz› k›lmak Vacip Sünnet Vacip Sünnet
    Umre tavaf› Rükün Rükün Rükün Rükün
    Hac ve umrenin sa’yi Vacip Rükün Rükün Rükün
    Sa’yin tavaftan sonra yap›lmas› Vacip Şart Vacip Şart
    Sa’ye niyet etmek Vacip Şart Şart Şarta
    Sa’ye Safa’dan başlay›p Vacip Şart Şart Şart
    Merve’de bitirmek
    Gücü yetenin sa’yi yürüyerek yapmas› Vacip Sünnet Vacip Şart
    Sa’yi yedi şavta tamamlamak Vacip Şart Şart Şart
    Sa’yin şavtlar›n› peş peşe yapmak Sünnet Sünnet Şart Şart
    Umreden ç›kmak için saçlar› Vacip Rükün Vacip Vacip
    k›saltmak veya t›raş etmek
    Arefe gecesini Mina’da geçirmek Sünnet Sünnet Sünnet Sünnet
    Arafat Vakfesi Rükün Rükün Rükün Rükün
    Arafat vakfesinin zaman› Arefe günü zeval- Arefe günü zeval- Arefe günü zeval- Arefe günü zevalden
    sonra bayra- den sonra bayra- den sonra bayra- den sonra bayram›
    n 1. günü fecr-i m›n 1. günü fecr-i m›n 1. günü fecr-i m›n 1. günü fecr-i
    sad›ğa kadar sad›ğa kadar sad›ğa kadar sad›ğa kadar
    Arafat’ta gün bat›m›na kadar beklemek Vacip Sünnet Vacip Sünnet
    244
    Müzdelife’de akşam ve yats› namazlar›n› Vacip Sünnet Sünnüt Sünnet
    yats› vaktinde birleştirerek k›lmak
    Müzdelife vakfesi Vacip Vacip Vacip Vacip
    Cemrelere taş atmak Vacip Vacip Vacip Vacip
    Hacda t›raş olmak veya saçlar› k›saltmak Vacip Rükün Vacip Vacip
    T›raş edilecek veya k›salt›lacak En az dörtte biri En az üç tel Tamam› Tamam›
    saç›n miktar›
    Cemrelere taş atma, kurban kesme Sünnet (Ebû Sünnet Sünnet Sünnet
    ve t›raş olma aras›ndaki tertibe /s›raya Hanîfe’ye göre
    uymak vacip)
    Ziyaret tavaf› Tavaf›n ilk dört Rükün Rükün Rükün
    şavt› rükün, son
    üç şavt› vacip
    Ziyaret tavaf›n›n bayram›n ilk üç Sünnet (Ebû Sünnet Sünnet Sünnet
    gününde yap›lmas› Hanîfe’ye göre
    vacip)
    Ziyaret tavaf›n› Akabe Cemresine Sünnet Sünnet Vacip Sünnet
    taş att›ktan sonra yapmak
    Bayram›n 2. ve 3. günün gecelerini, Sünnet Vacip Vacip Vacip
    eğer kalacak ise 4. günün gecesini
    Mina’da geçirmek,
    Veda tavaf› Vacip Vacip Sünnet Vacip
    Kurban bayram› günlerinde umre Tahrimen Hac görevini Geçersiz Kerahetsiz
    245
    yapmak mekruh tamamlamak geçerli
    şart›yla geçerli
    Küçük, orta ve büyük cemrelere Sünnet Vacip Vacip Vacip
    s›ras›yla taş atmak
    1 Fevrî, hacc›n veya umrenin imkân elde edildiği y›l geciktirilmeden hemen yap›lmas› demektir.
    2 Terâhî, hacc›n veya umrenin imkân elde edildiği y›l hemen yap›lmas› zorunlu olmay›p, daha sonraki y›llarda da
    yap›lmas› demektir
    246
    BİBLİYOGRAFYA
    Abdülğanî el-Mekkî, Hüseyin b. Muhammed Sa’îd, İrşâdü’s-
    Sari ilâ Menasiki Molla Ali el-Kârî, Birinci Bask›, Beyrut,
    1998.
    Abdürrezzak, b. Hemmâm Ebû Bekir es-Sanânî, el-Musannef,
    Thk. Habîbürrahmân el-A’zamî, el-Mektebetü’l-İslâmî,
    Beyrut, 1970.
    Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, Çağr› Yay›nlar›, İstanbul, 1981.
    Ali el-Kâri, el-Meslekü’lMatekass›t fî’l-Menseki’l-Mütevass›t
    Dâru’l-kütübi’l-Ilmiyye, Beyrut, 1998. (Abdülğani el-
    Mekkî’nin İrşâdü’s-Sârî adl› eseri ile bir arada)
    Bâşnefer, Sa’îd b. Abdülkadir, el-Haccü ve’l-Umre, Beyrut,
    2003.
    Beydâvî, Ebû Saîd Abdullah b. Ömer, Envâru’t-Tenzîl ve Esrâru’t-
    Te’vîl, (Mecmûatün Mine’t-Tefâsîr içinde), İstanbul,
    bask› tarihi yok.
    Beyhakî, Ahmed b. Hüseyin, es-Sünenü’l-Kübrâ, Daru’l-Kütübi’l-
    İlmiyye, Birinci bask›, Mekke, 1994.
    Buhârî Muhammed b. İsmail, el-Câm’u’s-Sahîh, Çağr› Yay›nlar›,
    İstanbul, 1981.
    Cezirî Abdurrahman, Kitabü’l-F›kh ale’l-Mezahibi’l-Erbaa.
    Çağr› Yay›nlar›, İstanbul, 1987.
    Çubukçu Asri, “Ebû Lübâbe el-Ensârî”, Türkiye Diyanet Vakf›
    İslâm Ansiklopedisi, İstanbul, 1994.
    Darekutnî, es-Sünen, bask› yeri ve tarihi yok.
    Dârimî, Abdullah b. Abddurrahman, es-Sünen, Çağr› Yay›nlar›
    İstanbul, 1981.
    247
    Dimyatî, Seyyid el-Bekri Muhammed Şeta, İânetü’t-Talibin,
    Dâru İhyâi’t-Türasi’l-Arabi, 4. Bask›, Beyrut, tarihsiz.
    Ebû Dâvûd, Süleyman b. Eş’as, es-Sünen, Çağr› Yay›nlar› İstanbul,
    1981.
    Ebû Zehra, Muhammed, İslâm Hukuku Metodolojisi, Çeviri;
    Abdülkâdir Şener, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi
    Yay›nlar›, birinci bask›, Ankara, 1973.
    Hakim, Muhammed b Muhammed en-Neysâburî, el-Müstedrek
    alâ’s-Sahîhayn, Birinci bask›. Beyrut, 1990.
    Halebî, İbrahim b. Muhammed b. İbrahim, Mülteka’l-Ebhur,
    thk. Vehbi Süleyman Ğavucî el-Elbanî, Beyrut, 1989.
    Hattâbî, Me’âlimü’s-Sünen, (Ebû Dâvud’un es-Sünen’i ile birlikte)
    Çağr› Yay›nlar›, İstanbul, 1981.
    Hâzin, Alâüddîn Ali b. Muhammed b. İbrahîm, Lübâbü’t-Te’vîl
    fî Meânî’t-Tenzîl, (Mecmûatün mine’t-Tefâsîr içinde), İstanbul,
    bask› yeri yok.
    İbn Abidin, Muhammed b. Emin, Reddü’l-Muhtar ale’d-Dürri’l-
    Muhtâr Şerhu Tenvîri’l-Ebsâr, Kahraman Yay›nlar›,
    İstanbul 1984.
    İbn Hibbân, es-Sahîh. Tertib, el-Emîr Alâüddîn Ali b. Belbân
    el-Fârisî, (el-İhsân fî Takrîbi Sahîhi İbn H›bbân) Thk. Şuayb
    el-Anavut. Müessesetü’r-Risâle, Beyrut, 1993.
    İbn Hümâm, Kemâleddîn Muhammed b. Abdülvâhid, es-Sivâsî,
    Fethü’l-Kadîr alâ’l-Hidayeti Şerhu Bidâyeti’l-Mübtedî,
    thk. Abdürrazak Galib el-Mehdî, Dâru’l-Kütübi’l-İlmiyye,
    Birinci bask›, Beyrut, 1995.
    İbn Kudâme Muvaffaku’ddîn Ebû Abdullah b. Ahmed b. Muhammed,
    el-Muğnî, (el-Makdisî’ye ait eş-Şerhü’l-Kebir
    ile birlikte) thk. Muhammed Şerefüddin Hattab, es-Seyyid
    Muhammed es-Seyyid, Dârü’l-Hadis, Birinci bask›, Kahire
    1416/1991.
    248
    İbn Mâce, Muhammed b. Yezîd el-Kazvînî, es-Sünen, Çağr›
    Yay›nlar› İstanbul, 1981.
    İbn Nüceym, Zeynüddîn, Bahrü’r-Râik, İlmiye Matbaas›, Kahire,
    1311.
    İbn Rüşd, Ebû’l-Velîd Muhammed b. Ahmed b. Muhammed b.
    Ahmed, Bidâyetü’l-Müctehid ve Nihayetü’l-Muktes›d,
    thk. Abdülhalim Muhammed, Abdurrahman Hüseyin Muhammed,
    Dâru’l-hadis, Kahire tarihsiz.
    Kâmil Miras, Sahih-i Buhari Tecrid-i Sarih Terceme ve Şerhi
    Diyanet İşleri Başkanl›ğ› Yay›nlar›, üçüncü bask›, Ankara,
    1972.
    Kâsânî, Alâüddîn Ebû Bekr b. Mes’ûd, Bedâi’u’s-Sanâî fî Tertîbi’ş-
    Şerâi’, Dâru’l-Kütübi’l-Arabî, İkinci bask›, Beyrut,
    1982.
    Keşnâvî, Ebu Bekir b. Hasan, Eshelü’l-Medârik Şerhu İrşâdi’s-
    Salik fî F›khi İmami’l-Eimmeti Mâlik, Dâru’l-Kütübi’l-İlmiyye,
    birinci bask›, Beyrut, 1995.
    Kinanî, İzzüddîn b. Cemaa, Hidayetü’s-salik ila’l-Mezahibi’l-
    Erbaa Fi’l-Menasik Beyrut, 1994.
    Kurtubî, Ebû Abdullah Muhammed b. Ahmed el-Ensârî, el-Câmi’
    li-Ahkâmi’l-Kur’ân, Dâru İhyâi’t-Türâsî’l-Arabî,
    Beyrut, tarihsiz.
    Makdisî, İbn Kudame,Muhammed Muvaffakuddîn Abdullah,
    el-Kâfî fî F›khi’l-İmami’l-Mübeccel Ahmed b. Hanbel, II,
  20. el-Mektebü’l-İslâmî, beşinci bask›, Beyrut, 1988.
    Mâlik b. Enes el-Esbahî, el- Müdevvenetü’l- Kübrâ, Beyrut,
    1999.
    Mergînânî, Burhanüddîn Ebû’l-Hasan, Ali b. Abî Bekr b Abdi’l-
    Celîl, el-Hidâye, Bask› yeri ve tarihi yok.
    Mevsîlî, Abdullah b. Mahmud b. Mevdûd, el-İhtiyâr li-ta’lîli’l-
    Muhtâr, I, 181, thk. Şeyh Züheyr Osman el-Cüayd, Dâ-
    249
    ru’l-Erkâm, Beyrut, tarihsiz
    Meydanî, Abdülğanî el-Guneymî, el-Lübab fi Şerhi’l-Kitab, 2.
    bask›, Beyrut 1996.
    Münâvî, Muhammed Abdurraûf, Feyzü’l-Kadîr Şerhu’-l-Câmiu’s-
    Sağîr, M›s›r, 1938.
    Müslim b. Haccâc, el-Câmi’u’s-Sahîh, Çağr› Yay›nlar› İstanbul,
    1981.
    Nesâî, Ahmed b. Şuayb, es-Sünen, Çağr› Yay›nlar› İstanbul,
    1981.
    Nesefî, Ebû’l-Berekât Abdullah b. Ahmed b Mahmûd, Medâriku’t-
    Tenzîl ve Hakâiku’t-Te’vîl, (Mecmûatün Mine’t-Tefâsîr
    içinde), İstanbul, bask› tarihi yok.
    Nevevî Muhiddîn Yahya b. Şeref, el-Mecmu’ Dârü İhyâi’t-Türasi’l-
    Arabî, Beyrut, 1995.
  • Kitâbü’l-Îzâh fî Menâsiki’l-Hacc› ve’l-Umre, Dâru’l-Be
    şâiri’l-İslâmiyye, Beyrut, 1994.
    Râğ›b el-Isfehânî, Ebû’l-Kâs›m Hüseyin b. Muhammed, el-Müfredât
    fî Garîbi’l-Kur’ân, thk. Muhammed Seyyid Kîylânî,
    M›s›r, 1961.
    Semerkandî, Alâüddîn, Tuhfetü’l-Fukahâ, Dâru’l-kütübi’l-İlmiyye,
    Birinci bask›, Beyrut, 1984.
    Serahsî, Şemsüddîn el-Mebsut. Dârü’l-Marife. Beyrut, tarihsiz.
    Şevkânî, Muhammed b. Ali, Neylü’l-Evtâr, Bask› yeri ve tarihi
    yok.
    Şîrâzî, Ebû İshâk, el-Mühezzeb.Dâru’l-kalem-Daru’ş-Şâmiyye,
    Birinci bask›, D›maşk, 1992.
    Şirbînî, Şemsüddîn Muhammed b. Muhammed el-Hatîb, el-
    Muğni’l-Muhtâç ilâ Ma’rifeti Me’ânî’ Elfâz›’l-Min hâc,
    thk., Ali Muhammed Muavvad ve Adil Ahmed el-Mevcûd,
    Dâru’l-Kütübi’l-İlmiyye, birinci bask›, Beyrut, 1994.
    250
    Taberî Abdullah b. Cerîr, Câmiu’l-Beyân an Te’vîli Âyi’l-
    Kur’an, Beyrut, 1988.
    Tirmizî, Muhammed b İsa, es-Sünen, Çağr› Yay›nlar›, İstanbul,
    1981.
    Vehbe ez-Züheylî, el-F›khü’l-İslâmî ve Edilletüh, Dimaşk,
    1997.
    Yaz›r Hamdi, Hak Dini Kur’ân Dili, Eser Neşriyat, İstanbul,
    1971.
    251
    252
    253
    254